POLİTİKA - 03 Eylül 2019 Salı 18:10

Bakan Soylu: 'Amerika LGBT’ye 22 milyon dolar yardım yapıyor'

A
A
A
Bakan Soylu: 'Amerika LGBT’ye 22 milyon dolar yardım yapıyor'

Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Özçelik-İş Sendikasının düzenlediği toplantıya katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara’da LGBT derneklerine 22 milyon dolar yardım ettiğini ifade ederek; “Beni burada konuşmamıza gerek var mı? Neyle karşı karşıya kaldığımızı ve hangi cereyanla karşı karşıya kaldığımızı. Aslında temel hedefin inancı, kimliği ve bu coğrafyadaki varlığı olduğunu ifade etmem için bundan sonra kelimelerle ifade etmeme gerek var mı acaba?” dedi.

Afyonkarahisar’da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hak- İş Konfederasyonu’na bağlı Özçelik-İş Sendikasının düzenlediği toplantıya katıldı. Bir termal otelde gerçekleştirilen toplantıda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yanı sıra TBMM eski Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Mehmet Ali Şahin, Vali Mustafa Tutulmaz, Belediye Başkanı Mehmet Zeybek, Hak- İş Genel Başkan Yardımcısı ve Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci, AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Hüseyin Sezen ve çok sayıda sendika temsilcisi ve üyeleri katıldı. Otel girişinde sendika üyeleri tarafından ‘Türkiye seninle gurur duyuyor’ karşılanan Bakan Soylu kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri de kırmadı. Saygı duruşu ve istiklal Marşının okunmasıyla başlayan toplantıda Hak- İş Genel Başkan Yardımcısı ve Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci bir konuşma yaptı. 

BU ÜLKENİN EVLADI OLARAK İÇİMİ ACITIYOR

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, herkesin hassasiyetlerinin olduğunu ifade ederek, makamların gelip geçici olduğunu söyledi. Bakan Soylu şöyle devam etti: 

“Ama bu topraklarda niçin var olduğumuzu 2200 yıldır bir çadır devletinin emanetçisi olmadığımızı bile bilecek kadar Allah'ımıza şükürler olsun bu ülkeye de bu millete de sadakat ile bağlıyız. Bunu şuarada çok net söylüyorum. Benim içimi acıtıyor. Bu ülkenin evladı olarak içimi acıtıyor. Diyarbakır'daki çalıştırdığı insanların kimlik kartındaki ay yıldızlı bayrağı söküp atanlara orada şehit annelerini kapının önüne koyup terör müzahirlerini gelip devletin bunu çalıştıramazsınız dediği halde inadına belediyeye alanlara inancımızın ve geleneğimizin bize bıraktığı isimleri terörist isimleri ile değiştirenlere İstanbul'dan kalkıp gidip Atatürk portresi verip onlara Atatürk üzerinden temizlemeye çalışanlara Allah'tan şahittir, millette şahittir ve hakkımızda helal değildir. Bu kadar net. Yazıklar olsun. Bunu çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum.” 

94 TANE BELEDİYE GÖREVDEN ALINDI 

40 yıldır Türkiye’nin PKK terörü ile uğraştığına dikkat çeken Soylu:
“40 yıldır akşam haberlerinde şehit haberleri alıyoruz. 40 yıldır bu ülkede ekonomisi, gücü, varlığı, morali teröre kurban edilmek isteniyor. Büktük ve bir noktasına geldik. Onlara tarihin en büyük hezimetini hep birlikte bu millet olarak yaşatıyoruz. Büyük bir gayret ile. Bir rakam vereyim size; 94 tane belediye görevden alındı 2014-2019 yılları arasında. PKK terörüne iktisatlı. Toplam 94 tane belediyenin 33'ünün ilk derece mahkemeleri sona erdi. Aldıkları ceza ise 237 yıl 237 aydır. Biz boşuna mı iş yapıyoruz. Diğer 55'ninde ifade etmek istiyorum ki davaları devam ediyor” dedi. 

TERÖR ÖRGÜTÜNE MÜZAHİR BELEDİYENİN KAZANDIĞI BELEDİYE 2019 YILINDA 59'A DÜŞTÜ 

Doğru bir politika izlediklerini belirten Soylu şöyle devam etti: 

“Diyarbakır'a gidiyorsun ve terör sebebi ile görevden aldığımız belediye başkanları ile kucaklaşıyorsun da evladı PKK tarafından kaçırıldıktan sonra daha götürülmek istenen ve ortaya koyduğu onurlu mücadele ile bir terör örgütünü pes ettiren acılı ananın hatırını niye sormuyorsun. Doğru bir politika izliyoruz. Buna herkesin emin olmasını isterim. 2009 yılında terör örgütüne müzahir belediyenin kazandığı belediye sayısı 98'dir. 2014 yılında 103'tür. 2019 yılında ise 59'a düştü. Doğru bir politika izliyoruz. Ham bir politika izliyoruz. Bugün yine teröre müzahir olan partinin kapısında anneler babalar oturmuşlar evlatlarımızı dağa götürdünüz diye onlara kafa tutuyorlar. Aha burada söylüyorum; Bu terör örgütünü Doğu ve Güneydoğu'daki kadınlarımız ve analarımız bitirecek ve tarumar edecek. Yıllarca kadın istismarı yapanlar ve terör örgütünü güçlendirmeye çalışanlara tarih çok güzel bir cevap vermektedir. Artık insanların burasına kadar gelmiştir. Orada atılan adımlar milletimizin demokrasi işleyişinde de çok önemli bir süreci beraberinde taşımaktadır.” 

LGBT’YE 22 MİLYON DOLAR YARDIM YAPIYOR 

Amerika’nın LGBT derneklerini yardım ettiğini ifade eden Soylu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünya'nın en önemli devletlerinden bir tanesi yani Amerika, bir taraftan PYD'ye yardım ediyordu. Ama size yardım yaptığı bir yer daha söyleyeyim mi? LGBT'ye yardım yapıyor. Ankara'daki bir LGBT derneğine Amerika Birleşik Devletleri 22 milyon dolar yardım yapıyor. Beni burada konuşmamıza gerek var mı? Neyle karşı karşıya kaldığımızı ve hangi cereyanla karşı karşıya kaldığımızı. Aslında temel hedefin inancı, kimliği ve bu coğrafyadaki varlığı olduğunu ifade etmem için bundan sonra kelimelerle ifade etmeme gerek var mı acaba?”  

Mevlüt Tınas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Metruk evde yalnız yaşayan yaşlı adam yaşam mücadelesi veriyor Eskişehir’de sol ayağı sakat olan ve metruk haldeki evde yalnız başına yaşam mücadelesi veren 64 yaşındaki Celal Ağır için komşularının yardım talebi sonuçsuz kaldı. Yaşlı adam evinin önünde çaresizce yardım bekliyor. Tepebaşı İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Asuman Sokak’ta ikamet eden Celal Ağır, geçtiğimiz aylarda damacana su alırken dengesini kaybedip yere düştü. Ambulansla hastaneye kaldırılan Ağır’ın sol ayağında sakatlık meydana geldi. Şu anda çatısı içeriye doğru çökük, metruk haldeki bir müstakil evde tek başına yaşam mücadelesi veren yaşlı adam, sakatlığı sebebiyle kendi ihtiyaçlarını göremez hale geldi. Komşuları ve hayırseverlerin destek olmaya çalıştığı Ağır, hem evi hem de tedavisi için yetkililerden yardım istedi. Öte yandan komşularının yetkililere Celal amcanın durumunu ilettiği ancak hiçbir yetkilinin gelmediği iddia edildi. "Ayağım yüzünden bakkala bile gidemiyorum" Emekli olmadan önce elektrikçilik yaptığını söyleyen Celal Ağır, "5-6 tane kardeş var ama fayda yok. ’Para var’ desen geliyorlar, parasızsan yok. Benim aylığım var, yetiyordu. Sağlamken hem yürüyerek hem de bisikletle istediğim yere gidiyordum. Şu anda yürüyemiyorum, evim kötü durumda. Şimdilerde bakkala bile gidemiyorum. Ayağım düzelse yürüsem, yardıma da gerek yok. Evin dağınık durumu düzeltirse iyi olur. Bir de tedavi olmak istiyorum. Hiçbir yere derdimi anlatamadım" dedi. Öte yandan, Ağır, evinin camlarının birkaç kez taş atılması suretiyle kırıldığını, televizyonu ve elektrikli motosikletinin çalındığını ancak sakatlığı sebebiyle hiçbir şey yapamadığını belirtti.
Bursa Marmara’nın denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki göstererek, Marmara’da denizkestanesi avcılığının küçük balıkçıyı değil birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı. Sarı, Marmara Denizi’nde 13 Şubat 2026-15 Nisan 2026 arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılmasının yanlış olduğunu belirterek, bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini aktardı. Marmara’da denizkestanesi avcılığının küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak satan birkaç ihracatçıyı ihya edeceğine dikkati çeken Sarı, şunları kaydetti: "Marmara Denizi’nde 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketi sonrasında yanlış bir kararla tam üreme zamanında, yani denizkestanesi yumurtaları olgunlaşmışken denizkestanesi avcılığı serbest bırakılmıştı. Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu’nun hazırladığı rapor ve kamuoyunda yükselen tepkiler sonrasında üreme dönemi biterken, yani ihracatçılar gerekli ürünü Marmara’dan topladıktan sonra durdurulmuştu. Anlaşılan aynı lobi işbaşında. Marmara Denizi, 15 Nisan 2026’ya kadar denizkestanesi avcılığına açıldı. Tarihe dikkat edilirse avcılığın tam da denizkestanelerinin havyarının olgunlaştığı döneme denk geldiği görülecektir." "Çare aşırı avcılığı azaltmaktır" Marmara Denizi kıyılarında aşırı denizkestanesi artışına ilişkin bilimsel bir bulgu olmadığını vurgulayan Sarı, "Tam tersine 2022 yılında Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu tarafından hazırlanarak ilgili birimlerle paylaşılan bilimsel raporda kıyısal alanda müsilaj sonrası artış gösteren makro alg artışının kontrolü için denizkestanelerinin hayati önemde olduğu ve avlanmaması gerektiği belirtilmektedir." ifadesini kullandı. Denizkestanesi popülasyonunun deniz ekosisteminin bütünsel bir yaklaşımla yönetilip yönetilmediğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarı, şöyle devam etti: "Eğer ortamda kirlilik varsa algler artarak ortamdaki azot ve fosforu tüketmeye çalışır. Alg artışı, onların üzerinden beslenen denizkestanesi gibi türlerin çoğalmasına neden olur. Denizkestanesinin popülasyonunu kontrol eden mırmır, karagöz, çipura gibi türler aşırı avlanıyorsa bu sefer denizkestaneleri artış göstererek ortamda baskın olur ve bütün makro algleri tüketerek kıyısal alanı çöle döndürür. Bu durumda çare denizkestanesi avcılığını artırmak değil, aşırı avcılığı azaltmak, denizi ekosistem esaslı olarak yönetmektir." "Denizkestanesi birkaç kişiyi ihya edecektir" Prof. Dr. Sarı,  Marmara Denizi’nde neredeyse bütün balık türleri üzerinde aşırı avcılık yapıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Müsilaj ve aşırı avcılık yüzünden küçük ölçekli balıkçılık can çekişmektedir. Yoğun müsilaj yaşanan 2021-2022 ve 2024-2025 avcılık sezonlarında Marmara Denizi’ndeki küçük ölçekli balıkçıların av kaybı yüzde 90’ları bulmuştur. Eğer gerekçe bu kayıpların telafisi ise denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak çoğunlukla Japonya, Fransa gibi ülkelere ihraç eden birkaç kişiyi ihya edecektir. Balıkçılık yönetimi bir bilim dalıdır. Günübirlik talepler, siyasi baskılar veya çıkarlar düşünülerek alınacak her karar deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğurur." "Deniz deneme-yanılma veya oyun alanı değildir" Denizkestanesi avcılığını Marmara’da serbest bırakan karar alınırken yıllardır bu alanda çalışan bilim insanlarına sorulmadığını, görüş alınmadığını aktaran Sarı, şöyle devam etti: "Bilim araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde bilime başvururken, işinize gelmediğinde bilim yokmuş gibi davranmak ancak günü kurtarmaya yarar. Deniz, birilerinin deneme-yanılma veya oyun alanı, çıkar gruplarının sömürü odağı, balıkçıların malı-mülkü değildir. Deniz, insanın da içinde bulunduğu biyosferin kalbidir. Ona uygun, bütünsel olarak yönetilmelidir. Marmara’da denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması yanlıştır ve derhal bu karar geri alınmalıdır. Deniz ekosisteminin sağlıklı işlemesi isteniyorsa çare ekosistem esaslı, bilim temelli balıkçılık yönetimidir. Marmara’nın şırı avcılığın önlenmesine, endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasına ve acilen kritik bölgelerde deniz koruma alanları oluşturulmasına ihtiyacı vardır."
Bursa Bursa’da AK Parti Teşkilatı vefa iftarında buluştu AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından "Teşkilat Vefa İftarı" programı düzenlendi. Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen iftar programı, partinin il ve ilçe teşkilat mensuplarını bir araya getirdi. İftar programına il ve ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapıldı. "Bursa teşkilatımız omurgadır" Programda konuşan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti teşkilatının sahada emek veren büyük bir yapı olduğuna dikkat çekti. Gürkan, "Bu dava rahat zamanların değil, zor zamanların davasıdır. Alkışla değil, emekle büyümüştür. Mahalle başkanlarımızdan sandık görevlilerimize kadar gecesini gündüzüne katan tüm dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. İsmi bilinmeyen ama yükü taşıyan sessiz kahramanlarımız olmasaydı, bugün bu tablo mümkün olmazdı" dedi. Bursa teşkilatının AK Parti için özel bir yere sahip olduğunu belirten Gürkan, "Biz masa başında değil, sahada siyaset yapan bir teşkilatız. Sosyal medyada değil, gönüllerde trend olmaya talibiz. Allah’a şükür gücümüz teşkilattır. 2025 yılı sonu itibarıyla Bursa’da 407 bin 543 üyeye ulaşmış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz" AK Parti Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ise, kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen tüm teşkilat mensuplarına teşekkür ederek, "Sahada, büyüklerimizle omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz. İnşallah ziyaret ettiğimiz her hanede biriktirdiğimiz umutla, Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanı seçeceğiz. Güçlü teşkilat yapımızla yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Bu salonda tarihimizin izlerini görüyorum" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da, AK Parti kadrolarının Türk siyasi tarihinde önemli dönüşümlere imza attığını söyleyerek, "Bu kadro, ‘olmaz’ denilenleri başaran, ‘yapılamaz’ denilenleri yapan bir kadrodur. Bu salonda sadece bugünün değil, tarihimizin de izlerini görüyorum. Bizler demokratik zeminde, hukuk içinde kalarak mücadele ettik. Millet iradesini esas aldık ve milletle birlikte iktidar olduk" dedi. Program, duaların ardından iftar yemeğiyle sona erdi.