POLİTİKA - 10 Ağustos 2020 Pazartesi 19:32

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir'

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye ne zaman küresel gündemlere ilişkin bir irade ortaya koysa, ne zaman bölgesel hakları ile ilgili adımlar atsa ekonomi üzerinden bir hesaplaşmanın devreye sokulduğunu görüyoruz. Türkiye ekonomide, bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı sonrasında kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beyrut’ta yaşanan patlama ve Akdeniz ile Ege’de yaşanan olaylara değinirken, konuşmasının büyük bölümünü ekonomik gelişmelere ayırdı.

Beyrut’ta yaşanan patlama sonrası yaşanan gelişmelere değinen Erdoğan, Ege ve Akdeniz’de Türkiye’nin haklarını ve hukukunu yok saymaya yönelik girişimlere verilen cevapları anlattı. Erdoğan, “Bölgedeki sismik araştırma faaliyetlerimizi Almanya Şansölyesi Merkel’in ricası üzerine iyi niyet nişanesi olarak bir süreliğine ertelemiştik. Ancak Yunan tarafı hüsnüniyet ile hareket etmediğini bir kez daha göstermiş ve Mısır ile hiçbir hukuki temeli olmayan bir anlaşmaya yönelmiştir. Buradan bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin hiç kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında, denizinde, meşru çıkarlarında gözü yoktur. Bizim tek talebimiz bize de aynı anlayışla yaklaşılmasıdır. Türkiye gibi 780 bin kilometrekarelik dev bir toprak parçasını görmezden gelip birkaç kilometre karelik adalar üzerinden bizi sahillerimize hapsetme girişimine rıza gösteremeyeceğiz. Dünyada hiçbir ülke böyle saçma ve temelsiz talebe boyun eğmez. Biz diyoruz ki, gelin Akdeniz’deki tüm ülkeler bir araya gelelim, herkes için kabul edilebilir, herkesin hakkını koruyan bir formül bulalım. Ülkemizin bu çağrısına kulaklarını kapatanlar güçlerinin yetmeyeceği, boylarını aşan bir takım girişimlerle kendi geleceklerini kendi elleri ile karartıyorlar. Salgın ve onunla bağlantılı siyasi, ekonomik, sosyal sorunların bir kabus gibi üzerine çöktüğü güçlere güvenenler hüsrana uğramaya mahkumdurlar. Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını hala kavramamış olanları bir an önce gerçekleri görmeye ve çözümü masada aramaya davet ediyoruz. Anlaşmazlıkların diyalog yoluyla ve hakkaniyet temelinde çözümü için biz her zaman varız. Bu konuda sağduyu hakim olana kadar Türkiye olarak sahada ve diplomasi alanında kendi planlarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Nitekim Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz dün saat 20.00’de Antalya açıklarından demir alarak görev bölgesine doğru hareket etti. 10 saat süren seyirden sonra bu sabah saat 08.00 itibariyle çalışmalarına başladı. Ekonomide olduğu gibi enerjide de ülkemizin bağımsızlığı için mücadele etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Türkiye ekonomide, bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir”

Türkiye’nin 2002 yılında 236 milyar dolar olan milli gelirini 2019 yılında 754 milyar dolara yükselttiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik verileri açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kişi başı milli geliri 3 bin 500 dolardan 2013 yılında 12 bin 500 dolara kadar çıkartmıştık, ancak Gezi olayları ile başlayan ve bugüne kadar kesintisiz devam eden saldırılar sebebiyle bu rakam 2019 yılında 9 bin 127 dolar olarak gerçekleşti. Türkiye ekonomisi satın alma kalitesi gücü paritesine göre dünyada 2002 yılında 17. sıradayken 13. sıraya yükseldi. Böylece ülkemizi kişi başına gelirde dünya sıralamasında üst orta gelir grubuna yükselttik. Ülkemiz insani gelişmişlik endeksinde de dünyadaki konumunu iyileştirmeye devam etti. 2019 yılı insani gelişme raporunda Türkiye bir önceki yıla göre 6 basamak ilerleyerek 58. sıraya yükseldi. Böylece ilk defa çok yüksek insani gelişme kategorisinde yer almış olduk. Rekabetçiliği artırmaya, iş ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik çok önemli adımlar attık. Bu sayede Dünya Bankası tarafından hazırlanan iş yapma kolaylığı endeksinde geçtiğimiz yıl 10 basamak birden tırmanarak 33. sıraya yerleştik” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 18 yılda nereden nereye geldiğini anlatmak için mukayeseli rakamları paylaşan Erdoğan, “Ülkemizde yıllık otomobil satışı 2002 yılında 91 bin adet iken bu rakam 2016’de 756 bine kadar çıktı, geçtiğimiz yıl da 387 bin olarak gerçekleşti. Buzdolabı satışı 18 yıl önce 1 milyon 88 bin adetten 2,5 milyona çıktı. Çamaşır makinesi satışı 824 bin adetten 2 milyonun üzerinde bir sayıya ulaştı. Bulaşık makinesi satışı 282 bin adetten 1 milyon 332 bin adede, fırın satışı 339 binden 817 bine yükseldi. Bütün bunları ülkemizdeki refah düzeyini ifade etmesi bakımından söylüyorum. Bunlar aynı zamanda vatandaşımın alım gücünün bu tür ürünlerde nereden nereye yükseldiğini göstermesi bakımından önem arz ediyor. Ülkemizde yeni açılan şirket sayısı 30 bin 842 iken geçtiğimiz yıl bu rakam 85 bin 263’ü buldu. İstihdamda 19,6 milyondan 28 milyon 80 bine çıktı. Borsa endeksi 110’dan binin üzerine ulaştı. Göreve geldiğimizde öyleydi, ama şimdi burada. Turizmde 13,2 milyon turistten geçtiğimiz yıl 52 milyon turist rakamını gördük. Şimdi korona virüs sebebiyle bir sıkıntının içindeyiz ama toparlanmaya başladık. Şimdi Almanya, Rusya, bugün itibariyle kapılarını açmış durumdalar. Geçen yılın rakamlarını yakalayamayacağız ama yine yükselmeye başladığımızı hep birlikte göreceğiz. Salgın sebebiyle turizmde yaşanan sıkıntıları çözmek için tüm imkanlarımızla gayret gösteriyoruz. Merkez Bankası döviz rezervimiz 28 milyar dolardan 90 milyar doların üzerine çıktı. Bir ara bu rakam 135 milyar dolara kadar yükselmişti. Bunun yanında IMF meselesi, IMF’ye olan borcumuz biz göreve geldiğimizde 23,5 milyar dolardı, biz bunu 2013 Mayıs’ında sıfırladık. Türkiye’nin IMF’ye borcu yok. Birileri de avucunu ovuşturuyor. Ana muhalefet partisi. IMF’ye gidecekmişiz, IMF’den bir şeyler isteyecekmişiz. Boşuna avucunuzu ovuşturmayın, biz o kapıları kapattık. IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi, o zaman ekonomiye bakan zat, geldi bana ‘Sayın Başbakanım verelim mi bu borcu’ dedi. Verin dedim. Bugün borç alan yarın talimat alır dedim. Şimdi parti kurmuş bize ekonomi dersi veriyor. Önce bunları herkesin görmesi yazım. Faiz ödemelerinin milli gelirimize oranını yüzde 14,4’den yüzde 2,3 seviyesine indirdik. En düşük memur maaşını 392 liradan 4 bin 188 liraya, asgari ücreti 184 liradan 2 bin 325 liraya, en düşük bağ-kur tarım emeklisi maaşını 66 liradan aldık bin 756 liraya, en düşük emekli sandığı emeklisi maaşını 377 liradan 2 bin 981 liraya kadar çıkarttık. Bütün bunları biz yaptık. ben felsefe yapmıyorum, rakamlarla konuşuyorum. Engelli aylığını 25 liradan 851 liraya, muhtar aylığını 97 liradan 2 bin 261 liraya yükselttik. Lisans öğrencilerine verdiğimiz kredi burs ödemelerini biz geldiğimizde 45 liracık alıyorlardı, 550 liraya çıkarttık, yüksek lisans da bin 100 lira, doktorada bin 650 lira seviyesine çıkarttık. Hatırlayın harç, öğrencilerden alınıyordu, bundan dolayı o zaman öğrencilerin sesi çok çıkıyordu, gösteriler vesaire, bu harcı kim kaldırdı, biz kaldırdık. Tam aksine biz öğrencilerimize bursları ile kredileri ile destek oluyoruz. Tarım sektörüne yaptığımız destekleme ödemelerini yıllık 1,8 milyar liradan 22 milyar liraya çıkarttık. Her alanda bu rakamları çeşitlendirmek mümkün” ifadelerini kullandı.

"Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olarak yükselen yıldızından rahatsız olanlar her seferinde daha riyakar şekilde üzerimize gelmeye başladı"

Türkiye’nin bugün geleceğine güvenle bakmasının, bölgesel ve küresel politikalarda aktif pozisyon almasının gerisinde bu güçlü alt yapının olduğunu belirten Erdoğan, “Ülkemizin 2013 yılından beri ardı ardına yaşadığı her saldırı ile birlikte hem korunma reflekslerimizi hem hedeflerimize ulaşma yöntemlerimizi geliştirdik. Allah’ın inayeti ve milletimizin desteği ile girdiğimiz her mücadeleden başarı ile çıktık. Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olarak yükselen yıldızından rahatsız olanlar her seferinde daha sinsi daha riyakar şekilde üzerimize gelmeye başladı. Başka hiçbir ülkeye uygulanmayan kriterler bize dayatıldı, başka hiçbir ülkeden talep edilmeyen şartlar bizden istendi. Başka hiç bir ülkeye yöneltilmeyen tehditler bize savruldu. Terör örgütlerinden darbecilere, finans lobilerinden tarihi hesaplaşmalara kadar her türlü araçla üzerimize yüklendiler. Hepsinin de üstesinden birer birer geldik. Bu çerçevede 2019 yılı ülkemiz için yeniden dengelenme sürecinin yaşandığı bir yıl oldu. Cari dengede ve enflasyonda önemli kazanımlar elde ettik. 2018 yılı ekim ayında yüzde 25,2 seviyesinde seyreden enflasyonu geçtiğimiz yıl yüzde 11,8 seviyesine indirdik. Ülkemiz son yıllarda uyguladığı politikalarla pazar ve ürün çeşitliliğini artırdı. 2019 yılında ticaret savaşları, bölgesel istikrarsızlıklar ve Brexit ile birlikte tırmanın küresel belirsizliklere rağmen ihracatta 180 milyar doların üzerine çıkarak yeni bir rekora imza attı. Güçlü ihracat performansımız ve turizm sektörünün desteği ile cari işlemler dengesi 2001 yılından beri ilk defa fazla verdi. Maruz kaldığımız çok yönlü saldırılara rağmen ekonomimiz attığımız kararlı adımlarla 2019 yılının son çeyreğinde yeniden güçlü büyüme politikasına döndü. Bu bizim için güçlü bir patikaydı ama şimdi biz bu patikayı caddeye dönüştüreceğiz. Onun adımlarını atıyoruz. 2019 yılının son çeyreğinde ekonomimiz yüzde 6 oranında kayda değer bir büyüme kaydetti. Kur saldırılarının etkisi ile yüzde 24’e çıkan Merkez Bankası politika faizi, yüzde 8,25 seviyesine indi. Yüzde 35’lere çıkan piyasa faizleri yüzde 8 bandına kadar geriledi. Daha da düşecek. Bütün arzumuz bu ülkede yatırımcı çok daha rahat bir şekilde yatırımlarını yapabilsin. Devletimizin borçlanma faizlerinde de önemli düşüşler sağladık. Yüzde 25’lere çıkan iç borçlanma faizini yüzde 9,72’ye ve yüzde 7,50’yi aşan dış borçlanma faizini yüzde 4,45’e kadar gerilettik. Ekonomik yükseliş 2020 yılının ilk aylarında da devam etti. Yılın ilk çeyreğinde birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin aksine ülkemiz yüzde 4,5 gibi yüksek bir büyüme performansı sergiledi. G-20 ülkeleri arasında en yüksek, OIC’de ülkeleri arasında ikinci en yüksek büyüme performansı kaydeden ülke olduk. 2018 yılı Ağustos ayında yaşadığımız saldırılar sonrasında küresel finans sisteminin bize dayatmaya çalıştığı yüksek faiz yaklaşımını asla kabul etmedik. Bir taraftan kur üzerinden yapılan saldırılarla, bir taraftan kurun enflasyona olan etkisi ile ve diğer taraftan Türkiye üzerinden yüksek faizle haksız kazanç elde etmek isteyenlerle adeta boğuştuk, mücadele ettik. Bu mücadele olmasaydı iş insanımız ayakta kalabilir miydi? Eğer kur atakları ile tüm araçlarımızla mücadele etmeseydik enflasyonu yüzde 25’lerden bugünkü seviyesine bu kadar hızlı getirebilir miydik? Türkiye ne zaman küresel gündemlere ilişkin bir irade ortaya koysa, ne zaman bölgesel hakları ile ilgili adımlar atsa ekonomi üzerinden bir hesaplaşmanın devreye sokulduğunu görüyoruz. Türkiye ekonomide, bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir” dedi.

“Ekonomimizin dayanıklılığını artırmaya yönelik adımlar sayesinde ekonomimizi hızla toparladık”

“Birileri sadece gazel okur ama biz iş üretiriz, farkımız bu” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün başarıların, 2002 yılından bu yana Türkiye ekonomisinin geçirdiği yapısal dönüşüm süreci ve sağlık alt yapısına yatırımlar sayesinde olduğunu söyledi. Erdoğan, “DSÖ verilerine göre dünya genelinde tespit edilen korona virüs vaka sayısının 20 milyona yaklaştı. Konya Şehir Hastanesi açıldı. Resmi açılışını da bizzat giderek Konya’da yapacağız. Resmi açılışını yapmadık ama şuanda hasta kabulü başladı. Diğer illerimize de şehir hastanelerini yaparak çok daha güçlü alt yapıya insanımızı hazırlayacağız. Ülkemiz milyon kişi başına düşen vaka sayısında 73., milyon kişi başına düşen ölüm oranında 57. sıradadır. Bu dönüm sona erdiğinde Türkiye dünyada salgını en az hasarla atlatan ülkelerden biri olacaktır. Salgın sadece insan hayatını tehdit etmiyor, aynı zamanda ciddi ekonomik sorunlar doğuruyor. Küresel ekonomi son bir asırdaki en büyük krizi ile karşı karşıyadır. Salgın nedeniyle küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret aksamış, birçok tesiste üretim durmuş ya da yavaşlamıştır. 2020 yılı ilk yarısında dünya genelinde büyük üretim kayıpları, işsizlik oranlarında yükseliş ve tüketim alışkanlıklarında değişiklikler ortaya çıkmıştır. Salgının sarsıcı etkisinin daha iyi anlaşılmasıyla uluslararası kuruluşlar küresel büyüme tahminlerinde revizyona gitmişlerdir. IMF 2020 yılı için daralma beklentisini yüzde 3’den yüzde 4,9’a yükseltmiştir. OIC’de ise bu yıl için daralma beklentisini yüzde 2,4’den yüzde 7,6’ya güncellemiştir. Ekonomik veriler ve beklentiler ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere gibi büyük ekonomilerin bile salgının etkisi ile birlikte sarsıldıklarını ve çok ciddi ekonomik kayıplar verdiklerini gösteriyor. 2020 yılının ikinci çeyreğinde ABD ekonomisi yıllıklandırılmış oranlarda yüzde 32,9, Euro bölgesi ekonomisi ise yıllık yüzde 15 düzeyinde daralmalar göstermiştir. Aynı dönemde Almanya ekonomisi yüzde 11,7, İtalya ekonomisi yüzde 17,3, Fransa ekonomisi yüzde 19, İspanya ekonomisi yüzde 22,1 oranında daralmıştır. ABD’de işsizlik oranı yüzde 15 seviyesine kadar ulaşmış, tarım dışı istihdamda 20 milyonun üzerinde aylık düşüşü görülmüştür. Bu gelişmeler karşısında ülkeler hem para hem de maliye politikaları ile ekonomideki olumsuz seyre müdahale ederek ekonomik gerilemeyi azaltmaya çalışmışlardır. Tüm destekleyici politikalara rağmen ekonomik toparlanmanın zaman alması beklenmektedir. Türkiye ekonomisi de salgından kısa vadede elbette olumsuz yönde etkilenmiştir. Ancak aldığımız tedbirler, şoklara karşı mücadeledeki tecrübemiz, güçlü sağlık alt yapımız ve ekonomimizin dayanıklılığını artırmaya yönelik adımlar sayesinde ekonomimizi hızla toparladık” diye konuştu.

"Salgın sonrasında oluşan yeni dünya düzeninde Türkiye yeni bir başarı hikayesi yazacaktır"

Mayıs ayı ile birlikte ekonomik göstergelerde ve beklentilerde bekledikleri iyileşmenin başladığını, Haziran ve Temmuz aylarında bunun güçlendiğini belirten Erdoğan, “Salgının etkilerinin belirginleştiği Nisan ayından sonra Haziran ve Temmuz aylarına ait önce göstergeler ekonomide toparlanma sinyalleri veriyor. Tüketici güven endeksi Nisan ayındaki 54,9 seviyesinden Temmuz ayında 60,9 seviyesine yükselmiştir. Reel kesim güven endeksi nisan ayındaki 62,3 seviyesinde temmuz ayında 99,4 seviyesine yükselmiştir. Ekonomi güven endeksi Nisan ayındaki 51,3 seviyesinden Temmuz ayında 82,2 seviyesine yükselmiştir. Satıl alma yöneticileri endeksi Nisan ayındaki 33,4 seviyesinden temmuz ayında 56,9 seviyesine yükselerek 2011 yılının Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi kapasite kullanım oranı Nisan ayındaki 61,9 seviyesinden Temmuz ayında 70,7 seviyesine yükselmiştir. Mayıs ayı ile birlikte yeniden yükselişe geçen mevsim etkilerinden arındırılmış sektörel güven endeksleri de Temmuz ayında yükselmeye devam etmiştir. Otomobil üretimi Haziran ayında Mayıs ayına göre yüzde 71,7 oranında, otomobil satışları ise yüzde 127,6 oranında artış kaydetmiştir. Temmuz ayında otomobil satışlarındaki artış eğilimi devam etmiş, bir önceki aya göre artış yüzde 21,7 olmuştur. İhracat Nisan ayından sonra sürekli artış kaydetmiş ve Temmuz ayında 15 milyar dolar ile bu yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu dönümde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 66,2’den yüzde 84,5 seviyesine yükselmiştir. İhracattaki iyileşme sürecinin önümüzdeki dönemde devam etmesini ve normalleşme sürecine özellikle ülkemize önemli sayıda turistin ziyaret etmesi ile birlikte ben inanıyorum ki bize olan bu noktadaki güven daha da artacaktır. Son dönemde sağladığımız finansmana erişim kolaylıkları ve uygun kredi imkanları sayesinde otomotiv konut satışlarında rekor düzeyde artışlar sağlandı. Kredi büyümesinde görülen hızlanmaya karşılık bankacılık sektörümüz güçlü sermaye yapısı, aktif kalitesi ve karlılık oranları ile oldukça sağlıklı bir görünüme sahiptir. Sektörün sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 19,5 ile yüzde 8 olan yasal asgari oranının oldukça üzerindedir. Yabancı para açık kaynaklı kur riski bulunmayan söktürün tahsili gecikmiş alacakları da sürdürülebilir seviyelerdedir. Türkiye ekonomisi artık tüketim yerine üretimi önceleyen, ithalata bağımlı değil ihracat odaklı yapısıyla küresel değer zincirine daha entegre olan ve daha fazla katma değer üreten bir model ile yoluna devam edecektir. Salgın sonrasında oluşan yeni dünya düzeninde Türkiye coğrafi konumu, lojistik ağ bağlantıları, üretim kapasitesi, insan kaynağı ile bilgi ve becerisini kullanarak yeni bir başarı hikayesi yazacaktır. Son 2 yıldaki oldukça zorlu şartlara rağmen güçlü ve sağlıklı bir ekonominin inşası için pek çok yeni politikayı hayata geçirdik. Küresel ekonominin önemli ölçüde daralacağı beklentilerinin olduğu bir ortamda attığımız adımlar ve hayata geçirdiğimiz uygulamalar ile ülkemizin önüne gelen yeni fırsatları özellikle değerlendirmesini sağlamakta kararlıyız” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Sarıgöl’de binlerce kitap öğrencilerle buluştu Sarıgöl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Kitap Günleri" etkinliği kapılarını ziyaretçilere açtı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, amaçlarının öğrencilerin kitapla daha fazla buluşmasını sağlamak ve okuma kültürünü yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen "Kitap Günleri" etkinliği, Hayriye Ertürk Anadolu Lisesi Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen törenle başladı. Cuma gününe kadar devam edecek olan etkinliğin açılışına Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak, İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, Şube Müdürü Yüksel Kanyılmaz, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Açılış töreninin ardından protokol üyeleri etkinlik alanında kurulan yayınevi stantlarını dolaşarak kitapları inceledi. Çok sayıda yayınevinin katılım sağladığı etkinlikte öğrenciler, farklı türlerdeki eserlerle buluşma fırsatı yakaladı. Etkinlikle ilgili açıklamada bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, kitap okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazanılmasının önemine dikkat çekerek, "Öğrencilerimizin kitaplarla daha fazla vakit geçirmelerini sağlamak, okuma kültürünü geliştirmek ve kitap sevgisini yaygınlaştırmak amacıyla bu etkinliği düzenledik. Kitap Günleri sayesinde öğrencilerimiz farklı yayınevlerini ve eserleri yakından tanıma fırsatı bulacak. Tüm öğrencilerimizi, velilerimizi ve vatandaşlarımızı etkinliğimizi ziyaret etmeye davet ediyoruz." dedi. Sarıgöl’deki öğrenciler ve vatandaşlar tarafından ziyaret edilebilecek olan Kitap Günleri etkinliği, 5 Haziran tarihine kadar Hayriye Ertürk Anadolu Lisesi Kapalı Spor Salonu’nda ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.
Karaman Karaman’da "Hayat Boyu Öğrenme Haftası" sergisi açıldı Karaman’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Halk Eğitimi Merkezi iş birliğinde gerçekleştirilen "Hayat Boyu Öğrenme Haftası" etkinlikleri, düzenlenen yıl sonu sergisiyle devam etti. Lütfi Elvan Kongre Merkezi’nde açılan sergide, kursiyerler ile kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarında açılan kurslarda üretilen el emeği elbiseler, resimler ve çeşitli eserler vatandaşların beğenisine sunuldu. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda işitme engelliler için de beden diliyle İstiklal Marşı okundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua edilmesinin ardından kurdele kesilmesiyle serginin açılışı yapıldı. Sergide oynanan halk oyunları gösterileri ise beğeni topladı. "Kurslardan toplam 17 bin 855 vatandaşımız faydalandı" Programın açılış konuşmasını yapan Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Feyzan Koçak, kurslara yönelik yoğun ilgiden bahsederek, "Açmış olduğumuz kurslardan toplam 17 bin 855 vatandaşımız faydalanmıştır. Kursiyerlerimizin 11 bin 521’i kadın, 6 bin 334’ü erkek vatandaşlarımızdan oluşmaktadır. Bu rakamlar, özellikle kadınlarımızın eğitim ve üretim süreçlerine olan ilgisinin her geçen gün arttığını göstermesi bakımından son derece sevindiricidir. Usta öğreticilerimize ve emek veren tüm kursiyerlerimize teşekkür ediyorum" dedi. Programa, Karaman Valisi Hayrettin Çiçek, Cumhuriyet Başsavcısı Tuba Ersöz Ünver, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı ile davetliler ve vatandaşlar katıldı. Sergi 4 gün boyunca ziyaretçilere açık olacak.
Antalya "Müşteriler rahatsız oluyor" uyarısının sonu ölüm oldu Antalya’da görev yaptığı otelin önünde alkol alıp gürültü yaptıkları gerekçesiyle uyardığı 2 kişiyle çıkan tartışmada kalbine aldığı bıçak darbesiyle hayatını kaybeden güvenlik görevlisi Tahsin Göker’in ölümüne ilişkin iddianame hazırlandı. Güvenlik kamerasına da anbean yansıyan olayla ilgili iddianamede, sanık Eyyüp T. hakkında ’kasten öldürme’, ’olası kastla silahla basit yaralama’ ve ’6136 sayılı Kanuna muhalefet’, mağdur şüpheli Halil S. hakkında ise ’kasten öldürme’ suçundan cezalandırma talep edildi. Antalya’da düğününe sayılı günler kala görev yaptığı otelin önünde çıkan bıçaklı kavgada hayatını kaybeden güvenlik görevlisi Tahsin Göker’in ölümüne ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın ayrıntıları yer aldı. İddianamede, sanık Eyyüp T. hakkında ’kasten öldürme’, ’olası kastla silahla basit yaralama’ ve ’6136 sayılı Kanuna muhalefet’, mağdur şüpheli Halil S. hakkında ise ’kasten öldürme’ suçundan cezalandırma talep edildi. Olay, 9 Kasım 2025 tarihinde saat 02.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak’ta bulunan bir otelin önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otelde güvenlik görevlisi olarak çalışan Tahsin Göker ile Talat K.B., otel önünde alkol alıp gürültü yaptıkları gerekçesiyle Eyyüp T. ve Halil S.’yi uyardı. Uyarının ardından taraflar arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında göğüs bölgesinden bıçaklanan Tahsin Göker, kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Ölüm nedeni iddianamede yer aldı İddianamede, Tahsin Göker’in yapılan ölü muayenesinde göğüs ön yüzde kesici delici alet yarası tespit edildiği belirtildi. Klasik otopsi sonucu hazırlanan raporda ise Göker’de bir adet kesici delici alet yarası bulunduğu, bu yaranın tek başına ölümü meydana getirebilecek nitelikte olduğu kaydedildi. Raporda, Göker’in ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması ve iç kanama sonucu meydana geldiği ifade edildi. Kamera kaydı bilirkişi tarafından çözümlendi İddianamede, olaya ilişkin kamera kaydının resmi bilirkişi listesinde kayıtlı bilirkişi tarafından çözümlendiği belirtildi. Görüntü çözümlemesinde olay öncesinde şüphelilerin sokak içinde bulundukları, taraflar arasında konuşma ve tartışma yaşandığı, ardından kavganın başladığı kaydedildi. Rapora göre, kavga sırasında Eyyüp T.’nin cebinden çıkardığı kesici aletle Tahsin Göker ve Talat K.B.’nin bulunduğu yöne doğru hareket ettiği, Tahsin Göker’in yere düştüğü sırada Eyyüp T.’nin elindeki kesici aleti Göker’in göğüs bölgesine doğru savurduğu, olayın ardından Eyyüp T. ile Halil S.’nin koşarak uzaklaştıkları belirtildi. "Müşteriler rahatsız oluyor diye uyardılar" İddianamede ifadesine yer verilen otel çalışanı Hakan Korkmaz, olay gecesi resepsiyonda görevli olduğunu, saat 02.00 sıralarında otelin önünde iki kişinin alkol aldığını ve otel müşterilerinin bu durumdan rahatsız olduğunu söyledi. Korkmaz, şüphelilerin uyarılara rağmen aynı yerde kalmaya devam ettiklerini, bunun üzerine Tahsin Göker ve Talat K.B.’nin dışarı çıktığını, taraflar arasında kavga yaşandığını ve şüphelilerin olay yerinden kaçtığını beyan etti. İddianamede, müşteki Talat K.B.’nin ifadesine de yer verildi. Talat K.B., olay gecesi Tahsin Göker ile birlikte Dejavu Otel’de gece sorumlusu olarak çalıştıklarını, saat 02.00 sıralarında otelin kilitli olan yan kapısının önünde iki şüpheliyi alkol alırken gördüklerini belirtti. Şüphelileri ilk olarak kendisinin uyardığını anlatan Talat K.B., "Müşteriler rahatsız oluyor, alkolü başka yerde için" dediğini, daha sonra resepsiyon görevlisi Hakan Korkmaz’ın da şüphelileri iki kez uyardığını ifade etti. Buna rağmen şüphelilerin otel önünde alkol almaya ve gürültü yapmaya devam ettiğini belirten Talat K.B., bunun üzerine Tahsin Göker ile birlikte tekrar dışarı çıktıklarını söyledi. Talat K.B., şüphelilere, "Kardeşim sizi daha önce uyardım, 50 metre aşağıya gidip isterseniz orada sabaha kadar için, müşteriler rahatsız oluyor" dediğini, gri yelekli şüphelinin ise kendisine alaycı şekilde, "Tamam gözüm" karşılığını verdiğini beyan etti. Bunun üzerine, "Ben sizin akranınız değilim, güzellikle uyarıyorum, ne yapmak istiyorsunuz?" dediğini anlatan Talat K.B., bu sözlerin ardından şüphelilerin üzerlerine yürüdüğünü kaydetti. İfadesinde aralarında arbede çıktığını belirten Talat K.B., kendisini korumak amacıyla şüphelilerden birini kafasıyla ittiğini, siyah kıyafetli şüphelinin elindeki şişeyi üzerlerine fırlattığını ancak yaralanmadığını söyledi. Talat K.B., daha sonra gri yelekli şüphelinin üzerinden bıçak çıkararak üzerlerine geldiğini belirterek, Tahsin Göker’i korumak için kendisine doğru çektiğini, şüphelinin bıçağı savurması sonucu Göker’in yaralandığını ifade etti. Talat K.B., olayın ardından şüphelilerin kaçtığını, şüphelileri ilk kez gördüklerini ve aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını belirterek şikayetçi olduğunu beyan etti. "Eyyüp bıçağı savururken kolumdan yaralandım" İddianamede, olay sırasında kolundan yaralanan mağdur şüpheli Halil S.’nin ifadesine de yer verildi. Halil S., olay günü arkadaşı Eyyüp T. ile birlikte Kaleiçi’ne eğlenmeye gittiklerini, bir süre gezdikten sonra Dejavu Otel’in önünde oturup dinlenmeye başladıklarını belirtti. Bu sırada iki kişinin yanlarına gelerek otel önünden kalkmalarını istediğini anlatan Halil S., kendilerinin de birazdan kalkacaklarını söylediklerini ifade etti. Halil S., arkadaşı Eyyüp T.’nin bu sırada "iki gözüm" şeklinde bir ifade kullandığını, ancak tam olarak ne söylediğini hatırlamadığını belirterek, bu sözün ardından bir anda kavga başladığını beyan etti. Kavga sırasında Eyyüp T.’nin bıçak çıkardığını ve kavga ettikleri kişilere doğru sallamaya başladığını anlatan Halil S., kendisinin de Eyyüp T.’nin savurduğu bıçakla yaralandığını söyledi. Halil S., ifadesinde şahıslardan birinin yere düşmesi üzerine olay yerinden uzaklaştıklarını, bir süre sonra bekçiler tarafından yakalandıklarını belirtti. Olay sırasında kesici ya da delici bir alet kullanmadığını savunan Halil S., kavga ettiği kişileri önceden tanımadığını, aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını, kimseye zarar vermediğini, olay nedeniyle üzgün ve pişman olduğunu beyan etti. Halil S., Başsavcılıkta alınan ifadesinde de emniyetteki beyanını tekrar ettiğini belirterek, "Olay günü maktul Tahsin Göker ve arkadaşı Talat K.B. ile yaşanan kavga sırasında Eyyüp maktule bıçağı savururken, Eyyüp’ün bu hamlesi kolumdan yaralanmama sebebiyet vermiştir" dedi. Bu yaralanma nedeniyle arkadaşı Eyyüp T.’den şikayetçi olmadığını ifade eden Halil S., kavga sırasında Tahsin Göker ve Talat K.B.’nin üzerine geldiğini ileri sürerek, "Maktul ile arkadaşı bana saldırdığında ben kendimi korumak için maktule yumruk attığımı hatırlıyorum ancak bu sırada Eyyüp daha bıçağı çıkarmamıştı" şeklinde beyanda bulundu. "Talat bana kafa attı" İddianamede sanık Eyyüp T.’nin savunmasına da yer verildi. Eyyüp T., olay günü arkadaşı Halil S. ile Kaleiçi’ne gittiklerini belirterek, "Saat 01.30 sıralarında arkadaşım Halil ile Kaleiçi’ne gittik. Saat 02.00 gibi olayın meydana geldiği Dejavu Otel’in ana giriş kapısının 10-15 metre aşağısındaki kapının önünde oturmaya başladık. Bu kapının otel kapısı olduğu anlaşılmıyordu. Arkadaşım Halil marketten aldığı birayı içiyordu, ben de telefonla uğraşıyordum. Kesinlikle yüksek sesle konuşmuyorduk. Bizi kimse otel müşterilerini rahatsız ettiğimiz için uyarmadı. Zaten uyarılacak ya da rahatsızlık verecek bir davranışımız da yoktu" dedi. Eyyüp T., bir süre sonra otel önüne iki kişinin çıktığını ileri sürerek, "Bize bakarak sigara içiyorlardı. Bu sırada ismini olay nedeniyle öğrendiğim Talat isimli şahıs bize ‘Gidin buradan’ dedi. Ben de ‘Tamam iki gözüm, gidiyoruz’ dedim. Bunun üzerine hem maktul hem de Talat, bize küfür ederek Halil’in ve benim üzerime yürümeye başladı. Talat bana kafa attı. Bunun etkisiyle yere düşerken arkamdaki duvara tutundum" ifadelerini kullandı. "Bize edilen küfürler, iki sene önce ölen abimi aklıma getirdi" Kavganın söylediği şekilde başladığını savunan Eyyüp T., "Hiçbir suçum olmadığı halde bize edilen küfürler, iki sene önce ölen abimi aklıma getirdi. Ben duvara tutunurken arkadaşım Halil’i maktul ve Talat’ın dövdüklerini gördüm. Bunun üzerine arkadaşımı kurtarmak ve şahısları korkutmak amacıyla üzerimdeki bıçağı savurdum. Ortam karanlık olduğu için bıçağı savururken maktulü ve arkadaşını görmedim. Maktulün yaralandığını fark etmedim. Yaralandığını görmüş olsam yardım ederdim. Yaralandığını anlayınca bıçağı kolluk görevlilerine teslim ettim" şeklinde beyanda bulundu. Eyyüp T., üzerinde bıçak olduğunu Halil S.’nin bilmediğini öne sürerek, "Bu olay, maktul ve arkadaşı Talat’ın bize küfür etmesi ve Talat’ın beni darp etmesi üzerine gerçekleşmiştir. Bana hakaret edilmesinden ve darp edilmemden dolayı şikayetçiyim. Maktulü öldürme kastıyla hareket etmedim. Sabıkam yoktur, henüz 20 yaşındayım. İstemeden ve kontrolüm dışında gerçekleşen bu olaydan dolayı ben ve ailem çok mağdur olduk" dedi. Bıçağın yasak nitelikte olduğu belirtildi İddianamede, Antalya Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapora da yer verildi. Raporda, olayda kullanıldığı değerlendirilen bıçağın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak nitelikte bıçaklardan olduğu belirtildi. Tüm soruşturma evrakının birlikte değerlendirildiği iddianamede, Eyyüp T. ve Halil S.’nin Tahsin Göker’e karşı iştirak halinde kasten öldürme suçunu işlediklerinin değerlendirildiği kaydedildi. İddianamede ayrıca Eyyüp T.’nin olay sırasında bıçakla gerçekleştirdiği eylem nedeniyle Talat K.B.’ye karşı olası kastla silahla basit yaralama suçunu, üzerinde taşıdığı bıçak nedeniyle de 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işlediği ileri sürüldü. Savcılık, sanıkların belirtilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasını, tutuklulukta geçirdikleri sürelerin cezalardan mahsubunu ve olayda kullanılan bıçağın müsaderesini talep etti.
Kayseri Hacılar’da çalışmalarla dolu yaz sezonu başlıyor Hacılar Belediyesi Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Başkan Bilal Özdoğan riyasetinde gerçekleştirildi. Başkan Özdoğan, konuşmasında; "Haziran ayıyla birlikte ilçemizde yapım, bakım ve onarım çalışmalarımız daha da görünür hale gelecek" dedi. Meclis toplantısının açılış konuşmasını yapan Başkan Özdoğan, ilçede devam eden çalışmalara dair kapsamlı bilgiler paylaştı. Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte dış hizmetlerde çalışmaların hız kazanacağını belirten Başkan Özdoğan, şunları söyledi; "Haziran ayı olağan meclis toplantımıza hoş geldiniz. Kurban Bayramı’nızı tekrar tebrik ediyorum. Bu 9 günlük tatil sürecinde de belediye olarak ilçemizde hem dış hizmetler, Fen İşleri, Park ve Bahçeler, Temizlik İşleri birimlerimiz hem de vergi dönemi olması nedeniyle emlak birimimiz hizmet vermeye devam etti. Kurban ibadetini yerine getiren vatandaşlarımızın ibadetlerinin Yaradan katında makbul olmasını, kesilen kurbanların da yerine ulaşmasını temenni ediyorum. Mayıs ayı çok yağışlı geçti. Dolayısıyla dış hizmetlerimizde, Fen İşleri ve Park Bahçeler başta olmak üzere birtakım işlerimizi ötelemek durumunda kaldık. Yoğun yağışlardan dolayı bazı çalışmalarımız planlanan takvimin gerisinde kaldı. İnşallah bu ayla birlikte dışarıdaki işlerimiz daha da gözle görülür hale gelecek. Bu noktada yapılacak ve hazırlıkları tamamlanan ihalelerimizin de ilçemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Haziran ayı içerisinde bir takım yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili ihalelerimiz olacak. Bu vesileyle iş merkezimizde de sona gelindiğini, nasip olursa Haziran sonu itibarıyla satışa hazır hale getirmeyi planladığımızı ve ihale hazırlıklarına başladığımızı buradan bildirelim." Toplantının sonunda Başkan Özdoğan, alınan kararların Hacılar ve Kayseri için hayırlı olması temennisinde bulunarak; "Meclisimizde görüşülen gündem maddelerinin ilçemize, şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Hacılar’ımız için birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaya, ilçemizin ihtiyaçlarını planlı bir şekilde karşılamaya devam edeceğiz. Katkı sunan tüm meclis üyelerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.