GÜNDEM - 11 Şubat 2023 Cumartesi 20:12

Bakan Soylu: 'Kimse devleti hafife almasın, milletin duygularıyla oynayanlara hesabını sorarız'

A
A
A
Bakan Soylu: 'Kimse devleti hafife almasın, milletin duygularıyla oynayanlara hesabını sorarız'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Bir afeti dünyanın en büyük afetlerinden birisi olarak yaşadık. Bir afeti de maalesef en üstten en alta kadar hafızasını, duygusunu kaybetmiş, insanlığını kaybetmiş insanlığa karşı nankör olanlar sebebiyle sosyal medyada yaşıyoruz. Kimse devleti hafife almasın. Çok net söylüyorum. Milletin bugün duyguları ile oynayanlara karşı hesabını en net şekilde sorarız" dedi.

 

Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü binasında oluşturulan İl Afet Kriz Merkezinde açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kahramanmaraş’ın 1124 yılında yine benzer bir büyük depreme maruz kalarak o dönemde 40 bin kişinin bu depremde hayatını kaybettiğini hatırlattı. Bakan Soylu, “Maalesef yerkürenin en büyük depremlerinden birisini hep birlikte yaşıyoruz. Devletimiz ayakta. Milletimiz bütün unsurları ile birlikte yardım içinde dayanışma içinde. Aziz milletimiz bütün karakterine uygun seferber. Dünya da bu konuda elinden geleni ortaya koymaya çalışıyor. Böyle bir tablo içerisinde 24 saat insanların gözüne uyku girmiyor. Kimisi enkaz başında, kimisi acaba kime ne yetiştirebilirim kimin derdine derman olabilirim çabası içerisinde. Kimisi doktor acaba kimin bir hastalığı varsa kimin bir tedavisi varsa onunla ilgileniyor. Gecenin bir yarısında gördüğümüz elektrikçiler bir taraftan bir tarafa koşturuyorlar. Arama kurtarmacıların gözleri kan çanağına dönmüş durumda. Kimle karşılaşırsak hangi yabancı buraya gelirse karşılaştıkları manzarayı anlatmakta bile zorluk çekiyorlar. Ancak bunan rağmen deprem öncesinde yaşadığımız bir hadise aynı şekilde ülkemizde devam ediyor. Bu dezenformasyon bu yalan ve bu ülke insanının birliğini beraberliğini engellemeye çalışan ve sürekli olarak olmayanları varmış gibi gösteren bir hastalıkla hem de en zor dönemimizde karşı karşıyayız" dedi.

"Hesabını en net şekilde sorarız"

Sosyal medyadan izlediği bir videodan bahseden Bakan Soylu, "Biraz önce bir video seyrettim ve seyrettiğim videoda okumuş yazmış, büyük şehirlerde yaşadığı çok belli olan, videoyu çekiyor, insan gibi de konuşuyor. Bir Afganlı’nın çıkan cesetlerin elini kestiğini ve altınlarını aldığını söylüyor. Biraz önce Adıyaman’da gözaltına alındı. Veya ‘Hatay’ın Samandağ ilçesine teröristler geldi orada eylem yapacaklar’ diye yalan söyleyenler yine bir çadır kamyonun önünü kesen, ‘Çadır kamyonunu şuraya getir’ diye söyleyen birisi ve ondan sonra ‘Benim arzu ettiğim bana talimat verilen yere götüreceğim’ diyerek kendi görevini tamamlamak üzere ayrıldıktan sonra bütün Türkiye’de hırsızlığın yağmanın, her şeyin, güvensizliğin olduğuna dair anlayışı yaygınlaştırmaya çalışan, zehirli ve bu ülkenin insanına yakışmayan bir dille sosyal medyada karşı karşıyayız. Bir afeti dünyanın en büyük afetlerinden birisi olarak yaşadık. Bir afeti de maalesef en üstten en alta kadar hafızasını, duygusunu kaybetmiş, insanlığını kaybetmiş insanlığa karşı nankör olanlar sebebiyle sosyal medyada yaşıyoruz. Kimse devleti hafife almasın. Çok net söylüyorum. Milletin bugün duyguları ile oynayanlara karşı hesabını en net şekilde sorarız. Hukukla beraber de sorarız. Yani burada bu insanların duygularını istismar etmenin burada bu insanların şuanda yaşadığı zorluğa ayrı bir zorluk getirmenin ne anlamı var. Bu ne ayıptır, hangi örfümüzde hangi karakterimizde böyle bir şey söz konusudur. Burada Türkiye’nin 4 bir yanından insanlar canhıraş mücadele ediyorlar. Neymiş Avusturyalı bir arama kurtarma grubu kendilerine şiddet uygulanıyor diye arama kurtarmayı bırakmış. Bu kadar yalan ve buna benzer yalan ve dez enformasyonları nereden ne şekilde buluyorlar” diye konuştu.

“Bu kadar iftira atılır mı, bu kadar insanları birbirine kışkırtmak için bu sosyal medyanın zehri kullanılır mı?”

6-11 Şubat tarihlerin arasında 9 suça yönelik (Evden hırsızlık, iş yerinden hırsızlık, kapkaç, motosiklet hırsızlığı, oto hırsızlığı, otodan hırsızlık, yankesicilik ve yağma) jandarma ve polis bölgesinde 416 olay meydana geldiğini hatırlatan Bakan Süleyman Soylu, “Yani depremin ilk gününden itibaren. Dönelim 1-6 Şubat arasında ise toplam 586 olay meydana gelmiş. Bu millet ne yapıyor daha fazla suçu arttırmak için bir depremin veya afetin oluşmasını mı bekliyor. Bu kadar iftira atılır mı? Bu kadar insanları birbirine kışkırtmak için bu sosyal medyanın zehri kullanılır mı? Ayıp değil mi? Ülkemizin en zor zamanında bütün dünyanın zamanların en büyük depremi olarak değerlendirdiği zaman dilimi içerisinde elime fırsat geçirdim ben bunu hem ülkenin birlik ve beraberliğini ortadan kaldırabilmek acaba siyaseten bundan bir sonuç alabilir miyim? Canı çıksın siyasetin. Şu işi hep beraber milletimize hakikaten hizmetkar olabilecek şekilde bir vesileyle bu yaralarımızı saracak şekilde bitirelim ondan sonra istediğinizi söyleyin, ortaya koyun, koyuyorsunuz da” şeklinde konuştu.

“10 vilayette toplam 131 bin güvenlik personelimiz var”

Bakan Süleyman Soylu, 10 vilayette görev yapan güvenlik personeli rakamlarını da paylaşarak “Yine bütün bunlarla birlikte şurada toplam 10 vilayette takviyeler ile birlikte toplam 70 bini aşkın polis memurumuz var, toplam 60 bini aşkın jandarma görevlimiz var. Toplam 130 bin, bin de sahil güvenlik personelimiz var 131 bin. Normali bunun yarısından daha az. Burada hem güvenliği tesis eden hem vatandaşın hizmetinde olan köylere kadar giden 79 helikopterle beraber sürekli hasta ve lojistik taşıması yapan ulaşılamayan köylere inen bir mücadele ortaya konuluyor. Maalesef bunu körükleyenler aziz milletimizin en çok desteğe ihtiyacı olduğu zaman da köstek olmayı çalışanları görüyoruz ve yaşıyoruz. Hiçbir suç cezasız kalmaz. Yaklaşık 230 kişi şuana kadar gözaltına alındı, bahsettiğim olaylarla ilgili. 20’nin üzerinde tutuklama söz konusu ve her olayla ilgili de arkadaşlarımız hem enkaz alanlarının güvenliğini alıyor hem çadır alanlarının hem lojistik depolarının güvenliğini alıyor hem yolların ve trafiğin açılması için bütün gayreti ortaya koyuyor. Yani bütün Türkiye buraya bir yardım seferberliği içerisinde” ifadelerini kullandı.

“Yüreği kara, zihni kara, insanlar var”

Burada bir ayakkabı mağazasının 5 günü camının kırık halde durduğunu ve kimsenin o mağazadan bir ayakkabı almadan önünden geçip gittiğine dikkat çeken Bakan Soylu, şunları söyledi:
“Bu milletin hem değerleri ile oynamayı hem zor zamanında oynamayı hangi ahlakla hangi karakterlikle hangi insanlığa hangi medeniyetle beraber karşılaştırabilirsiniz ? Elbette bir takım insanlar dezenformasyon yapmış olabilirler. Hep beraber kenetlenmek zorundayız. ‘Durun bakalım ne yapıyorsunuz?’ demek lazım. Herkesin sesinin çıkması lazım. Hala Suriyeliler’den bir nasıl dezenformasyon ve yalan yanlış bulabilirim. Acaba Afganlardan nasıl bir yalan yanlış oluşturabilirim. Yapılan hizmetlerle ilgili nasıl bir dezenformasyon oluşturabilirim diye anlayış söz konusu bu tahammül edilebilir bir şey değildir. Bugün yine bir siyasi partinin genel başkanı Hataylılara mesaj veriyor diyor ki ‘Hataylılar benim ne dediğimi iyi anlar’ Ne anlayacaklar, anlayacakları da şu edep ediyorum bu dönemde bütün işimizi gücümüzü bırakıp bunlarla ilgili konuştuğumuz için aziz milletimiz beni bağışlasın. Hakikaten burada canhıraş bir mücadele ortaya koyuyoruz. Bunu anlattığım için edep ediyorum. Neymiş ‘Hatay’da yabancılara konut ve mülk satışına dikkat edilsin. Bunun açtığı belaları hepimiz biliyoruz. 1980 yılında bu ülkede Hatay’da mülk satışı yasaklanmıştır yabancılara aynı zamanda Bakanlar Kurulu’nun 2011 yılında aldığı karar çerçevesinde Hazine arazilerinden de gizlilik kararıyla birlikte bu tip mülk satışları yasaklanmıştır. Şimdi aynı noktada bir iki vilayet daha var. Acaba buradan bir yara kanatabilir miyim, acaba buradan bir istismar ortaya koyabilir miyim, acaba bu dönemde herkes işinin başındayken ben bir yol alıp insanların duygularını rencide edip onun üzerinden bir sonuç alabilir miyim endişesinde olan ucuz insanlar var. Çok net söylüyorum: Bunlar maalesef siyasetçi olmuşlar ve biz bir dönem de bunlarla birlikte siyaset yaptık. Yüreği kara, zihni kara, insanlar var. Ancak ne zaman insanları tanıyorsunuz bir sınavda, imtihanda tanıyorsunuz. En büyük insanlık sınavında. İnsanlarımıza sormak istiyorum; Hatay’daki mülk satışının şu anki depremle alakası nedir? Hatay’ın bir bölümü yıkıldı, 3’te biri 4’te biri, 5’te biri yıkıldı. Bugün bir mülk satışı değerlendirmesi var da bununla ilgili değerlendiriliyor, bununla beraber paylaşılıyor.”

"Bırakın işimizi yapalım”

Ölü sayıları ilgili de yapılan dezenformasyona dikkat çeken Bakan Soylu, "Ölü sayıları daha fazlaymış. İnsanlar kendi kendilerine ölüleri defnediyormuş da biz ölü sayılarını saklıyormuşuz. Ayıptır, günahtır yazıktır ya. Neyi nasıl saklayacaksınız? İnsanların hangi gün öldüğü belli değil mi? Türkiye’nin her tarafından buraya savcılar görevlendirilmiş, Adli Tıp görevlileri görevlendirilmiş, doktorlar görevlendirilmiş. Tek tek takip ediyoruz. Köyde toprağa verilenler de muhtarın aldığı tutanakla elimizde. Neyi saklayacağız, neyi gizleyeceğiz. Bu yalanlar bu devleti itibarsız hale getirebilmek bir diğeri devletimize karşı isyan edin diye sözler ortaya koyulmaya çalışılıyor. Bu büyük bir akıl tutulmasıdır. Bunlar doğru işler değildir. Bırakın biz işimize bakalım. Ha işimize bakmamıza müsaade etmiyorsunuz, biz de olağanüstü halin altını çizerek söylüyorum hukukumuzun ve kurallarımızın bütün gereğini yerine getiririz. Bu istismarcılara bu yalancılara ve bu milletin zor gününde onlara bu ızdırabı yaşatanlara karşı bunu net olarak söylemek istiyoruz” dedi.

Göktürk Fırat - Onur Erden
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da keşfedilmeyi bekleyen doğa harikası: Kurumcu Şelalesi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Kurumcu köyünde yer alan Kurumcu Şelalesi ve gölü, eşsiz manzarasıyla dikkat çekiyor. Bölge, turistler için saklı bir rota olma özelliğini koruyor. Başkent Ankara, çoğunlukla siyasi ve idari kimliğiyle ön plana çıksa da sahip olduğu doğal güzelliklerle de dikkat çekiyor. Özellikle son yıllarda doğa turizmine olan ilginin artmasıyla birlikte daha önce geniş kitleler tarafından bilinmeyen bölgeler de gün yüzüne çıkıyor. Kızılcahamam ilçesinde yer alan ve doğallığını büyük ölçüde koruyan alanlar, doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Bu doğal alanlardan biri de Kurumcu köyü sınırları içerisinde bulunan Kurumcu Şelalesi ve çevresindeki göl olarak öne çıkıyor. Şehrin gürültüsünden uzak, sakin ve huzurlu bir atmosfer sunan bölge, sahip olduğu yapısı, temiz havası ve etkileyici manzarasıyla ziyaretçilerine adeta görsel bir şölen sunuyor. Şelalenin oluşturduğu doğal gölet ve çevresindeki yeşil alanlar dört mevsim farklı güzellikler sunarken, ilkbahar ve sonbahar aylarında renk cümbüşüyle öne çıkıyor. Bölge, özellikle fotoğraf tutkunları ve doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için önemli bir alternatif oluşturuyor. Henüz geniş kitleler tarafından bilinmeyen Kurumcu Şelalesi, Ankara’nın en büyük şelalesi olma özelliğine sahip. "Bu sene yağmur bol yağdı, göller doldu, kuruyan şelale akıyor" Kurumcu Şelalesi’nin geçtiğimiz yıllara kıyasla daha iyi bir durumda olduğunu ve gür bir şekilde aktığını belirten Kurumcu köyü muhtarı Şerafettin Üçpınar, "Bu sene yağmur bol yağdı, göller doldu, kuruyan şelale akıyor. Şelale geçen sene akmadı, bu sene akıyor. Su bol, yağmur bol. Geçen sene kuraklık vardı, bu sene iyi. Ankara’dan gelenlerle ilgili şikayetimiz var. Yiyorlar, içiyorlar, çöplerini atıyorlar. Şelalemiz var, ormanımız var. Bu şelale önceden devamlı akıyordu. 2 senedir akmıyordu. Bu sene iyi. Bu sene kesilmez, 1 ay akar. Suyu yaz ayında sebzeler için kullanıyoruz" diye konuştu.
İstanbul Türkiye’de ameliyat edilen Koreli hastanın eşi: "Yüreğimizde olan memleket burası" Uzun yıllar önce Türkiye’ye yerleşen Güney Koreli çiftten 59 yaşındaki Shine Cheon Choi’nin beyninde nüks eden kansere yönelik ameliyatı Türkiye’de gerçekleştirildi. Eşinin durumuna ilişkin konuşan 56 yaşındaki Young Sook Seol, "2000 yılından beri buradayız, memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası, burası evimiz" dedi. Hastasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştirildi, iyi geçti. Beyin kanseri tespit edilmişti, toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri. Kişiler, hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa kontrolde fayda var" ifadelerini kullandı. Güney Koreli aikido hocası 59 yaşındaki Shine Cheon Choi ve 56 yaşındaki Young Sook Seol çifti, 2000 yılında 5 yaşındaki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye geldi. Ümraniye’de yaşayan, burada kendilerine bir hayat kuran ve 1 çocukları daha olan Koreli çift, zaman zaman ülkeleri ve yakınlarını da ziyaret etti. Shine Cheon Choi burada spor hocalığı yaparken eşi de çocuklarıyla ilgilendi. 2023 yılına gelindiğindeyse denge kaybı, davranış değişiklikleri gibi durumlar oluşunca İstanbul’da bir hastaneye başvuruldu, beyninden bir operasyon geçirdi. Sonrasında rahatsızlıkları tekrar kendini gösteren aikido hocası, ailesiyle ülkesine gitti ve Kore’de beyninde tümör tespit edilerek bir operasyon daha geçirdi. Ardından Türkiye’ye dönen aile, yaşamını sürdürürken hastada tekrar birtakım sıkıntılar meydana geldi ve Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuruldu. Yapılan detaylı incelemelerde doktorlar, beyin kanserinin nüksettiği tespit ederek hasta için ameliyat kararı verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu ve Doç. Dr. Luay Şerifoğlu ekibi tarafından takip edilen hastanın ameliyatı 3 Şubat’ta başarıyla gerçekleştirildi. Hekimler, hastalık ve sürece ilişkin bilgi verirken kontrolleri devam eden Koreli hasta ve eşi de yaşadıkları zorlu süreci ve Türkiye’ye olan sevgilerini dile getirdi. "Yüreğimizde olan memleket burası" Zorlu bir tedavi süreci geçiren 59 yaşındaki Shine Cheon Choi, "Beni ameliyat eden doktora çok teşekkür ediyorum" derken eşi 56 yaşındaki Young Sook Seol "2023 Şubat ayında aniden algılama gücü çok zayıflamıştı. Ondan fark ettik, şuanki 3’üncü ameliyatı, nadiren görülen bir hastalık. 2000 yılından beri buradayız, memleketimiz burası, kendi memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası. Ameliyatı Kore’de de olabilirdik ama burayı seçtik. İnsanlar hep bu hastaneye geliyor; Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne. Baktım ki; doktorların tecrübesi bayağı çok. İyi doktor olduklarını, iyi tedavi ettiklerini gördük. Gönlümüz daha rahat hissettiğinden bu hastaneyi tercih ettik, ameliyat olduk. Türkiye’deki doktorlar çok akıllı ve yüreği sıcak, çok çok ilgileniyorlar. Tedavi için gelecek hastalar olursa çok çok tavsiye ederim. Eşim buraya ilk spor hocası olarak gelmişti, aikidocu. Burada insanlar çok sıcakkanlılar, Kore’ye gittiğimde hiçbir şey bilmiyorum. Metroya nasıl binilir, hangi hattan gidilir, insanlar yüz vermiyor. Gençliğimizi geçirdik o yüzden burası yüreklerimizde. Burada rahatlık hissediyoruz evimiz burası, kaldığı süreçte çok mutlu olduk, teşekkür etmek isteriz" şeklinde konuştu. "Beyin kanseri tespit edilmişti, 100 binde 3 ile 5’i arasında" Hastasının durumuna yönelik konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Enteresan bir hikayesi var, 20-25 sene önce Türkiye’ye aikido hocası olarak geliyor. Bir bayılma, nöbet geçirme hadisesi yaşıyor. Bir özel hastaneye gidiliyor, beyin kanaması tespit ediliyor. Ameliyat oluyor, sonraki takiplerinde beyin tümörü olduğu ortaya çıkıyor, ülkesine dönüyor, Kore’de tekrar bir ameliyat geçiriyor. Ülkesinde tedavisine devam ederken Türkiye’yi çok özlediklerini söylüyorlar. Hastamızın düzeni ve kendilerini Türkiye’de daha iyi hissettikleri için dönüyorlar. Burada kontrol filmlerinde tümörün nüksettiği ortaya çıkıyor. Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştiriliyor, iyi geçti. Bu tür ameliyatları nöronavigasyon, nöromonitörizasyon dediğimiz sistemlerle, modern teknolojiyle ameliyatını yaptık. Beyin kanseri türü tespit edilmişti, bu hastalık kabaca toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Tüm beyin tümörlerinde yüzde 15 ile 25 arasında. Bu kötü huylu bir tümördür, tespit edildikten sonra bu tür hastaların genelde yaşam süreleri 12 ay ile 15 arasında değişebilir" dedi. "Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri" Hastalık ve belirtilerine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ramazanoğlu, "En sık nöbet geçirerek uygunsuz yerde hastalar bulunabiliyor. Hastalar tanısı konmadan, tedavisi gecikmiş bir şekilde başvurabiliyor. Bu tür durumlarda ameliyat yapılsa bile geç kalınmış olunabiliyor. Hastamızın anlattığına göre, Ümraniye çevresinde oturduğunu, hastanemizin çok yoğun olduğunu gördüğünü, bu kadar insan buraya geldiyse, işlerin iyi gittiğini düşünmüş. Türkiye’de sağlık sektörü, sağlık hizmetinde görev yapan personel, hemşire, doktorlarımız oldukça yetkindir. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. Dünyada hangi teknoloji kullanılıyorsa bizde de aynı teknoloji yetkinlikle kullanılmaktadır. Almanya, ABD’den hastamız olduğu gibi Kore’den de gelip bizlere tedavi olabiliyorlar. Hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa örneğin; baş ağrısı, kusma, kolda bacakta uyuşma, konuşmada zorluk, muhakeme bozuklukları gibi şikayetler varsa en yakın sağlık merkezine başvurup bir kontrol etmekte fayda vardır" diye konuştu. "Erken teşhis her zaman önemlidir" Israrlı belirtilerin üzerinde durulması gerektiğini söyleyen ve erken teşhisin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Şerifoğlu, "Yaklaşık 3 yıl önce ani bir baş ağrısı, bilinç kaybıyla bir özel hastaneye gidiyor. 2 ay sonra davranış bozukluğu nedeniyle hasta, eşi tarafından Kore’ye götürülüyor. Bu tümör fark ediliyor, koca bir alan alınıyor, hasta düzeliyor. Tekrar Türkiye’ye döndüğü zaman bizim onkoloji kliniği tarafından tedavisi veriliyor. Burada hastanın daha önce ameliyat edilen tümörünün büyüdüğü görülüyor. Cerrahi karar alınıyor, mevcut tümörlerde yaklaşık 2-3 saatlik bir operasyonla temizliyoruz. Şu anda hasta tedavilerine devam ediyor, gayet iyi, herhangi bir şikayeti kalmadı. Hastamızın beyin tümörü halk arasında kötü huylu denilen bir tümör. Her baş ağrısı tümör değildir, önemli olan; devam eden baş ağrısı olması. Erken teşhis her zaman önemlidir ve en önemli şey; tümörünüz bile olsa, ameliyat bile olsanız muhakkak tedavinize riayet edin, ihmal etmeyin ve moralinizi yüksek tutun" ifadelerini kullandı. (HK-SB-
Aydın KUTO Başkanı Akdoğan: "Kuşadası için çalışıyor, geleceğe yatırım yapıyoruz" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Dünya Odalar Federasyonu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 6-7 Nisan tarihlerinde Aydın’a gelerek kent merkezi ve ilçelerde düzenlenecek bir dizi etkinliğe katılacak. Bu kapsamda Kuşadası TOBB Anaokulu’nun açılış törenine katılacak olan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan; "TOBB Başkanımızı ilçemizde ağırlayacak olmaktan dolayı çok mutluyuz. Aynı zamanda Kuşadası Ticaret Odası olarak, eğitime ve geleceğimize yapılan en değerli yatırımlardan biri olan TOBB Anaokulu’nu ilçemize kazandırmanın da gururunu yaşıyoruz" dedi. Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan yaptığı açıklamada, çocukların nitelikli eğitim ortamlarında yetişmesinin toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek "Kuşadası için çalışıyor, geleceğe yatırım yapıyoruz. Eğitim, bir şehrin geleceğine yapılan en kıymetli yatırımdır. Kuşadası’na kazandırdığımız TOBB Anaokulu ile çocuklarımızın çağdaş, güvenli ve donanımlı bir eğitim ortamında yetişmelerine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu önemli yatırımın ilçemize kazandırılmasında başta TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kuşadası Ticaret Odası olarak, kentin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Düzce Düzce’de Kütüphaneler Haftası’nda anlamlı açılış Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün çağrısı üzerine hayırsever iş insanı Dündar Yetişener tarafından hayata geçirilen kütüphane, Kütüphaneler Haftası’nda kapılarını öğrencilere açtı. Başkan Özlü, kütüphane yatırımlarının devam edeceğini söyledi. Başkan Faruk Özlü’nün eğitim yatırımlarına verdiği önem, iş insanlarının destekleri ile esere dönüştü. Düzce, Kütüphaneler Haftası’nda anlamlı bir açılışa sahne oldu. Başkan Özlü’nün gayretleri, iş insanı Dündar Yetişener’in destekleri ile yapımı tamamlanan Fibrobeton Kütüphanesi, iş ve siyaset dünyası başta olmak üzere kalabalık davetli topluluğunun katılım sağladığı tören ile kapılarını açtı. "Her daim yanınızdayız" Düzce Bilim Merkezi’nin alt katında hizmet verecek 470 metrekare alana sahip, 110 öğrencinin aynı anda ders çalışabileceği kütüphanenin açılışında konuşan Vali Mehmet Makas, hayırsever iş insanına ve projeye öncülük eden Başkan Özlü’ye teşekkür ederek, "Başkanımızın (Faruk Özlü) ne temel atma törenlerine ne de açılış törenlerine hız itibariyle yetişemiyoruz. Düzce halkımız adına kendisine teşekkür ediyorum. Allah var etsin. Dündar Bey’in şahsında tüm aileye, girişime teşekkür ediyoruz. Devamını bekliyoruz inşallah. Başkanımız, şehrimize değer katanları paylaşıyorlar. Çok güzel bir hareket. Yiğidi öldürüp hakkını vermek ve marifetin iltifata tabi olduğunu da belirtmek adına diyorum. Başkanım, şehre değer katanları ilan ediyorsunuz ama zatıaliniz de bu şehre büyük değer katıyor. Yapılan eserlerle katıyorsunuz, şehre kimlik kazandırmakla katıyorsunuz. Biz her daim yanınızdayız. İnşallah Düzce’mizi daha güzel yerlere taşımak adına bir ve beraber hareket edeceğiz. Gençlerimiz inşallah ‘Oku’ emri doğrultusunda bu milleti muasır medeniyet seviyesine yükseltmek adına çok daha donanımlı yetişecekler" şeklinde konuştu. "Kütüphanelerin sayısını artacak" Başkan Faruk Özlü ise, kütüphane fikrinin hayırsever iş insanı ile yapılan kısa bir görüşme sonrası geliştiğini anlatarak, "Geçen yıl Dündar Bey’in Düzce’de olduğu bir günde kendisine ziyarette bulundum. ‘Bir kütüphane yapar mısınız’ diye sordum. Sadece bu kadar söyledim. Dündar Bey, bir süre sonra geldi ve ‘Bize yer gösterin, konuşalım’ dedi. Burayı uygun gördük. Çünkü burada boş bir mekan var ve Düzce’nin kuzeyinde bir kütüphane olsun istedik. Bu açtığımız dördüncü kütüphanedir. Beşincisi de sırada. İnşallah bu yaz ayları içerisinde açacağız" dedi. Kütüphanelere verdiği önemden söz eden Faruk Özlü, "Gerçekten milletimizin en büyük düşmanı, cehalet ve fakirlik. Bunlarla mücadele etmek istiyoruz. Benim zamanımda Düzce’de bir tane kütüphane vardı, buz gibiydi. Kitaplar da soğuktu kütüphane de soğuktu, biz pek gitmezdik. Bu kütüphanelere ilk başladığımızda millet bahçesinin yanındaki kütüphanedir. Orada da çok sayıda insandan destek aldık. Çok büyük rağbet gördü. Sabiha Ulusoy Kütüphanesi çok büyük rağbet gördü. İnanın sabah 08.40’ta önünde sıra var. İnşallah Düzce’nin başka bölgelerinde de planlamalarımız var. Bu kütüphanelerin sayısını arttıracağız" şeklinde konuştu. Kütüphaneye verdiği destekten ötürü İş İnsanı Dündar Yetişener’e teşekkür eden Başkan Özlü, "İş adamlarımızın Dündar Bey’i örnek almalarını diliyorum. Hiç kimse ‘Biz Faruk Bey’e karşı çıktık. Bundan yılar’ demesin. Asla ve kat’a yılmayacağım. İnsanlara, ‘Bir kütüphane yapar mısın, bir okul yapar mısın, bir kreş yapar mısın’ diye söylemeye devam edeceğim. Güzel bir eser olduğu kanaatindeyim. Şehrimize hayırlı uğurlu olsun. Dündar Bey, tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Allah razı olsun" ifadelerini kullandı. "Meyvelerini 10 sene sonra alacağız" AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’de, Başkan Faruk Özlü’nün projelerinden takdirle söz ederek, "Başkanım çok güzel işler yaptınız. İçme suyu şebekesi yatırımı 45 milyon Euro’luk çok büyük bir iş, ama toprağın altında. Okullar yapılmasına öncülük ettiniz. Ama ben her zaman söylüyorum kütüphanelerin yeri ayrı. On sene sonrasında bunun meyvelerini alacağız. Başkanımızın, ‘Düzce’mize Değer Katanlar’ çağrısını ben de buradan yineliyorum. İstiyoruz ki; Düzce’mizde üreten Düzce’mizde kazanan herkes taş taş üstüne koysunlar ve buralarda adları, imzaları olsun" dedi. "Kütüphane kültürü canlanıyor" AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, kütüphane kültürünün yeniden canlandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Açtığımız kütüphanelerin bazen önünden geçiyoruz. O çocukları o kütüphane sırasında görünce gerçekten çok heyecanlanıyorum. Bir dönem kütüphane kültürü kaybolmuştu. Yeniden kütüphane kültürü kazandırılmasına yaptığınız katkı için Düzce’nin geleceği adına ben şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. "Düzce için çok önemli ve anlamlı bir yatırım" CHP Düzce Milletvekili Talih Özcan ise, kütüphanenin sadece bir okuma alanı olmadığını belirterek, "Burada eğitime, öğretime, geleceğe, gençliğe güzel bir eser var" dedi. İş insanı Dündar Yetişener ise konuşmasında, "Değerli başkanım, var olun. Ayağınıza taş değmesin. İnşallah 40. kütüphaneyi de hep beraber açarız. Hayırlı uğurlu olsun. Evlatlarımız burada ne kadar ilim, ışık, irfan alırlarsa bu ülkemizin büyümesine fayda sağlayacak teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından Başkan Özlü tarafından Dündar Yetişener’e kütüphane yapımında verdiği destekten dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Yapılan dua ile birlikte kurdele kesilerek kütüphanenin açılışı gerçekleştirildi. (ALI-
Konya Araç sahiplerine kaza sonrası değer kaybı uyarısı: "Telefonla arayanlara itimat etmeyin" Trafik kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulunan uzmanlar, sürücülerin süreci bilinçli yönetmesi gerektiğini belirterek, özellikle kazadan sonra telefonla ulaşan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Her gün binlerce aracın karıştığı kazalardan sonra meydana gelen değer kayıplarının önüne geçmek adına yeni düzenlemelerle birlikte değer kaybı birçok kritere göre belirlenecek. Oto Ekspertiz Uzmanı Şenol Uysal, kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulundu. Uysal, "Araçların karışmış olduğu kazalarda önce trafik raporu tutulur. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu trafik bilirkişi raporları hazırlanır. Daha sonra araçların değer kaybını öğrenmek için daha önce araçlarda boya var mı, yok mu, önceden bir hasarı var mıydı, yok muydu gibi noktalara göre değerlendirilir. Mesela boyasız, hatasız, boyasız bir arabada kaza yaptığında iki parçası değiştiğinde, şaselerinde herhangi bir işlem olduğunda, hava yastığının açmış olmasıyla değer kaybının niteliği fiyatı değişir. İki değişenin arabada mesela 1 milyonluk bir araçta, 100 bin ile 150 bin lira değer kaybı olursa hava yastığının açmasında bu değer kaybı 200-250 bine çıkar. Şaselerin de işlem olmasıyla birlikte 300 bini bile bulur. Bu şekilde mesela 300 bin lira zarar ediyorsa, aracını 700 bin liraya satmak zorunda kalır. Ama bu aracı yaptıracak kişi, hava yastığını, şaselerini değişen parçalarını yaptırmak için bir 200 bin liraya kadar harcayabilir. Toplam değer kaybı ise 500 bin lira olacak. Yani 1 milyonluk bir aracı yaklaşık 500 bin liraya düşecek. Küçük bir kazada bile hava yastığını açmasında, şaselerin, airbaglerin işlemli olmasında zarar büyür. Bu zararı sürücülerden sigorta şirketlerinden veya belli yerlerden tahsil edilecek" dedi. "Araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini kontrol edebiliriz" Kazaya karışan aracın daha önceki işlemlerinin ekspertiz tarafından tespit edilebileceğine değinen Şenol Uysal, "Kazaya karışan araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini önce boya olup olmadığını biz o kazalı parçaların üzerinde kontrol edebiliriz. Mesela çamurluk ezildi ama daha önce boyanmış mı, boyanmamış mı, değişmiş mi, değişmemiş mi kontrol edebiliriz. Şasenin kazadan etkilendiğini yeni mi veya daha önce olduğunu da söyleyebiliriz. Bu şekilde durum değer tespiti yapılır. Böylelikle en uygun şekilde işlemler yapılır" şeklinde konuştu. "Tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım" Kaza sonrası dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uysal, "Kazadan sonra bir sürü bilinmeyen kişi, telefonla arıyor kazaya karıştığında ‘biz yardımcı olalım, biz size işte değer kaybınızı alırız’ gibi, kesinlikle onlara itimat etmesinler. Kendi avukatlarıyla görüşsünler. Herhangi bir özel avukatla görüşsünler. Avukat onlara ne yapacağını, ne yapması gerektiğini söyleyecek. Vatandaşın düzgün ekspertizlere gitmesi lazım. O ekspertizlerde aracın önceki durumu ve şu andaki durumunu tespit ettirmeleri lazım. Bunlar tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım bunlara da bu şekilde zararını tazmin edebilir. Yani aracın hasar kaydı oluşuyor, hasar kaydı girilecek, bunlar büyük değer kayıpları. Parça değişimi, şase işlemi, hava yastığındaki patlamalar ve değişimi, arabanın boyasız bir arabanın değişen parçalarının olması bunlar hepsi değer kaybına ekleniyor. Bunlar tek tek takip edilmeli" diye konuştu.