SPOR - 11 Mayıs 2023 Perşembe 16:18

Erzincan’ın 'altın kızı' Aleyna Korkut gözünü olimpiyatlara dikti

A
A
A
Erzincan’ın 'altın kızı' Aleyna Korkut gözünü olimpiyatlara dikti

2022’de 15 yaş altı badminton şampiyonasında Avrupa şampiyonu olan milli badmintoncu Aleyna Korkut’un yeni hedefi olimpiyatlarda madalya kazanmak.

Milli badmintoncu 15 yaşındaki Aleyna Korkut, ulusal ve uluslararası alanlarda biriktirdiği başarılara yenilerini ekledi. Aleyna Korkut, 28-30 Nisan tarihlerinde İtalya Bolzano’da yapılan Uluslararası 17 yaş altı ‘Yonex Bozner Cup U17 Turnuvası’nda beşinci oldu. Yakın zamanda Avusturya’da gerçekleştirilen Uluslararası 17 yaş altı ‘Austrian Open Cup U17’de ise turnuvanın en deneyimli, seri başı sporcusunu 2-1 yenerek üçüncülük madalyasını kazandı.Korkut, bu turnuvalarda kendisinden büyük ve deneyimli rakipleri ile mücadele ederek olimpiyatlara giden yolda önemli deneyim kazandığını, hedefinin de Dünya şampiyonası ve olimpiyatlarda madalya kazanmak olduğunu söyledi.

Erzincan’ın 'altın kızı' Aleyna Korkut gözünü olimpiyatlara dikti

Ahmet İlker Doğan: "Desteğimiz dünya ve olimpiyat yolunda da sürecek"

Aleyna Korkut’u destekleyen Anagold Madencilik’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İlker Doğan, sosyal sorumluluk ve kalkınma projelerine verdikleri büyük önemi vurgulayarak, "Bölge insanlarına ve Türkiye ekonomisine destek olmak için birbirinden değerli birçok projeyi hayata geçiriyoruz. Ülkemiz adına gurur kaynağı olan Aleyna Korkut kızımızın başarıları, sponsoru olarak bizlerde oluşturduğu duygular apayrı bir yerde duruyor. Bu tarz sonuçlar, bölgemizle kurduğumuz destek ilişkisinde ne kadar doğru yolda olduğumuzu gösteriyor ve çoğaltarak sürdürme kararımızı güçlendiriyor. Aleyna Korkut’a desteğimiz dünya ve olimpiyat şampiyonluğu yolunda devam edecek" ifadelerini kullandı.

Erzincan’ın 'altın kızı' Aleyna Korkut gözünü olimpiyatlara dikti

7 yaşında badmintona başlayan Aleyna Korkut, 2016 yılında henüz 9 yaşındayken Türkiye ikincisi olarak ilk ulusal başarısını kayda geçirdikten sonra milli takıma seçildi. Anagold Madencilik’in sponsorluğunu üstlendiği Aleyna, kazandığı birçok ulusal ve uluslararası madalyaya 2022’de Avrupa şampiyonluğunu ekledi. Korkut, İspanya'da düzenlenen 15 yaş altı badminton şampiyonası tek kadınlarda Avrupa şampiyonu oldu ve bu kategorideki tek altın madalyalı sporcu olarak tarihe geçti.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Koçarlı Belediyesi Hızlı Çözüm Merkezi hizmete girdi Koçarlı Belediye Başkanı Özgür Arıcı’nın talimatlarıyla, hızlı çözüm merkezi hayata geçirildi. Vatandaşlar artık istek ve şikayetlerine hızlı bir şekilde çözüm bulabilecek. Koçarlılı vatandaşlar, kurulan hızlı çözüm hattını kullanarak telefonla veya WhatsApp üzerinden yetkililere ulaşabilecek. Fotoğraf ve videolar eşliğinde iletilen istek ve şikayetler, ilgili birimler tarafından detaylı bir şekilde incelenecek ve kısa sürede çözüme kavuşturulacak. Ayrıca, vatandaşlar istek ve şikayetlerini Koçarlı Belediyesi Hızlı Çözüm Merkezi sosyal medya sayfasından da iletebilecek. Bu sayede, daha geniş bir platformda istek ve şikayetlerini ileterek seslerini duyurabilecek. Koçarlı Belediye Başkanı Özgür Arıcı kurulan hızlı çözüm merkezi ile ilgili yaptığı açıklamada Hızlı çözüm merkezine iletilen tüm istek ve şikayetlerin titizlikle değerlendirilerek vatandaşlara geri dönüş sağlanacağını ve sorunlar en kısa sürede çözüme ulaştırılacağını belirtti. Başkan Arıcı, yeni hizmetin vatandaş memnuniyetini artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu da ifade ederek, “Hemşerilerimiz bizlere olan tüm şikayetlerini ve isteklerini belediyemize gelmeye gerek kalmadan, bulundukları yerden, gerek Facebook üzerinden açtığımız “Koçarlı Belediyesi Hızlı Çözüm Merkezi” sayfasından resimli veya mesaj yolu ile, gerekse 0537 349 20 23 numaralı Hızlı Çözüm Merkezi Numarasını arayarak veya whatsapp uygulamasından fotoğraf, video yolu ile her türlü istek ve şikayetlerini bizlere iletebilecek. Bizlere iletilen her şikayeti personelimiz titizlik ile değerlendirerek geri dönüş sağlayacak. Yeni uygulamamız ilçemize hayırlı olsun” dedi.
İstanbul İş insanları İTO’nun “İş Dünyası Okuyor” etkinliğinde buluştu İş insanları, akademisyenler ve öğrenciler, kitap okuma alışkanlığını teşvik etmek amacıyla İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte Yahya Kemal’in ’Aziz İstanbul’ adlı eserini birlikte okudu. İstanbul Ticaret Odası (İTO), 17 Mayıs Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü kapsamında iş insanları, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı "İş Dünyası Okuyor" adlı özel bir etkinlik programı düzenledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Kültür ve Edebiyat Topluluğu iş birliği ile gerçekleştirilen etkinlik için üniversitenin Sütlüce Yerleşkesi Kütüphanesi’nde ‘kitap okuma saati’ gerçekleştirildi. İTO Meclis Üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler, kitap okuma alışkanlığını teşvik etmek amacıyla şair ve yazar Yahya Kemal Beyatlı’nın ’Aziz İstanbul’ adlı eserini birlikte okudu. Etkinlikte bir konuşma yapan İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, iş insanlarının okumaya yönelmesinin önemine dikkat çekerek, “İş dünyasının İstanbul’u okumaları da çok önemli. Netice itibariyle hepimiz İstanbul kadar varız, hepimiz İstanbul kadar değerliyiz. Hepimiz İstanbul’u sevdiğimiz ve İstanbul’a hizmet ettiğimiz ölçüde varız” dedi. Coşkun Yılmaz, okuma faaliyetinin stratejisinin çok iyi kurgulandığını belirterek, “İTO, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Aziz İstanbul kitabı. Yahya Kemal şüphesiz Türk şiirinin en güçlü çok nadir isimlerinden biridir. İstanbul Türk medeniyetinin İslam medeniyetinin hem tarih hem yaşayan en önemli merkezidir. Ve bunu en iyi anlatan öncü isim Yahya Kemal’dir. Eğer hem İstanbul medeniyetini hem Osmanlı medeniyetinin hem İslam medeniyetinin ruhunu anlamak istiyorsanız Yahya Kemal’in mısralarından satırlarından yürümeniz gerekir. Dolayısıyla çok iyi bir strateji” diye konuştu. İTO Meclis Başkanı Erhan Erken ise Türkiye’nin bilgi toplumu olmayı ve çağını aşmayı hedefleyen bir ülke olduğunu vurguladı. Erken, “Şehirlerin ve ülkelerin ekonomik açıdan gelişmesi ve imarı kadar, kültürel gelişmişlikleri de önemlidir. Bizler ülkemizin kalkınması için sadece maddi bir seviye artışının yeterli olmadığını, kültürel alanda da yetişmiş bir toplum olmamızın önemli olduğunu vurguluyoruz” dedi. Erhan Erken, etkinlikte vermek istedikleri mesajı şöyle açıkladı: “İş insanları sadece maddi kazançla uğraşmaz. Okumak, öğrenmek ve bu ülkenin kültürel seviyesinin yükselmesine katkıda bulunmak da iş dünyasının çok önem verdiği bir noktadır. Ve böyle de olmalıdır. İşte biz bu önemli gerçeği vurgulamak için bir sosyal sorumluluk projesi olarak bugün buradayız.” “Beşinci üretim faktörü okumaktır, kitaptır” İTO Başkanı Şekib Avdagiç de İş Dünyası Okuyor etkinliğinde kitap okuma alışkanlığı kazandırmanın ötesinde, okuyan insanın daha üretken ve topluma daha faydalı olacağı düşüncesinden hareket ettiklerini söyledi. Avdagiç, “Kitabın hayatın da, ekonominin de yenileyicisi olduğuna inanıyoruz. Kitap okumanın bir alışkanlık değil ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden okuma alışkanlığımızı hiç yitirmeyip daima diri tutmamız gerekiyor” dedi. Başkan Avdagiç, “Denilir ki, ‘emek olmadan, sermaye olmadan, hammadde-toprak olmadan ve girişimci olmadan’ üretim olmaz, bir ürün elde edilemez. İş dünyasına girince öğrendik ki, üretim faktörü 4 değil, 5’tir. Beşinci üretim faktörü ise okumaktır, kitaptır. Okumak, sürdürülebilir bilgiyi sağlar. Sürdürülebilir bilgi, sürdürülebilir üretimi temin eder. İşte bugün yaptığımız sembolik eylem, bize bunu hatırlatıyor” diye konuştu. Programa katılan Beyoğlu Kaymakamı Can Aksoy ise kültür ve sanat dünyasının Türkiye’deki merkezi Beyoğlu’nda, Beyoğlular adına etkinlikte bulunmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Aksoy, “İlerleyen dönemlerde bu iş birliği ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Katkısı bulunan herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Kitaplar okuyanların hayal güçlerini ve tasavvurlarını genişletir” İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay da üniversite eğitiminin, öğrencilere eleştirel düşünme ve analitik beceriler kazandırmayı amaçladığını, kitap okumanın da aynı şekilde, anlamayı, analiz etmeyi, başka dünyaların farkına varmayı sağladığını söyledi. Kuralay, “Farklı disiplinlerdeki dersler veya çeşitli türlerdeki kitaplar, okuyanların ve öğrencilerin hayal güçlerini ve tasavvurlarını genişletir. Türkiye’nin en nitelikli akademik kadrolarına ve 98 bin 443 basılı kitap, 734 bin 566 elektronik kitap, 35 bin 892 e-dergi, 53 bin 472 süreli yayın sayısı ile Türkiye’nin en zengin kütüphanelerinden birine sahip olan üniversitemiz, kitap ve üniversitenin kesiştiği en önemli kavşaklardan birini teşkil etmektedir” ifadelerini kullandı. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulhamit Avşar da okumanın, insanlığın var oluş amaçlarından biri ve beşeri gelişimin yakıtı olduğunu söyledi. Avşar, şöyle devam etti: “Günümüzde okuma kavramı farklı boyutlar da kazanmaya başlamış, geleneksel okuma tarzına yeni tarzlar eklenmesiyle okuma eyleminin önemi daha da artmıştır. Artık, medya okur-yazarlığı, film okumaları, görsel okumalar, sistem okumaları gibi gelişen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan yeni okuma türlerinden bahsedilir olmuştur. Zaten okumanın temel amacı, sadece metin veya görüntü üzerinde göz gezdirme değil, anlamı arama, söylenenin ardındakini tahlil etme, merak edilen konuyla ilgili farklı yaklaşımları öğrenebilme, gelişmeleri takip edip mevcut bilgileri geliştirip güçlendirme değil midir? Ancak bütün bunların içinde en kadim ve hayatımızdan hiç eksilmeyecek olanı yazılı metin okumasıdır kuşkusuz.” İstanbul Ticaret Üniversitesi Kültür ve Edebiyat Topluluğu Başkanı Nursena Güngör de Türk edebiyatının zengin tarihinden aldığı ilhamla bugüne kadar geldiğini ve günümüzde de varlığını sürdürdüğünü söyledi. Güngör, “Yahya Kemal Beyatlı gibi büyük edebiyatçılar da bu mirası korumanın ve gelecek nesillere aktarmanın önemli bir parçasıdır. Onun eserleri, Türk edebiyatının değerli birer hazinesidir ve bizlere hem geçmişimizi hatırlatır hem de geleceğe ilham verir” dedi.
Kayseri Uzmanı uyardı: "Yüksek tansiyon, kalp krizi ve kalp yetmezliğine davetiye çıkarıyor” Kardiyolog Prof. Dr. Ergün Seyfeli, her 3 kişiden 1’inin tansiyon hastası olduğunu ancak bu hastaların yarısının hasta olduklarından haberlerinin olmadığını belirterek, sofralarda kesinlikle tuz bulundurmamak ve 40 yaşından sonra yılda bir kez tansiyon kontrolü yapılması gerektiğini söyledi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, kanın damar duvarı çevresinde yaptığı basınca tansiyon denildiğini ve 120’ye 80 değerlerinin normal kabul edildiğini belirterek, “Bu basınç 140-90 milimetrenin üzerine çıktığında ’hipertansiyon’ tanısı koyuyoruz. Hipertansiyon en sık karşılaştığımız kardiyovasküler risk faktörü olarak karşımıza çıkmakta. 18 yaş üstü yaklaşık her 3 kişiden 1’inin tansiyon hastası olduğu kabul edilmektedir. Tansiyon maalesef teşhisi kolay olmasına rağmen atlanan, gözden kaçan bir hastalık olarak karşımıza çıkmakta. Özellikle tansiyonu olan hastanın yaklaşık yarısının haberinin olmadığını görmekteyiz. Dolayısıyla özellikle kolay ve hızlı teşhis konmasına rağmen bu hastalık gözden kaçabiliyor" dedi. “Tansiyon ölçümünden önce çay, kahve içilmemeli” Tansiyon ölçümünün doğru şekilde yapılmasının önemine değinen Prof. Dr. Seyfeli, "Tansiyonun ölçümü son derece kolay ve ucuz bir yöntem. Fakat dikkat edilmediğinde yanlış sonuçlara neden olabilmekte. Özellikle tansiyonu ölçülecek kişinin 30 dakika öncesinde kahve, çay, kafeinli gıdalar ve yemek yememiş olması gerekiyor. Yine tansiyon ölçülecek hastanın en az 5 dakika oturur vaziyette dinlenmesi, sırtını bir yere dayaması ve kolunu kalp hizasında tutması gerekiyor. Yine sık yapılan hatalardan biri de elbiseler çıkarılmadan ölçülmekte, bu da yanlış sonuçlara sebebiyet verebilir. Bir diğer hata yapılan nokta ise hasta ile konuşmak, hastanın ayak ayak üstüne atması da tansiyonun yanlış sonuçlar vermesine neden olabilir. Özellikle bunlara dikkat etmek gerekiyor. Doğru bir sonuç alabilmek için hastanın kolundaki sıkı elbiselerin çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu. "Tansiyonun kendine özgü şikâyeti yok" Yüksek tansiyonun kendine özgü bir şikâyetinin olmadığını, bu yüzden da vatandaşların hastalığın farkına varamadığını vurgulayan Prof. Dr. Seyfeli, yine de hipertansiyonu olan hastaların genelde baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, çabuk yorulma ve halsizlik gibi şikayetleri olduğunu dile getirdi. Hipertansiyonu olan hastaların yüzde 30’unda baş ağrısı görüldüğünü, bu ağrının da enseden başlayarak ön tarafa doğru yayılan zonklayıcı bir tarzda olduğunu belirten Prof. Dr. Seyfeli, “Özellikle daha önce tansiyon hastası olmayan hastalardaki ani yükselmeler ve stres kökenli tansiyon yükselmelerinde baş ağrısı daha sık görülmektedir. Baş ağrısı önemli bir bulgu olmasına rağmen hastaların yüzde 70’inde baş ağrısı olmayabilir. Bu durum hastaları yanıltmamalı. Baş ağrısı olmasa da düzenli tansiyon ölçümü yaptırılmasında fayda var. Burada en önemli nokta genelde 18 yaşını geçtikten sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez tansiyon kontrolü yaptırmak gerekebilir. Eğer ailede tansiyon hastası varsa onlar da 18-40 yaş arasında yılda bir kez tansiyon ölçtürmeli" ifadelerini kullandı. "Hipertansiyon kalp rahatsızlıkları dışında felç, böbrek yetmezliği ve körlüğe neden olabilir" Yüksek tansiyonun en çok kalp ve damar sistemine zarar verebileceğini aktaran Prof. Dr. Seyfeli, "Karşımıza kalp krizleri, kalp yetmezliği, aort damarında ’anevrizma’ dediğimiz balonlaşmalar çıkabilir. Bir diğer olumsuz etkilenen organ ise beyin. Tansiyon hastalarının önemli bir kısmı felçle karşımıza gelebiliyor. Bir diğer önemli organ böbrek. Böbrek yetmezliği diyalize kadar giden süreçle karşımıza gelebilir. Yine körlüğe kadar giden bir dizi komplikasyonlarla göz sorunları karşımıza çıkabilir" diye konuştu. “Tuz tüketimini düşürün” Yüksek tansiyondan korunma yollarını da sıralayan Prof. Dr. Seyfeli şunları söyledi: “Hipertansif hastaları tuza çok hassaslar. Oysa ülkemizde tuz tüketimi oldukça yüksek. Bizim tavsiye ettiğimiz günde 6 gramlık tuz tüketiminin neredeyse üç katı kadar tuz tüketiyorlar. Bu gerçekten oldukça yüksek. Bizim sofrada ekstradan ilave bir tuza ihtiyacımız yok. Aldığımız gıdalarla ihtiyacımız olan tuzu yeterince karşılıyoruz. O yüzden tuzu sofralarımızda bulundurmamamız gerekiyor. Yine fast food, salam, sosis gibi raf ömrü uzatılmış gıdalardan uzak durulması gerekiyor." “Kilo vermek ilaç kullanmak kadar etkili” Tansiyon tedavisinin zor olmadığına da değinen Prof. Dr. Seyfeli, ilaçtan önce mutlaka yaşam stili ve beslenmeyi ilk sıraya almak gerektiğinin altını çizdi. Örneğin kilolu bir hastanın kilosunun yüzde 10’unu verdiğinde ya da sofrada tuzu kısıtladığında, egzersiz yaptığında tansiyonunu bir ilaç almış kadar düşüreceğini anlatan Prof. Dr. Seyfeli, “Bunun dışında günümüzde kullanılan ilaçlarda kan basıncını dengeleyecek kadar güçlü ilaçlarımız var. Asıl problem beslenme ve diyete dikkat etmiyoruz ve ilaç kullanımını pek sevmiyoruz. Bunlara dikkat edersek tansiyonla mücadeleyi çok daha başarılı seviyeye getirmiş oluruz” diye konuştu.
Niğde Niğde Belediyesi Ücretsiz ’Üniversiteye Hazırlık Kursu’ açıyor Eğitimde fırsat eşitliğini ön planda tutan Niğde Belediyesi; üniversiteye hazırlanan gençler için ücretsiz ’Üniversiteye Hazırlık Kursları’ düzenleyecek. Niğde Belediyesi’nin Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte düzenleyeceği kurslara yönelik kayıtlar, 100. Yıl Millet Kütüphanesi’nde alınmaya başladı. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nce düzenlenecek olan Üniversiteye Hazırlık Kursları, hafta için her gün 09.00-18.00 saatleri arasında verilecek. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesindeki eğitimciler tarafından verilecek hazırlık kurslarında; Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Fizik, Sosyal Bilimler, Coğrafya ve Biyoloji gibi temel derslerin yanı sıra sınava hazırlıkta eksik konuların tamamlanmasına yönelik ders programları da yer alacak. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir; düzenleyecekleri kurslarla ilgili yaptığı açıklamada, Niğde Belediyesi olarak eğitime ve öğrencilere verdikleri destekleri her yıl artırdıkları gibi eğitime değer katan projeleri de hayata geçirmeye devam ettiklerini anlattı. Son 4 yıl içerisinde 4 kütüphane açarak, tüm öğrencilerin yeni nesil kütüphanelerde ders çalışmalarına imkan sağladıklarını belirten Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir; "Her yıl okullarda ihtiyaç sahibi öğrencilerimize kırtasiye yardımı yapıyoruz. Kütüphanelerimizde imkanı olan ve olmayan tüm gençlerimizin, nezih ortamlarda ders çalışmalarını sağlıyoruz. Şimdi de dershanelere gitme imkanı olmayan öğrencilerimiz için üniversiteye hazırlık kursları açıyoruz” dedi. Üniversite hazırlık kursu kayıtlarının başladığına dikkati çeken Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, kayıtlar tamamlandıktan sonra üniversite sınavlarının yapılacağı tarihe kadar kursların devam edeceğini de sözlerine ekledi.