BASKETBOL - 22 Ocak 2013 Salı 13:49

Galatasaray'da doping şoku!

A
A
A
Galatasaray'da doping şoku!

Galatasaray Medical Park Erkek Basketbol Takımı'nın oyuncusu David Hawkins'in doping numunesinde yasaklı maddeye rastlandığı öğrenildi.

Galatasaray Medical Park’ın tecrübeli oyuncusu David Hawkins'in, Royal Halı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile yapılan maçta alınan doping numunesinin pozitif çıktığını bildirildi. Oyuncunun bu akşam oynanacak Raitopharm Ulm maçında forma giyemeyeceği öğrenildi.

Galatasaray Basketbol Şubesi Koordinatörü Murat Özyer, oyuncunun tedbirli olarak Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu'na sevk edildiğini söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Bayram öncesi şehit mezarlıkları ter temiz oldu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, Ramazan Bayramı öncesi 81 ildeki şehit mezarlarında bakım, onarım ve genel temizlik için çalışma başlatırken, Bilecik’te de şehit mezarlarında genel temizlik yapıldı. Bilecik Şehitliği’nde yapılan temizlik çalışmasına katılan Bilecik Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Nejat İlhan, bu çalışmanın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başlattığı büyük bir seferberlik çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurguladı. İlhan, "Bugün burada, vatanımızın birliği, milletimizin huzuru ve bağımsızlığı için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bizler Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, aziz şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmayı en temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu toprakları bizlere vatan kılan, gölgesinde huzurla nefes aldığımız al bayrağımıza rengini veren aziz kahramanlarımıza olan minnet borcumuzun küçük bir nişanesini sunmak üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, 81 ilimiz genelindeki tüm şehit mezarlarının bakım, onarım ve temizliğini kapsayan büyük bir seferberliği bugün itibarıyla başlatmış bulunuyoruz. Aynı zamanda şehitlerimizin mevcut durumlarını da kayıt altına alarak gerekli çalışmaların yapılması için takip ediyoruz. Gelecek nesillere, kahramanlarımızın hatırasını en temiz ve en vakur haliyle aktarmak boynumuzun borcudur. Ezanımız, ay yıldızlı al bayrağımız ve istiklal sevdamız için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden kahramanlarımızın kabirleri işte burada; aziz hatıraları ise ebediyen milletimizin kalbinde yaşamaya devam etmektedir. Bizler şehitlerimizi toprağa sadece emanet ettik; onların hatırasını, fedakârlığını ve bıraktıkları büyük mirası ise daima yüreğimizde taşıyoruz. Bu şehitlikler, aziz milletimizin bağımsızlık sevdasının ve asırlara damga vuran şanlı tarihimizin abideleridir. Her biri; imanla yoğrulmuş cesaretin, vatan uğruna verilen fedakârlığın, milletimizin sarsılmaz iradesinin ve istiklal aşkının ebedî nişanesidir. Bu asil ruh, nesilden nesile aktarılan bu kutlu şuur, İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dizelerinde de ifadesini bulmuş; şu mısralarla adeta tarihe kazınmıştır: Bakanlık olarak her çalışmamızın arkasında aziz şehitlerimize duyduğumuz derin minnet ve şükran hissi bulunmaktadır. Bizler aziz şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak, her daim onların yanında olmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.Bu vesileyle vatanımızın birliği, milletimizin huzuru, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor; aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum" dedi.
Kastamonu Kur’an-ı Kerim’i ezberlemenin ötesine geçti: Ayetlerin sayfasını ve satırını saniyeler içinde söylüyor Kastamonu’da yaşayan Hafız Mahir Demirkol, 35 yıldır üzerinde çalıştığı "hafıza kodlama" yöntemi sayesinde Kur’an-ı Kerim’deki ayetleri satır satır zihnine kazıdı. Demirkol ayetlerin Kur’an-ı Kerim’deki hangi sayfa ve satırda olduğunu saniyeler içinde söylüyor. Kastamonu’da yaşayan 48 yaşındaki Kurra Hafız Mahir Demirkol, 35 yıldır Kur’an-ı Kerim’i "hafıza kodlama" yöntemiyle satır satır ezberliyor. 2006 yılında kanser hastalığına yakalanan Demirkol, tedavi sürecinde "hafıza kodlama" tekniği üzerine çalışarak 6 bin 236 ayeti ezberlemekle kalmayarak sayfa ve satırlarını da zihnine kazıdı. İki kez Kur’an-ı Kerim’i kalemle yazan Demirkol, günde 8 saat boyunca çalışarak kendisini geliştirdi. Kastamonu Dini İhtisas Merkezi’nde eğitim görevlisi olarak görev yapan ve hafızlık eğitimi üzerine çeşitli kitaplar yazan Demirkol, yeteneğiyle herkesin takdirini topluyor. "Hastalık sürecimde çalışmalarımı arttırdım" Bu yeteneğinin uzun yıllar süren bir çalışmanın eseri olduğunu belirten Demirkol, "Uzun yıllardır hafızlık kodlama çalışmaları yapıyorum. Bu çalışmalarıma hafızlık yaparken, 1990 yılında başladım. O günden bu yana hafızlık zihnimde nasıl daha iyi oturur, sayfaları daha iyi nasıl görebilirim, yüz sayfa sonrasını nasıl daha iyi görebilirim diyerek başladığım çalışmalarım bir hayli uzun sürdü. 2006 yılında geçirmiş olduğum rahatsızlık sonrasında çalışmalarımı biraz daha arttırmaya başladım. Benim çalışmam, sorulan bir ayetten onlarca, yüzlerce sayfa sonraki ilk ayeti, son ayeti söylemek. Bunu nasıl yaptığımı sorarsanız, yavaş okumakla, cüzden sonra sadece okumadan sadece gözle metni takip ederek yaptığım bir çalışmaydı. Bunun için günde 8 saatimi ayırdığımı söyleyebilirim. Kur’an-ı Kerim’i iki kez yazmam da süreci kuvvetlendirdi. Bunun asıl amacı manadır. Mana ile metni birleştirdiğiniz zaman Kur’an-ı Kerim’in bizimle konuştuğunu daha iyi hissedebiliyoruz. Ben de hem manaya girmeye çalıştım hem de her ayetin yerini, sayfasını cüzünü konumunu ve o sayfada geçen konuların ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorum" dedi. "Her insanın biraz daha yoğun çaba vererek yapabileceği bir şey" Öğretim görevlisi olarak görev yaptığı merkezde de isteyen kursiyerlere taktiğiyle ilgili yardımcı olduğunu söyleyen Demirkol, "Buradaki kursiyer kardeşlerimizi de çalıştırıyoruz ama bu hangi ayetin nerde olduğunu bilme aşkıyla ilgili bir süreç. Özel çalışmak gerekiyor. Her hafızlık yapan öğrencinin bunu yapmasında şüphem var. Çünkü biraz zor ve derin bir çalışma. Ama hafızlık yapmış ve hafızlığını unutmak istemeyen her insanın biraz daha yoğun çaba vererek yapabileceği bir şey. Ben 35 yıldır çalışıyorum, bu süreçteki çalışmamda hiçbir sosyal aktivite olmuyor. Çünkü yoğun bir tempo çalışmasındasınız" diye konuştu. "Herkesin telefon numarasını ezberliyordum" Hafız olmadan önce arabaların plakalarını ve telefon numaralarını ezberlediğini dile getiren Demirkol, "Buna hafızlık yaptığım yıllarda dışarıda gördüğüm arabaların plakalarını ezberleyerek esinlendim. O yıllarda rehberler olmadığı için herkesin telefon numarasını ezberliyordum. Biraz daha ileri gittiğimde, ağaçlara koymuş olduğum çiziklerle görsel hafızamı geliştirmeye çalıştım" şeklinde konuştu. "Hafız olamayacağım söylenen bir çocuktum" Eğitimi sırasında çevresindeki insanların kendisinin hafız olabileceğine inanmadığını dile getiren Demirkol, "Çok güzel dönüşler alıyorum. Herkes bunu nasıl yaptığımı soruyorlar. Hafızlık yaptığım yıllarda hafız olamayacağım söylenen bir çocuktum. O yıllarda çevremdeki insanlar hafızlığın bana göre olmadığını söylemişti. Bugün buradayız" ifadelerini kullandı.
Eskişehir Mimariden tasavvufa: Mahperi Hatun’un Şeyh Turesan ile bıraktığı izler Doç. Dr. Demet Kara, Mahperi Hatun’un 1240 yılında inşa ettirdiği Şeyh Turesan Zaviyesi’nin tasavvufi ritüellerle şekillenen mimari sırlarını gün yüzüne çıkardı. Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli kadın figürlerinden biri olan Mahperi Huand Hatun, Selçuklu Dönemi’nden günümüze kalan tarihî miraslarıyla anılıyor. Mahperi Hatun’un geride bıraktığı pek çok eser arasında yer alan Şeyh Turesan Zaviyesi, tasavvuf eğitimlerinin verildiği, dervişlerin barındığı ve ibadet ettiği bir yapı olarak biliniyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk-İslam Sanatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Kara, yüksek lisans tez çalışması olan "Mahperi Huand Hatun’un yaptırdığı yapılardan biri olan Şeyh Turesan Zaviyesi" hakkında bilinmeyenleri anlattı. "Zaviye-i Şeyh Turesan Mahperi Hatun tarafından yaptırıldı" Zaviye terimi, anlam olarak 14. ve 15. yüzyıla kadar şehir, kasaba ve köylerde ya da yollar üzerinde kurulmuş, içinde belli bir tarikata mensup şeyh ve dervişlerin yaşadığı, yol üzerinden gelip geçen yolcuların ücretsiz misafir edildiği belli bir müesseseyi ifade etmek için kullanılır. Bu yapıların zaviye olarak adlandırılmasının yanı sıra ribat, hânikâh, buk’a, savmaa, düveyre ve medrese gibi isimlerle de anıldığı görülüyor. Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında yer alan, Tekke Dağı olarak adlandırılan mevkide bulunan Şeyh Turesan Zaviyesi; 1240 inşa tarihiyle bu tarikat yapılarının ilk örnekleri arasında yer alıyor. Zaviye, inşa kitabesine göre I. Alâeddin Keykubad’ın eşi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand Hatun tarafından, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde yaptırılıyor. Zaviyenin inşa kitabesinde Mahperi Hatun’un ismi geçmiyor. Ancak yapının vakıf kaydı Mahperi Huand Hatun ismini vermekle birlikte, yapının zaviye olduğunu da "Zaviye-i Şeyh Turesan" ifadesiyle doğruluyor. İnşa kitabesi ve vakıf kaydı birlikte değerlendirildiğinde; yapının zaviye olduğu, 1240 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat yıllarında annesi Mahperi Hatun tarafından Şeyh Turesan adına yaptırıldığı anlaşılıyor. "Zaviyenin mimari yapısı ritüeller için de kullanılmış" Zaviyenin mimari planı ve kullanım amacı, döneminin diğer yapılarına göre bazı farklılıklar barındırıyor. Plan bakımından incelendiğinde, yapı içerisinde yer alan bazı mimari unsurların mekân kurgusunu geliştirmek ya da yapıyı sağlamlaştırmak amacıyla yapılmadığı görülüyor. Bu nedenle söz konusu mimari öğelere, inançla ilgili gerçekleştirilen ritüeller kapsamında ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor. Bu unsurlardan ilki, sofada yer alan ana eyvanın zeminden yükseltilmiş bir sekisinin bulunması. Eyvanlı tarikat yapılarında eyvan bölümünde bir mihrap bulunmaması, eyvanların tasavvufi ritüeller esnasında seyirci mahfili olarak kullanılmasından kaynaklanıyor. Bu doğrultuda, zaviyenin ana eyvanında bulunan sekinin işlevi de bu şekilde açıklanabiliyor. Diğeri ise orta sofanın örtüsünü destekleyen takviye kemerleri arasına yerleştirilmiş sembolik kubbe ve bu kubbenin altına denk gelecek biçimde yapılmış tonoza açılan merdiven kuruluşu. Merkezi kubbe-eyvan ilişkisine sahip Anadolu Selçuklu zaviyelerinde, merkezde yer alan kubbedeki açıklık aracılığıyla evrenle bağlantı kurulduğu ileri sürülüyor. Bu bağlamda Şeyh Turesan Zaviyesi’nin sembolik kubbesinde böyle bir açıklığın bulunmamasının oluşturduğu eksikliğin, hemen yakınında tonoza açılan ve çatıya çıkan bir açıklıkla giderilmeye çalışıldığı düşünülüyor. Alt kısımda yer alan merdivenin kuruluşu da bu yorumu destekliyor. Tarikat zaviyelerinin sosyal görevlerinden birini de ülkede dolaşan "âyende ve revende"ye (gelip geçene) belirli bir süre karşılıksız barınma ve konaklama imkânı sağlanması oluşturuyor. Şeyh Turesan Zaviyesi’nde eyvana açılan bazı odaların yaşam mekânı olarak kullanıldığı biliniyor. Bu kapsamda, kuzey duvarı boyunca uzanan ve günümüzde mezarlık olarak anılan bölümün duvarlarında yer alan halkaların, konaklayan kişilerin hayvanlarını barındırmak amacıyla kullanıldığı anlaşılıyor. Mahperi Hatun, özellikle Kayseri, Tokat ve Yozgat gibi şehirlerde vakıflar ve hayır kurumları kurdu. Zaviyeler ise Osmanlı döneminde tekke ve dergâhlara dönüşerek bu işlevlerini sürdürdü.
Muş Muş’ta 158 köy yolu kapandı Muş’ta etkisini artıran yoğun kar yağışı nedeniyle 158 köy yolu ulaşıma kapanırken, Üçevler köyünde rahatsızlanan bir kişi ise yola çığ düşmesi sonucu mahsur kaldı. Muş’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, kırsal bölgelerde ulaşımı olumsuz etkiledi. Kent genelinde 158 köy yolu ulaşıma kapanırken, mahsur kalan vatandaşlar için ekipler seferber oldu. Yoğun kar yağışının özellikle yüksek kesimlerde etkisini artırmasıyla birlikte bazı köy yollarında ulaşım durma noktasına geldi. Kapanan köy yollarının yeniden ulaşıma açılması için Muş İl Özel İdaresi ekipleri tarafından karla mücadele çalışması başlatıldı. İş makineleriyle sahada görev yapan ekipler, yolları ulaşıma açmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Öte yandan, merkeze bağlı Üçevler köyünde rahatsızlanan bir vatandaş için ekipler harekete geçti. Yoğun kar yağışı ve çığ düşmesi nedeniyle köy yolunun kapanması üzerine Muş İl Özel İdaresi ekipleri yolu açarken, İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri de bölgeye sevk edildi. Yolun açılmasının ardından sağlık ekipleri hastaya ulaşarak ilk müdahaleyi yaptı. Ambulansla hastaneye sevk edilen hasta tedavi altına alınırken, kar yağışı nedeniyle yolda mahsur kalan bazı araçlar da ekiplerin çalışması sonucu kurtarıldı. Baharı beklerken kışa yakalandıklarını söyleyen Nihat Polat, "Adıyaman’da çalışıyorduk. Bayram için memlekete geldik, ancak kara yakalandık. Şimdi Muş’ta mahsur kaldık. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Baharı beklerken kışa yakalandık. Hani derler ya, soğuktan kuşlar bile havada uçmuyor" dedi.
İzmir Cüneyt Biçer: "Oyuncularımız sahaya istediklerimizi yansıttı" Menemen FK Teknik Direktörü Cüneyt Biçer, Fethiyespor karşısında alınan 1-0’lık galibiyetin ardından oyuncularının istediklerini büyük ölçüde sahaya yansıttığını ve bu nedenle mutlu olduklarını söyledi. TFF 2. Lig Kırmızı Grup ekiplerinden Menemen FK, geçtiğimiz günlerde teknik direktörlük değişikliğini giderek Bilal Kısa ile yollarını ayırıp takımın başına Cüneyt Biçer’i getirdi. Biçer de ilk maçına dün oynanan Fethiyespor deplasmanında çıktı. İzmir ekibi, zorlu müsabakayı 1-0 kazanmayı başardı. Bu sonuçla sarı-lacivertliler 7 haftalık aranın ardından galibiyet sevinci yaşadı. Menemen FK’nın yeni teknik direktörü Cüneyt Biçer de kulübün resmi sosyal medya hesabı üzerinden karşılaşmaya dair açıklamalarda bulundu. Zorlu geçen bir sürecin ardından kazanarak başlamak hem kendileri için hem de takım için moral verici olduğunu söyleyen Cüneyt Biçer, "Önemli bir deplasman galibiyeti elde ettik. Göreve geldikten sonra sadece üç antrenmanlık çalışma imkanı bulmamıza rağmen futbolcularımızın yapmak istediklerimizi sahaya büyük ölçüde yansıtması bizim adımıza büyük mutluluk. Oyuna sadakat kısmında genel anlamda sıkıntı yaşamadık ve plana tamamen sadık kaldık. Maçın tamamını istediğimiz şekilde götürdük diyebiliriz. Oyunu zenginleştirebilecek futbolcu sayısının fazla olduğu bir ekibiz. Plana sadık kaldığımız müddetçe bireysel yeteneğin taktikle harmanlandığı, sonuç odaklı ve göze hoş gelecek bir oyun üreteceğiz. Bu potansiyel, gelecek dönem için umut verici bir avantaja dönüşecek. Kısa süre içinde bir maç kazandık ancak bu hanemize yazılan bir galibiyetten öte oyunumuz ve kadromuzun gelişme fırsatı yakaladığı önemli bir 90 dakika oldu. Bu gelişme önümüzdeki süreç için pozitif bir geri dönüş üretecek. Tüm ekibimi yürekten kutlar, emeği geçen herkese teşekkür ederim" diye konuştu.