DÜNYA - 27 Nisan 2026 Pazartesi 20:02 | Son Güncelleme : 27 Nisan 2026 Pazartesi 20:05

BM'den Hürmüz uyarısı: Milyonlarca insanı açlığa itebilecek küresel bir gıda krizini tetikleyebilir

A
A
A
BM'den Hürmüz uyarısı: Milyonlarca insanı açlığa itebilecek küresel bir gıda krizini tetikleyebilir

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Hürmüz Boğazı'nda uzun süreli kesinti, başta Afrika ve Güney Asya olmak üzere milyonlarca insanı açlık ve yoksulluğa itebilecek küresel bir gıda krizini tetikleyebilir" dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyi'nin su yollarının korunması ve güvenliği konulu oturumunda konuştu. Konuşmasında deniz yollarının küresel ticaretin atardamarları olduğunu ve bugün bu atardamarların baskı altında tutulduğunu söyleyen Guterres, "Jeopolitik gerilimler denizlere taşıyor. Ticaret gemileri baskı aracı olarak kullanılıyor ve denizlerin en temel ilkeleri olan seyir hakkı ve özgürlükler kısıtlanıyor" dedi.

"Ekonomik şok anında hissedildi ve bunun bedelini herkes ödüyor"

Denizdeki tehditlerin her limanı, her kıyıyı ve etrafı karalarla çevrili dahi olsa her ülkeyi etkilediğini ifade eden Guterres, "Mart ayından bu yana Hürmüz Boğazı üzerinden taşımacılığın aksaması, küresel enerji güvenliğini, gıda arzını ve ticareti doğrudan etkiledi. Hürmüz Boğazı, dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından biri. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri, sıvılaştırılmış doğal gazın beşte biri ve uluslararası ticareti yapılan gübrenin neredeyse üçte birini taşıyor. Güvenli ve kesintisiz geçiş, ekonomik ve insani bir zorunluluk. Ekonomik şok anında hissedildi ve bunun bedelini herkes ödüyor. Enerji ve emtia piyasalarında sert dalgalanmalar, artan nakliye ve sigorta maliyetleri ve Covid-19 ile Ukrayna savaşından bu yana en ağır tedarik zinciri kesintilerine şahit olduk" dedi.

"Milyonlarca insanı açlık ve yoksulluğa itebilecek küresel bir gıda krizini tetikleyebilir"

Boğazın kapalı kalmasının boş yakıt depoları, boş raflar ve boş tabaklara dönüştüğünü ifade eden Guterres, "İnsani bedel giderek artıyor. Gecikmeler ve yükselen maliyetler, bekleyemeyecek durumda olan insanlara hayat kurtarıcı yardımların ulaşmasını yavaşlatıyor. Bu kriz, aynı zamanda kritik ekim sezonlarına denk geldi. Hürmüz Boğazı'nda uzun süreli kesinti, başta Afrika ve Güney Asya olmak üzere milyonlarca insanı açlık ve yoksulluğa itebilecek küresel bir gıda krizini tetikleyebilir" dedi.

20 binden fazla denizcinin denizde mahsur kaldığından ve 2 binden fazla ticaret gemisinin risk ve kısıtlamalar ağı içinde sıkıştığından bahseden Guterres, "Bu insanlar herhangi bir çatışmanın tarafı değil. Bunlar, dünyayı ayakta tutan sivil çalışanlar. Güvenlikleri, refahları ve hakları her zaman ve her yerde korunmalıdır" dedi.

Taraflara Hürmüz Boğazı'nı açma çağrısı

Guterres, "Taraflara çağrım şudur: Boğazı açın. Gemilerin geçmesine izin verin. Ne ücret ne de ayrımcılık olsun. Ticaret yeniden başlasın. Küresel ekonomi nefes alsın" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu, Eskişehir Hava Hastanesi tartışmalarına cevap verdi AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Hava Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınması sonrası çıkan tartışmalarla ilgili olarak, "Bu şehirde kamu hakkından, kamusal alanların korunmasından bahsedecek en son kişiler Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) zihniyetinin temsilcileridir" dedi. Eskişehir’de yıllarca Hava Hastanesi olarak hizmet veren ve günümüzde Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası olarak kullanılan alan özelleştirme kapsamına alınmış, bu karar kamuoyunda tartışmalara sebep olmuştu. Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın girişimleriyle Hava Hastanesi özelleştirme kapsamından çıkarılırken, AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu kamuoyundaki tartışmalara yanıt verdi. "Gerçekler saklanmaz, üzeri kirli algı operasyonlarıyla örtülemez" Milletvekili Hatipoğlu, konuyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, "Son günlerde Devlet Hastanesi ve Hava Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin CHP’li siyasetçilerin sergilediği ’kamu hassasiyeti’ tiyatrosunu ibretle takip ediyorum. Hiç kimse kusura bakmasın bu şehirde kamu hakkından, kamusal alanların korunmasından bahsedecek en son kişiler CHP zihniyetinin temsilcileridir. Eskişehir’in en kıymetli hazinelerinin nasıl parsel parsel satıldığını, şehrin hafızasının nasıl peşkeş çekildiğini çok iyi biliyoruz. Bağlar Mahallesi’nde, Haller’in tam karşısındaki tarihi siloları uluslararası otel zincirlerine satanlar da, halkın elindeki yeri ’Sosyal tesis, yurt yapacağız’ diyerek kamulaştırıp, ardından otele çeviren, altını da eğlence merkezine dönüştürenler de yine aynı CHP zihniyetidir. Dün kamusal alanları parsel parsel satanların bugün çıkıp kamu hassasiyeti üzerinden siyaset üretmeye kalkışması tek kelimeyle pişkinliktir. Ben, bu şehrin bir evladı ve milletvekili olarak altını çizerek ilan ediyorum: Hava Hastanesi alanının özelleştirilmesine karşıyım ve bu alanın kamu niteliğini koruması için tüm girişimleri kararlılıkla sürdüreceğim. Gerçekler saklanmaz, üzeri kirli algı operasyonlarıyla örtülemez. CHP zihniyetinin belediyeler eliyle haraç mezat sattığı 120 arsa, 72 tarla, 38 mesken, 2 otel ve 2 büyük ticari alandan oluşan o utanç listesini kamuoyunun vicdanına sunuyorum. Bu şehir, kimin kamusal alanları koruduğunu, kimin ise şehri parsel parsel sattığını artık tüm çıplaklığıyla görmektedir" ifadelerine yer verdi.