DÜNYA - 30 Nisan 2026 Perşembe 13:24 | Son Güncelleme : 30 Nisan 2026 Perşembe 13:33

ABD'nin Almanya'nın 20 farklı bölgesinde yaklaşık 39 bin askeri bulunuyor

A
A
A
ABD'nin Almanya'nın 20 farklı bölgesinde yaklaşık 39 bin askeri bulunuyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya Başbakan Friedrich Merz ile yaşadığı gerilim sonrası ABD askerlerinin sayısını azaltmayı planladığı Almanya'da 20 farklı bölgede yaklaşık 39 bin ABD askeri bulunuyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki gerilim, iki ülke ilişkilerini yeni bir boyuta taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Almanya'da konuşlu askeri birliklerinin sayısının azaltılması ihtimalini değerlendirdiğini ve kararın kısa sürede verileceğini belirtti. Trump'ın bu tehdidi sonrası gözler Almanya'daki ABD askeri varlığına çevrildi. ABD'nin Orta Doğu gibi dünya çapındaki operasyonlarını gerçekleştirdiği askeri üslerin bulunduğu Almanya'daki bu tesisler, asker, silah, gemi ve uçakların sevkiyatına, insansız hava araçları (İHA) kontrolüne ve yaralı askerlerin tedavisine ev sahipliği yapıyor.
Nisan 2026 verilerine göre, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Almanya'nın 20 farklı bölgesindeki askeri tesislerinde yaklaşık 39 bin askeri görev yapıyor. Bu sayı kısmi rotasyonlar veya tatbikatlar gerekçesiyle zaman zaman azalıyor veya artıyor. Ramstein Hava Üssü, ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM) ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM), Almanya'da en çok ABD askerlerinin olduğu askeri tesisler olarak öne çıkıyor.

ABD dışındaki en büyük ABD askeri hava üssü: Ramstein

Almanya'daki ABD askeri varlığında ise bazı tesisler daha fazla öne çıkıyor. Almanya'daki ABD askerlerinin konuşlandırıldığı en önemli askeri tesis ise Ramstein Hava Üssü. 1973'ten beri ABD Hava Kuvvetleri'nin Avrupa karargahı olarak hizmet veren üs, ABD dışındaki en büyük ABD askeri hava üssü konumunda. NATO, ittifakın füze savunmasını ve uzay gözetimini buradan kontrol ediyor. Ramstein, ABD silahlarının ve birliklerinin Avrupa, Asya ve Orta Doğu'ya taşınması için en önemli merkez konumunda ve Ukrayna'ya silah teslimatı için önemli tesis olmaya devam ediyor. Üs ayrıca ABD insansız hava aracı operasyonları için de büyük öneme sahip. Aralarında birçok Alman'ın da bulunduğu yaklaşık 9 bin asker ve sivil çalışan burada görev yapıyor. Kendilerine ait okulları, sosyal alanları, alışveriş merkezleri, posta ve polis sistemi olan ve alışverişlerde zorunlu olarak ABD doları kullanılan tesis "Küçük ABD" olarak biliniyor.

ABD dışındaki en büyük ABD askeri eğitim alanı: Grafenwöhr

Almanya'nın Bavyera eyaletindeki Grafenwöhr askeri üssü de önemli merkezlerden biri konumunda. Büyüklüğü 230 kilometrekareden fazla olan üs, ABD dışındaki en büyük ABD askeri eğitim alanı olarak biliniyor. ABD Ordusu'nun yönetimi altında olan tesis, 1993'ten beri NATO müttefikleri birliklerinin eğitim alanı durumunda. ABD Savunma Bakanlığı, Grafenwöhr tesislerini en modern eğitim alanlarından biri haline getirmek için yaklaşık 1,2 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. 2026 yılı itibarıyla burada yaklaşık 13 bin 500 asker konuşlandı. Rusya savaşından bu yana Ukrayna Silahlı Kuvvetleri de burada eğitim görüyor. Grafenwöhr, aynı zamanda ABD Askeri Polisi'nin Avrupa karargahına da ev sahipliği yapıyor.

EUCOM ve AFRICOM

Almanya'nın Stuttgart ve Wiesbaden şehirleri ise ABD'nin Avrupa (EUCOM) ve Afrika (AFRICOM) askeri operasyonları için muharebe komutanlıklarının ana üslerine ev sahipliği yapıyor. Örneğin 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Taliban hükümetini devirmek için 7 Ekim'de Afganistan'a karşı başlattığı "Kalıcı Özgürlük Operasyonu" buradan koordine edildi. Wiesbaden ayrıca ABD Kara Kuvvetleri'nin Avrupa'daki karargahına da ev sahipliği yapıyor.
Büchel kasabası yakınlarındaki Alman Hava Kuvvetleri Üssü ise, Alman hükümeti tarafından sipariş edilen 35 adet ABD yapımı F-35 savaş uçağını barındırmak üzere modernize ediliyor. F-35 kampüsü olarak adlandırılan bu yer, tamamen ABD askerlerinin kontrolü altında. Büchel askeri üssü aynı zamanda NATO'nun nükleer paylaşım düzenlemelerinin bir parçası olarak, ABD nükleer silahlarının depolanabileceği Almanya'daki tek yer olarak biliniyor.

ABD dışındaki en büyük askeri hastane: Weilerbach

Kaiserslautern yakınlarındaki Weilerbach ABD Askeri Hastanesi ise, 2029'da tamamlandığında dünya genelindeki tüm operasyon bölgelerinden gelen yaralı ABD askerlerini tedavi edecek. Yaklaşık 2 milyar dolarlık maliyeti olacağı tahmin edilen hastane, ABD dışındaki en büyük askeri hastane olacak.

ABD askerlerinin Almanya'daki ekonomik etkisi

ABD birlikleri, üslerin çevresindeki bölgeler için önemli bir ekonomik faktör durumunda. Yaklaşık 39 bin ABD askeri ve ailelerinden oluşan 100 binin üzerindeki nüfus, askeri tesislerin bulunduğu bölgeler için önemli bir ekonomik getiri oluşturuyor. Binlerce yerel işçi, ABD ordusu tarafından istihdam ediliyor ve özellikle Baden-Württemberg ve Bavyera başta olmak üzere birçok eyalette binlerce iş kolu ABD birlikleri bağlamında faaliyet gösteriyor. Ramstein Hava Üssü, tek başına bölgesel ekonomi için yıllık olarak yüz milyonlarca euro tutarında ücret, maaş, kira ve sözleşme geliri sağlıyor. ABD dışında en büyük ABD askeri hastanesinin 2029 yılında tamamlanması sonrası Weilerbach, sağlık başta olmak üzere önemli sektörlerde birçok Alman için iş fırsatına dönüşecek.

Trump ilk başkanlık döneminde de Almanya'dan asker çekme kararı almıştı

ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya'daki askerlerini geri çekme hamlesi yeni değil. Trump ilk başkanlık dönemi olan 2017-2021 yılları arasında da Almanya'daki ABD'li asker sayısını azaltma kararını açıklamıştı. Söz konusu dönemde Trump, Almanya'daki 35 bin askerinden 12 binini geri çekmek istediğini duyurmuş, bunlardan bazılarının diğer Avrupa ülkelerine kaydırılmasının planladığını bildirmişti. Trump, asker çekme kararına ise Almanya'nın NATO kapsamındaki yetersiz askeri harcamalarını gerekçe göstermişti. Ancak Trump'ın halefi Joe Biden göreve geldikten sonra söz konusu planları durdurmuştu.

ABD-Almanya arasındaki son gerilim

ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya'daki askeri varlıklarını azaltmayı değerlendireceği açıklaması, Başbakan Merz ile son günlerde yaşadığı gerilime dayanıyor. Almanya Başbakanı Merz, geçen hafta "ABD, İran yönetimi tarafından aşağılanıyor" açıklamasını yapmış, ardından ABD'nin İran savaşından bir çıkış stratejisi olmadığı eleştirisinde bulunmuştu. Trump ise Merz'e "Ne dediği hakkında hiçbir fikri yok" karşılığını vermiş, Almanya Başbakanı'nı İran'ın nükleer silahlara sahip olmasını hoşgörmekle suçlamıştı.

İlhan Atasoy  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Oto tamirhanesindeki silahlı saldırı failleri yakalandı Bursa’nın İnegöl ilçesinde oto tamircisine düzenlenen silahlı saldırıda tamir için aracını getiren hasmını tüfekle vurarak ağır yaralayan şüpheli tutuklandı. Olay saat 13.30 sıralarında Sinanbey mahallesi 22. Metal sokakta faaliyet gösteren bir işyerinde meydana geldi. 5 yıl. Önce Ahmet D.(51) İle Ergün Ş.(50) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kavga çıkmıştı. Kavgada Ahmet D. Ergün Ş.’yi darp etmişti. Bu olaydan sonra kinlenen Ömer İsa Ş.(17)’yi babasını darp eden şüpheliyi oto tamircisinde gördü. Geri dönen Ömer İsa Ş., tüfek alıp arkadaşı Alparslan C.(18)’nin kullandığı araçla oto tamircisi önüne geldi. Ömer Ş. Elindeki tüfekle Ahmet D.(51)’ye tüfekle defalarca ateş etti. Saldırı sırasında araç sahibi Ahmet D.(51) bacaklarına isabet eden saçmalar nedeniyle kanlar içinde kalarak yere yığıldı. Şüpheliler geldikleri araçla ile kaçtılar. Yaralı olay yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı ilk tedavinin ardından Ambulansla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve araştırma hastanesine sevk edildi. Olayın ardından hakarete geçen Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri şüpheliler Ömer İsa Ş. ile Alparslan C.’yi yakalayarak gözaltına aldılar. Ömer İsa Ş.’nin İfadesinde, "Benim babamı 5 yıl önce darp edip uzun süre yürümesini engellemişti. Bende o şahsı yaralamayı kafama koydum. Olay günü onu görünce tüfekle ateş ettim." dediği öğrenildi. 2 şüpheli de sorgulamaların ardından adliyeye sevk edildiler. Şüphelilerden Ömer İsa Ş. (17) mahkemece tutuklanırken, Alparslan C. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Aydın Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
İzmir Zeytin sektörünün büyük buluşması İzmir’de başladı İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını ziyaretçilere açtı. Üretimden sofraya uzanan dev buluşmanın önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" dedi. İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 100’ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımı ile Fuar İzmir’de başladı. 2 Mayıs’a kadar çeşitli etkinliklerle devam edecek olan fuarın açılışına CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, EBSO Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkan Yardımcısı İzzet Şanlı, bürokratlar, akademisyenler, sektör profesyonelleri katıldı. "Değerini bulmasını sağlamamız gerekiyor" Dünyanın en güzel zeytinyağının bu topraklarda üretildiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İnsanların ilk yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. Sahip olduğumuz bu değeri anlamak, bilmek, hakkını vererek bunu işlemek, emeğe, ürüne, markaya dönüştürmek ve değerini bulmasını sağlamak gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir anlamda İzmir’e görev olarak verdiği fuarlar şehri kimliğini düşününce böyle bir fuara ev sahipliği yapmak da en çok şehrimize yakışırdı. Görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz" dedi. "Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti. Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, "Türkiye’de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye’nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" dedi. "Bunlar boş sözler değil" Zeytin Konseyi’ne sahip olduklarını, herkesin destek olabileceğini söyleyen Tugay, markalaşmanın da irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tugay, "Ürettiğimiz ürünleri başka ülkelere markasız olarak toplu ihraç ediyoruz. Onlar marka haline getiriyor. Kendi ürünleri olarak satıyor. Bizim 1 liraya sattığımız şeyi onlar 5-10 liraya satıyor" dedi. Geçen yıl kooperatiflere 694 milyon lira destek verdiklerini söyleyen Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Ben bu ülkenin bir evladı olarak bu görevin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zamanlar bu ülkenin başka evlatları burada olacaklar. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" şeklinde konuştu. "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz" CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise, "Türkiye’de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye’de üretilen ancak markalaşamayan ürünlere vurgu yapan Solakoğlu, "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Çok çalışıp para kazanmamamızın da en büyük sebebi, biz hiçbir zaman desteklenmiyoruz. Zeytinyağımızı, peynirimizi markalaştıramamışız, hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Bu konuda hiçbir destek yapılmıyor" diye konuştu. Solakoğlu, Türk mutfağının dünyada tanıtılması gerektiğini söyledi. 100’ün üzerinde katılımcı Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları oluşturmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 100’ün üzerinde katılımcının yer aldığı fuarda, Türkiye’nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan katılımcılar da bulunuyor. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunuyor. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Fuar, zengin etkinlik programıyla da dikkat çekiyor. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak.