SAĞLIK - 19 Eylül 2015 Cumartesi 12:02

Doğduğu hastaneye başhekim oldu

A
A
A
Doğduğu hastaneye başhekim oldu

Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde doğan Prof. Dr. Erol Kısmet, doğduğu hastaneye başhekim oldu.

Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul'da yaşayanlar için bir “efsane doğumevi”dir. Çünkü herkesin ailesinde ya da tanıdıkları arasında Süleymaniye'de doğmuş biri mutlaka vardır. Bugüne kadar Süleymaniye'de dünyaya gözlerini açan yüzbinlerce bebekten biri de bugün kurumun en tepesinde görev yapan Başhekimi Prof. Dr. Erol Kısmet… 50 yıl sonra doğduğu hastaneye başhekim olan Prof. Dr. Kısmet, “Burası gerçekten benim evim gibi. Annem beni bu kurumun çatısı altında dünyaya getirmiş. Ben bu kuvözlerde yatmışım. Ablam da burada dünyaya gelmiş. Biz ailece doğuştan Süleymaniyeli'yiz. Keşke annem de benim bu hastaneye başhekim olduğumu görebilseydi” diyor.

Prof. Dr. Kısmet, asker kökenli bir hekim. Askeri liseden sonra, askeri tıp fakültesine devam etmiş. Çocuk hastalıkları uzmanlığını ve yan dal ihtisası olan çocuk onkolojisi uzmanlığını Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) almış. 2011 yılında GATA'dan emekli olduktan sonra, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapmış ve 2014 yılında dünyaya gözlerini açtığı Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne dönmüş… Bu kez “hastanenin başhekimi” olarak…

KANUNİ EMRETTİ, MİMAR SİNAN YAPTI

Prof. Dr. Kısmet, Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yöneticilik yapıyor olmanın kendisi için iki önemli anlamı olduğunu söylüyor. Birincisi dünyaya geldiği hastanede en iyi hizmetin verileceği ortamı oluşturmak, daha da önemlisi 500 yıllık kurum geleneğini tekrar canlandırmak. Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi İstanbul'un en çok doğum yapılan ilk üç hastanesi arasında yer almanın yanı sıra Avrupa'nın tıp eğitimi verilen ilk hastanesi. İstanbul'un fethinden yaklaşık 100 yıl sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle kurulmuş, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Vakfiyesinde, “Allah rızası için, hastaların hayır duaları için kurulduğu” yazılmış. O günden bugüne de yüzyıllar boyunca kapısından, dili, dini, ırkı, maddi durumu nedeniyle kimse geri çevrilmemiş. Herkesin derdine çare bulunmaya çalışılmış. Hastanenin bu özelliği dolayısıyla da Türk tıp tarihinde özel bir önemi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kısmet, “Süleymaniye gibi kurumları inşa ettirenler amacın insanlara hizmet olduğunu, bu hizmeti yaparken insanlarla dost, sırdaş olmanın, üzüntü ve mutluluklarını paylaşmanın, endişelerini gidermenin, hastaların sadece vücutlarına değil ruhuna da dokunmanın gerekliliğini, aslında yüzlerce yıl önce vakfetmişler bize. Süleymaniye'nin inşasından bu yana 500 yıla yakın zaman geçse de, biz ancak 2000'li yıllardan itibaren bu eserlere sahip çıkma fırsatı bulduk. En önemlisi de bu kurumları yaptıranların sahip olduğu şefkat ve merhameti okuyunca, öğrendiklerimiz içimizi yakıyor ve mayamızı kaybetmememiz gerektiğini anlıyoruz. Bu maya bize işimizi sevmeyi, ona aşık olmayı söylüyor, burada eğitim alan hekim, hemşire ve ebelerimize de biz bu sorumluluğu aşılamaya çalışıyoruz ” diyor.

TARİHİ SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ

Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde anne ve bebek sağlığı adına gerekli tüm tıbbi uygulamaları yapılıyor. Hatta Süleymaniye, Akdeniz anemisi, Kistik fibrozis gibi ülkemizde sık görülen kalıtsal geçişli hastalıklarda henüz gebelik oluşmadan genetik incelemeler yapıp, tüp bebek ünitesiyle birlikte hareket ederek ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmelerini sağlayan “genetik tanı merkezi”ni İstanbul'daki kamu kurumları içinde ilk olarak hayata geçiren hastane. Bunu hastanenin vakfiyesinin yüklediği tarihi misyonun yerine getirilmesi olarak yorumlayan Prof. Dr. Kısmet, tıbbi desteğin yanında hastalara eğitim desteğinin de verildiğini belirterek, “Burada doğum yapan genç, tecrübesiz annelerimize anne sütü, emzirme, bebek yıkama, diş sağlığı, tuvalet eğitimi gibi konularda bilgilendirici kitapçıklar hediye ediyoruz. Bunların yanında tarihi geçmişimizin bize yüklediği bir sorumluluk olarak ecdadımızın çocuklarına öğretmiş olduğu anne-baba ve çocuklarının birbirleri üzerindeki haklarını anlatan kitapçıkları da hazırlayarak veriyoruz” diye ekliyor.

Doğduğu hastaneye başhekim oldu

ERKEN DOĞAN BEBEKLERE ÖZEL GÖZ MERKEZİ

Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin İstanbul'un en fazla doğum yapılan hastanelerinden biri olması dolayısıyla en büyük yeni doğan yoğun bakım ünitesine sahip olduklarını söyleyen Prof. Dr. Kısmet, yakın zamanda zamanından önce doğan bebeklere yönelik bir göz merkezi açılacağının da müjdesini veriyor. Prematüre olarak adlandırılan erken doğan bebeklerde uzun dönemdeki en büyük tehlikelerden birinin görme bozukluğu olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kısmet, “Bu bebeklerde körlüğün önüne geçebilmek için tüm İstanbul ve Marmara bölgesine hizmet edecek 'prematüre retinopatisi merkezi' önümüzdeki aylarda açılacak. Bu merkezde, hem bu bebekleri sağlıklarına kavuşturmak için zamanla yarışmayı, hem de bu konuda eğitim merkezi olarak bu alanda hizmet edecek göz hekimlerini yetiştirmeyi amaçlıyoruz. 32 yataklı yeni doğan yoğun bakım merkezimiz şu anda İstanbul'un en iyilerinden biri. Hem hastanemizde doğan hem de dışarıdan gelen bebeklere hizmet veriyoruz” diyor.

HER ÇOCUĞA BİR FİDAN

Kadın hastalıkları ve çocuk hastanesi olarak çocuklarımızın hem beden hem ruh sağlığını da korumaya yönelik faaliyetler de yapmaya gayret ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Kısmet, çocukların yaşadıkları şehre ve çevreye aidiyetlerini artırmak için, yakın zamanda yeni bir projenin hayata geçirileceğinin müjdesini verdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yapılacak işbirliği ile hastanede doğan her bebek adına bir ağaç dikileceğini söyleyen Prof. Dr. Erol Kısmet, “Hastaneden taburcu olan her aileye bu ağacın kendi çocukları adına olduğunu, yeri ve numarası ile birlikte sertifikalandırıp vereceğiz. Böylece çocuklara çevrelerine sahip çıkma duygusunu vermeye çalışacağız” diye konuşuyor. 

GENÇ HEKİMLERE TAVSİYE

Günümüz tıbbında kaybedilen değerlerden birinin de hasta hekim ilişkisindeki güven, tevazu ve saygı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kısmet, “Tedavinin özü ilaçta, tomografide, MR'da değil, kısacık sürede kurulan biricik ilişkidedir. Hasta hekimin ona gerçek bir alâka gösterdiğini hissederse hekimle aynı safta yer alır, iyileşmek için elinden gelen çabayı gösterir, hekimin gayretlerini boşa çıkartmamaya çalışır. Benim oğlum da tıp fakültesinde okuyor ve ona hastalarını kendi annen, kardeşin hanımın, çocuğun gibi görmeyeceksen hayat boyu şikâyetçi, bu mesleğe girdiğine de pişman olursun. Yol yakınken bırak diyorum. Ben gençlere hekim hasta ilişkisinin bizim mesleğimizin özünü oluşturduğunu söylesem, sanırım her şeyi söylemiş olurum” diyor.

Doğduğu hastaneye başhekim oldu

ZİYNETİ KOCABIYIK- TÜRKİYE GAZETESİ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa "Şampiyon Melekler"in adı Nilüfer’de yaşayacak Nilüfer Belediyesi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden KKTC’li "Şampiyon Melekler"in adını Beşevler Cimnastik Salonu’nda ölümsüzleştirdi. Duygu dolu anlara sahne olan törende, şampiyonların anısının Nilüferli çocukların umutlarında ve başarılarında yaşayacağı vurgulandı. 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında hayatını kaybeden Gazimağusa Türk Maarif Koleji Voleybol Takımının anısı, Nilüfer’de sporla yaşamaya devam edecek. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen anlamlı bir törenle, Beşevler Cimnastik Salonu’nun adı "Beşevler Şampiyon Melekler Cimnastik Salonu" olarak değiştirildi. Duygu dolu anların yaşandığı isim verme törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. "Yarım kalan hayalleri bizim için sorumluluktur" Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ın acısının ilk günkü gibi taze olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, "Adıyaman’da yıkılan binalardan biri olan İsias Otel’in altında çoğu çocuk 35 canımızı yitirdik. Onlar birer şampiyon ve melekti. Nilüfer bir spor kentidir. Bizim en büyük gururumuz, ahlaklı ve sporu yaşam biçimi haline getirmiş gençler yetiştirmektir. Tıpkı Şampiyon Melekler gibi. Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk. O güzel çocukların adını, yine çocukların sporla büyüyeceği bu salonda yaşatmak istedik. Onların hayalleri buraya gelen her çocuğun hayalinde büyüyecek" dedi. Başkan Şadi Özdemir ayrıca, bu fikrin oluşmasına vesile olan RUMELİSİAD’a teşekkürlerini iletti. "Çocuklarımızın umutlarında olacaklar" CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de, Kıbrıs Türkleriyle olan kardeşlik bağına dikkat çekti. Salonun, Nilüfer’in yanı sıra farklı şehirlerden ve uluslararası turnuvalardan gelen sporcuların da Şampiyon Melekler’in hikâyesinin öğreneceği bir mekan olması dileğinde bulunan Öztürk, "Onlar her zaman kalplerimizde ve çocuklarımızın umutlarında olacak" diye konuştu. Deprem haberini alır almaz Adıyaman’a gittiklerini ve oradaki dayanışmayı asla unutamadıklarını belirten Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ise, zor günlerde her zaman Türkiye’nin desteğini gördüklerini söyleyerek, Nilüfer Belediyesi’ne gösterdiği bu vefa örneği için teşekkür etti. Sürecin mimarlarından RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke de, Kıbrıs’ta düzenlenen bir ekonomi zirvesinde paylaştıkları bu düşüncenin bugün hayata geçmesinden duydukları gururu dile getirdi. "Şampiyonlar asla ölmez" Törende Şampiyon Meleklerin aileleri adına konuşan Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Çocuklarının voleybola ve ülkelerini temsil etmeye tutkuyla bağlı olduğunu belirten Karakaya, "Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez" dedi. Konuşmaların ardından Şampiyon Melekler anısına hazırlanan özel bir video gösterimi gerçekleştirildi. Tören, katılımcıların salon girişinde hazırlanan anı duvarına kırmızı karanfiller bırakmasıyla sona erdi.
Aksaray Su kuyusundaki temizlik faciasında ölen 3 kişi son yolculuğuna uğurlandı Aksaray’da temizlik için indiği su kuyusundan çıkmayan şahsın arkasından inen 2 kardeşi ve 1 kuzeni de oksijen yetersizliği nedeniyle fenalaştı. Kuyuya inerek hayatını kaybeden 2’si kardeş 1’i kuzen 3 kişi bugün köy mezarlığında son yolculuğuna uğurlandı. Olay, dün saat 16.30 sıralarında Aksaray’ın merkeze bağlı Koçpınar köyünde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, müstakil evlerinin bahçesinde tarım arazilerini sulamak için kullandıkları yaklaşık 19 metre derinliğindeki su kuyusuna inen Mehmet Yeşildal (30) bir süre sonra çıkmayınca kardeşleri Recep Yeşildal (45), İsmail Yeşildal (50) ile kuzeni Murat Yeşildal (28) da kuyuya indi. Kuyudaki oksijen yetersizliği nedeniyle 2 kardeş ve 1 kuzen de kuyudan çıkamadı. Diğer aile fertleri durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık, itfaiye, Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen kurtarma ekipleri, oksijen maskeleri takarak kuyuya indi. Kuyuda bulunan İsmail Yeşildal yaralı olarak kurtarılırken, kardeşleri Recep ve Mehmet Yeşildal ile kuzeni Murat Yeşildal’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Jandarma Olay Yeri İnceleme ekipleri olay yerinde inceleme yaptı. "Mehmet’in arkasından ilk ben indim, 112’yi arayın diye bağırdım" Olayda hayatını kaybeden 2’si kardeş 1’i kuzen 3 kişi bugün köy meydanında kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Kuyuya inip yaralı olarak kurtarılan ve hastaneye kaldırılan İsmail Yeşildal tedavisinin ardından köy meydanındaki cenaze namazına katıldı. Burada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Yeşildal, "Mehmet dinamoyu kontrol etmeye girmişti. O an aşağıda sendeledi. Sendeleyince ben aşağıya indim. Normalde Mehmet’in arkasından ben indim. Murat ve Recep de inmiş ama onların indiğinden benim hiç haberim olmadı. Mehmet’i düzelttim, kaldırdım sonra 112’yi arayın diye bağırdım. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ben indiğimde aşağıda bir kişi, Mehmet vardı, o da canlıydı. Bu kuyuyu bahçe sulamak için kullanıyorduk. Her sene temizliyorduk. Bu sene böyle dengesizlik oldu. Koku falan yoktu, sadece oksijen yetersizdi. Başka koku falan yoktu. Beni de AFAD çıkarmış. Normalde Mehmet’in arkasından ilk inen benim. Yelek giydirmeye çalıştıklarını hatırlıyorum ama bulanık hepsi. Benim indiğimde 1 metre falan su vardı. Ondan sonra dolmuş" dedi.
Bilecik İl Müdürü Bozkurt: "Bilecik’imizin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik çalışmalarımızın kararlılıkla sürdüreceğiz" İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, dünya gastronomisinde Türk mutfağının asırlık tariflerle, zengin kültür senteziyle, geçmişten günümüze ulaşan yemek kültürü ile önemli bir yere sahip olduğunu söyleyerek, "Bilecik’imizi ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik çalışmalarımızın kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. İl Kültür Ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, 21-27 Mayıs tarihlerinde kutlanan Türk Mutfağı Haftası ile ilgili kutlama mesajı yayımladı. Bozkurt mesajında, "Böylesine önemli ve zengin Türk Mutfağının dünyaya tanıtılması noktasında Kültür ve Turizm Bakanlığımız yönetiminde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde, 21-27 Mayıs tarihleri ülkemizde Türk Mutfağı Haftası olarak kutlanmaya başlanmıştır. Kültürümüzün bir parçası olan lezzetlerimizin, zengin mutfağımızın tanıtılması ve dünyaya duyurulması noktasında çok önemli olduğunu düşündüğümüz bu haftada 81 ilimizde ülkemizin dört bir yanında binlerce çeşit yöresel yemek kültürümüz ve tatlarımız görücüye çıkıyor. Tatlısından tuzlusuna, çorbasından unlu mamullere, etli yemeklerinden salatasına kadar birçok çeşit ürün ulusal ve uluslararası platformda hem tanıtılacak hem de tadım fırsatı sunulacak" dedi. İl Müdürü Bozkurt açıklamasının devamında, "Bilecik, zengin bir yemek ve gastronomi çeşitliliğine sahiptir. İlimizde her ilçemizin ayrı tatları ön plana çıkmaktadır. Türk mutfağı; sağlıklı, doğal ve köklü yapısıyla dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İlimizde gerçekleştirilen bu programda yerel üreticilerimizin ve kültürel değerlerimizin görünürlüğünü artırmış, halkımızın yoğun ilgisiyle karşılanmıştır. Emeği geçen başta kaymakamlarımıza, belediye başkanlarımıza, tüm kurum ve kuruluşlarımıza, katkı sağlayan paydaşlarımıza ve kıymetli hemşerilerimize teşekkür ederim. Bilecik’imizi ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik çalışmalarımızın kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.