ASAYİŞ - 30 Nisan 2010 Cuma 09:30

Garipoğlu ailesi için duruşma günü

A
A
A
Garipoğlu ailesi için duruşma günü

Liseli Münevver Karabulut'un öldürülmesine ilişkin katil zanlısı Cem Garipoğlu ve babası Nida Garipoğlu'nun birlikte yargılandıkları davaya bugün devam edilecek.

3 Mart 2009 günü Etiler'deki bir çöp konteynırında başı gövdesinden ayrılmış halde cesedi bulunan liseli Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu ve babası Nida Garipoğlu, bugün yeniden hakim karşına çıktı.

Cem Garipoğlu'nun annesi Makbule Garipoğlu'nun da bugünkü duruşmaya katılması bekleniyor. İstanbul Cumhuriyet Savcıları Faruk Erşen Yılmaz ve Mustafa Öztürk'ün hazırladığı iddianamede Makbule Garipoğlu'nun suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmek suçundan 6 yıla kadar hapsi isteniyor.

MÜNEVVER'İN AİLESİ ADLİYEDE

Öldürülen liseli Münevver Karabulut'un ailesi, duruşmanın yapılacağı Bakırköy Adliyesi'ne geldi. Adli Tıp Kurumu'nun ,Cem Garipoğlu'nun akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair hazırladığı raporun da bugünkü duruşmada açıklanması bekleniyor.

3 Mart 2009 günü Etiler'deki bir çöp konteynırında başı gövdesinden ayrılmış halde cesedi bulunan liseli Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu ve babası Nida Garipoğlu, bugün yeniden hakim karşına çıkacak. Duruşmada 17 tanığın dinlenmesi beklenirken, Adli Tıp Kurumu'nun Cem Garipoğlu'nun akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair hazırladığı raporun da açıklanması bekleniyor. "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmek" suçundan 6 yıla kadar hapsi istenen anne Tülay Makbule Garipoğlu ile amca Hayyam Garipolu'nun da bugünkü duruşmaya katılarak ifade vermeleri bekleniyor.

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde önümüzdeki dakikalarda başlayacak duruşma öncesi öldürülen Münevver'in annesi Nagehan Karabulut ile babası Süreyya Karabulut adliyeye geldi. Basın mensuplarına açıklama yapmayan aile adliyeye girdi. İlk duruşmada katil zanlısı Cem Garipoğlu'na içi sıvı dolu şırıngayla saldıran Münevver'in kardeşi Enver Karabulut'un ise adliyeye gelmediği gözlendi. Garipoğlu ailesinin avukatı Aytekin Kaya da duruşma öncesi adliyeye geldi.

Cem Garipoğlu, Mehmet Nida Garipoğlu, Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı, Habip Kurt, Hayyam Garipoğlu ve Tülay Makbule Garipoğlu'nun da katılımı ile duruşma başladı.

Anne ve Amca iddiaları reddetti

Liseli Münevver Karabulut cinayeti davasında tutuksuz yargılanan anne Tülay Makbule Garipoğlu ve amca Hayyam Garipoğlu haklarındaki iddiaları reddetti. Rahatsızlığı nedeniyle adliyeye gecikmeli getirilen katil zanlısı Cem Garipoğlu, annesi Tülay Makbule Garipoğlu ile aylar sonra ilk kez duruşmada yüz yüze geldi. 

Nagehan Karabulut: Senin değil benim ağlamam lazım

Sakin tavırlarıyla dikkat çeken Cem Garipoğlu, karın ağrısı çektiğini belirterek, mahkeme başkanından revire gitmek için izin istedi. Cem Garipoğlu'nun talebini uygun gören mahkeme başkanı, duruşmaya ara verdi. Duruşma salonu çıkışında gözyaşı döken tutuksuz sanık Tülay Makbule Garipoğlu'nu gören Münevver'in annesi Nagehan Karabulut, "Senin değil benim ağlamam lazım" diyerek tepkisini dile getirdi.


Cem Garipoğlu 2 saat geç geldi

Liseli Münevver Karabulut cinayetine ilişkin davaya Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor. Sanıklar Mehmet Nida Garipoğlu, Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı, Habip Kurt, Hayyam Garipoğlu ve Tülay Makbule Garipoğlu'nun hazır bulunduğu duruşmaya, katil zanlısı Cem Garipoğlu yaklaşık 2 saat gecikmeli olarak getirildi. Bir süre bekleyen mahkeme başkanı, katil zanlısı getirilmeden duruşmayı başlattı. 

Hayyam Garipoğlu: Kaçırmadım

Münevver'in babası Süreyya Karabulut ve annesi Nagehan Karabulut'un da hazır bulunduğu duruşmada, ilk olarak "suçluyu kaçırmak"la suçlanan Hayyam Garipoğlu savunma yaptı. Adliye ve emniyetteki ifadelerini tekrar eden Garipoğlu, "Benim ne kaçırma, ne de saklama ile alakam olmadı. Bu olaydan, gece yarısı kız kardeşimin telefonuyla haberim oldu. Şirket elemanları kendisine haber vermişler. Ben emniyetle işbirliği yaparak Cem'in teslim olması için bizzat çalıştım. Kendim de bu yönde kardeşimle görüşerek telkinde bulundum. Hukukçu bir aileden geliyorum ve adaletin tecelli etmesini istiyorum" dedi. 

"Ticari rakiplerimizle ilişkide"

Bir tek, Nida Garipoğlu'nun şoförü Ahmet Batur'un, kendisini gördüğüne dair beyanı olduğunu söyleyen Hayyam Garipoğlu, "Siyah aracımızı Beylikdüzü'nde gördüğünü söylüyor. Bizde yüzlerce araba var, bunların büyük çoğunluğu adı geçen markadan. Ya kendisi yanlış gördü, ya da ticari rakiplerimizle ilişkide. Ben olay günü Beylikdüzü'ne kesinlikle gitmedim. Kardeşim Nida beni gece 23.00 sıralarında aradı. 'Ağabey evde misin' dedi ve telefonu kapandı. Ben daha sonra kendisini iki defa aradım fakat ulaşamadım. Bunun üzerine şoförü Ahmet Batur'u aradım. 'Kardeşim seninle mi beraber' dedim. O da 'hayır, ben evdeyim' dedi. Arar diye bekledim ama aramadı. Kız kardeşim olayı duyunca eşi ile birlikte bize gelmiş. Onlar olay yerine gittiler ancak oradaki kalabalığı görünce eve geri döndüler. Bu olayda adımın bile geçmesi çok üzücü. Ben Cem'in teslimi için emniyetle birlikte çalıştım. Benim kardeşimle görüşmem için emniyet cezaevinden özel izin aldı. Ben de Nida ile görüşüp Cem'in teslim olması gerektiği konusunda telkinlerde bulundum" dedi. 


Garipoğlu, avukatına, 'Adli Tıp'a git, ne demek istiyorlar sor' diye bir talimat verip vermediğinin sorulması üzerine, "Cem ile ilgili Adli Tıp raporu elimize geldiğinde kız kardeşim Rusya'daydı. Ben raporun dilinden hiçbir şey anlamadım. Kız kardeşimle internet üzerinden görüşüyorduk. Raporun bir örneğini ona da gönderdim ama o da anlamadı. Bunun üzerine avukatımız olan Ferdi Bey'e söylemeyi düşündük ama sonradan söylemedik. Sonra bu işlerden anlayan birine sorup öğrendik" diye konuştu. 

"Tehdit ettirmedim"

Hayyam Garipoğlu, avukatı aracılığıyla tutuklu sanık Ahmet Batur'u tehdit ettirdiği iddialarını yalanladı. Avukatını cezaevine göndermediğini söyleyen Garipoğlu, "Ben Ahmet Batur'la görüşmesi için göndermedim. Kendisi gidip görüşmüş. Benim bilgim dahilinde değil. Sadece Ahmet Batur değil, diğer sanıkları da ziyaret etmiş" ifadelerini kullandı. 

Anne Garipoğlu: Kabul etmiyorum

Duruşmada daha sonra "suç delillerini gizlemek"le suçlanan anne Tülay Makbule Garipoğlu ifade verdi. Zaman zaman konuşmakta zorlanan Makbule Garipoğlu, bazı soruları mahkeme başkanına tekrarlattı. Önceki ifadelerini tekrarladığını belirten Garipoğlu, "Hakkımdaki suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Ben o gün kızımla dışarıya çıkmıştım. 19.00 sıralarında eve geldim. Kızımın İngilizce dersi vardı. Eve hocası gelmişti. Saat 21.00 gibi öğretmen evden çıkarken Cem'in oturma odasında olduğunu gördüm. Evde olduğunu o zaman fark ettim. Normalde bizim eve kapıdan biri girdiğinde 'bip' sesi duyulur. Ancak ben böyle bir ses duymadım. Oturma odasında bazı izler gördüm. Silinmiş izlerdi. Cem'e 'içki mi içtin, kustun mu' dedim. O da 'evet' dedi. İçki içmemesi yönünde nasihat ettim. Hatta eşim 'yüzün niye asık' diye sordu. Ben de Cem'in içki içtiğinden bahsetti. O da Cem'i alarak dışarıya gitti" dedi. Garipoğlu, daha sonra eve polislerin geldiğini belirterek, "Büyük oğlumu sordular. Yurt dışında dedim. Evde kimin olduğunu sordular. Kimse olmadığını söyledim. Cinayet masasından geldiklerini söylediler. Beni bir yerde oturttular ve evi didik didik aradılar. Ne oldu diye sordum. 'Önemli bir şey olmasa gelmezdik' dediler. Onlar geldikten 10 dakika sonra testere ve kanlı çamaşırları Cem'in odasında poşet içinde bulduklarını söylediler" diye konuştu. 

"Yemeği sordu herhalde evde olup olmadığımı kontrol etti"

Mahkeme başkanının, 'leke sildin mi?' sorusuna, "Ben kesinlikle leke falan silmedim' karşılığını veren Tülay Makbule Garipoğlu, 'neden silmedin' sorusunu üzerine, "Silinecek gibi değildi. Duvarla süpürgelik arasında zaten silinmişti. Ufak bir iz kalmıştı. Polisler geldiğinde başka lekeler de bulmuşlar. Kan izleri. Ben hiçbir şey görmedim. Eve gittiğimde küçük kızımla yatak odasına geçtim. Diğer kızım da öğretmenle ders çalıştı. Yatak odasında çeşitli telefon görüşmelerim oldu. Eğer kan lekesi görmüş
olsam paniklemiş olmam gerekir, bu şekilde rahat konuşamazdım. Cem'le olay günü 5 defa görüştüm. İlk aradığımda yemeği sordu. Herhalde benim eve gelip gelmediğimi kontrol etmek için aradı. Eve gittikten sonra Cem'i arayıp ne zaman geleceğini sordum. 'Geliyorum' dedi. Cem, ben eve gittikten sonra gelmiş" açıklamasında bulundu. 

Annesiyle ilk kez karşılaştı

Bu sırada Cem Garipoğlu duruşma salonuna getirildi. Rahatsız olduğu öğrenilen Cem Garipoğlu, olaydan sonra annesiyle ilk defa duruşma salonunda karşı karşıya geldi. 

Bu sırada Karabulut Ailesi'nin avukatı, Makbule Garipoğlu'na çeşitli sorular yöneltti. Avukatın sorusu üzerine, olay günü Cem'in sarhoş olduğunu söyleyen Makbule Garipoğlu, "Koku yoktu ama çok sessiz ve durgundu. Sarhoş olduğunu düşündüm. Mutfakta içki içildiğine dair bir bardak yoktu. Daha önce testere alındığını görmedim. Kuru sıkı tabancadan haberim yoktu. Pasaportlar da yatak odasında her zamanki yerinde duruyordu" dedi. 

Garipoğlu, olaydan sonra neden yurtdışına gittiğinin sorulması üzerine şunları söyledi:

"Ben olaydan sonra 40 gün bekledim. Gazete ve televizyon sürekli bu konuyu işliyordu. Cem yapmamıştır, ortaya çıkar diye düşündüm. Nereye gitsek hep bu olay konuşuldu. Çok sıkıntıdaydık. Kızları bari uzak tutayım diye düşündüm. Gitmeden önce tekrar ifadeye çağırılmıştım. Oradaki polislere de yurtdışına çıkacağımı söyledim. 'Bana çıkış yasağınız yok' dediler. Vize alıp Rusya'ya gittik. Oradaki oğlumun yanında kaldık. Oradan da Amerika'ya geçtik. Sadece duruşma için Amerika'dan buraya geldim."
Bu sırada mahkeme başkanı Cem Garipoğlu'na söz verdi. Cem, "Ben biraz rahatsızım. Karnım ağrıyor, revire gitmek istiyorum. Cezaevinden bu nedenle geç geldim" dedi. 

Cem Garipoğlu'nun talebini uygun gören mahkeme başkanı, duruşmaya ara verdi. Duruşma salonu çıkışında gözyaşı döken tutuksuz sanık Tülay Makbule Garipoğlu'nu gören Münevver'in annesi Nagehan Karabulut, "Senin değil benim ağlamam lazım" diyerek tepkisini dile getirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep Kolej Vakfı’nda 19 Mayıs coşkusu 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okullarında düzenlenen kutlamalar büyük ilgi gördü. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Konferans Salonunda düzenlenen GKV Özel Liseleri öğrencilerinin hazırladığı "19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı" törenine Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Esra İbanoğlu, Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Aysel Tokatlı, Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, idareciler, öğretmenler ve çok sayıda davetlinin yanı sıra öğrenciler katıldı. GKV Özel Okulları çok amaçlı salonunda düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın anlam ve önemini anlatan konuşmasında GKV Özel Liseleri Müdürü Sadık Murat Öngen, " Bugün Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da tutuşturduğu Kurtuluş meşalesinin Anadolu’da elden ele, gönülden gönüle dolaşmasının 107. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Milletimizin tüm onur ve asaleti ile Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde Tarih sahnesinde şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs" dedi. Yapılan konuşmaların ardından 19 Mayıs konulu belgesel filmin gösterimi gerçekleştirildi. GKV Özel Liseleri öğrencileri "Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini" ve "Gençliğin Ata’ya Cevabı" isimli mektubunu okudular. 19 Mayıs Oratoryosunu sahneleyen öğrenciler izleyenler tarafından ayakta alkışlandı. Etkinlikleri değerlendiren GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel programın hazırlanmasında emeği geçen öğretmen ve öğrencileri kutlayarak etkinliklerin hafta boyunca devam edeceğini açıkladı.
Erzurum Avusturya ile kültürel ve akademik iş birliğini güçlendirecek protokol için imzalar atıldı Atatürk Üniversitesi, uluslararası akademik ve kültürel iş birliklerini güçlendirmeye yönelik önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdürü Silvia Neureiter, Avusturya Dışişleri Bakanlığı Yurt Dışındaki Avusturya Kütüphaneleri Birimi Başkanı Elisabeth Marinkovic ile Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdür Yardımcısı Ergi İşbilen, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Gerçekleşen görüşmede; Atatürk Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren "Barbara Frischmuth" Avusturya Kütüphanesinin mevcut çalışmaları, kültürel diplomasiye sunduğu katkılar ve gelecekte hayata geçirilmesi planlanan ortak projeler ele alındı. Türkiye ile Avusturya arasında kültür, bilim ve eğitim alanlarında geliştirilebilecek iş birliklerinin değerlendirildiği görüşmede, üniversiteler arası etkileşimin artırılmasının önemine vurgu yapıldı. Ziyarette konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin yalnızca bilimsel üretim alanında değil, kültürel etkileşim ve uluslararası akademik dayanışma konusunda da güçlü bir vizyona sahip olduğunu ifade etti. Üniversite bünyesinde kurulan "Barbara Frischmuth" Avusturya Kütüphanesinin iki ülke arasındaki kültürel bağların gelişmesine önemli katkılar sunacağını belirten Hacımüftüoğlu, şunları söyledi: "Üniversiteler, yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda kültürler arasında köprü kuran yapılardır. Avusturya ile kurduğumuz bu anlamlı iş birliği, öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin uluslararası kültürel birikime erişimini güçlendirecek, bilimsel ve sosyal etkileşimi daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Atatürk Üniversitesi olarak, evrensel akademik değerleri merkeze alan her türlü iş birliğini önemsemeye devam ediyoruz." Müdür Neureiter: "Avusturya kütüphanesi kültürel iletişim açısından önemli bir merkez olacak" Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdürü Silvia Neureiter ise Atatürk Üniversitesinin uluslararası iş birliklerine açık yaklaşımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, Erzurum’da faaliyet gösteren Avusturya Kütüphanesinin kültürel iletişim açısından önemli bir merkez olacağını ifade etti. Neureiter, kütüphane aracılığıyla öğrencilerin Avusturya edebiyatı, dili, tarihi ve kültürü hakkında daha kapsamlı kaynaklara erişim sağlayacağını belirterek, gerçekleştirilecek ortak etkinliklerin iki ülke arasındaki kültürel yakınlaşmaya katkı sunacağını kaydetti. Avusturya Dışişleri Bakanlığı Yurt Dışındaki Avusturya Kütüphaneleri Birimi Başkanı Elisabeth Marinkovic de dünya genelinde faaliyet gösteren Avusturya kütüphanelerinin kültürel etkileşim açısından önemli görevler üstlendiğini ifade ederek, Atatürk Üniversitesinde oluşturulan yapının örnek bir iş birliği modeli olduğunu vurguladı. Marinkovic, akademik ve kültürel faaliyetlerin önümüzdeki süreçte daha da çeşitleneceğini belirtti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyaret, karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kayseri Erciyes’te yaz dolu dolu geçecek Türkiye’nin en önemli kayak merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’nde yaz sezonuna ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akşehirlioğlu, "Kayak sezonunu tamamladıktan hemen sonra tenis turnuvalarımızı ve Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’mizi faaliyete geçireceğiz" dedi. Türkiye’nin en önemli kayak merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’nde 2025-2026 kayak sezonunu 3 milyon 300 bin ziyaretçi ile rekor sayıda tamamlandı. Kayak sezonunun ardından Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nin çeşitli etkinliklerle faaliyetlerine başlayacağını söyleyen Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akşehirlioğlu, "Kayak sezonunu tamamladıktan sonra hemen tenis turnuvalarımız ile Yüksek İrtifa Merkezi’mizi başlatmış olacağız. Hisarcık Kapı’da bulunan 12 tenis kortunda Uluslararası Tenis Turnuvası başlayacak. Arkasından, Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde sporcularımız ve takımlarımız gelip burada kamp yapacaklar. Misafirlerimiz Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’ne geçmiş olacaklar" ifadelerini kullandı. "Erciyes’te yazın da kışın da dolu dolu geçmeye devam edecek" Turistlerin yaz ayında da Erciyes havası almaya devam edeceklerini söyleyen Akşehirlioğlu, "Yaz faaliyetleri anlamında misafirlerimize çadır ve karavan kamp alanı hizmetlerimiz olacak. ATV turları, zirve tırmanışları, meteor gözlem şenliğimiz, çocuk bisiklet parkurlarımız olacak. Yazın gondollarımızla Erciyes havasını almaya devam edecekler. Erciyes’te yazın da kışın da dolu dolu geçmeye devam edecek" şeklinde konuştu.
Gaziantep SANKO Üniversitesinde "Sporun Engel Tanımayan Dünyası: Engelli Sporlarında Fizyoterapist" konulu etkinlik düzenlendi SANKO Üniversitesinde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Sporun Engel Tanımayan Dünyası: Engelli Sporlarında Fizyoterapist" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün spora, azme ve başarıya verdiği önemi yansıtan sözlerinden ilhamla; engelli sporcuların toplumsal yaşamdaki yeri, başarı hikâyeleri ve fizyoterapinin engelli sporlarındaki kritik rolü ele alındı. SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun, engelli sporlarında fizyoterapistin rolüne ilişkin gerçekleştirdiği sunumda "Fizyoterapi, engelli sporlarının vazgeçilmezidir" dedi. Paralimpik oyunlarda fizyoterapistin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Ergun, "Engelli sporlarında sınıflandırma süreçleri, performansın geliştirilmesi, yaralanmaların önlenmesi, rehabilitasyon uygulamaları ve sporcu sağlığının korunmasında fizyoterapinin kritik bir rolü bulunmaktadır" diye konuştu. Milli yüzücü Sevilay Öztürk ise öğrencilerle bir araya gelerek spor yaşamındaki deneyimlerini paylaştı. Azmi ve başarı hikayesiyle katılımcılara ilham veren Öztürk, engelli bireylerin spor aracılığıyla toplumsal hayatta daha görünür, aktif ve güçlü bir şekilde yer alabildiğini vurguladı. Gençlik ruhu, sporun birleştirici gücü ve engelsiz yaşam anlayışını ön plana çıkaran etkinlikte farkındalık oluşturulması amaçlandı. Programa SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Engelsiz Yaşam Merkezi Müdürü Yılmaz Kayalı ile akademisyenler, fizyoterapistler ve öğrenciler katıldı.