POLİTİKA - 13 Ocak 2026 Salı 10:52 | Son Güncelleme : 13 Ocak 2026 Salı 13:26

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir"

A
A
A

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu'daki çatışmalara, İran'daki protestolardan Suriye'deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD'nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi.

"Dünya kaosun pençesinde"

Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump'ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir."

Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi.

"ABD'nin savunduğu küresel çeteleşmedir"

Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir."

"Grönland çıkışı NATO'yu tartışmalı hale getirmiştir"

Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO'nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD'nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi.
1946 yılında ABD Başkanı Truman'ın Grönland'ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi.

"Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir"

Bahçeli, 19'uncu yüzyılda Osmanlı'ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm'in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır."

"İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü Türkiye için hayat memat konusudur"

İran'da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran'a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi.

İran'ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Komşu ülke İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran'ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran'a neşter vuran, İran'ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail'in, İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran'daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran'daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır."

"Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır"

Suriye'deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG'yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi.

"Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır"

Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep'te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye'yi uyarıyoruz' diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti.

"Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız"

Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu.
Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.

Oğuzhan Halil Özbek - İbrahim Berat Yılmaz 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Düzensiz kanama ve kasık ağrısı serviks kanserinin habercisi olabilir Serviks (rahim ağzı) kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Ersoy, "Adet dışı kanamalar, cinsel ilişki sonrası kanama ve kasık ağrısı gibi belirtiler çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa bu şikayetler serviks kanserinin erken uyarıları olabilir. Düzenli taramalarla hastalık erken evrede yakalanabilir ve tedavi şansı oldukça yüksektir" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Ersoy, dünyada ve ülkemizde kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biri olan serviks kanserinin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Serviks kanserinin sinsi ilerleyebileceğini belirten Op. Dr. Ersoy, "Hastalığın erken dönemlerinde çoğu kadın herhangi bir şikayet yaşamayabilir. Bu nedenle düzenli jinekolojik muayene ve tarama testleri hayati öneme sahiptir. Belirti ortaya çıktığında hastalık ilerlemiş olabilir" şeklinde konuştu. Serviks kanserinin en sık nedeninin HPV olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ersoy, "HPV çok yaygın bir virüstür ve çoğu zaman fark edilmeden bulaşır. Özellikle yüksek riskli HPV tipleri, rahim ağzı kanserine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle HPV taraması ve aşılamanın önemi çok büyüktür" dedi. "Pap smear ve HPV testi hayat kurtarır" Tarama testlerinin önemine dikkat çeken Op. Dr. Ersoy, "Pap smear ve HPV testleri sayesinde hücresel değişiklikler kanser gelişmeden önce tespit edilebilir. Bu sayede erken müdahale ile serviks kanseri tamamen önlenebilir" ifadelerini kullandı. "HPV aşısı koruyucu bir kalkan sağlar" HPV aşısının serviks kanserine karşı güçlü bir koruma sağladığını belirten Op. Dr. Ersoy, "Aşının ideal olarak cinsel yaşam başlamadan önce uygulanması önerilmekle birlikte; kadın ve erkeklerde, cinsel olarak aktif olsun ya da olmasın koruyuculuk sağlayabilir. Ancak aşı, taramaların yerine geçmez; düzenli kontroller ve tarama programları mutlaka sürdürülmelidir" dedi. "Tedavi hastalığın evresine göre planlanır" Serviks kanserinde tedavinin hastalığın evresine göre belirlendiğini söyleyen Op. Dr. Ersoy, "Erken evrede cerrahi tedavi ile iyi sonuçlar alınabilir. İleri evrelerde ise radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemler devreye girer. Bu nedenle erken teşhis, tedavinin başarısını doğrudan etkiler" diye konuştu. "Düzenli kontrollerle serviks kanseri önlenebilir" Op. Dr. Ersoy, "Düzenli taramalar, HPV aşısı ve bilinçli hareket etmekle bu hastalığın önüne geçmek mümkündür. Kadınların kendi sağlıklarını ertelememeleri ve kontrollerini aksatmamaları en güçlü korunma yoludur" diyerek sözlerini tamamladı.
Zonguldak Alaplı’da karla mücadelede 12 yıldız deniz suyu kullanılıyor Zonguldak Alaplı Belediye Başkanı Nuri Tekin, ilçede 12 yıldır karlı yolların deniz suyu kullanılarak açıldığını belirterek, uygulamadan son derece memnun olduklarını ifade etti. Başkan Tekin, "12 yıldır karlı kaplı yollarımızı deniz suyu kullanarak açıyoruz. Yaptığımız işten son derece memnunuz. Bu süre zarfında hiçbir sorunla karşılaşmadık. Karla mücadele çalışmalarının ardından tüm itfaiye araçlarımızı ilaçlı suyla temizliyoruz. Ayrıca deniz suyu, yollarda kullanılan normal tuzdan daha az zararlıdır" dedi. Gece saatlerinde etkili olan kar yağışıyla birlikte Alaplı Belediyesi itfaiye ekipleri, denizden çekilen suyla karlı kaplı yolları yıkayarak ulaşıma açtı. İtfaiye araçları ve iş makineleri; ana arterler başta olmak üzere hastane ve 112 Acil Servis yollarında çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Karla mücadele çalışmalarını sahada koordine eden Başkan Tekin, sabah saatleri itibarıyla ilçedeki tüm yolların açık olduğunu belirtti. Tekin, "Gece saatlerinde başlayan kar yağışıyla birlikte, 12 yıldır olduğu gibi itfaiye ekiplerimiz ana arterlerde deniz suyu ile karlı yolları temizliyor. Kar yağışı başlar başlamaz ilk müdahaleyi deniz suyu ile gerçekleştiriyoruz. Bu uygulamadan son derece memnunuz ve çok verimli bir çalışma yürütüyoruz. Acil durumlarda ekiplerimiz karlı kaplı yolları hızlı bir şekilde deniz suyu ile yıkayarak ulaşıma açıyor" ifadelerini kullandı. Deniz suyu ile yürütülen çalışmaların büyük kolaylık sağladığını vurgulayan Başkan Tekin, "Biz sahada işimizi yapıyoruz. Kim ne söylerse söylesin, biz sadece işimize odaklanıyoruz. Pratik ve hızlı çözümden yanayız. Bu zamana kadar deniz suyu ile yapılan karla mücadelede en ufak bir sorun yaşamadık. Tuzlu suyun araçlara zarar vereceğini söyleyenler oluyor ancak çalışmalar tamamlandıktan sonra tüm itfaiye araçlarımızı ilaçlı suyla yıkayarak temizliyoruz. Deniz suyu, yollara atılan normal tuzdan daha az zararlı ve bizim için büyük bir avantaj" diye konuştu. "Tüm ekibimiz görevinin başında" Başkan Tekin, çalışmaların tüm ekiplerin koordinasyonu ile yürütüldüğünü belirterek, "İtfaiye, Fen İşleri ve Temizlik İşleri ekiplerimizle birlikte görevimizin başındayız. Karlı kaplı yolları sabah saatlerine kadar açtık. Ana arterler başta olmak üzere hastane ve 112 Acil Servis yollarının tamamını ulaşıma açtık. Ara yolları açma çalışmalarımız ise devam ediyor" dedi. Alaplı Belediye İtfaiye Müdürü Sinan Taşkın, her yıl olduğu gibi deniz suyu ile karla mücadele çalışmalarının başarıyla sürdürüldüğünü söyledi. Taşkın, "Bu uygulama sayesinde çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Doğal deniz suyunu Alaplı Limanı’ndan araçlarımıza taşıyarak karlı yolları temizliyoruz. İlçemizdeki tüm yolları ulaşıma açıyoruz" ifadelerini kullandı.