BASKETBOL - 24 Kasım 2011 Perşembe 13:55

"Amacım 50 sayı atmak değildi!"

A
A
A
"Amacım 50 sayı atmak değildi!"

Beko Basketbol Ligi'nde Beşiktaş forması giyen ünlü yıldız basketbolcu Deron Williams, Türkiye'deki yaşantısından, kariyerine, takım arkadaşlarından Beşiktaş taraftarına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yaptı.

ERSİN ŞİYHAN
İSTANBUL

Beşiktaş'ın süper yıldızı Deron Williams www.kartalhaber.com'dan Erce Kaftan, Umut Işık ve Yıldıray Sarıçam'ın sorularını yanıtladı.

Deron Williams, Türkiye'de oynadığı süre boyunca NBA'de forma giyebilecek kapasitede birçok oyuncu gördüğünü ifade ederek, "NBA'de oynayabilecek oyuncular var. Ancak mesele sporcuların Avrupa'da iyi para kazanabilmeleri. NBA'den kazanabileceklerinin daha fazlasını Avrupa'da kazanabiliyorlar. Bu şartlarda neden NBA'de oynama riskine girsinler ki? Mesele tam anlamıyla para değil ama tabii ki önemli bir faktör. Birçok basketbolcu meslektaşım iyi bir hayat için Avrupa'da basketbol oynamayı tercih ediyorlar. Bu sonuç olarak Avrupa'da kalmak birçok basketbolcu için karlı oluyor" dedi.


"TAKIM ARKADAŞLARIMIN HEPSİNİ ÇOK SEVİYORUM"

Beşiktaş'ta geçirdiği süre hakkında konuşan Deron Williams, "İki aya aşkın bir süredir birlikteyiz. Uzun bir zaman oldu diyebilirim. Avrupa'da oyun farklı. Beşiktaşlı oyuncular olarak daha çok iç içeyiz. Takım halinde sürekli yemek yiyoruz. NBA'ye kıyaslarsam takım halinde daha fazla zaman geçiriyoruz. Arkadaşlarımı tanıyacak fırsatım oldu. Oldukça eğleniyoruz. Takım arkadaşlarımın hepsini çok seviyorum ve onlarla birlikte olmaktan zevk alıyorum. Sadece takım oyuncusu değil onlar hepsi birer birer çok iyi dostlar. Ben sadece istatistiğim için oynayan bir oyuncu değilim. Takım arkadaşlarımın mutluluğu benim de mutluluğum" diye konuştu.
 

"BEN GİTSEM BİLE BEŞİKTAŞ ŞAMPİYON OLUR"

Beşiktaş'ın 36 sezondur şampiyonluğa hasret olması ve bu sezonki şampiyonluk şansıyla ilgili de konuşan Deron, "Her şeyden önce kesinlikle bizim iyi takımımız var. Şampiyonluk mücadelesi verecek güçteyiz. Eğer NBA'deki lokavt biterse beni sezon sonuna kadar burada göremezsiniz ama ben gitsem de Beşiktaş çok iyi takım ve şampiyonluğa oynayacaktır. Tekrar ediyorum; ben gittiğim taktirde de şampiyonluk şansımız bir hayli yüksek olacağı kesin" dedi. Süper yıldız, şampiyonluk yarışında Fenerbahçe, Galatasaray ve Anadolu Efes'i iddialı gördüğünü de sözlerine ekledi.

Sinan Erdem Salonu'nun dolu olduğu zaman kendisini etkilediğini ifade eden Deron Williams, "Milangaz Arena mı, Sinan Erdem mi?" sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

"Daha büyük olanı tercih ediyorum. Fenerbahçe maçında orasını taraftarlarımız tıklım tıklım doldurmuştu. Ben böylesine büyük salonlarda oynamaya alışkınım. Atmosfer benim için çok önemlidir. Ben çok sayıda taraftarı severim. Hala yeterli olduğunu düşünmüyorum (Milangaz Arena'daki taraftar sayısı). Zira Milangaz Arena tam dolmuyor. Maçtan önce tribünlere bakıp kontrol ediyorum. Salonda boşluk gördüğümde ister istemez üzülüyorum. Umarım önümüzdeki günlerde o boşluklar dolar."


"BEŞİKTAŞ TARAFTARI MUHTEŞEM"

Beşiktaş taraftarından da övgüyle bahseden Deron Williams, "Türkiye'de genel taraftarlar iyi. Beşiktaş'ın taraftarı muhteşem. Deplasmanda oynadığımız maçlarda bile bizim taraftarımız bizi yalnız bırakmıyor. Bu çok ilginç. Taraftarlarımız sayesinde sanki deplasman maçlarında da evimizde oynar gibiyiz. Sayıları ne kadar az olursa olsun bizi coşkulu bir şekilde destekliyorlar. Fenerbahçe maçında özellikle taraftarımız çok iyiydi. Taraftar tipleri çok farklı. Avrupa'da basketbol taraftarı futbol taraftarı gibi. Çok iyi tezahüratta bulunuyorlar, şarkılar söylüyorlar. Bizim orada böyle şeyler yapılmaz. Ama ben de Amerika'da da coşkulu taraftarlar önünde oynadım. Gerek kolej yıllarında, gerekse de Utah yıllarımda inanılmaz bir taraftar kitlesi önünde oynadım. Büyük salonlarda büyük maçlar oynadım ama sonuç olarak taraftar tarzları çok farklı" diye konuştu.


"FUTBOLU ÇOK SEVİYORUM. PREMİER LİG BENİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ TUTKULARDAN BİRİ"

Futbolu çok sevdiğini ve en kısa zamanda Beşiktaş'ın maçına gitmek istediğini de belirten yıldız basketbolcu, "En kısa zamanda futbol maçına gideceğim. Futbolu çok seviyorum. Ben zaten Amerikan futbolu sevmiyorum. Ben sizin futbolunuzu seviyorum. Daha çok Barcelona ve Real Madrid'in maçlarını takip ediyorum. Geçen sezon Londra'da Chelsea-Liverpool maçına gittim. İngiltere Premier Ligi benim için vazgeçilmez tutkulardan biri. Henüz takımı (Beşiktaş futbol takımını) izleyecek çok vaktim olmadı. Sadece Fenerbahçe maçının son dakikalarını izleyebildim. Galatasaray karşılaşmasında da çok gol kaçırdık. Umuyorum en kısa zamanda takımı izleme şansını elde edeceğim" dedi.


"ŞU ANA KADAR TÜRKİYE'DE HERŞEY ÇOK GÜZEL"

Türkiye'deki şartlar hakkında da konuşan Deron Williams, "2 aydan bu yana Türkiye'de yaşıyorum. Türkiye çok güzel bir ülke. Burada herhangi bir sıkıntım yok. Şu ana kadar her şey çok güzel. Sadece dil biraz problem çıkardı bana. Ama artık biraz Türkçe öğrenmeye başladım. Bir yerlere girip çıkmaya başladıktan sonra çat pat konuşuyorum. Nasılsın, merhaba, iyi akşamlar, havlu, buz, lütfen gibi kelimeleri söyleyebiliyorum" dedi.


"AMACIM 50 SAYI ATMAK DEĞİLDİ"

Çarşamba akşamı Göttingen ile oynadıkları ve 50 sayı atarak takımının galibiyetinde başrol oynadığı maçla ilgili de konuşan Deron Williams, "Bizim için çok zor bir maç oldu. Savunmada çok daha dikkatli olmalıyız. Göttingen maçı öncesi tribünlerin dolmadığını görünce biraz moralim bozuldu ama bizleri izlememeye gelenler çok coşkuluydu. Ben 50 sayı atmış görünebilirim ama biz takım olarak 104 sayı attık. Hatları yapmasaydık daha kolay kazanabilirdik. Başarı varsa o tüm takımındır. Bana da takım arkadaşlarıma teşekkür etmek düşer. Amacım 50 sayı atmak değildi. Bu kadar çok sayı attığım için tabii ki mutluyum. Buradan Beşiktaş taraftarına sesleniyorum; takım olarak onlara iyi basketbol oynayacağımıza söz veriyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada öldürülen 3 kişinin cenazeleri teslim alındı Antalya’nın Serik ilçesinde dün gece saatlerinde selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada hayatını kaybeden 3 kişinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan teslim alınarak toprağa verilmek üzere Serik Akbaş köyüne götürüldü. Polisteki ifadesi tamamlanan Katil Zanlısı Ahmet B., olay anında yanında bulunduğu öğrenilen O.V. isimli arkadaşı ile birlikte adliyeye sevk edildi. Serik ilçesi Kökez Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saat 02.00 sıralarında meydana gelen olayda Ahmet B. (25) ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran arasında araçla seyir halindeyken selektör yapma nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, Gündoğmuş’ta Orman Muhafaza Memuru olarak görevli olduğu öğrenilen Ahmet B. yanında bulunan tabanca ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran’a ateş ederek çeşitli yerlerinden vurdu. 3 kişi hayatını kaybetti Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken, Bilgin Korkut ve Oğuz Avcı’nın olay yerinde, ağır yaralanan Emre Savran ise kaldırıldığı Serik Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Şüpheli Ahmet B. ise olayın ardından polis merkezine giderek teslim oldu. Cumhuriyet savcısının ilk incelemesinin ardından cenazeler Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Cenazeler yakınlarına teslim edildi Olayda hayatını kaybeden ve akraba oldukları öğrenilen inşaat mühendisi Bilgin Korkut, güvenlik görevlisi Emre Savran ile inşaat işçisi Oğuz Avcı’nın cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Hayatını kaybeden 3 akrabanın yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken cenazeleri aynı araçla toprağa verilmek üzere Serik Akbaş Köyü’ne götürüldü. Olayın ardından teslim olan Ahmet B. ile olay anında araçta bulunan arkadaşı O.V. polisteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.