SAĞLIK - 18 Temmuz 2019 Perşembe 11:19

Dr. Umut Şimşek : ”Türkiye diş sağlığında dünyanın cazibe merkezidir”

A
A
A
Dr. Umut Şimşek : ”Türkiye diş sağlığında dünyanın cazibe merkezidir”

Sağlık ve estetik olmak üzere iki kısımda değerlendirilen diş tedavilerinde Türkiye’de önemli gelişmelerin yaşandığını aktaran Diş Hekimi Dr. Umut Şimşek, Türkiye’nin son yıllarda sağlık turizminde tüm dünyada ilgi odağı haline geldiğini kaydederek, diş sağlığı alanında kullanılan yeni tedaviler ve teknolojiler hakkında bilgi verdi.

  Özellikle yaz aylarında artan turizmle birlikte insanların seyahat dışında dünyanın dört bir yanından özellikle Avrupa, Amerika ve Ortadoğu’dan tedavi olmak amacıyla gelmeye başlamış hastaların sayısında ciddi bir artış görülmektedir. Diş tedavisi de sağlık turizminde Türk doktorlarının başarısı ile artan bir ivme kazanmıştır. İstanbul’da birçok hastanede görev yapan ve son yıllarda Florya’da kendi kliniği bulunan Diş Hekimi Dr. Umut Şimşek; konuyla ilgili vermiş olduğu bilgide, “ Estetik ve diş sağlığı konusunda ilerleyen tıpla birlikte ülkemiz ciddi bir cazibe merkezi olmaya başlamıştır. Bunun bir örneğini Arabistan’dan verebiliriz. Birkaç yıl evvel implant tedavisinde istediği başarıyı ve sonucu göremeyen bir hastamız, tedavi için ülkesinden buraya gelerek tedavisini devam ettirmek istedi. Hastamız implantları konusunda ülkesinde çok ciddi paralar ödediğini ancak istediği sonucu alamadığını söyledi ve tedavisini bize yaptırdı. Bu gibi nedenlerle başka ülkelerdeki birçok hasta diş tedavilerinde Türkiye’yi tercih etmektedir” ifadelerinde bulundu.
 

Estetik ve diş sağlığı hakkında bilgi veren Şimşek, “Diş tedavileri genellikle sağlık ve estetik olmak üzere iki kısımda değerlendirilir. Diş sağlığı için en fazla 6 aylık periyotlarda diş hekimine kontrole giden hastalara diş ve diş eti tedavisi yapılmaktadır. Gülüşünden, diş rengi ve şeklinden memnun olmayan kişiler, estetik kaygılarını gidermek için diş hekimine başvurduklarında beklentileri ve diş hekimin yönlendirmesi ile daha beyaz, daha parlak ve daha özgüvenli bir gülüşe sahip olmak adına estetik diş tedavileri yaptırıyor. Bu tedaviler lamina (yapral porselen) gibi protez uygulamaları, diş beyazlatma bazen de implant tedavisi olabilmektedir. Bunlardan hangisinin uygun olacağına klinik ve röntgen değerlendirmesi sonucunda diş hekimi karar vermektedir” diye konuştu.

  “Türkiye’de tedavi maliyetleri diğer ülkelere kıyasla çok uygun”
  İmplant ve diğer diş tedavilerinde yabancı hastaların Türkiye’yi tercih etmelerindeki en önemli faktörün tıbbi müdahale sürelerinin yurtdışına göre daha hızlı gerçekleşmesi olarak belirten Şimşek, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
 

“Diş eksikliğinin giderilmesinde ilk tedavi seçeneği implant uygulamalarıdır. İmplant tedavisi dünyada yaygın olarak gerçekleştirilen bir tedavidir. Türkiye’nin implant ve diğer diş tedavilerinde tercih edilmesinin birçok sebebi vardır. Bunlardan birincisi tedavi ve tıbbi müdahale sürelerinin yurtdışına göre daha hızlı gerçekleşmesi, ikincisi dünyadaki son gelişmelerin Türkiye’deki diş hekimleri tarafından yakından takip edilmesi ve hastalara bu yeniliklerin rahatlıkla aktarılabilmesidir. Türk hekimleri olarak güncel tedavi seçeneklerini özellikle estetik uygulamalarda hastalara sunabiliyoruz. Diğer bir avantaj ise tedavinin kaliteli olmasının yanı sıra tedavi maliyetlerinin diğer ülkelere kıyasla uygun olmasıdır. Yurtdışından gelen hastalar; hızlı, güvenilir, kaliteli tedavileri alanında uzman hekimler tarafından uygun ücretler karşılığında yaptırabiliyor.”

  Diş tedavisinde kullanılan yeni teknolojiler neler?
  Diş tedavisinde kullanılan yeni teknolojilerin neler olduğunu aktaran Şimşek, “Her alanda olduğu gibi diş tedavilerinde de teknolojik gelişmeler hem hastalar hem de hekimler için kolaylıklar sağlamaktadır. Diş ölçüleri artık yeni cihazlar sayesinde çeşitli ağız içi tarayıcılar ile rahatlıkla alınmakta. Görüntüleme sistemlerinde artık dijital çağ ile paralel dijital görüntüleme ile MR ve tomografik kayıtlar elde ediliyor. Bu sayede hastalar daha az radyasyona maruz kalıyor. İmplant tedavilerinde kullanılan materyaller ise artık Türkiye’de de üretiliyor ve bu sayede dünyadaki diğer implant firmaları ile rekabet edebilecek seviyede tedavilere imza atılıyor.
 

Aynı zamanda estetik diş tedavilerinde hastaların diş hekimleri ile beraber beklentileri de göz önünde bulundurularak o hasta için ideal gülüş tasarlanabiliyor. Bilgisayar ortamında hazırlanan bu tasarımlar üç boyutlu tarayıcılar ile hazırlanarak, hastaya bitmiş gülüş tasarımı modellemesi rahatlıkla yapılabiliyor. Özellikle göz için kullanılan lens inceliğine yakın ölçülerde porselenler yine dijital ortamda tasarlanıp sıfır hata ile diş hekimi ve hastaların kullanımıma sunuluyor. Bunun yanı sıra dünyada kullanılan en yeni ölçü ve dolgu malzemeleri, tedavilerde kullanılan kimyasal materyaller, hasta tedavi koltukları ve görüntüleme cihazlarına kadar bütün yenilikler Türkiye’de hali hazırda diş hekimleri tarafından kullanılıyor” şeklinde konuştu.
 

Türk diş hekimleri olarak başarılı işlere imza atıldığını ve atılmaya da devam edileceğini belirten Şimşek, “Meslektaşlarımla beraber ülkemizin diş hekimliği alanındaki bu yetkinliğini ve teknolojik avantajlarını kullanarak, yurtdışından gelen birçok hastanın problemlerine çare bulabilmek biz diş hekimleri için mutluluk verici “ diyerek sözlerini sonlandırdı.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Aydın EKODOSD Başkanı Sürücü: "Söke Ovası antik dönemdeki deniz görünümüne döndü" Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, son yağışların ardından Söke Ovası’nda yaşanan taşkınlara dikkat çekerek ovanın antik dönemlerdeki deniz görünümünü andırdığını söyledi. Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri’nin binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla verimli ovalar oluşturduğunu hatırlatan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, nehrin aynı zamanda zaman zaman taşkınlara yol açtığını belirtti. Sürücü, "Nehir, tarih boyunca hem bereketin hem de taşkının kaynağı olmuştur" dedi. Yaşanan taşkınların sadece iklim değişikliğine bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Sürücü, nehir ve dere yataklarında yapılan hatalı düzenlemelerin, devrilen ağaç kütüklerinin temizlenmemesinin ve havza boyunca taşınan çöplerin köprü ayaklarını tıkamasının taşkın riskini artırdığını söyledi. Ovanın güneyi su altında kaldı Sürücü, özellikle Akçakaya, Burunköy ve Bağarası ovalarında tarım arazilerinin tamamen su altında kaldığını belirterek, "Bugün Söke Ovası’nın güneyine gidildiğinde binlerce yıl önceki coğrafi görünümü hatırlatan manzaralarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Azmaklar doğal tampon görevi görüyor Büyük Menderes’in tarih boyunca yatak değiştirmesi sonucu oluşan azmakların taşkın dönemlerinde doğal rezervuar görevi gördüğünü kaydeden Sürücü, bu alanların fazla suyu depolayarak taşkının etkisini azalttığını dile getirdi. Kurak dönemlerde ise azmakların bölgenin adeta yaşam sigortası olduğunu belirten Sürücü, bu alanların göçmen kuşlardan su samurlarına kadar birçok canlıya ev sahipliği yaptığını söyledi. "Azmaklara sahip çıkalım" çağrısı Bazı azmakların doldurulduğunu ve sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Sürücü, "Taşkın günlerinde suyu depolayan, kurak günlerde yaşamı ayakta tutan azmaklara sahip çıkalım. Onları korumak Söke Ovası’nın tarımsal geleceğini de korumaktır" dedi.