MAGAZİN - 04 Haziran 2020 Perşembe 13:24

Fatma Girik’e müjdeli haber

A
A
A
Fatma Girik’e müjdeli haber

Usta oyuncu Fatma Girik, korona virüs (Covid-19) salgınının ardından ilk kez evinin kapılarını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’a açtı. Fatma Girik’in sağlık kontrolünü yapan, Ortopedi Doktoru olan Başkan Osman Gürün, Girik’in yaz sonuna tamamen ayağa kalkabileceğini söyledi.

Geçirdiği kalça ameliyatı sonrası Bodrum’daki evinde yaşamını sürdüren usta oyuncu Fatma Girik, korona virüs nedeniyle evine misafir almıyor, dışarı çıkmıyordu. Normalleşme sürecinde rahat bir nefes alan Fatma Girik’in ilk ziyaretçileri Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras oldu. Başkanlar sosyal mesafeye uygun maskeleri takılı bir şekilde Girik’i ziyaret etti.

Başkan Gürün’den Girik’e tavsiyeler

Oldukça iyi görünen ve yürümesi düzelen Girik’in ortopedi doktoru olan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün tahlillerini teker teker kontrol etti. Röntgenlerine bakan Gürün, usta sanatçının yürümesinin daha da düzelmesi için tavsiyelerde bulundu.

"İzin belgesi alarak dışarı çıkmam yakışık almaz"

Girik, başkanların kendisini ziyaretinden dolayı teşekkürlerini sunarak sosyal mesafe kurallarına uyulmasını istedi. Uymayanların ise sonuçlarına katlanacağını söyleyen Girik, “Yaklaşık 2 aydır evdeyim. Kimseyle görüşmüyorum, kimseyi evime almıyorum. Tüm kurallara uyuyorum. Herkesin de kurallara uymasını istiyorum. Polis ve jandarma ekipleri sağlık durumumdan dolayı izin belgesi alarak yürüyüş yapabileceğimi söyledi. Kimse dışarı çıkamazken ben nasıl çıkayım, olmaz, yakışık almaz” dedi.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ise Fatma Girik’i çok iyi gördüğünü belirterek, “Fatma Girik hem sanat hayatında hem kültür ve siyaset hayatında da başarılı olmuş bir insandır. Az biraz rahatsızlığı var. Biz de sık sık ziyaretine geliyoruz. Bir ihtiyacı var mı diye sormaya çalışıyoruz. Sayın Başkanım da gelince daha anlamı oldu. Başkanımız Gürün Fatma Girik’in hastalığıyla ilgili olan bir hekim. Fatma Hanıma da tavsiyelerde bulundu” dedi.

Başkanlarla dans edecek

Fatma Girik’in hastane raporlarını inceleyen Muğla Büyükşehir Başkanı Osman Gürün ise Girik’in sağlık durumu ile ilgili bilgi verdi. Gürün, Fatma Girik’in yaz sonuna kadar tamamen iyileşebileceğini söyleyerek “Ben bir ortopedist olarak yaşını da göz önüne aldığımda biraz daha bitkin görebileceğimi düşünmüştüm. Gerçekten durumu çok iyi ve gelecekle ilgili umut taşıdığını gördüm. Onun hayatı da hep bir mücadele ile geçti. Sanatsal faaliyetleri de bu ülke için çok önemliydi. Bizim gençlik yıllarımızda kadınlarımız, kızlarımız örnek alırdı. Kırık olan bölgenin filmini göremedim ama bir kalça protezi ve kemik kırığı var. İkisi de arka arkaya olduğu için ikisine de müdahale edilmiş. Havalarında düzelmesiyle basma, yük verme ve hareket etme konusunda fizyoterapi de alıyor. Zaten her durumu takip ediliyor. Ben yaz sonuna kadar önemli ve farklı bir durum olmadığı takdirde aramızda görebileceğimizi düşünüyorum. İyileşip tam yürümeye başladıktan sonra ilk dansını Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’la ikinci dansı da benimle yapacağının sözünü aldık” dedi.

Eren Ayhan
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kış uykusu bitti, ayı istilası başladı Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde kış uykusundan uyanan ayılar, açlık nedeniyle yayla evlerine yöneldi. Son haftalarda artan saldırılar, bölgede yaşayan vatandaşları tedirgin ederken çok sayıda ev ve ağılda hasar oluştu. Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Giresun’un yüksek rakımlı yaylalarında son haftalarda artan ayı hareketliliği, hem yayla sakinlerini hem de sezon hazırlığı yapan vatandaşları tedirgin etti. Kış uykusundan uyanarak yerleşim alanlarına yönelen ayılar, kapı ve pencereleri kırarak evlere giriyor, içerideki gıda malzemelerini dağıtıyor, arı kovanlarına zarar veriyor. Bazı yaylalarda aynı gece birden fazla ev hedef alınıyor. Yayla sezonunun yaklaşmasıyla birlikte hazırlık yapmak isteyen vatandaşlar, karşılaştıkları manzara karşısında şaşkınlık yaşıyor. Parçalanmış kapılar, dağıtılmış erzaklar ve zarar görmüş eşyalarını gören vatandaşlar, yetkililerden önlem alınmasını talep ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yaylalarında son günlerde evlerdeki ayı saldırılarının arttığını söyledi. Başkaya, "Ayılar evlere haddinden fazla girmeye başladı. Sosyal medyada da bu türden çokça paylaşımlar görüyoruz. Bunun en önemli sebebi ayı popülasyonunun artması. Artmanın yanında birde ayıların artık bu evlere girme olayını bir alışkanlık haline getirmeleridir. Bunu artık öğrendiler. Yayla evlerini kapatıp terk ederken yiyecek bırakmayın diyoruz. Koku çıkaracak herhangi bir şeyi yanınızda götürün evde bırakmayın. Mutfakta bulunan tabak, çatal bile ayı için bir kokudur. Ayılar evlerde yiyecek bulabileceğini öğrendi. Biz önlemlerimizi almalıyız. Yayla evlerinde yiyecek bırakmamalıyız" dedi. "Avlanma işini yasal olarak yapmamız gerekiyor" "Tarım ve Orman Bakanlığının ayılar konusunda bir yöntem değişikliğine gitmesi gerekiyor" diyen Başkaya, "Ayılar bugün koruma altında olan hayvandır. Yasal olarak avına izin verilmiyor. Yasal olarak avına izin vermiyoruz ancak ülkede yaşayan herkes biliyor ki ayı kaçak olarak haddinden fazla avlanıyor. Ayının popülasyon sayımları yapılmalı bu envanter sayımlar sonucunda nerede ne kadar erkek, dişi ve yavrunun olduğunu bilmemiz gerekiyor. Buna göre avlanma işini yasal olarak yapmamız gerekiyor. Köylüler resmen gelip bölgemizde av yapılsın diye yetkililere yalvarır durumda dilekçeler veriyor. Bu dilekçeler sonucunda belli yerlerde bazı ayılar avlanıyor. Bu ayı saldırıları eskiden köylerde daha fazla yaşanıyordu. Eskiden kırsalda yaşayan insanlar ayıya karşı önlem alıyordu. Ayı sayısını azaltıyorlardı. Bugün ise köylerde yaşayan insanları çoğu evlerini yazlıkçı olarak kullanıyor" şeklinde konuştu. "Kış boyunca yağlarına eriterek yaşadılar, o enerjiyi geri almak için etrafta yiyecek arayışına koyuluyorlar" Erkek ayıların daha saldırgan olabildiğine dikkat çeken Başkaya, "Ayıların çoğunluğu kış dinlenmesi yaptılar. Bazıları belki kış uykusu dediğimiz olayı hafif atlatır bazıları çok daha uzun süre yatar. Şubat ve Mart ayına kadar uyuyanlar oldu. Yüksek kesimlerdekiler Nisan ayına kadar uyudu. Artık onlarda uyandılar. Kış dinlenmesinden uyanan ayılar kış boyunca yağlarını eriterek yaşadılar. O enerjiyi geri almak için etrafta yiyecek arayışına koyuluyorlar. Haliyle aşırı bir beslenme istekleri oluşuyor. Ardından da çiftleşme dönemi yaşıyorlar. Bizi hem aç hem de ardında bir çiftleşme dönemi bekliyor. Erkek ayılar daha saldırgan olabiliyorlar. İnsanlarla karşılaşmaları artıyor çünkü yiyecek arayışındalar. Yayla evlerine akın ediyorlar. Bu dönemde uyanık olmalıyız tek başına arazide bulunmak sıkıntıdır. İşi gücü olan köylü vatandaşımız bile tek başına dolaşmamaya çalışsın. Çobanlarımıza da bu öneride bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Ağrıya "nokta atışı" tedavi Kocaeli’deki Büyük Anadolu Hastanesi Darıca’da uygulanmaya başlanan "görüntüleme eşliğinde enjeksiyon" yöntemi, kas ve iskelet sistemi ağrılarında hedefe yönelik tedavi imkanıyla hem güvenliği hem de başarı oranını artırıyor. Kas-iskelet sistemi ağrıları, günlük yaşamda en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alırken, modern tıp uygulamaları bu ağrılara yönelik daha etkili çözümler sunuyor. Büyük Anadolu Hastaneleri’nde uygulanan görüntüleme eşliğinde enjeksiyon tedavileri, ağrının kaynağına doğrudan müdahale edilmesini sağlıyor. Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Bahtiyar Bahtiyarov, geçmişte enjeksiyonların çoğunlukla anatomik işaretlere göre "körlemesine" yapıldığını belirterek, bu durumun hem etkinliği azalttığını hem de riskleri artırabildiğini ifade etti. Ultrasonografi ve skopi (röntgen eşliğinde görüntüleme) sayesinde hedef dokunun doğrudan görüntülenebildiğini vurgulayan Bahtiyarov, iğnenin doğru noktaya yönlendirilmesiyle tedavi başarısının arttığını söyledi. "Komplikasyon riskinin azalıyor" Görüntüleme eşliğinde yapılan enjeksiyonların, özellikle omurga çevresinde güvenli bir uygulama sunduğunu kaydeden Bahtiyarov, "Bu yöntemle sinir, damar ve diğer kritik yapılardan kaçınmak mümkün hale geliyor. Bu sayede komplikasyon riski azalırken, özellikle omurga çevresinde daha güvenli bir tedavi süreci sağlanıyor. İlacın doğrudan sorunlu bölgeye verilmesiyle tedaviye alınan yanıt güçleniyor. Sinir sıkışmaları, bel ve boyun fıtıkları ile eklem içi problemlerde bu fark çok daha belirgin hissediliyor" dedi. "Bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor" Bahtiyarov, hedefli enjeksiyonların sadece tedavi değil, tanı açısından da büyük katkı sunduğunu aktardı. Bu yöntemle ağrının kaynağının daha net anlaşılarak gereksiz tedavilerin önüne geçilebildiğini belirten Bahtiyarov, teknik farklılıklara ilişkin şunları kaydetti: "Ultrasonografi, kas, tendon ve yüzeysel sinirlerin görüntülenmesinde önemli avantajlar sağlıyor. Radyasyon içermemesi, gerçek zamanlı görüntü sunması ve dinamik değerlendirme imkanı sunması nedeniyle güvenli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Skopi ise daha çok omurga çevresi enjeksiyonlarda tercih ediliyor. İğnenin kemik yapılar arasındaki ilerleyişini net şekilde göstermesi, özellikle bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor." "Deneme-yanıltma" dönemi sona erdi Tedavide teknolojinin yanı sıra deneyimin de belirleyici rol oynadığını vurgulayan Bahtiyarov, "Sonuç olarak kas-iskelet sistemi ağrılarında artık ’deneme-yanılma’ yaklaşımından uzaklaşıldı. Daha planlı ve hedef odaklı yöntemler öne çıktı. Ağrıyı sadece bastırmak yerine, doğru noktaya yapılan müdahale ile etkili sonuçlar alıyoruz. Bazen fark, sadece birkaç milimetre oluyor" ifadelerini kullandı.
Kars Kars’ta nisanda kar macerası: Zirveye yürüyüp bahar ortasında snowboard yaptılar Kars’ta baharın ortasında sıra dışı bir macera yaşandı. Hava sıcaklıklarının yükselmesine rağmen yüksek kesimlerde tutunan kar örtüsü, adrenalin tutkunlarını yeniden zirveye çağırdı. İki arkadaş, Sarıkamış Kayak Merkezi’nin yaklaşık 4 kilometrelik pistini bu kez kayak liftleriyle değil, kara bata çıka yürüyerek aştı. Hedefleri ise bölgenin en yüksek noktalarından biri olan Bayraktepe Zirvesi idi. Snowboard tutkunu Umut Fendi ve arkadaşı, yer yer eriyen, yer yer diz boyunu aşan karla kaplı parkurda zorlu bir tırmanış gerçekleştirdi. Nisan ayının aldatıcı bahar havasına rağmen zirve hattında sert rüzgar ve yoğun kar tabakası, yürüyüşü daha da çetin hale getirdi. Ancak ikili, yaklaşık 1,5 saat süren bu mücadeleyi başarıyla tamamlayarak zirveye ulaştı. Zirveye vardıklarında onları etkileyici bir manzara karşıladı. Bir yanda baharın yeşermeye başladığı vadiler, diğer yanda hala kıştan kalma beyaz örtüyle kaplı pistler. Bu eşsiz kontrast, maceranın en özel anlarından biri oldu. Asıl heyecan ise inişte başladı. Umut Fendi, snowboardunu bağlayarak zirveden aşağı süzülmeye başladı. Bahar karının yumuşak dokusu, inişi hem teknik hem de eğlenceli hale getirirken, yer yer oluşan sert zeminli alanlar adrenalini artırdı. Fendi’nin aksiyon kamerasıyla kaydettiği görüntülerde, doğayla iç içe geçen bu sıra dışı snowboard deneyimi tüm detaylarıyla gözler önüne serildi. Bu macera, klasik kayak sezonunun çok ötesinde bir deneyim arayanlar için ilham verici bir örnek oldu. Baharın ortasında, doğanın sürprizlerine meydan okuyarak zirveye yürüyen ve ardından snowboardla inişe geçen bu iki sporcu, Kars’ın gizli kalmış potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.
Mersin Yıkımda zarar gören binanın sakinleri: "Müteahhide ulaşamıyoruz" Mersin’de bir binanın kontrollü yıkımı esnasında bitişiğindeki 4 katlı binanın zarar görmesiyle evlerinden olan vatandaşlar, 5 aydır müteahhide ulaşamadıklarını belirterek mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor. Mersin’in merkez Akdeniz ilçesinde yaklaşık 5 ay önce bir binanın kontrollü yıkımı sırasında zarar gören bitişik binada yaşayan vatandaşlar, aradan geçen süreye rağmen sorunlarının çözülmediğini belirtti. Hamidiye Mahallesi 4208 Sokak’ta meydana gelen olayda, yıkım esnasında yan taraftaki 4 katlı binanın birinci katında taşıyıcı kolonlar zarar görürken, bina sakinleri tedbir amaçlı tahliye edildi. O günden bu yana evlerine giremeyen ve farklı yerlerde kalmak zorunda kalan bina sakinleri, geçici çözümlerle yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Yaşanan olayın ardından mağduriyetlerinin giderilmediğini ifade eden mağdur aileler, hem maddi hem de manevi açıdan büyük sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Evlerine dönemeyenler, kira ödemekte zorlandıklarını, düzenlerinin tamamen bozulduğunu dile getirirken, müteahhide uzun süredir ulaşamadıklarını ve yaşadıkları belirsizliğin her geçen gün arttığını ifade etti. "Dışarıda kaldık, kira ödeyemiyoruz" Bina sakinlerinden Kadriye Kurdakol, yaşadıkları mağduriyeti dile getirerek, "5 ay önce bizim dairemizi yanlışlıkla yıktılar. O günden beri bizimle ilgilenen kimse yok. Dışarıda kaldık, kira ödeyemiyoruz. Benim bir gelirim yok, bir maaşım yok. Biz sadaka istemiyoruz, sadece yıkılan evimizi istiyoruz. Defalarca arıyoruz, telefonlarımız yüzümüze kapatılıyor. Bize ’300 bin TL’ diyorlar. Bir dairenin değeri bu mu? Eğer gerçekten o fiyatsa alsınlar, bize dairemizi versinler. Biz mağduruz, nereye gideceğimizi bilmiyoruz" dedi. "Eşim yıllarca çalışarak bu evi aldı" Bir diğer mağdur Nadire Haklıol da 5 aydır kimseye ulaşamadıklarını ifade ederek, "Yan komşu binayı müteahhide vermişti. Yıkım sırasında bizim binanın üzerine düştü ve evimiz zarar gördü. O günden bu yana ne müteahhide, ne yıkımı yapan kepçeciye ne de ilgili yerlere ulaşabiliyoruz. Eşim yıllarca çalışarak bu evi aldı. Şimdi kiradayız ama kira veremiyoruz, geçinemiyoruz. Çok zor durumdayız. Biz kimseden sadaka istemiyoruz, sadece yıkılan evimizi geri istiyoruz" diye konuştu.