KENT HABERLERİ - 09 Kasım 2013 Cumartesi 10:42

Erzurum’da dadaşlar ecdadına yürüdü

A
A
A
Erzurum’da dadaşlar ecdadına yürüdü

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın 136. yıl dönümü nedeniyle yaklaşık 15 bin Erzurumlu, Aziziye ve Mecidiye Tabyalarına yürüdü.

Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilenen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın 136. yıl dönümü nedeniyle yaklaşık 15 bin Erzurumlu, Aziziye ve Mecidiye Tabyalarına yürüdü.Erzurum Valiliği öncülüğünde düzenlenen ve sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle Erzurumlular, ecdadına yürüdü. 1877-1878 Osmanlı- Rus Harbi’nin gerçekleştiği ve kahraman ecdadımızın anısına Erzurumlular tabyalara yürüyüş için sabah saat 06.00 sıralarında Karskapı Şehitliği'nde toplandı. Karskapı şehitliğini ziyaret edip dualar eden yaklaşık 15 bin kişi daha sonra yaklaşık 5 kilometrelik patika yolu yürüyerek tabyalara ulaştı. Burada dualar edilerek tabyalar ziyaret edildi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program sona erdi.Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak, “Bay, bayan, 7’den 70’e ecdadımızı anmak için tabyalara bu etkinliği gerçekleştirdi. Çocuklarımızın bu destanı bilmeli ve öğrenmeleridir. 93 Harbi’nin 136. yıl dönümünde tabyaları tüm dünyaya duyurmaya kararlıyız” dedi.Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler de, “Bu yürüyüşümüze Erzurum’da yaşayan Erzurumlu olmayan da binlerce vatandaşımız katıldı.136 yıl önce yaşanan milli duyguyu hissetmek, gelecek nesillere bu şuuru aktarmak ve o günü hafızalarda yaşatmak düşüncesiyle bu yürüyüşe iştirak etmenin manevi bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.1877 yılının 8 Kasım gecesi Erzurum'u istila için gelen Rus birliklerinin tabyalardaki koğuşlarında uyuyan Mehmetçikleri şehit etmeleri üzerine Erzurum halkının 9 Kasım günü Aziziye Tabyası'nda yazdığı şanlı mücadelenin üzerinden 136 yıl geçtiğini anımsatan vatandaşlarda bu etkinliğin düzenlenmesinin kendilerini çok mutlu ettiği dile getirdiler.
Bu sene ilki düzenlenen “Kahraman ecdadımızın anısına tabyalara yürüyoruz” etkinliğinin geleneksel hale getirilerek her yıl 9 Kasım günü gerçekleştirileceği belirtildi.

93 HARBİ
“93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit ve Rus çarı II. Alexander döneminde yapılmış olan bir Osmanlı-Rus Savaşı'dır. Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilinir. Hem Osmanlı Devleti'nin batı sınırındaki Tuna (Balkan) Cephesi'nde, hem de doğu sınırındaki Kafkas Cephesi'nde savaşılmıştır. Savaşa hazırlıksız yakalanan Osmanlı Devleti, çok ağır bir yenilgi almıştır. Savaşın başlıca sebepleri; Osmanlı Devleti'nde yaşanan azınlık isyanları, Rusya ve Batı Avrupa ülkelerinde, Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hıristiyanların insan haklarının çiğnendiği konusunda oluşan tek taraflı kamuoyu, Rusya'nın Balkanlardaki genişleme siyaseti, Romanya ve Bulgaristan'ın bağımsızlık istekleri ve Panslavizm akımıdır. Avrupa'nın büyük güçleri savaşı önlemek için İstanbul'da Tersane Konferansı'nı toplamışlar, ancak Osmanlı Devleti'ne yaptıkları taleplerin reddedilmesi üzerine savaş patlak vermiştir. Yaklaşık 1 yıl süren savaşta Osmanlı orduları, savunma savaşı yapmıştır. Batılı devletler ise tarafsız kalarak, savaşı bitirmek için arabuluculuk yapmıştır. Özellikle Balkanlarda bu olaylar neticesinde etnik temizlikler yaşanmış ve yer yer kırımlar görülmüştür. Sonunda batıdaki Osmanlı savunma hatlarını kıran Rus ordularının önü açılmış, dirençle karşılaşmadan İstanbul'un eşiğine (Yeşilköy) kadar ilerleyerek Osmanlı Devleti'nin varlığını tehdit etmiş ve bunun sonucunda Osmanlı Devleti Ayastefanos Antlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Ancak Batı Avrupa ülkelerinin bu antlaşmanın koşullarından hoşnut kalmamaları sonucu bu antlaşma geçerliliğini yitirmiş ve yeniden imzalanan Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti, çok fazla toprak kaybetmiş, Balkanlar'daki nüfuzunu büyük ölçüde yitirmiştir. Balkanlar'da ve Kafkasya'da sayıları 1 milyonu aşkın Osmanlı vatandaşı mülteci konumuna düşmüş, savaş süresince ve savaştan sonra Anadolu'ya dev göç dalgaları yaşanmıştır.”

AHMET AKBUĞA - E.MEHMET YILMAZ
ERZURUM

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin teknolojinin sürekli olarak gelişmesi hakkında, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır" dedi. Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.
Manisa Manisa’da 9. Kitap Fuarı kitapseverlerle buluştu Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlediği 9. Manisa Kitap Fuarı, kitapseverlerle yeniden buluştu. 8-17 Mayıs tarihleri arasında Atatürk Kent Parkı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuar, Manisalılara edebiyat şöleni sunacak. Fuar boyunca, birbirinden değerli yazarlar, şairler ve akademisyenler Manisalı okurlarıyla bir araya gelecek. Kültür ve sanat etkinliklerinin önemli merkezlerinden biri haline gelen Manisa, büyük bir edebiyat buluşmasına daha ev sahipliği yapıyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi ile TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen Manisa Kitap Fuarı, 9. kez kapılarını açtı. Atatürk Kent Parkı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuarın açılışına, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste’nin yanı sıra, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Ata Temiz, Erk Kayabaş ve Ulaş Aydın, Belediye Başkan Yardımcıları ile Kitap Fuarı Onur Konuğu Ataol Behramoğlu katıldı. Fuarın açılış konuşmasını gerçekleştiren TACT Fuar Yönetim Kurulu Başkanı Didem Simsaroğlu, "Kültür ve sanata olan yaklaşımı ve desteğiyle kentimize hak ettiği önemi veren, daha fazlasını da yapacağına inandığım Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’ya çok teşekkür etmek istiyorum" dedi. "Çocuklarınıza şiir okutun" 9. Manisa Kitap Fuarı Onur Konuğu Ataol Behramoğlu, "İnsan olmanın 3 önemli değeri var. Bilim, felsefe ve sanat. Bilim, bilgi demek. Felsefe akıl demek. Sanat ise duygu demek. Bunların her birinin de kendi aralarında özellikleri var. Sanatın içinde şiir, duygu ve dil demek. Şiirdeki dil derin bir dildir, çok katmanlıdır. O yüzden çocuklarınıza şiir okutun. Onlar şiirle kendi dillerini, ülkelerini, kültürlerini kavrasınlar. Beni buraya davet eden ve onur konuğu sıfatını veren Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne yürekten teşekkür ederim" diye konuştu. Ataol Behramoğlu’nun konuşmasının ardından, Genel Sekreter Burak Deste, Behramoğlu’na plaket takdim etti. Dijital çağda kitabın önemine vurgu yaptı Kitapları insanlık tarihinin kadim dostu olarak niteleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, "Kitap için bir aradayız. Ama önce bir gerçeği masaya yatırmamız gerekiyor. Hepimizin cebinde bizi dünyaya bağlayan ama bazen kendimize ve birbirimize yabancılaştıran küçük siyah aynalar var. Çağımızın en büyük çelişkisi ile de karşı karşıyayız. Bilgiye hiç olmadığı kadar yakın olmamıza rağmen, tarihte hiç olmadığı kadar da sığ sularda geziniyoruz. Sosyal medya denilen o uçsuz bucaksız okyanus, başparmağımızın küçük bir hareketiyle sürekli akıp giden, izledikçe izleme isteği uyandıran, okumayı değil, tıklamayı teşvik eden bir mecra. Kötü bir alışkanlık gibi. Makinalar bizi tanıyor, neye güleceğimizi, neye kızacağımızı bizden daha iyi biliyor. Benim neslim, anne babalarımızın ‘boşver televizyonu bir kitap oku’ nasihatleriyle büyüdü. Ama itiraf edelim ki çoğu zaman gözümüz ekrandayken dünyaları kaçırıyoruz. Ekran bize saniyelik hazlar vaat ederken, kitap bize sabrı, derin düşünmeyi, en çok da hayal kurmayı öğretiyor. Fuar boyunca Atatürk Kent Parkı’nın toprağını edebiyatla, şiirle yeşertmeyi umuyoruz. Kitap fuarımızın tüm yayıncılarımız, yazarlarımız ve ziyaretçiler için dolu dolu geçmesini ümit ediyorum" dedi.
Bilecik Huzurevi sakinlerine Anneler Günü’nde anlamlı dokunuş Bilecik hizmet veren bir güzellik merkezi sahibi Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan yaşlılara Anneler Günü sürprizi yaptı. Bilecik’te hizmet veren güzellik merkezi sahibi Aysun Karamanoğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan yaşlıları Anneler Günü dolayısıyla ziyaret ederek anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Gerçekleştirilen ziyarette huzurevi sakinlerine küçük bakım ve güzellik dokunuşları yapılırken, duygu dolu anlar yaşandı. "Onları bir nebze olsun gülümsetebildiysek ne mutlu bize" Annelerin yüzünde küçük de olsa bir tebessüm oluşturabilmenin en büyük mutluluk olduğunu ifade eden Aysun Karamanoğlu, "Anneler Günü münasebetiyle burada bulunan annelerimizi ziyaret etmek istedik. Onları bir nebze olsun gülümsetebildiysek ne mutlu bize. Sevginin, ilginin ve samimiyetin en kıymetli hediye olduğuna inanıyoruz" dedi. Karamanoğlu ayrıca projeye destek veren kurum yetkililerine teşekkür ederek, "Bu anlamlı günde bizleri ağırlayan İl Müdürümüz Nejat İlhan’a ve Kurucu Müdürümüz Seyhan Hanım’a teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Toplumun her kesimine dokunmayı amaçladıklarını belirten Karamanoğlu, sosyal sorumluluk çalışmalarının ilerleyen dönemlerde de devam edeceğini söyledi. Son olarak Güzellik merkezi sahibi Aysun Karamanoğlu ve çalışanları huzurevindeki kalan tüm kadınlarına çiçek vererek, Anneler Gününü kutladılar. Ardından hep birlikte çiftetelli oynayarak, güzel bir geçirmelerine vesile oldular.