MAGAZİN - 23 Kasım 2018 Cuma 12:01

Cem Özer: 'Ben ölmeden cenazemi yaşadım'

A
A
A
Cem Özer: 'Ben ölmeden cenazemi yaşadım'

Sinan Çetin'in yönettiği “İstasyon” filminin çekimleri sırasında ayağını kırarak kaldırıldığı hastanede yapılan oksijen tedavisinde kötüleşen sanatçı Cem Özer, yoğun bakımdan çıkmasının ardından yaptığı açıklamada, "Ben ölmeden cenazemi yaşadım” dedi.

Geçtiğimiz ay Afyonkarahisar'daki film çekimleri sırasında kaza geçirip ayağını kıran Cem Özer, oksijen tedavisi sırasında sara nöbeti geçirmiş ve şuuru kapanmıştı. Uzun süre yoğun bakımda kalan Cem Özer, 42 gün sonra basın mensuplarına bir açıklama yaptı. Cem Özer, “Sağlık durumum iyi, tabii ki daha iyi günlerimiz oldu. Her gün daha iyiye gidiyor. Fizik tedavi ile devam ediyoruz. Zor günler geçirdik tabii. Her şerde bir hayır vardır. Bundaki hayır da şu oldu; benim çok sevdiğim insanlar varmış, beni çok sevenler varmış. Bunların farkında değilmişiz. Birbirimize verebileceğimiz en büyük hediye, en büyük armağan sevgimiz. Hiç ummadığım kişiler ziyarete geldi, sevgisini gösterdi, gözlerim dolu dolu oldu. Bir karar verdim ki, artık o insanları bırakmayacağım. Es geçmemek lazım. Değer verdiğimiz, değerli zannettiğimiz şeyler aslında hiç o kadar değerli değil. Damardan besleniyorum. Ülkemizin ünlü aşçılarından, şeflerinden çorbalar, reçeller, hepsinin üstünde eşim ve kızımın tuttuğu notlar. Hangi yörenin nesi meşhursa, bu beni çok duygulandırdı” dedi.

“Ben ölmeden cenazemi yaşadım” 

Cem Özer, “Ben hep şey derdim ölü seviyoruz ya, cenazelerde gözyaşları döküyoruz, en çok ben seviyorum, şovları yapıyoruz. Cenazeden önce bunlar yapılmalı derdim. Birinin heykelini dikecekseniz, ismini bir yere verecekseniz bunu ölmeden yapın. Ben o cenazeyi ölmeden yaşadım. Bu arada eşim ve kızım büyük çile çektiler. İyi ve sıcak bir insan olduğunu biliyorsun ama ne kadar fedakar ve candan olduğunu bu süreçte öğrendim. Yıllardır kardeşim olan kuzenimle aslında birbirimizi ne kadar sevdiğimizi fark ettim. Sağlıklıyken insanlara sevginizi gösterin, Mali ile sıkı bir dostluğum yok, onu ne kadar sevdiğimi fark ettim. Uyandığım andan itibaren zihnim onunla meşguldü. İnşallah bugün yarın kendine gelir. Ne olur tutun elini bırakmayın" ifadelerini kullandı.

“Mehmet Ali Erbil’in başucundan ayrılmayın” 

Cem Özer, “Bu bilinmeyen bir şey. Doktorlar ‘Şu an algıları açık değil’ diyebilir ama buna itibar etmeyin. Çünkü biz yoğun bakımda yatanlar her şeyi algılıyoruz ve hissediyoruz. Ben hiçbir şeyi kıvırmayan bir insanım. Yoğun bakımdayken dedim ki ‘Ben gittim, ben öldüm.’ Şuan yaşadıklarım bir hatırlama sadece. Ölüm böyle bir şey demek ki. Bırakmıştım kendimi, ‘Oh be kurtulduk her şeyden. Şimdi annemle, babamla zaman geçiriyorum’ dedim. Şuurun yerinde olmaması böyle bir şey. Sonra karımla kızımı baş ucumda bana doğru eğilip benimle konuşurken algıladım. Onlar 5 dakika kalmış, bana 1 saat geldi. Sonra dedim ki, ‘Ne yapıyorsun Cem, sen gideceksin rahatlayacaksın da Pınar ve Cemre ne yapacak. Mahvolurlar' dedim. Müthiş bir mücadeleye başladım. Yalan söylemeyeyim beyaz ışığı görmedim. O kapıya gittim, oradan geri döndüm. Döndüren iki kişi de kızım ve karım. Işık falan görmedim. Yalan söylemeyeyim. O yüzden Mehmet Ali’nin başucundan ayrılmayın. O algılıyor. Elini tutun, bırakmayın. En çok sevdiği kimse o gitsin. Sonra minik uyandırmalar başladı. Sonra zaten yukarıya çıkardılar. Uzun süre sizlerle görüşme imkanımız olmadı. İnsanların bunca derdinin arasında ‘Cem Özer hastaymış'ı ekleyemeyiz” şeklinde konuştu.

"Bilekte ne var ne yok kırmışım” 

Özer, “Çekim sırasında oldu olay. Bir sahne vardı. Ben istasyonda kondüktör ve tarikat şeyhini oynuyorum. Koşuyorum. Orada ayı çukuru var. Bir kız oraya düşmüş. Kız da benden intikam alacak. O ayı çukuruna benim de düşmem gerekiyor. Onun bir tekniği var ama gördük ki o teknik kurulmamış. Yönetmen ‘Cem atlar’ dedi. Ben de mesleğim itibarıyla gaza geldim. ‘Gerekli önlemleri alalım’ dedim. Çalı çırpıyı kaldıralım, bunlar kırılır benim yüzümü parçalar. Düşeceğim yeri göreyim ki usturuplu düşeyim dedim. Ben göremedim ve ayağımı çukurun karşı duvarına çarptım. Ben bilekte ne var ne yok kırmışım. Bir sonraki gün de çalıştım, üçüncü gün de çalıştım. Sahne mundar olmasın diye, sonra ağrılar başladı. ‘Doktora gitmek istiyorum’ dedim. Beni arabayla buraya getirdiler. Kırığın üstünde 2,5 gün çalışmam ayağımı kötüleştirmiş. O kırılan kemik içeride kasa zarar vermiş ve doku ölmüş. Ama çok şükür iyiyim. Bana çok iyi baktılar. İlgilerini üzerimden eksik etmediler” diye konuştu.  

Yunus Emre Şeker
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın Arnavutköy’de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı. Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi’nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü. Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi. Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Kayseri Kask ışığından ilham alan topluluktan 360 kişiyle ışık senfonisi Kayseri’nin Talas ilçesinde bulunan Ali Dağı’nda doğayla iç içe yürüyüş yapan Aktivite Sosyal Topluluğu’nun yürüyüş sonrası yaptığı ışık senfonisi göz kamaştırdı. Işık senfonisini yürüyüş yapan bir kişinin kask ışığından ilham aldıklarını söyleyen Aktivite Sosyal Topluluğu Lideri Gökhan Beyoğlu, "Stresli ve zor günlerin en güzel ilacının doğa olduğuna inanıyoruz" dedi. Aktivite Sosyal Topluluğu tarafından Ali Dağı’nda doğa yürüyüşü yapıldı. Doğayla iç içe gerçekleşen 9 kilometrelik yürüyüşün ardından topluluk tarafından ışık senfonisi yapıldı. Cem telefonlarının ışıklarıyla yapılan senfoni adeta göz kamaştırdı. 360 kişinin yaptığı senfoni havadan görüntülendi. Işık senfonisini Ali Dağı’nda yürüyüş yapan bir kişinin kask kamerasından ilham alarak, gerçekleştirdiklerini söyleyen Aktivite Sosyal Topluluğu lideri Gökhan Beyoğlu, bir kask ışığının dahi kent merkezinden çok güzel gözüktüğünü bu nedenle 360 kişiyle böyle bir senfoni geçekleştirdiklerini ifade etti. Düzenledikleri doğa yürüyüşü hakkında bilgiler veren Beyoğlu, "Aktivite Sosyal Topluluğu olarak biz kocaman bir aileyiz. Kayseri’nin sosyal, kültürel ve turizm alanlarında bulunan belediyemizin de yakın zamanda imkan sağlamış olduğu Ali Dağı’nda bir yürüyüş gerçekleştireceğiz. Bu parkurda ıhlamurlar ve meyve ağaçları eşliğinde 9 kilometrelik yürüyüşümüzde fidan dikimi eğitimimiz ve bunun yanında şık senfonisi dediğimiz şehir merkezinden de güzel gözüken müzikle dans ettiğimiz bir gösteri gerçekleştirerek, doğa sporu yapacağız. İnsanlarımızın stresli ve zor günler geçirdiği süreçler olabilir. Bu süreçlerin en güzel ilacının doğa olduğuna inanıyoruz. Bu ilacın tek yan etkisi de aşık olmak. İnsanlar doğaya aşık oldukları zaman trafikte de birbirlerine güzel davranırlar, okul da ve işyerinde de birbirlerine güzel davranırlar. Bizin amacımız bu güzelliğe 7’den 70’e herkesi eriştirebilmek. Haliyle Kayseri gibi sosyal şehirde gençler olarak bizim üzerimize düşen görevin bu şehri aktivitelerle doldurmak. Daha önce Ali Dağı’nda yürüyen ve kafa lambası olan bir yürüyüşçüyü şehir merkezinden gördüm. Hareket eden bir ışıktı. Gökyüzüne baktığımızda kayan yıldızlar ararız. Yıldız kaydığı zaman dilek tutarız. Böyle bir görüntü yapmak istedik. Şimdi yaklaşık 360 kişiyle bu rotada bu gösteriyi gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da, "Kayseri’nin en merkezi yürüyüş parkuru, endemik bitkilerin olduğu ve oksijenin bol olduğu bir yerdeyiz. Ali Dağı’nın bir zirveye çıkan parkuru var bir de 360 dediğimiz çepeçevre dolaşan 9 kilometrelik bir parkuru var. Burasını Büyükşehir Belediyemiz gece yürüyüşleri için aydınlattı. Bugünde bir etkinlik grubu yürüyüşe çıktılar. Kadın, erkek ve çocuk hepsi var. Bizde bundan onur duyuyoruz" diye konuştu.
Van Van’da sokak köpeği dehşeti: 11 yaşındaki çocuk parçalamaktan son anda kurtuldu Van’ın Muradiye ilçesinde okul çıkışı 5 başıboş sokak köpeğinin saldırısına uğrayan 11 yaşındaki çocuk, çevredeki bir servis şoförünün müdahalesiyle ölümden döndü. Edinilen bilgiye göre olay, bugün saat 16.30 sıralarında Muradiye ilçesi Gönderme Mahallesi’nde meydana geldi. Okuldan çıktıktan sonra evine gitmek üzere yola koyulan 11 yaşındaki Y.A. isimli çocuğa bir anda çevresini saran 5 başıboş sokak köpeğinin saldırısına uğradı. Köpeklerin arasında kalarak dehşeti yaşayan küçük çocuk, vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı ısırık darbeleriyle ağır yaralandı. Saldırı esnasında tesadüfen bölgeden geçmekte olan bir okul servisi şoförü, durumu fark ederek hemen müdahale etti. Şoförün çabalarıyla köpeklerin elinden kurtarılan çocuk olay yerine çağrılan sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Vücudunda derin yaralar ve diş izleri bulunan çocuğun sağlık durumunun takip edildiği öğrenildi. Hastanede çocuklarının iyileşmesini bekleyen aile ve yakınları ise bölgedeki başıboş köpek sorununa dikkat çekerek yetkililerden taleplerini dile getirdi. Daha önce benzer bir olayda hayatını kaybeden Hamza’yı hatırlatan aile fertleri, "Kendi çocuklarımızın da ölmesi mi gerekiyor? Bu soruna artık kalıcı bir çözüm bulunmalı" diyerek tepkilerini dile getirdi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.