DÜNYA - 13 Nisan 2026 Pazartesi 18:24 | Son Güncelleme : 13 Nisan 2026 Pazartesi 18:29

Fransız çimento devi Lafarge' "DEAŞ" davasında suçlu bulundu

A
A
A
Fransız çimento devi Lafarge' "DEAŞ" davasında suçlu bulundu

Fransa’daki Paris Ceza Mahkemesi, Fransız çimento devi Lafarge'ın aralarında DEAŞ’ın da bulunduğu terör örgütlerine ödeme yaptığına dair görülen davada, aralarında eski CEO Bruno Lafont’un da bulunduğu çok sayıda şirketi yöneticisi hapis ve para cezasına çarptırıldı. Fransa’da bir şirket "terör finansmanı" suçlamasıyla ilk kez mahkum edildi.

Fransız çimento devi Lafarge'ın Suriye’de iç savaşın sürdüğü 2013-2014 döneminde aralarında DEAŞ’ın da bulunduğu terör örgütlerine ödeme yaparak, Celabiye’deki çimento fabrikasının faaliyetlerine devam etmesini sağladığı gerekçesiyle açılan davada karar çıktı. Paris Ceza Mahkemesi, şirketin terör örgütü DEAŞ ve El Kaide bağlantılı gruplara 5,59 milyon euro ödeme yaptığını tespit ederek, şirketi ve 8 eski yöneticisini "terörün finansmanı" suçundan mahkum etti. Mahkeme, şirketin savaş ortamında Suriye’de kalmayı bilinçli biçimde tercih ettiğine kanaat getirerek, söz konusu ödemeler ile çalışanların ve malların güvenli geçişini sağladığını, örgütlerin kontrolündeki bölgelerden hammadde temin ettiğini belirtti. Hakim Isabelle Prevost-Desprez, "Terör örgütünün finanse edilmesindeki tek amaç, fabrikanın ekonomik nedenlerle çalışmasını sürdürmekti" ifadelerini kullanarak, şirketin DEAŞ ile "gerçek bir ticari ortaklık" kurduğunu söyledi.

Mahkeme, şirketin eski CEO'su Bruno Lafont için 6 yıl, eski Genel Müdür Yardımcısı Christian Herrault için 5 yıl, diğer eski yöneticiler hakkında da 18 ay ile 7 yıl arasında değişen hapis cezalarına hükmetti. Mahkeme, ayrıca Lafarge’a 1 milyar 125 milyon euro para cezasına çarptırarak, şirketin dört eski yöneticiyle birlikte 4,57 milyon euroluk gümrük cezasını da müşterek ödemesine karar verdi.

Lafont’un avukatları karara itiraz edecek

Savunma tarafı, ödemelerin terör örgütlerine destek amacı taşımadığını, çalışanların güvenliği ve fabrikanın bulunduğu bölgedeki kaotik şartlar nedeniyle bu yola gidildiğini savundu. Lafont’un avukatları karara itiraz edeceklerini açıkladı.

"En kötüsü ile daha az kötü olanı arasında seçim yapmak zorunda kaldık"

Herrault duruşmada, "Ellerimizi yıkayıp çıkabilirdik ama o zaman fabrikanın çalışanları ne olacaktı? İki kötü seçenek arasında, en kötüsü ile daha az kötü olanı arasında seçim yapmak zorunda kaldık" dedi.

"Savaşın uzun sürmeyeceğine dair bir inanç vardı"

Şirketin Suriye iştirakini bir dönem yöneten Bruno Pescheux, "Savaşın uzun sürmeyeceğine dair bir inanç vardı. Bunu anlamadan bazı kararları anlamak mümkün değil. Bu kriz bir tüneldi. Herkes bunun kısa süreceğini, ışığın görüneceğini söylüyordu. Ama ışık hiç gelmedi" dedi.

Lafarge davası

Lafarge’ın Suriye’nin kuzeyindeki Celabiye’de 2010’da üretime başlayan fabrikası, 2013 ile Eylül 2014 arasında iç savaşta faaliyetlerine devam etmişti. Fabrika, DEAŞ’ın ilerleyişi karşısında 18 Eylül 2014’te tahliye edilmiş ve 19 Eylül’de DEAŞ’ın eline geçmişti. Şirket hakkında hem ABD hem de Fransa’da davalar açılmıştı.

Lafarge, 18 Eylül 2022'de ABD’nin New York kentindeki Brooklyn Federal Mahkemesi’nde görülen davada Suriye'de bir fabrikasını çalışır halde tutmak için terör örgütü DEAŞ’a ödeme yaptığı için kendisine yöneltilen "DEAŞ'a yardım etme" suçunu kabul etmiş ve 777,8 milyon dolar para cezası ödeyeceğini açıklamıştı. Lafarge’nin suçunu kabul etmesi ile bir şirket ABD'de bir terör örgütüne maddi destek sağlama suçlamalarını ilk kez kabul etmişti.

Fransa’daki dava ise bir şirketin ülkede terörün finansmanı suçlamasıyla yargılanıp mahkum edildiği ilk dava olarak kayıtlara geçti. Davaya ayrıca 13 Kasım 2015’teki Paris terör saldırılarının bazı mağdurları da müdahil oldu. Mağdurlar, Lafarge’ın Fransa’yı hedef alan terör saldırılarına giden zincirin halkalarından biri olduğunu savundu.
DEAŞ’ın düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden ABD’li 3 askerin ailesi ise, DEAŞ’a yardım ettiği yönündeki suçlamaları kabul eden Fransız çimento devi Lafarge'a dava açmıştı.

Mehmet Gündüz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İZBETON soruşturmasında dosyaya giren dilekçeye göre ortaklardan habersiz projeye 11 villa eklenmiş İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON üzerinden yürütülen kentsel dönüşüm ve kooperatif soruşturmasında, şikayet dilekçesinin ortaya çıkmasıyla usulsüzlük iddiaları yeni bir boyut kazandı. Dosyaya giren dilekçede, projelere ortaklardan habersiz şekilde villalar eklendiği ve yarım kalan inşaatlar nedeniyle vatandaşların büyük mağduriyet yaşadığı kaydedildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Gaziemir ilçesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı projelerinde S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi aracılığıyla usulsüzlük yapıldığı iddia edildi. Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve denetim görevinin ihmali suçlamalarıyla başlatılan operasyonun ikinci dalgasında, aralarında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un da bulunduğu 10 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Ümit Erkol dahil 9 şüpheli tutuklanırken, firari 1 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Mağduriyet ve kamu zararı Soruşturma dosyasına giren şikayet dilekçesinde, kooperatif ortaklarının İZBETON tarafından belirlenen 151 milyon liralık ihale bedelinin büyük kısmını ödediği ancak inşaat ilerleme oranının yüzde 10 seviyelerinde kaldığı ifade edildi. Şantiye alanındaki yapıların tamamlanamaması kamu zararı iddialarını güçlendirirken, yüklenici firmaya ait olması gereken vinç ve demir gibi inşaat girdilerinin kooperatif bütçesinden karşılandığı öne sürüldü. Yüklenici firmanın kooperatife 85 milyon lira borcu olduğu ve ödemediği giderlerin 23 milyon lirayı aştığı belirtildi. Habersiz villa eklenmiş Dilekçedeki en dikkat çekici iddia ise kooperatif ortaklarına bilgi verilmeden projeye 11 adet villa eklenmesi oldu. Bu villaların kooperatif yönetimi ve yakın çevresindeki isimlere düşük bedellerle tahsis edildiği iddia edildi. Kooperatif karar defterindeki bazı sayfaların boş bırakıldığı ve kararların geçmişe dönük şekilde sonradan oluşturulduğu da iddialar arasında yer aldı. Eski yöneticilerin savunması Tutuklanan isimler arasında yer alan kooperatifin eski yönetim kurulu üyesi Ümit Erkol, ifadesinde suçlamaları reddetti. Kooperatiften sadece huzur hakkı aldığını ve imza yetkisinin bulunmadığını savunan şüpheli, villa iddialarına ilişkin projenin başından beri aynı olduğunu, herhangi bir değişiklik yapılmadığını iddia etti. Villaların bedelsiz verilmediğini savunan şüpheli, ödeme planı çerçevesinde satın alma işleminin gerçekleştiğini ifade etti. Kooperatif başkanından projeli yalanlama S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi Başkanı Ali Alpyavuz ise, satış ofisindeki tanıtım görsellerini göstererek iddiaları yalanladı. Alpyavuz, kendilerine ilk başta gösterilen projede ortak alanın yeşil alan ve havuz olarak sunulduğunu, villa projesinin ise sonradan eklendiğini dile getirdi. C7 bloktaki daire sayısının düşürülerek emsal metrekarelerinin villalara kaydırıldığını savunan Alpyavuz, ihale sürecinde davet edilen firmaların yöneticilerle akrabalık bağları olduğunu ve bu firmaların daha önce büyük bir inşaat tecrübesinin bulunmadığını iddia etti. Proje resimleriyle cevap verdi İzmir’de 2022 yılında belediye öncülüğünde depreme dayanıklı konut vaadiyle başlatılan projeye dönemin belediye başkanı Tunç Soyer ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının verdiği güvenle dahil olduklarını belirten Ali Alpyavuz, satış sürecinde kendilerine sunulan projelerde orta alanın yeşil alan ve havuz olarak planlandığını, ancak 2024 yılındaki genel kurul sürecinde bu alanın üyelere haber verilmeksizin villa inşaatına dönüştürüldüğünü söyledi. Alpyavuz, satış ofisindeki şerefiye raporlarında ve ödeme planlarında yer almayan bu villaların Ümit Erkol başkanlığındaki yönetim kurulu karar defterine 2022 yılında açıkça ’villa’ olarak kaydedildiği, C7 bloktaki daire sayısının 60’tan 48’e düşürülerek, buradaki emsal metrekarelerinin bu kaçak yapılara aktarıldığı ve söz konusu taşınmazların yönetim ile denetim kurulu üyelerinin yakın akrabalarına düşük bedellerle tahsis edildiğini belirtti. CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un yakınlarının ortak olduğu Ares, Kasamar ve City Construction gibi firmaların yeterli tecrübeye ve inşaat sınıfına sahip olmamalarına rağmen teminatsız bir şekilde 40 bin metrekarelik ihaleleri kendi aralarında paylaştıkları; Kahramanmaraş merkezli depremler gerekçe gösterilerek durdurulan inşaatların 2025 teslim tarihine rağmen henüz yüzde 9,77 seviyesinde kaldığı ve ihale belgelerinin savcılık makamlarına dahi teslim edilemediği kaydedildi. Üst birliğe ait internet sitesindeki görsellerde villa planının bulunmadığını hatırlatan Alpyavuz, Ümit Erkol’un villaların en başından beri plan dahilinde olduğu ve şahsi bir tahsisin söz konusu olmadığı yönündeki savunmasını proje çıktılarıyla reddederek hukuki sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.
İzmir İzmir’deki İZBETON soruşturmasında tutuklanan CHP Ankara İl Başkanı Erkol’un ifadesi ortaya çıktı İzmir’de İZBETON’da usulsüzlük iddialarına yönelik operasyonda tutuklanan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, hakkındaki zimmet ve dolandırıcılık iddialarını reddederek, tahliyesini talep etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen İZBETON soruşturmasında, Gaziemir ilçesinde S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi aracı kılınarak menfaat temin edildiği iddiaları incelendi. Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve denetim görevinin ihmali suçlamalarıyla düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Ümit Erkol ve beraberindeki 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Soruşturma kapsamında tutuklanan Erkol’un mahkeme beyanlarında, hiçbir resmi evraka imza atmadığını ve sahtecilik yapmasının mümkün olmadığını savunduğu öğrenildi. "Huzur hakkı dışında para almadım" Kooperatifte 2022 yılında yönetim kurulu üyesi olduğunu belirten Erkol, "Üye olduktan sonra kooperatiften elde ettiğim tek gelir 10 bin TL olan huzur hakkıdır. Başka hiçbir şekilde kooperatifle iş yapan bir yerden para almam ya da vermem gibi bir durum olmamıştır. Kooperatif yönetim kurulu olduğum halde kendi adıma imza sirküleri çıkarmadım ve Gaziemir kooperatifine ait hiçbir ihale ya da resmi evraka imza atmadım. Bir tane dahi imzam söz konusu değildir. Hiçbir evrakta imza atmamış birisinin resmi belgede sahtecilik yapması mümkün değildir. Kooperatif hissemi sattığımda da banka üzerinden işlem gerçekleştirilmiş ve gerekli açıklamalar yazılarak bu işlemin banka üzerinden gerçekleştiğini belirten MASAK raporunda da şüpheli hareket olmadığı bellidir" dedi. "Villalar bedelsiz olarak verilmemiştir" Şikayetçi kooperatif avukatının projede villa olmadığı yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Erkol, "Projede hiçbir değişiklik olmadığı ve sadece isim değişikliği olduğu açıktır. Sunulan fotoğraflarla da projede değişiklik olmadığı görülmektedir. Villaların olduğu ilk günden beri bellidir, bu villalar bedelsiz olarak verilmemiştir ve diğer konutlar gibi bir ödeme planı neticesinde satın aldım. Kapıdan geçen herhangi birisi benim aldığım villayı da ödeme planı neticesinde almaktadır. Kendime özel tahsis etmem gibi bir durum söz konusu değildir. Kooperatif ile ilgili hiçbir kişiyle aramda ticari ilişki olmamıştır" ifadelerini kullandı. "1 TL dahi para eksikliğinden bahsedilmedi" Kooperatifin tüm gelirlerinin banka aracılığıyla sağlandığını ve elden para alınmadığını kaydeden Erkol, "Bilirkişi raporunda kooperatifin taşeronlara ödemeyle ilgili usulsüzlük olduğu iddiası mevcuttur. Ben bu taşeronu tanımıyorum ve yapılan protokol gereği kooperatif ile ilgili yapılan herhangi bir işlem İZBETON tarafından izin ve imzası ile gerçekleşmektedir. Tepekule firması gelip bu imalatın yapılıp yapılmadığı ve mali yönden uygun olup olmadığı bağımsız denetçi tarafından araştırılmaktadır. Bunun üzerine gereken ödemeler yapılmaktadır. 2024 yılının Haziran ayında yönetimi devrettim, bilanço sunduk. Devrettiğimiz yönetim çok hassas bir araştırma yaptı ve sadece plastik bir çiçeğin dahi ödenmesini istedi. Böyle ince hassas bir araştırma yapan, devralan yönetim bize karşı herhangi bir eksikliği sunmadı. Herhangi bir şekilde 1 TL dahi bir para eksikliğinden bize bahsedilmedi. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmak istiyorum" şeklinde konuştu.