GÜNDEM - 15 Ekim 2021 Cuma 15:33

Bağımsız ve kaliteli yargı için tarihi fırsat

A
A
A
Bağımsız ve kaliteli yargı için tarihi fırsat

Eskişehir Barosu ve Kent Konseyi tarafından düzenlenen “A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu” konulu konferansta konuşmak üzere kente gelen Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, “Biz kendi refahımızı kendimiz yükseltebiliriz. Şu anda milli gelirimiz 8 bin 500 dolar civarında. Oysa 48-50 bin dolar olabilir. Önerilerimiz gerçekleştiği takdirde, milli gelirimizin 4-5 sene içinde 25-30 bin dolar civarına çıkacağını öngörüyoruz” dedi.

Konferans öncesinde bir otelde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün; ekonomik kalkınmayı sağlamak, refah seviyesini artırmak için öncelikle yargı güvenilirliğinin ve hukukun üstünlüğünün yükseltilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Av. Mehmet Gün, tam bağımsız, hesap verir, etkin ve verimli çalışan yargı için detaylı bir yol haritası hazırladıklarının altını çizdi. Gün, millî gelir düzeyin yükselmesi için kaliteli yargıya ihtiyaç olduğunu belirtti.

Yargının daha etkin ve verimli hale gelmesi için çözüm önerilerini açıklayan Av. Mehmet Gün, sulh ve uzlaşmalar teşvik edilerek yıllarca süren davaların 3-4 ay içerisinde sonlandırılmasının mümkün olduğunu anlattı. Böylelikle yargının daha etkin çalışacağına değinen Gün, tam bağımsız ve verimli bir yargıyı sağlamak için tarihi bir fırsat penceresi açtığını, bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Yargı ile ilgili her türlü kararın herkes tarafından yargı denetimine götürülebilir olmasını öneriyoruz”
Türk yargısının sorunlarını bulmak ve sebeplerini analiz ettiklerini aktaran Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, “Amacımız Türk yargısının sorunlarını bulmak ve köklü sebeplerini analiz etmek. Sonra evrensel kabul gören çözümler geliştirerek mutabakat sağlamaktır. Bugün de derneğimizin 10 yıllık birikimi ile oluşturduğumuz ‘A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu’ isimli kitapta topladığımız önerilerimizi kamuoyuna anlatmak için buradayız. 9 tane ana çözüm önerimiz var ama 4-5 tane ana başlıkta toplayabiliriz. En önemlisi Türkiye’deki en büyük eksiklik olan HSK kararlarının yargı denetimine açılması. Bu denetimin yapılabilmesi için Adalet Yüksek Mahkemesi isminde yeni bir mahkeme kurulmasını ve yargı ile ilgili her türlü kararların herkes tarafından yargı denetimine götürülebilir olmasını öneriyoruz. İkinci olarak, yargı teşkilatının tamamını hizmet odaklı olarak tam bağımsızlığını kazanacak şekilde, hem hizmet odaklı hem hesap verir hem de tam bağımsız kazanmış ve koruyabilir şekilde düzenlemek. Üçüncüsü; hâkim, savcı, avukatlık ve noterlik gibi yargı mesleklerini, birbirlerine eş değerde aynı meslek kuruluşlarına sahip olur hale getirmek. Özellikle hâkim ve savcılar için bağımsız meslek kuruluşları oluşturmak. Böylelikle yargı bağımsızlığını bütün yargı unsurlarının tek tek kurumsal olarak savunabilir olmasını sağlamak istiyoruz. Dördüncüsü biraz daha yapısal olanlardan, Anayasa Mahkemesi’nin geliştirilmesi gibi konular var. Böyle 9 tane değişik başlıkta önerilerimiz var” diye konuştu.

“Önerilerimiz gerçekleşirse millî gelirimiz 4-5 sene içinde 25-30 bin dolara çıkabilir”
Toplumda refahın oluşmasının millî gelirin artmasıyla sağlanacağına ve bunun da yargının katkısıyla gerçekleşeceğine dikkat çeken Mehmet Gün, “Biz kendi refahımızı kendimiz yükseltebiliriz. Şu anda milli gelirimiz 8 bin 500 dolar civarında. Oysa 48-50 bin dolar olabilir. Önerilerimiz gerçekleştiği takdirde, milli gelirimizin 4-5 sene içinde 25-30 bin dolar civarına çıkacağını öngörüyoruz. Esas amacımız budur. O refahın oluşması için de yargının önemli katkıda bulunması gerekiyor. Ekonomik kalkınmanın temeli, hukuki düzendedir. Hukuki düzenin garantisi de yargıdır. Yargıyı çağdaş seviyeye getirirsek, hukukun üstünlüğü endekslerinde şu anda 117’nci sıradayız ve dünyada çok alt sıralardayız, ilk 20’nin içine girebiliriz. Eğer o sıraya gelirsek millî gelirimiz ve ekonomimiz hızlıca artar. Ekonomik başarıyı da sağlarız” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de tam bağımsız ve kaliteli yargı mümkündür”
Başta yargı olmak üzere kurumların görevlerini en iyi şekilde yapmasıyla kaliteli hizmetin artacağını belirten Av. Mehmet Gün, şunları söyledi:
“Türkiye’de tam bağımsız ve kaliteli yargı mümkündür. Tam bağımsızlık yargının topluma kaliteli hizmet vermesiyle kazanılabilir. Demokratik meşruiyet, kurumların görevlerini en iyi şekilde yapmasını gerektirir. Görevini iyi yapamaz olduğu zaman yargı, bağımlılaşır da siyasetin uzantısı haline gelir. Bunu düzeltmenin mümkün olduğunu, yapmak için ise başlanılması gereken yerin yargı bağımsızlığını tartışarak başlamak yerine, yargının topluma kaliteli hizmet vermesini odağa alarak başlarsak tartışmaya ve bağımsızlığın da kaliteli hizmetin birinci şartı olarak kabul edersek çözüm kendiliğinden geliyor. Bu şekilde yaklaşılırsa meselenin çözümünün çok kolay olduğunu ve bunu gerçekleştirdiğimiz zaman da refahımızın 8-9 katına çıkabileceğini söylemek istiyorum.”

Abdullah Güçlü - Şevket Can Çikot

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Ezgi apartmanı davası 3 Mayıs tarihine ertelendi Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası 35 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan 10 katlı Ezgi Apartmanı davasının ilk duruşması ikinci günde devam etti. Gecenin geç saatlerine kadar devam eden duruşma 3 Mayıs 2024 tarihine ertelendi. Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık ve müşteki avukatları hazır bulundu. Kimlik tespitlerinin ardından davanın ikinci günündeki duruşmaya başlandı. İddianame özetinin okunması ile başlanan duruşmada Ezgi Apartmanı müteahhidi Y.A. salonda hazır bulundu. Tutuklu sorumlu mühendis fenni mesul M.T. ve iç mimarı E.D. duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Mahkeme başkanı tutuklu sanıklar ve tanıklarla ilgili beyanları okudu. Binanın altındaki pastanede tadilat işlemleri başlamadan binanın görevlisi nezaretinde kazan dairesine girerek yapılan tahribatı gördüğünü ifade eden tanık bina yöneticisinin oğlu tanık M.K, “Kazan dairesi ve kirişlerdeki tahribatları gördüm. Fotoğrafını çekip bina yöneticisine teslim ettim” dedi. Tanık olarak dinlenen pastane çalışanı C.E.’ye mahkeme başkanı çalıştığı dönemden sorular sordu. C.E., “Halen çalışıyorum 6,5 yıldan beri. Biz geldiğimiz de yapılmıştı. Yapılan tadilatlara ilişkin bilgim yok. Ben geldiğim de mutfak kuruluydu. Malzemeleri pastane girişinden içeri alıyorduk. Arka tarafta herhangi bir giriş yeri yoktu” dedi. Daha sonra tanık A.Ş. ise, “Ben pastanenin tadilatı sırasında başka şubede çalışıyordum” ifadesini kullandı. Tanık İ. Ş. A ise, “Ben 2001 ve 2002 yıllarında ofisim vardı. Daha sonra yakındaki inşaatım vardı ve ben oraya geçtim. Ben kiracıydım. Kervan pastanesi almış. Ben o binayı biliyorum ama gözümle kolon kesilip kesilmediğini görmedim. Benim iş yerim varken kazan dairesindeki kazanın değiştirildiğini ve bu esnada kapı üzerindeki kirişlere müdahale edildiğini gördüm” dedi. Tanık işletme müdürü H.K. ise, “İşletme sorumlusuydum. 2017 ila 2023 arası çalıştım. Tadilata girdiği zaman biz geçici şube açtık ve günümüzü orada geçiriyorduk. Binanın içinde sütun ve kolon yoktu. Havalandırma bacaları ile tadilatlardan bilgim yok. Kazan dairesi ile hiç bir işimiz yoktu. Önceki merdiven dönerli merdivendi ve demirdi” dedi. Bir diğer tanık M.G. ise, “Ben pastanemin tadilat yapıldığı dönemde şehir dışımdaydım” diye konuştu. İç mimarın çalışanı A.B., “İç mimar işini yapan E.D.’nin yanında çalışıyordum. Islak zemine şap attık. Banyo duvarlarını ve zemine şap attık. İlk kat zemin ve ikinci katta asma kat vardı. Yaklaşık 20-25 gün çalıştık. O zamanlar 4-5 kişiydik. Gittiğimiz de şap ve sıva işi için hazırdı o işleri yaptık” dedi. İnşaatın kalıp işlerini yapan tanık B.T. ise, “Ezgi apartmanının demir ve kalıp işlerini ben yapıyordum. Binanın yapımından tamamlanmasına kadar görev aldım. 8’lik ten 20’lik demire kadar demir kullandım. İnşaatın yapımı yaklaşık iki yıl ve iki yıldan biraz fazla sürmüştü. Kalıpları 15-20 gün aralığında söktük. Binada taşıyıcı kolon yok” dedi. Tanık R.Y., “Bu işi iç mimar adına yaptık. Mermer işi yapıyorum. Biz işi sırayla yapıyoruz. Geldiğimizde şap atılmış üzerine mermer döşedik” dedi. Tanıkların ifadesinin ardından katılan vekillerin beyanları alındı. Mahkeme savcılığı sanık S.K. ile M.P. için kırmızı bülten ile aranmasına karar verilmesini talep etti. Daha sonra sanıkların savunmalarına geçildi. Sanık Y.A. önceki savunmalarımın tekrarını iletti. Sanık fenni mesul M.T. ise masum ve suçsuz olduğunu ifade edip tahliyesini talep etti. Duruşmada mahkeme başkanı iç mimar E.D.’den savunma istedi. Sanık iç mimar E.D. tahliyesini talep etti. Av. Taner Akıncı, depremlerde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek binanın yapım aşamasındaki eksiklikleri anlattı. Av. Akıncı, pastane sahipleri S.K. ve M.P.’nin savcılıkla yakalama kararının kaldırılmasını talep etti. Av. Mesut Çakar ise, “Başkanım biz dosyanın uzman bir bilirkişiye gönderilerek bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz. Kahramanmaraş ilinde binlerce deprem dosyası var hangi sanık hakkında kırmızı bültenle arama talep edildi. Karadeniz Teknik Üniversitesinden asli kusurlu değil de kusurlu olarak yargılanmasına devam edilen insanlar var” dedi. "Sanığı alkışladılar" Mahkeme heyetine savunmasın yapan Av. Ersan Şen ise, “Biz avukatız herkes durduğu yeri bilmeli. Binayı yapan müteahhit Y.A. ve fenni mesul M.T. Bu bina 1996 yılında başlayan ve 2001 yılına kadar iskan ruhsatlarına kadar bağlanmış. Temsil ettiğimiz iki sanık bu binaya en erken 2003 yılında gelmiş. Burada sanığı alkışladılar biz bunu burada gördük. Bilirkişinin haddine mi ki asli ve tali kusuru bulmak. Dolayısıyla bu binayı kanaatimce 6 Şubat depremine dayanacak bir bina değil. İddianamem 27 sayfadan oluşuyor. Bu bina 2017 yılında yapılmış tadilatı bir Allah’ın kulu bir şey diyemiyor. Olası kast bu bina da olmaz. S.K. ve M.P. bu binayı çökertti mi? Kazan dairesi ile ilgili bütün delme kırma işlemleri yapılmamıştır ve biz kazan dairesine çivi çakmadık. Doğu ile batı arasındaki perde beton arasında fark var. Ezgi apartmanı burularak yıkılmıştır. Dosya bilirkişiye gittiğinde sorularımızın cevabını almış olacağız. Bina da mühendislik ve tasarım hatası var. Bu bina da temel yok. Temel hatası var. Neden algı oluşturuluyor. Burada olası kastın ‘o’ su var mı? Bu inşaata statik ve tasarım hatası var. Biz kolon kesmedik, kiriş kırmadık” diyerek savunmasını tamamladı. Gece geç saatlere kadar süren duruşma mahkeme heyetinin toplantısı nedeniyle ara verildi. Mahkeme başkanı tutuklu sanıkların tutukluluk devamına, sanıklar S.K. ve M.P.’nin yakalama emrinin beklenmesine, kırmızı bülten talebinin reddine, dosyanın bilirkişiye gönderilmesine daha sonra karar verilmesine karar verildi. Duruşma sonrası açıklamada bulunan Av. Ersan Şen, “İki tam gün duruşma yapıldı oldukça yoğundu. Maalesef haksız suçlamalar ile uzun zamandır karşı karşıyaydık ve onları anlatabilme imkanımız oldu. Bize göre en azından temsil ettiğimiz kişiler yönünden haklı tespitlerin bulguların ortaya çıktığını düşünüyoruz. Bir dahaki duruşma 3 Mayıs tarihine kaldı. Müdahil tarafın kırmızı bülten çıkarılması ile ilgili mahkeme haklı gerekçeler ile reddetti. Biz de her zaman gelmeye savunma yapmaya hazırız. Herkes de gördü ki, sosyal medya üzerinden yoğun baskılar devam ediyor. Bu tür devam eden davalar için iyi olmuyor. Ancak çok iyi olarak savunmaları ortaya koyduk. Biz binanın müteahhidi değiliz, fenni mesulü değiliz, mimari değiliz, statik projesini çizen yapan değiliz. Burada bir pastanenin olduğu doğru, ama bu pastanede bizim dükkanlarımızın dışında aynı zamanda dairelerimiz de var. Böyle bir yer de yersiz haksız binanın çökmesine yıkılmasına 35 canımızın hayatını kaybetmesine yol olacak hatanın içinde olabilmemiz mümkün değildir. Bazı eksik hususlar var, bu hususların tamamlanmasında mahkeme başkanı hadisenin aşağı yukarı farkına vardı. O eksik hususların tamamlanması ile dosyayı bilirkişiye gönderecek diye düşünüyoruz. Bugün bizim net taleplerimiz var zaten bilirkişiye sevk edilmesi ve yakalama kararının kaldırılması yönünde. Çünkü yakalama kararı çok ciddi baskı oluşturuyordu özelikle sosyal medyada ön yargılı. Sanki her şey olmuş bitmiş gibi bunun sebebiyet verenin bizmişiz gibi. Deyim yerindeyse günah keçisi ilan edilerek ama bunların cevaplarını verdiğimi düşünüyorum ayrıntılı savunmalarımızı yaptık. Haklılığımıza inanıyoruz, zor bir dosya, ama bizim amacımız maddi hakikate ve adalete ulaşmak. Yoksa olayı kapatmak, karartmak değil. Kim sorumlu ve suçu varsa o ortaya çıksın ama haksız yere de kimse suçlanmasın, adalet yerini bulsun” dedi. Duruşma 3 Mayıs 2024 tarihine ertelendi.