SPOR - 05 Mart 2023 Pazar 22:17

Aboubakar, Beşiktaş’taki üçüncü döneminde ilk golünü kaydetti

A
A
A
Aboubakar, Beşiktaş’taki üçüncü döneminde ilk golünü kaydetti

Vincent Aboubakar, Beşiktaş’taki üçüncü dönemindeki ilk golünü kaydetti.


Spor Toto Süper Lig’in 24. haftasında sahasında karşılaştığı Ankaragücü’nü 2-1’lik skorla mağlup etti. Bu maçta takımının ikinci golünü kaydeden Vincent Aboubakar, siyah-beyazlı forma ile üçüncü dönemdeki ilk golüne ulaşmış oldu.
Kamerunlu santrfor siyah-beyazlı forma ile ilk kez transfer olduğu 2016-2017 sezonunda 12 gol, 4 asist kaydederken, ikinci dönemi olan 2020-2021 sezonunda ise 15 gol atıp 8 de asist yapmıştı.

Yunus Kılıç - Samet Yalçın
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, "Erzurum zor bir deplasmandır. Ama bu zorluk hava şartlarından değil, sahadaki mücadeleden kaynaklanacaktır" Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, Erzurum’da kar yağışından dolayı son 10 yılda ertelenen bir maç olmadığını belirterek, "Buna rağmen dışarıda sürekli bir "zor deplasman, hava şartları" algısı oluşturuluyor. Birileri "Süper Lig’in en zor deplasmanlarından biri Erzurum" diyor. Evet, Erzurum zor bir deplasmandır. Ama bu zorluk hava şartlarından değil, sahadaki mücadeleden kaynaklanacaktır" dedi. Ligin başından sonuna kadar her maçı adeta bir final gibi oynayan Erzurumspor’un, ortaya koyduğu mücadele, inanç ve karakterle ligi şampiyon olarak tamamladığını ifade eden Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda "Bu başarı, uzun süredir verilen emeğin, sabrın ve doğru adımların bir sonucudur. Erzurumspor her zaman var olmaya devam edecektir. Bu büyük başarıda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Zaman zaman paylaşımlarımızla, mikrofon başında, televizyon ekranlarında ve sosyal medyada bu teşekkürleri dile getiriyoruz. "Ben Erzurumluyum" diyen, Erzurumspor’u gönülden destekleyen, maçına gelen ya da gelemeyen, televizyon başında izleyen ya da telefonundan takip eden herkes bu gururu hak etmiştir. Bu şampiyonluk coşkusunun ve duygusunun herkesi saracağına ve herkese yeteceğine inanıyorum. Spor bir çatıysa, bir gök kubbeyse, onun altında bütün Erzurumlular sığar. Kimseyi ötekileştirmeden, farklı düşünceleri ve yorumları dışlamadan herkesin bu coşkuyu yaşaması gerekir. Bu gurur Erzurum’un gururudur. Bu şampiyonluk tüm Erzurumlulara hayırlı olsun, uğurlu olsun" dedi. "Kulübe değil kendilerine faydalı oluyorlar Erzurumspor’a zor günlerinde katkı veren, vermeyen, veremeyen; iyi günlerinde yanlarında olan, olmayan; her şartta destek sunan herkese teşekkür ettiklerini vurgulayan Dal, " Çünkü ben her zaman şuna inandım: eğer ortada bir başarı varsa, bu başarıyı herkesin sahiplenmesi gerekir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, işimizin hiç de kolay olmadığını da özellikle ifade etmek isterim. Erzurumspor’un ihtiyaçları her geçen gün artarken, verilen desteklerin daha planlı ve daha faydalı alanlara yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar, afişler ve çeşitli çalışmalar için emek veren herkese de teşekkür ediyorum. Fakat şunu da belirtmek zorundayım. Bu tür çalışmalar çoğu zaman kulübe doğrudan katkıdan ziyade bireysel görünürlük sağlayabiliyor. Oysa biz istiyoruz ki, bu destekler Erzurumspor’un kasasına, futbolcusunun primine, deplasman giderlerine ve kulübün gerçek ihtiyaçlarına dönüşsün. Bu güne kadar bu anlamda arzu ettiğimiz düzeyde bir yapı maalesef oluşmadı" şeklinde konuştu. "Taraftarımızdan zaman zaman haklı serzenişler duyduk" Sezona Serkan Özbalta ile başladıklarını hatırlatan Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, " Evimizde oynadığımız maçlarda, son dakikalarda yediğimiz goller nedeniyle puan kayıpları yaşadık. Öne geçtiğimiz halde 3-3 berabere bitirdiğimiz karşılaşmalar oldu. Deplasmanda da beklemediğimiz beraberlikler ve puan kayıpları yaşayınca, doğal olarak büyük Erzurumspor taraftarımızdan zaman zaman haklı serzenişler duyduk. Ancak biz, onların takımımızın daha iyi olmasını isteyen iyi niyetini her zaman bildik. Biz de bu kulübü sadece bugünü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönettiğimiz için, anlık reaksiyonlarla karar vermedik. Geçmişte çok sayıda teknik direktör değişikliği yaşayan Erzurumspor gerçeğini göz önünde bulundurarak, benim başkanlığım döneminde üç buçuk yıllık süreçte; yaklaşık iki buçuk yıl Hakan Kutlu ile, ardından bir buçuk yıl Serkan Özbalta ile çalıştık. Bu süreç bize şunu açıkça gösterdi: İstikrar başarıyı getirir. Bugün baktığımızda, bizden üç dört kat, hatta beş kat daha fazla bütçelerle yola çıkan kulüplerin; sezon başında başka bir teknik direktörle, başka bir kadroyla başladığını, transfer döneminin ortasında bile kadrolarını değiştirdiğini görüyoruz. 5-10 hafta içinde yeni hocaların geldiğini, "bu takımı ben kurmadım" diyerek süre istendiğini, devre arasında ise tamamen yeni oyuncuların talep edildiğini hepimiz biliyoruz" diye konuştu. "Erzurumspor’da başarı istikrarı getirdi Bu durumun her lig için geçerli olduğunu anlatan Dal, "Sadece bizim ligimizde değil, Süper Lig dahil birçok ligde yaşanıyor. Bazen bir-iki mağlubiyet sonrası bile teknik direktör değişikliğine giden takımlar var. Ama şunu net gördük ki; bu sürekli değişim başarı getirmiyor. Biz Erzurumspor’da daha önce de şahit olduk. İstikrar başarı getiriyor. Bu sezon da bunun karşılığını aldık. Elbette teknik direktör değişikliği sadece saha içi bir karar değildir. Her değişiklik; tazminat yükü, yeni teknik ekibin maliyeti, adaptasyon süreci ve kulübü tanıma zamanı gibi ciddi ekonomik ve sportif yükler getirir. Bunlar kolay süreçler değildir. Futbolda başarı istikrardan geçer. Ancak zaman zaman da işler kötü gittiğinde değişiklik yapmak gerekebilir. Biz bu süreçte sabırlı davrandık. Taraftarımızın önemli bir kısmı da bu sabrı bizimle birlikte gösterdi. Ve sonunda bu istikrarın karşılığını aldık. Erzurumspor’umuz, 1. Lig tarihindeki en yüksek puanına ulaşarak sezonu şampiyon tamamladı" dedi. "Biz işimize baktık, sahaya odaklandık" Basit ve sıradan kulüpler gibi hareket etmenin, uzun vadede Erzurumspor’a itibar kaybettireceğini anlatan Başkan Dal, sözlerini şöyle sürdürdü "Bugün Erzurumspor, bu ligde mücadele ederken aslında bir Süper Lig takımı kimliğiyle sahaya çıktığını herkese göstermiştir. Bu süreçte tabii ki çok ciddi baskılar altında kaldığımız dönemler oldu. Özellikle Iğdır maçında benim şahsen yaşadığım bazı olaylar vardı. Ancak biz hiçbir zaman bu olayları camialara mal etmedik. Biz işimize baktık, sahaya odaklandık ve bize gerekli olan 3 puanları aldık. Bugün biz şampiyonluk kutlaması yaparken, rakiplerimiz son haftaya kadar bu stresin içinde kaldı ve yaşamaya da devam ediyorlar. Erzurumspor Süper Lig’e yükseldiğinde de haddini bilen, ancak hakkını her şartta aramaktan asla vazgeçmeyen bir anlayışla yoluna devam edecektir" "Erzurum zor bir deplasman olacak" Geçmişte yaşanan hakem hatalarının, Erzurumspor’a ve Erzurum’a yönelik algı operasyonları, soğuk hava, rakım ve saha şartları üzerinden oluşturulan söylemleri hatırlatan Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, "Biz bu sezon bu tür algılara teslim olmayacağımızı gösterdik. Bu ligi etkileyen bir lobi yapısından da bahsediliyor. Rakip takımlar, teknik direktörler, futbolcular, sahadaki hakemler, gözlemciler ve temsilciler üzerinde etkiler olduğu söyleniyor. Biz bunların hepsinin farkındayız. Ancak şunu net olarak ifade etmek isterim: Erzurum’da kar yağışından dolayı son 10 yılda ertelenen bir maç yoktur. Sezon içinde soğuk hava sadece kısa bir döneme denk gelmektedir. Buna rağmen dışarıda sürekli bir "zor deplasman, hava şartları" algısı oluşturuluyor. Ben televizyonda da görüyorum; "Süper Lig’in en zor deplasmanlarından biri Erzurum" deniyor. Evet, Erzurum zor bir deplasmandır. Ama bu zorluk hava şartlarından değil, sahadaki mücadeleden kaynaklanacaktır. Rakipler burada soğuktan değil, Erzurumspor’un sahadaki oyunundan dolayı zorlanacak ve buradan puan almadan dönecektir. Erzurumspor, Türk futbolunun köklü ve asırlık çınarlarına karşı sahada hak ederek mücadele eden bir takımdır ve bu kimliğini her zaman koruyacaktır" ifadesini kullandı. "Erzurumspor mücadele eden ve saygıyı esas alan bir camiadır" "Türk futbolunun lokomotifi olan, futbolu bu ülkeye sevdiren ve memleket takımlarının kurulmasına öncülük eden; Fenerbahçe, Galatasaray ve Anadolu’dan gelen ilk büyük temsilcilerden Trabzonspor başta olmak üzere tüm camialara saygı duyuyoruz" diyen Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, "Biz Erzurumspor olarak, bu büyük kulüplerle hem saha içinde hem de saha dışında her zaman saygı çerçevesinde rekabet eden bir anlayışı benimsiyoruz. Rakiplerimiz kim olursa olsun, onlara aynı saygıyı gösteriyoruz. Bu sadece kendi sahamızda değil, deplasmanda da böyle olacaktır. Sahamıza gelen her takımı en iyi şekilde ağırlamak, misafirperverliğimizi göstermek bizim görevimizdir. Biz de gittiğimiz her yerde bir misafire yakışır şekilde davranacağız. İnanıyorum ki Erzurumspor’un Süper Lig yolculuğunda, tüm kulüplerle kurduğumuz sağlıklı ilişkiler ve diyaloglar, geçmişte yaşanan bazı olumsuzlukların tekrarını engelleyecektir. Biz her maçımıza kazanmak için çıkacağız. Ancak Anadolu kulüplerinin büyük takımlarla gereksiz ve anlamsız gerilimlere girmesini doğru bulmuyorum. Bizim önceliğimiz saha içidir. Bu camialar çok kıymetlidir. Her biri Türk futbolunun devamlılığı açısından büyük emekler vermektedir. Özellikle yüksek bütçelerle kadro kuran, Türk futboluna ve milli takıma katkı sağlayan kulüplerin varlığı önemlidir. Biz Erzurumspor olarak, rakibimiz kim olursa olsun sahada mücadelemizi en üst seviyede ortaya koyacağız. Taraftarımızın bu sezon bizi sonuna kadar desteklediği ve alkışladığı gibi, biz de sahada futbol oynamaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Erzurumspor futbol oynayan, mücadele eden ve saygıyı esas alan bir camiadır" diye konuştu. "Bu köprü yıkılırsa hepimiz altında kalırız" Artık geriye bakmanın bir anlamı olmadığını söyleyen Başkan Dal, "Tüm Türkiye Erzurumspor’u konuşurken, Erzurum’un önde gelenlerinin, iş insanlarının ve şehrin kanaat önderlerinin bu takıma sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Erzurumspor artık sadece sportif bir yapı değil; idari olarak güçlendirilmesi, ekonomik anlamda desteklenmesi ve güçlü bir futbol lobisiyle temsil edilmesi gereken bir sürece girmiştir. Siyasi, iş dünyası, spor çevreleri ya da ilişkiler fark etmeksizin, Erzurumspor’un futbol dünyasında güçlü bir konum oluşturması artık bir zorunluluktur. Normal şartlarda taraftar inanır, camia inanır ve takımı motive eder. Ama bu sezon tam tersi bir tablo gördük. Takımımız sahadaki performansıyla taraftarı inandırdı. "Biz inanıyoruz, siz de inanın" diyerek camiayı ve tribünleri kendine bağladı. Transfer yasağının olduğu dönemde şunu söylemiştim: "Köprünün üzerindeyiz. Bu köprü yıkılırsa hepimiz altında kalırız. Ya geçeceğiz ya da o köprünün altında kalacağız." Bugün yine benzer bir eşikteyiz" şeklinde konuştu. "Biz kimsenin kendi cebinden, kendi rızkından bir beklenti içinde değiliz" Erzurumspor’un, tarihi bir fırsatın eşiğinde olduğunu ve sadece bir futbol takımı değil, aynı zamanda bir şehrin yükselişini temsil ettiğini vurgulayan Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, " Son 15 günde Erzurumspor’un ve Erzurum’un tanıtımı, milyonlarca liralık reklamla yapılamayacak seviyede gerçekleşmiştir. Ulusal medya, spor yorumcuları, futbol dünyasının önemli isimleri, siyasetçiler ve taraftarlar Erzurumspor’u konuşmuştur. Şu anda Erzurumspor büyük bir ilgi ve takdirin merkezindedir. Ancak bunun sürdürülebilir olması sadece bireysel çabalarla mümkün değildir. Bu süreç, yalnızca başkan Ahmet Dal’ın ya da birkaç gönüllü yöneticinin ya da Onursal Başkanımızın Mehmet Sekmen’in tek başına yürütebileceği bir süreç değildir. Basın mensuplarımızın katkısı da önemlidir, ancak daha geniş bir yapıya ihtiyaç vardır. Bazı kulüplerde gördüğümüz gibi, arkasında güçlü bir organizasyon bulunan yapılar vardır. Erzurumspor için de ekonomik anlamda kurumsal bir destek ve organizasyon yapısının oluşturulması artık bir gerekliliktir. Biz kimsenin kendi cebinden, kendi rızkından bir beklenti içinde değiliz. Ancak Erzurum’da kazanılanın, Erzurumspor’a da yansıması gerektiğine inanıyoruz. Bu şehirden elde edilen değerlerin bir kısmı Erzurumspor’un geleceğine aktarılmalıdır. Bu doğrultuda görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Hedefimiz nettir. Önce ligde kalıcı olmak, ardından Süper Lig’de güçlü bir şekilde yer almak ve daha büyük başarılar elde etmektir"
Hatay Satırla katledilmekten anlık hamleyle kurtulan taksici: "Eğer o hamleyi yapıp kaçmasaydım şu an ölmüştüm" Hatay’da sokakta önüne gelene saldıran suç makinesinin satırlı saldırısında yaralanan taksicinin kafasına 9 dikiş atıldı. Satırlı saldırganın öldürücü darbesinden anlık hamleyle kurtulan taksici Kemal Yağar, "Ben kendimi sağ tarafa atınca arabanın üstüne atladım. Yani atlamasam zaten boynum kopmuştu benim" diyerek yaşadıklarını anlattı. Geçtiğimiz hafta İskenderun ilçesi Çay Mahallesi’nde yaşanan olayda; madde bağımlısı olan M.S., lokanta sahibini satırla yaraladıktan sonra önce taksi durağında bekleyen taksici Kemal Yağar ve ATM’den para çeken vatandaşı sırt kısmından yaralamıştı. Polis ekiplerinin kısa süren çalışmasıyla yakalanan ve 15 suç kaydı olduğu tespit edilen satırlı saldırgan mahkemece tutuklanmıştı. Saldırganın öldürücü saldırısında kafasına darbe alan taksici Yağar’ın yarası 9 dikişle kapatıldı. Sağlık durumu iyiye giden Yağar, çalıştığı durağa gelerek arkadaşlarıyla hasret giderdi. Taksici Yağar, kameraya yansıyan saldırıda; madde bağımlısının anlık saldırısından aniden yaptığı hamleyle kurtulmuştu. Hamle yapmamış olsa ölmüş olacağını dile getiren Yağar, suça yatkın olan madde bağımlısı şahısların sokakta gezmesini istemediğini söyledi. "Ben kendimi sağ tarafa atınca arabanın üstüne atladım, yani atlamasam zaten boynum kopmuştu benim" Olay anını anbean anlatan Kemal Yağar, ani hamleyle ölümden kurtulduğunu dile getirerek "Sabahleyin saat yedi civarındaydı. Karşıda eli satırlı bir şahıs, direkt oradan bizim taksi durağına yöneldi. Benim arkadaşım da o arada takside bir şeyler yapıyordu, satırlı şahsı görmemişti. Ben onu fark ettim. Geldim arkadaşımı uyarmaya. Uyarmaya zaman kalmadan adam yanımıza geldi. Hiç soru sormadan bize satırla saldırdı. Eğer ben o hamleyi yapıp kaçmasaydım şu an ölmüştüm. Şu an boynumda dokuz tane dikiş var, kaçmasaydım boynum kopabilirdi. Öyle şahısların dışarıda gezmesi yasaklansın. O arada o arbede yaşandığında erken saatte üç tane talebe çocuklar vardı. Çocuklar şoka girdiler ben onları teselli etmeye gittim. ’Yok kızım bir şey yok’ dedim. ’Yok amca kafan kanıyor’ dediler. Baktım gerçekten kafam kanıyor. O arada bir şahıs daha geldi, baktım ki karşıda bankamatikte para çeken bir şahsa daha saldırmış. Yani biz de şok olduk. Anlık oldu tabii ki koruduk kendimizi. Ben kendimi sağ tarafa atınca arabanın üstüne atladım, yani atlamasam zaten boynum kopmuştu benim. Öyle ucuz kurtulduk Allah’ıma şükür olsun" dedi.
Hakkari Yüksekova’da ‘yayla muzu’ mesaisi başladı Hakkari ve ilçelerinde baharın müjdeleyicisi olarak bilinen, yüksek rakımlı dağlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında "yayla muzu" olarak adlandırılan uçkun (revas), pazar tezgahlarındaki yerini alırken, sezonun ilk ürünleri ise destesi 150 liradan satılıyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nin sarp dağlarında ve zorlu coğrafyasında kendiliğinden yetişen, bölge halkı için hem önemli bir geçim kaynağı hem de eşsiz bir lezzet olan uçkun bitkisi, havaların ısınmasıyla birlikte piyasaya çıktı. Özellikle Yüksekova ilçesinde vatandaşlar, şifa kaynağı olarak gördükleri uçkuna yoğun ilgi gösteriyor. Bölgede uzun yıllardır kendiliğinde yetişen bitkileri satarak geçimini sağlayan esnaf Osman Orhan, bu yıl ki uçkun piyasası ve ürün tedariki hakkında açıklamalarda bulundu. Uçkunun bu yıl tezgahlara 150 liradan giriş yaptığını belirten Orhan, fiyatların sezon başı olması nedeniyle yüksek olduğunu ifade etti. "Havalar ısındıkça fiyatlar geriler" Uçkunun henüz yeni çıkmaya başladığını ve miktar arttıkça fiyatların normale döneceğini vurgulayan Orhan, şunları kaydetti: "Geçen yıl kilosunu 100 liradan satıyorduk. Bu yıl sezonu 150 liradan açtık. Şu an için ürün az olduğu için fiyat böyle, ancak önümüzdeki günlerde uçkun çoğaldıkça ve havalar iyice ısındıkça fiyatların gerilemesini bekliyoruz. Yıllardır bu işi yapıyorum, her sezon başında benzer bir grafik yaşanıyor." "İlk ürünler Derecik’ten geldi" Hakkari genelinde kar örtüsünün henüz tamamen kalkmadığına dikkat çeken Orhan, mevcut ürünlerin iklimi daha ılıman olan bölgelerden getirildiğini belirterek, "Şu an sattığımız uçkunlar Derecik ilçesinden getiriliyor. Orada havalar daha erken ısındığı için ürün erken olgunlaştı. Yüksekova’nın yüksek kesimlerinde karlar henüz tam erimedi. Karlar eridikçe buralarda da uçkun çıkmaya başlayacak ve bolluk yaşanacak" diye konuştu. "Şifa kaynağı olarak tüketiliyor" Ekşimsi tadıyla bilinen ve bölge halkı tarafından büyük bir iştahla tüketilen uçkun, sadece bir besin maddesi değil, aynı zamanda bir şifa deposu olarak görülüyor. Uzmanlar ve vatandaşlar, antioksidan özelliği yüksek olan bu bitkinin; kanser, şeker ve diyabet gibi hastalıklara karşı koruyucu etkileri olduğuna inanıyor.