TEKNOLOJİ - 16 Temmuz 2021 Cuma 13:57

Akkuyu NGS’ye benzerliği ile dikkat çeken Leningrad NGS çevreye duyarlılığı ile ön plana çıkıyor

A
A
A
Akkuyu NGS’ye benzerliği ile dikkat çeken Leningrad NGS çevreye duyarlılığı ile ön plana çıkıyor

Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile benzer teknolojiye sahip olan Leningrad NGS, çevreye duyarlılığı ile ön plana çıkıyor. Santralin kurulu bulunduğu Rusya'nın Sosnovy Bor şehrinde yapılan ankete göre halkın yüzde 90’ı nükleer santralden memnun olduğunu dile getirdi.

Rusya’da bulunan Leningrad Nükleer Güç Santrali (NGS) gazetecilere sanal tur ile gezdirildi. Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom’un korona virüs salgını nedeniyle sanal olarak düzenlediği turda, kurulu güç bakımından Rusya’nın en büyük nükleer santrali olan Leningrad NGS’nin çalışma sistemi, santralin bölge ekonomisine katkısı, santralin bulunduğu Sosnoyv Bor şehrinin çevreye duyarlılığı aktarıldı. Sanal turda Leningrad NGS Halkla İlişkiler Departmanı Müdürü Andrey Alberti, NGS Uzmanı Ruslan Kotykov ve Leningrad NGS 2’nin Teknik İdare Departmanı Uzmanı Pavel Loginov, santralin idari bina girişi, ana kontrol odası, reaktör alanı, türbin alanı, soğutma kuleleri, fışkırtma havuzları, eğitim merkezi ve Sosnovy Bor şehri ile ilgili bilgiler verdi.

Nükleer santraller hayvan çeşitliliğine zarar vermiyor
8 başlıkta detaylı tanıtım ile gerçekleştirilen sanal turda Leningrad NGS’nin kurulu bulunduğu Sosnovy Bor şehri de tanıtıldı. Şehri tanıtan Ruslan Kotykov, Leningrad NGS’yi “Sosnovy Bor’u şehir yapan tesis” olarak nitelendirdi. Kotykov'un verdiği bilgilere göre Sosnovy Bor’da parklar, kreşler, spor salonları, voleybol merkezi, çocuk parkı, bisiklet yolları gibi sosyal altyapılar bulunurken, şehirde yapılan araştırmalara göre santralin hemen yanında bulunan ormanda kirpiler, sincaplar, kurtlar ve Finlandiya Körfezi’nde yaşayan fokların bulunması nükleer santrallerin çevreye duyarlı olduğunu ortaya koyuyor.

Halkın yüzde 90’ı nükleer santralden memnun
Leningrad NGS olarak nükleer enerji konusunda toplumun algı seviyesinin yükseltilmesine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini belirten Kotykov, Sosnovy Bor’da halkın yüzde 90’ınından fazlasının nükleer enerjiye olumlu baktığını söyledi. Ayrıca anketlerde St. Petersburg ve Rusya’nın kuzeybatı bölgesinde bulunan halkın yüzde 60’ından fazlasının nükleer santrallere ve nükleer enerjiye olumlu baktığı belirtildi.

Derinlemesine güvenlik sistemi ile tam korunaklı şekilde işlevini yerine getiriyor
2011’da Japonya’da 9.0’lık depremin ardından oluşan tsunami sonucunda Fukuşima Nükleer Santrali’nde radyasyon sızıntıları meydana gelmişti. Ekonomik ömrü 60 yıl olan Leningrad NGS’de ise derinlemesine güvenlik ilkesi dahilinde katmanlar halinde güvenlik sistemleri yer alıyor. İlkeye göre ana reaktör bölümünde iki fiziki bariyerin bulunduğu Leningrad NGS’de 163 yakıt demetlerinin her bir çubuğunda 200 uranyum peletinin bulunduğu bariyer yer alıyor. Reaktör basınç kabının bulunduğu santralde reaktörün sızdırmaz dış kaplaması da bulunuyor.

Eğitim merkezinde Akkuyu NGS’de çalışacak 27’si Türk toplam 88 uzmana eğitim veriliyor
Sanal turun eğitim merkezinin tanıtımı esnasında paylaşılan bilgilere göre, Akkuyu NGS’de görev yapan uzmanlara da eğitim veriliyor. İçinde bulunduğumuz yılda 27’si Türk olmak üzere toplam 88 Akkuyu NGS uzmanına uygulamalı eğitim veriliyor. Akkuyu NGS çalışanları sadece eğitim birimlerinde değil, aynı zamanda Akkuyu'da bir sonraki çalışmalarda lisans almak, bağımsız çalışmak ve gerekli pozisyonlara kabul edilmek için gereken profesyonel eğitim programının bir parçası olarak yürütülen mesleki eğitim programına da katılıyorlar.

Mustafa Cenik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Hicaz Demiryolu’nun tarihine fotoğraflar ve belgelerle Kastamonu’da, son günlerde gündeme gelen Hicaz Demiryolu’nun tarihi, açılan sergide, fotoğraflar ve belgelerle anlatıldı. Kastamonu Üniversitesi’nin destekleriyle, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği iş birliğinde hazırlanan "Belge ve Fotoğraflarla Hicaz Demiryolu" sergisi ve Kastamonu Üniversitesi öğrencileri tarafından Kastamonu Kalesi’nde çekimleri yapılan "Dopatonin" filminin gala gecesi Kastamonu Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde son aylarda sık sık gündeme gelen Hicaz Demiryolu ile ilgili Eğitimci ve Araştırmacı Mustafa Gezici tarafından hazırlanan "Belge ve Fotoğraflarla Hicaz Demiryolu" sergisi açıldı. Sergide, Hicaz Demiryolu’nun inşa sürecine ilişkin belge ve fotoğraflar ziyarete açıldı. Sergi açılışında konuşan Araştırmacı Mustafa Gezici, "Tren yolunun İstanbul’dan Kilis’e kadar olan kısmının yanı sıra, bu sergimizde 1900 ila 1918 yılları arasında Kilis’ten başlayıp Medine-i Münevvere’ye kadar olan kısmını konu olarak aldık. Sergimizde yapım aşamaları, toplanan belgeler, bağış makbuzları, verilen madalya beratları tamamını bu sergide bulabileceksiniz. Eskiden hicaza nasıl gidiliyormuş, tren yolu geldikten sonra nasıl ardından askerlerimiz nasıl gitmişler. 1900-1918 yılları arasındaki yapım aşamaları ve çalışmasını konu aldık. Sergimizde 60 fotoğraf ve 16 belge ile belgeledik" dedi. Konuşmaların ardından serginin açılışı yapıldı ve Araştırmacı Mustafa Gezici tarafından davetlilere Hicaz Demiryolu’nun tarihi sürecine ilişkin bilgiler verildi. Programın ikinci bölümünde, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından tarihi Kastamonu Kalesi’nde işlenen bir cinayeti konu alan ve çekimleri 8 ay süren psikolojik dram türündeki filmin galası yapıldı. Filmin galasında konuşan Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Orhan Salcı, "Kastamonu’da üniversitede okuyan kardeşimiz, burada aldığı eğitimin meyvesini burada çekimlerini yaparak burada göstermek istemiş. Şehrimizi tanıtmak noktasında bir film çekmiş. Bizim çok değerli, o yüzden öğrencilerimize destek veren herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Üniversite öğrencilerinin filmi seyirciyle buluştu Filmin yönetmen ve senaristi olan Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nde eğitim gören Özbekistan uyruklu Ferdaus Mohammad Ali de, "Dopatonin isimli filmin çekimlerini tam bağımsız bir şekilde yaptım. Bu filmin içerisinde bir mesaj var, bu mesajın anlaşılmasını da herkesten merakla bekliyorum. Kendim açık olarak bu mesajı söylemedim çünkü herkes, çözsün istiyorum, kendisi bulsun istiyorum. Kendilerine göre anlaşılsın diye düşündüm. O yüzden inşallah bu mesajımı herkes anlar" şeklinde konuştu. Açılış kurdelesinin kesilmesiyle ilk kez gösterime giren ve 1 saat süren film, davetliler tarafından büyük ilgiyle izlendi. Gösterimin ardından filmin yönetmeni ve yapım ekibiyle söyleşi gerçekleştirildi.
İstanbul Dünya IBU KYODO BUDOKAI Şampiyonası’nda 3 Sultangazili şampiyon oldu Polonya’da düzenlenen IBU KYODO BUDOKAI Dünya Şampiyonası’nda, Budokaido Milli Takım formasıyla Türkiye’yi temsil eden Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü’nün 4 sporcusundan 3’ü altın madalya alarak şampiyon oldu. Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü sporcuları, Polonya’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’na katıldı. Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu Budokaido branşında Türkiye’yi temsil eden Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü sporcuları, Polonya’da düzenlenen ve 22 ülkenin katıldığı IBU KYODO BUDOKAI müsabakadan 4 madalya ile döndü. Genç erkek (16-17 yaş) kategorisinde Mehmet Büyük, Genç Bayan kategorisinde ise Ezel Taş birinci olarak altın madalya almaya hak kazandı. Büyük erkekler 18 yaşı üstü kategorisinde ise Emirhan Köse ikinci olarak gümüş madalyanın sahibi olurken büyük bayan kategorisinde yarışan Betül Bülbül birinci olmayı başardı. "Bu gurur hepimizin" Genç sporcuların milli takım formasıyla ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiklerini belirten Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Aldıkları başarılarla Milli Takım formasıyla ülkemizi temsil etmeye hak kazanan gençlerimiz bu sefer tüm Türkiye’ye büyük gurur yaşattı. Tarifsiz bir sevinç yaşıyoruz. Genç sporcularımız Milli Takım formasıyla Polonya’daki Şampiyonasına imzalarını attı. 3 sporcumuz birinci, 1 sporcumuz da ikinci oldu. Bu gerçekten büyük bir başarı. Sultangazi’nin 7 yıl içerisindeki sporda geldiği noktayı en iyi şekilde gösteren bir sonuçtur bu. Bizler boşuna Avrupa Spor Şehri seçilmedik. Bu ünvanın hakkını vermek için sporcularımızın ve antrenörlerimizin çok çalıştığını biliyoruz. Hep birlikte bir ekip işinin sonucu bu başarı. Hepinizle gurur duyuyoruz" dedi.
Malatya "Demografik Gelecek Zirvesi ’26" çalıştayı başladı İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde "Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele" çalıştayı başladı. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen çalıştaya, Malatya Valisi Seddar Yavuz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, farklı üniversitelerden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Bir milli güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız" Çalıştayın açılış konuşmasını yapan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, doğurganlık hızındaki düşüşün oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Akpolat, "Dünyada olduğu gibi ülkemizde de derin bir demografik krizin eşiğinde bulunuyoruz. Bir ülkenin nüfusunu sürdürebilmesi için gerekli olan yenilenme eşiği 2,1 olarak tanımlanmaktadır. Oysa ülkemizde doğurganlık hızı 1,48’e inmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği şekliyle bu durum, bu gidişat bir varoluşsal tehdit, bir felaket hatta bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Genç nüfus avantajımızı kaybediyoruz. Nüfusumuz hızla yaşlanıyor. Tedbir almak için zamanımız daralıyor ve bu sürece seyirci kalma lüksümüz yok" dedi. Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay da çözümün merkezine aileyi koyarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Ailenin korunması ve güçlendirilmesiyle ilgili mücadelenin politikalarımızın merkezinde olacağını düşünüyorum. 2026-2035 dönemi ’Aile ve Nüfus 10 yılı’ ilan edildi. Böyle bir konuda en büyük şansımız Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu yıllar öncesinden işaret etmiş olmasıdır. Daha dünkü farklı bir alandaki konuşmasında bile yine bu konuyu konuşmasıdır. Dolayısıyla, değerli çalıştay katılımcılarının ortaya koyacakları sonuçlar en üst düzeyde takip edilecektir." "En önemli çözüm önerisi kreştir" Malatya Valisi Seddar Yavuz ise konunun sadece istatistiksel değil, yapısal ve pratik çözümler gerektirdiğini belirterek çeşitli önerilerde bulundu. Yavuz, "Çözüm önerilerinden en önemlisi kreştir. Türkiye’nin çok acil bir şekilde 0-3 yaş için kreş mekanizmasını bir araya getirmesi lazım. Diğer taraftan çalışan annelerin, minimum 3 yıl, belki 5 yıl maaşının direkt devlet tarafından karşılanmak suretiyle ücretli izinli sayılması gündeme getirilebilir. Bu tür radikal tedbirler almazsak özellikle eğitimli ve çalışan insanların çocuk sahibi olmasının önünü açamayız" şeklinde konuştu. Sponsorlara plaket takdim edildi Program kapsamında çalıştaya destek veren sponsor kurumlara da plaket takdim edildi. Plaketler, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ve Malatya Valisi Seddar Yavuz tarafından Çamlıca Restaurant adına Rıdvan Budak’a; Ramada Altın Kayısı Oteli, Hayat Hastanesi ve Park Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdal Göçmez adına Sertaç Göçmez’e verildi. Plaket takdimlerinin ardından çalıştay oturumları başladı. "Rakamlarla Türkiye" başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam yürüttü. TÜİK Demografik İstatistikler Daire Başkanı Metin Aytaç "Türkiye Cumhuriyeti’nin Nüfus Yapısı ve Demografik Dönüşüm" ve Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç ise "Türkiye Cumhuriyeti’nde Nüfus Politikaları ve Nüfus Dinamikleri" başlıklı sunum gerçekleştirdi. İkinci oturumunun konusu "Doğurganlık Çöküşünün Nedenleri" oldu. Oturumun moderatörlüğünü İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan üstlendi. Manisa Celal Bayar Üniversitesinden Prof. Dr. Hakan Baydur "Sosyolojik ve Kültürel Dönüşüm", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden Prof. Dr. Mücahit Eğri "Göç, Kentleşme ve Mekânsal Sınırlılıklar", Yıldız Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Murat Anıl Mercan "İktisadi Gelişmeler", Karadeniz Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Sedat Bostan "Biyolojik, Tıbbi ve Çevresel Faktörler", Başkent Üniversitesinden Prof. Dr. Ayşe Akın ise "Toplumsal Cinsiyet Rolleri, İş ve Yaşam Uyumsuzluğu" konusunda sunum gerçekleştirdi. Üçüncü oturumun konusu ise "Doğurganlık Çöküşünün Muhtemel Etkileri" oldu. Oturumun moderatörlüğünü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevziye Çetinkaya yaptı. Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Hatice Şahin "Sağlık Sektörüne Etkileri", Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan "İktisadi ve Çalışma Hayatına Etkileri", TÜSEB Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsünden Prof. Dr. Mehmet Enes Gökler "Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele Örnekleri" konularında sunumlarını yaptı. 28-30 Nisan tarihlerinde "Demografik Gelecek Zirvesi ’26" kapsamında gerçekleştirilecek çalıştayın ilk gününde, Türkiye’nin demografik yapısı ve doğurganlık oranlarındaki düşüş ele alındı. Olası risklere yönelik önlemler çok disiplinli bir yaklaşımla değerlendirildi. Tıp, sosyoloji, eğitim, ekonomi ve sosyal politika alanlarından politika yapıcıların, akademisyenlerin ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla devam eden çalıştay 30 Nisan’da sona erecek.