POLİTİKA - 07 Eylül 2021 Salı 21:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Taliban'ın yeni kabinesini değerlendirdi

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Taliban'ın yeni kabinesini değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Taliban'ın yeni kabinesini açıklamasına ilişkin, "Az önce geçici bir kabine açıklandı. Buna kalıcı demek herhalde zor, bir geçici kabine açıklandı. Nereye kadar devam eder onu biz bilemeyiz. Bize düşen bu süreci dikkatle takip etmektir. Tüm Afganistan için temennim odur ki hayırlı olsun" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi Tshilombo ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Tshilombo'yu Türkiye'de misafir etmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, "Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Afrika kıtasında bizim için önemli bir ortaktır. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye cumhurbaşkanı seviyesinde bir ilki teşkil eden bu tarihi ziyaretin ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açacağına inanıyorum" dedi.

Tshilomboile ile görüşmelerinde iki ülke ilişkilerini tüm yönleriyle ele aldıklarını bildiren Erdoğan, "İş birliğimizi geliştirme yönündeki irademizi karşılıklı olarak teyit ettik. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizi de dostluğumuza yakışır seviyeye yükseltmek için birlikte yoğun çaba göstereceğiz. İlk aşamada ikili ticaret hacmimizin 250 milyon dolara çıkartılması hedefini belirledik. Az önce imzalanan anlaşmalar bu hedefe ulaşılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanına FETÖ ile mücadelemize verdiği samimi destek için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Kongo Demokratik Cumhuriyeti FETÖ'nun Kinşasa'daki okulunu 2018 yılında Türkiye Maarif Vakfı'na devrederek ülkemizle dayanışmasını göstermiştir. Türk ve Kongolu öğretmenlerin görev yaptığı okulumuzda halihazırda 538 öğrenci eğitim hayatına devam etmektedir. Okulumuzun başarı grafiğini sürekli yükselttiğini görmekten ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Kongo Demokratik Cumhuriyeti makamlarının okulumuza ve FETÖ ile mücadelemize verdikleri güçlü desteği sürdürmelerini bekliyoruz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Tshilombo'nun şubat ayından bu yana Afrika Birliği Dönem Başkanı olduğunu, bu kapsamda Afrika kıtasının istikrar ve kalkınmasına önemli katkılarda bulunan çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Erdoğan, "Türkiye olarak ilişkilerimize büyük önem arz ediyor, Afrika'nın daha iyi bir kıta vizyonunu paylaşıyoruz. Kıtanın sorunlarına en kalıcı, en gerçekçi çözümlerin yine Afrikalı kardeşlerimiz tarafından bulunacağına inanıyoruz. Afrika ile ilişkilerimizin ve iş birliğimizin geliştirilmesi insani ve girişimci dış politikamızın temel ilkelerinden birini teşkil ediyor. İlişkilerimizin özü samimiyettir, kardeşliktir, dayanışmadır. Kıta ülkeleriyle kazan kazan ve eşit ortaklık temelinde iş birliğimizi artırmayı gerçekleştireceğiz ve bunun gayreti içerisinde olacağız" değerlendirmesinde bulundu.

2003 yılından bu yana yürüttükleri açılım ve ortaklık politikalarıyla kıtayla ilişkilerde ciddi ivme yakaladıklarını aktaran Erdoğan, "İlki 2008 yılında İstanbul'da, ikincisi 2014 yılında Malabo'da olmak üzere iki kez Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvelerini düzenledik. Başbakanlığım ve cumhurbaşkanlığım döneminde 28 Afrika ülkesini ziyaret ettim. Salgın döneminde gönderdiğimiz tıbbi yardımlarla Afrikalı kardeşlerimizin yanında olduk. Kıta ile ilişkilerimizde yakaladığımız bu güçlü ivmeyi çok daha ileriye taşıyacağız. Stratejik ortağı olduğumuz Afrika Birliği ile düzenlemeyi öngördüğümüz 3'üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'nin hazırlıklarını da ele aldık. Afrika Birliği dönem başkanı olan Cumhurbaşkanı Sayın Tshisekedi ile işbirliği içinde hazırlık sürecimizi yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin Afrika içinde geniş bir yüzölçüme sahip olduğunu belirterek, "Toprakları, yer altı, yer üstü zenginlikleriyle farklı bir ülke. Cumhurbaşkanıyla bunları da konuştuk. Kazan kazan esasına dayalı iş adamlarımız arasında yeni bir süreci başlatalım. Şu andaki ticaret hacmi, bu ülkeleri yansıtacak ticaret hacmi değil. İlk etapta 250 milyon dolarlık bir ticaret hacmi belirleyelim. Yarın İstanbul'da iş adamlarımızla sayın başkanın buluşması var" dedi.

En kısa sürede Kongo'ya iade-i ziyaret gerçekleştireceğini kaydeden Erdoğan, "Ağustos, eylül ayı isabetli olabilir' dediler. Biz artık çok ayına bakmayacağız. Yaz kış demeden Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne iş adamlarımızı yanımıza almak suretiyle bir ziyaret gerçekleştireceğiz. Tüm bu alanlarda neler yapabiliriz, tarım, savunma, sanayi, yer altı, yer üstü kaynaklarına ilişkin, tarım endüstrisine ilişkin neler yapabiliriz, tarıma, hayvancılığa yönelik atılacak adımlarla ilgili değerlendirmede bulunduk. Türkiye savunma sanayiinde çok büyük bir imkana, güce sahiptir. Otomotiv sektöründe Türkiye yeni bir sıçramanın eşiğinde. Atılacak çok fazla adım var. Kendilerine söyledim. 'Özellikle derin su noktalarında liman ihtiyacı çok çok önemli. Bunu bizim liman işletmecisi firmalarımız yapabilirler. Süratle orada bu tür limanlar kurup Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ni farklı ülkelere muhtaç etmezler' dedik. Bu konuda mutabık kaldık. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin bizler her alanda yanında olacağız" dedi.

Kabil Havalimanı'nın işletilmesine ilişkin de Erdoğan, "Biz şu an itibarıyla Kabil Havalimanı işletilmesiyle ilgili işin başından itibaren olumlu bir yaklaşım içinde olduk. Geldiğimiz noktada olumlu gelişmeler bizim açımızdan henüz yok. Olumlu yaklaşımımızı koruduk, koruyoruz. Gerçekten bizim prensiplerimize, yaklaşım tarzımıza olumlu bir süreç devam edecek olursa biz buna olumlu yaklaşımı ortaya koyarız. Az önce geçici bir kabine açıklandı. Buna kalıcı demek herhalde zor, bir geçici kabine açıklandı. Nereye kadar devam eder onu biz bilemeyiz. Bize düşen bu süreci dikkatle takip etmektir. Tüm Afganistan için temennim odur ki hayırlı olsun" diye konuştu.

İki ülke arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Tshilombo huzurunda "Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşması", "Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma" ile "Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması Taslağı” imzalandı.

Hülya Keklik- Muhammet Mücahit Dereli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında mütalaa açıklandı: 16 yıl 6 aya kadar ceza istendi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasında savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Sanıklar hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven SEGBİS ile katılırken tutuksuz sanık Ramazan Çetin ve taraf avukatları salonda yer aldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Mahkeme hakimi dava dosyasına bilirkişi raporunun geldiğini ifade ederek tutuksuz sanık Çetin’e söz verdi. Çetin, suçsuz olduğunu dile getirerek, beraatini istedi. SEGBİS üzerinden duruşmaya katılan sanık Beşlioğlu, "İfademi tekrarlıyorum. Ben mesaj atarken stajyer değildi. Ben cinsel amaçlı mesaj atmadım. Muhabbet amaçlı attım. Yaklaşma gibi bir durum söz konusu değil. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerinde bulundu. SEGBİS üzerinden savunma yapan sanık İlker, "Kendisine dokunmadım, temasım olmamıştır. 6 aydan beri cezaevindeyim. Çoluk çocuğum perişan oldu" iddiasında bulundu. Sanık avukatları müvekkillerinin tutukluluktaki sürelerinin göz önünde bulundurularak tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Mağdur kız çocukların annelerinden E.D. ve S.U ise şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Sanıklar Recep Seven, İbrahim Beşikçioğlu ve Ramazan Çetin tahliyelerini talep etti. "Tüm sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi" Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıklar hakkında, "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Ardından ara kararını veren hakim sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, mütalaaya karşı taraflara süre verdi. Sonraki duruşma 5 Haziran’a ertelendi.
İstanbul Kartal ‘Tsunamiye Hazır Kent’ sertifikası alan ikinci ilçe oldu Kartal Belediyesi UNESCO-IOC tarafından yürütülen ‘Tsunami Ready’ (Tsunamiye Hazır) programı kapsamında uluslararası sertifika almaya hak kazandı. İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) koordinasyonunda sürdürülen CoastWAVE 2.0 Projesi neticesinde verilen bu belge ile Kartal, Türkiye’de bu unvana sahip ikinci kent oldu. Soğanlık Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Tsunamiye Hazır Kent Sertifika Töreni’, afet bilinci ve kentsel dirençlilik adına tarihi anlara sahne oldu. Törene; İstanbul Vali Yardımcısı Fahrettin Göncü, Kartal Kaymakamı Edip Çakıcı, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul İl AFAD Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ve UNESCO/IOC Hükümetlerarası Koordinasyon Grubu Başkanı Dr. Alessandro Amato’nun yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Uluslararası standartlarda güvenli kent Kartal Belediyesi, İstanbul İl AFAD koordinasyonunda sürdürülen CoastWAVE 2.0 Projesi’ni başarıyla sonuçlandırdı. Uluslararası standartlarda belirlenen tüm güvenlik ve hazırlık aşamalarını yerine getiren Kartal, UNESCO’dan aldığı prestijli sertifika ile afet dirençliliğini tescilledi. Törende söz alan uzmanlar, ‘Tsunamiye Hazır Kent’ unvanının sadece bir belge değil; erken uyarı sistemlerinden tahliye planlarına, halkın bilinçlendirilmesinden altyapı hazırlığına kadar birden fazla temel göstergenin yerine getirilmesiyle elde edilen kapsamlı bir güvenlik ağı olduğunu vurguladı. "Gelecek nesillere dirençli bir Kartal bırakıyoruz" Sertifika töreninde konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, göreve geldikleri günden bu yana ‘Dirençli Kent’ vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek şunları söyledi: "Bugün sadece bir sertifika almıyoruz; komşularımızın can ve mal güvenliğini koruma yolunda attığımız dev bir adımın tescilini yaşıyoruz. İstanbul bir deprem gerçeğiyle yaşıyor ve bu gerçeğin bir parçası da denizlerimizde oluşabilecek tsunami riskidir. Biz ’bekleyip görmek’ yerine, bilimin ışığında hazırlık yapmayı seçtik. AFAD ve UNESCO ile yürüttüğümüz CoastWAVE 2.0 Projesi sayesinde, kıyı şeridimizde tahliye rotalarımızı belirledik. Tabelalandırma çalışmalarımızı tamamladık ve en önemlisi komşularımızda bu bilinci oluşturduk. Türkiye’nin bu unvana sahip ikinci kenti olmak bizim için büyük bir gurur. Ancak asıl başarımız; Kartal’ı her türlü afete karşı daha güvenli, daha hazırlıklı ve daha dirençli bir hale getirmektir. Bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 6 Şubat’ta yaşadığımız acıları unutmadık. Allah bir daha yaşatmasın. Kartal için durmadan çalışmaya devam edeceğiz." Konuşmaların ardından UNESCO heyeti tarafından hazırlanan ‘Tsunami Ready’ sertifikası, alkışlar eşliğinde Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’e takdim edildi. Tören sonunda katılımcılar, projenin uygulama aşamalarını içeren sunumları izleyerek bölgedeki erken uyarı ve tahliye sistemleri hakkında detaylı bilgi aldı. Bu sertifika ile Kartal, uluslararası afet yönetim haritasında ‘güvenli bölge’ olarak işaretlenirken, İstanbul’un diğer kıyı ilçeleri için de örnek bir model teşkil etti.
Kayseri Kastamonu pastırmasını öven şefe Kayserili pastırmacıdan cevap: "Demek ki şefimize Kayseri pastırmasını yedirmemişler" İngiltere’de kendisine ikram edilen Kastamonu pastırmasının tadına baktıktan sonra asıl meşhur olması gereken lezzetin Kayseri pastırması yerine Kastamonu pastırması olması gerektiğini söyleyen Şef Hüseyin Özer’e Kayserili pastırmacılardan cevap geldi. Pastırmacı Yasin Güzel, "Demek ki şefimize orada Kayseri pastırması yedirmemmişler. Eğer yedirselerdi, şefimizde Kayseri pastırmasının coğrafi işareti neden aldığını hep birlikte görürlerdi" dedi. Şef Hüseyin Özer’in Kastamonu pastırmasını tattıktan sonraki "Böyle bir pastırma olmaz, dünyanın en güzel pastırması. Asıl bunların meşhur olması lazımken Kayseri meşhur olmuş, ne tesadüf" cümlelerine 16 yıllık Kayserili pastırmacıdan cevap geldi. İki pastırma arasındaki farkı anlatan pastırma ustası Yasin Güzel Kastamonu pastırmasının fırında oluştuğunu, Kayseri pastırmasının ise doğal yöntemlere dayandığını söyledi. Güzel, "Kayseri’de 16 yıldır pastırmacı sektöründe bulunuyorum. Kayseri pastırması ve Kastamonu pastırmasını ayıran en önemli fark, oluşum süresidir. Kayseri pastırması yaklaşık 2 buçuk 3 aylık bir sürede oluşuyor. Erciyes’imizin ayazı dediğimiz hava şartlarında oluşuyor. Gün kurusu dediğimiz güneşte kuruyor. Pastırmaların bir birini ayıran en önemli özellikler bunlar. Kastamonu’da üretilen pastırmalar fırına giriyor ve fırında yarım, 1 saat içerisinde eti suni bir şekilde pişirilerek oluşuyor. Öncelik dediğim gibi hava şartlarında oluşması. Kayseri’nin hava şartları pastırma oluşumuna çok müsait. O yüzden burada doğal yöntemlerle 2, 2.5 ay gibi bir süre içerisinde üretiliyor. Bu da Kayseri pastırmasına çok büyük bir özellik katıyor. Tamamen doğal kurutma yöntemi ile yapılıyor olması ete farklı bir lezzet katıyor, et fırına girmiyor. Et fırında suni yollar ile haşlanıp, pişirilip önümüze gelmiyor. Tamamen doğal, 2 buçuk 3 ayda oluşan bir süreç" ifadelerini kullandı. "Konu tartışmaya kapalı" Ünlü şefe atıfta bulunan Güzel, "Dünyaca ünlü bir şefimiz bir tanıtım yerinde Kastamonu pastırması yiyor. Çok sevdiğini, aslında coğrafi işaretin Kastamonu pastırmasının alacağını, Kayseri pastırmasına neden verildiğini soruyor. Demek ki şefimize orada Kayseri pastırması yedirmemmişler. Eğer yedirselerdi, şefimizde Kayseri pastırmasının coğrafi işareti neden aldığını hep birlikte görürlerdi. Kastamonu’da üretilen pastırmayı kesinlikle kötülemiyorum. Her yörede üretilen ürünümüz çok güzeldir. Yalnız pastırma Kayseri’nindir. Bu artık tartışmaya kapalı bir konudur. Bunu dünyaca ünlü şeflerimiz de buraya gelip bizleri ziyaret ederlerse burada Kayseri pastırmasını onlara tattırırız. Onlarda zaten aradaki farkı anlarlar" şeklinde konuştu. Kayserili bir vatandaş ise "Pastırma Kayseri’de çıktı. Pastırmayı en iyi Kayserililer yapar, diğerleri hep benzetme. Başka şehirler de yapar, kendine göre satar. Pastırma dendiğinde akla Kayseri gelir" dedi.