ASAYİŞ - 08 Şubat 2018 Perşembe 09:58

Gazilere darp davası başladı

A
A
A
Gazilere darp davası başladı

Terörle mücadele gazileri Astsubay Muzaffer Oktay ve Uzman Çavuş İbrahim Kızılkaş’ın darp edilmesine ilişkin görülecek olan davanın ilk celsesi başladı. Sanıklar suçları reddetti. Duruşmada Doğan Çiçek’in tutukluluk halinin devamına, Tamer Görkem’in tahliyesine, tutuksuz yargılanan diğer sanıkların ise tutuksuz yargılanmasının devamına karar verildi.

Terörle mücadele gazileri Astsubay Muzaffer Oktay, Uzman Çavuş İbrahim Kızılkaş ve ailelerini darp eden 5 şüpheli hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame tamamlanarak mahkemeye gönderildi. Sanıkların kasten yaralama, devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama, birden fazla kişi tarafından birlikte silahla tehdit ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçlarından yargılandıkları savanın ilk celsesi Sincan 6. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve İçişleri Bakanlığı davaya müdahillik talebinde bulundu. Duruşmada taraf ve sanık avukatları, müştekiler, 2 tutuklu ve 4 tutuksuz sanık hazır bulundu. Kimlik tespiti ve iddianamesinin okunmasının ardından, sanık Barış Yumuş’un savunmasına geçildi. Hakim Mehmet Tokyürek’in, sanık Yumuş’a herhangi birisine vurup vurmadığını sorması üzerine Yumuş, kimseye vurmadığını, küfür veya tehdit etmediğini iddia ederek, müştekilerin gazi olduklarını bilmediğini dile getirdi.

"BİZİ BENZİNLİĞE DOĞAN GÖTÜRDÜ"

Sanığın savunmasının tamamlanmasının ardından, bir diğer sanık Enes Kılıç’ın savunmasına geçildi, Kılıç, olay günü spordan çıkıp önce evine ardından parka gittiğini kaydetti. Parka geldiğinde Doğan’ı üstü başı yırtık bir halde gördüğünü belirten Kılıç, "Doğan’ı hastaneye götürmek üzere yola çıktık ama Doğan kamera kayıtlarını almak için benzinliğe gitmek istediğini söyledi. Benzinlikte yanımıza uzun boylu bir adam geldi, bana tekme atıldı. Karşı taraf baya kalabalıktı, Doğan’a saldırmışlardı. Ben olay sırasında kimseye küfür veya tehdit etmedim" ifadelerinde bulundu.

Olay sırasında parkta olduğunu iddia eden sanık Batuhan Öğüt ise, olay günü sadece benzinliğe giden araç içinde yer aldığından dolayı karakola götürüldüğünü ifade ederek, kimseye vurmadığı, küfür veya tehdit etmediği yönünde kendini savundu.

"TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLERİM"

Savunmasına geçilen bir diğer sanık Tamer Görkem ise savunmasına geçmeden önce başta gaziler olmak üzere tüm Türk halkından özür diledi. Olay günü mangal yapmaya gittiklerini ifade eden Görkem, "Doğan alkollü olduğundan dönüşte aracı ben kullandım. Bir araç kontrolsüz bir şekilde bizi sıkıştırmaya çalıştı. Doğan bana takip etmemi söyledi, ben de mecburen takip ettim. Araç Eskişehir yoluna döndü biz de döndük. Trafik yoğun olduğundan aracı AFAD yakınlarında yol kenarında bir yerde durdurduk, Doğan ve Osman muhatapları uyarmak için müştekilere ait araca yaklaştı. Doğan’a vuruldu, o da sinirlenince aracın camına vurarak kırdı" diyerek, kendisinin kimseye vurmadığını, ellerinde yaralayıcı veya kesici bir alet olmadığını söyledi. Görkem, "En son benzinlik çalışanları Doğan’a vurunca ’durun, yapmayın’ dedim. Benzinlikten çıktığımızda Doğan’ın üstü başı yırtıktı, sonrasında ben yanlarından ayrıldım" şeklinde konuştu.

Hakim Tokyürek, Doğan’ın araçta bulunan Türk bayrağını alıp yakmak isteyip istemediğini sordu, sanık Görkem de, bayrağı alabilmesi için aracın arka kapısını açması gerektiğini, Doğan’ın da aracın kapısını açmadığını iddia etti. Hakim Tokyürek neden 50 kilometre boyunca takip ettiklerini sordu, Görkem de "Hayırdır diyerek el kol yaptılar" dedi.

"AMACIM SADECE UYARMAKTI"

Sanık Doğan Çiçek de başta gaziler olmak üzere tüm Türk halkından özür diledi. Çiçek, "Bize PKK’lıymışız gibi davranıldı" dedi. Olay günü mangal yaptıklarını ve Osman ile kendisinin kısmen alkollü olduklarını ifade eden Çiçek, "Ben ön yan koltukta oturuyordum, yüksek sesle şarkı söylüyordum. Yanımızdan geçen araç ’ne yapıyorsunuz hayırdır’ dedi, ben de bunlar ne istiyor diye Tamer’e takip etmesini söyledim. Araçlarına giderken amacım sadece uyarmaktı. Elimizde bıçak sopa veya başka bir alet yoktu. Araç sağ ön tarafıyla bana çarparak ilerledi, yavaşlayınca sinirimden cama vurarak kırdım" ifadelerini kullandı.

Gazi Muzaffer Oktay’a karşı hamle yaptığını kabul eden Çiçek, anneye ve çocuğa vurmadığını, bayrak görmediğini iddia etti. Olayın ardından mahalleye geri döndüklerini aktaran Çiçek, "Parka oturduk, bacağım ağrıdığı için arkadaşlar beni hastaneye götürmek istedi, ben de benzinlik çalışanı bizi yoğun bir şekilde darp ettiği kamera görüntülerine yansımış olduğundan, görüntülerin muhafaza edilmesi için benzinliğe gidelim dedim. Görkem parkta yanımızdan ayrıldı. Ben sadece kendimi savunmak için bana vuranlara vurdum" diye konuştu.

Suça sürüklenen sanık Osman Yılmaz, iddianameden bugün haberdar olması sebebiyle mahkemeden 7 günlük süre hakkını talep etti. Sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından müşteki beyanına geçildi, benzinlik görevlisi müşteki, olay esnasına benzinlik çalışanlarından hiçbirinin kimseye vurmadığını dile getirdi.

"GAZİLİĞİMİZE KÜFÜR ETTİLER"

Gazi Muzaffer Oktay ise beyanında, gazi ve engelli olduklarını bağırarak söylediklerini belirterek, "Bize küfür ettiler, Doğan ’senin gaziliğini sinkaf ederim’ şeklinde küfürlerde bulundu. Takip edildiklerini anlayınca polise haber verdiğini dile getiren Oktay, "Arabanın camı vurur vurmaz kırıldı, büyük ihtimalle elinde bir şey vardı ama ben net bir şekilde görmedim. Daha araba hareket halinde bile değilken Doğan arabanın üzerine atladı" diyerek olayın tüm sorumlularından şikayetçi olduğunu söyledi.

"ENGELLİYİM, NE AİLEMİ NE DE ÇOCUKLARIMI KORUYABİLDİM"

Gazi İbrahim Kızıltaş ise beyanında sanık Çiçek’in bulunduğu arabanın kapısını açtığını, kendilerinin de ister istemez ne olduğunu sorduklarını anlatarak, "Arkadaki araca baktıklarını söylediler. Konuşma sadece bundan ibaret ama ışıklar yandıktan sonra biz ilerledik ve aynadan bizi takip ettiklerini gördüm. Trafiğin sıkıştığı bir noktada araçtan inerek yanımıza geldiler camı açmamla kırması bir oldu, elinde muşta gibi bir şey vardı. Aracın araksında Türk bayrağı vardı. Bana Osman vurdu, gaziliğimize de küfür ettiler. Gamze’ye tekme attı kucağında da benim 2 yaşındaki kızım vardı. Ardından oradan uzaklaşarak benzinliğe geldik. Araca gelen hasar umurumda değil, ben ailemi çoluğumu çocuğumu koruyamadım" diye konuştu.

Hakim Tokyürek, Doğan Çiçek’in tutukluluk halinin devamına, Tamer Görkem’in tahliyesine, diğer sanıkların tutuksuz yargılanmasının devamına ve suça sürüklenen çocuk Osman Yılmaz’ın tutuklanma hali olmadığından sadece duruşmalara katılmasına karar verdi. Eksik raporların tamamlanması sebebiyle duruşma 6 Nisan tarihine ertelendi.

Yağmur Yıldız - Mustafa Apaydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu İnşaat işçisinden örnek davranış: Camiyi kirletmemek için nalburdan aldığı malzemenin üzerinde namazını kıldı Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde kıyafetleri tozlu olduğu için camiyi kirletmek istemeyen inşaat işçisi, nalburdan aldığı inşaat malzemesinin üzerinde namazını kıldı. Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde inşaatta çalışan Ahmet Turgut, cuma namazını kılmak için iş kıyafetleriyle camiye gitmek zorunda kaldı. Camiyi kirletmek istemeyen Turgut, cami yanındaki nalburdan aldığı inşaat malzemesini camiye sererek namazını kıldı. Turgut’u fark eden vatandaşlar ise o anları cep telefonuyla görüntüledi. Vatandaşlar, Turgut’u tebrik etti. Yoğunluktan dolayı tozlu iş kıyafetlerini değiştiremediğini ifade eden Turgut, "Kıyafetlerimizi değiştirmeye vaktimiz olmadı. Cuma namazına da gitmemeye gönlüm rahat etmedi. O yüzden nalburdan bir şey aldım, namazımı onun üzerinde kıldım. Allah kabul etsin" dedi. Turgut’un hassasiyetin herkesin hoşuna gittiğini belirten İhsangazi İlçe Müftülüğü Şube Müdürü Nurullah Ayaz ise, "Bugün Merkez Camii’nde cuma namazını kıldırdım. Namazın ardından bir vatandaşımızın camimizin halılarını kirletmemek için yanında getirdiği bir matı yanında getirerek namazı kıldığına şahit olduk. Bu durum hoşumuza gitti. ‘Cenab-ı Allah temiz olanları sever’ buyuruluyor. Camiyi kirletmemek için göstermiş olduğu bu hassasiyet örnek olacak bir şeydi. Kendisine bu hassasiyeti için teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Adana İYİ Partili başkanın suç makinesi kardeşi uygulamada yakalandı Adana’nın Kozan ilçesinde polis ekiplerinin gerçekleştirdiği uygulamadan kaçmaya çalışan şüphelinin, hakkında çok sayıda suç kaydı bulunan ve kesinleşmiş 26 yıl hapis cezasıyla aranan firari olduğu öğrenildi. Firari, tutuklanıp cezaevine gönderilirken firarinin İYİ Parti Kozan İlçe Başkanı olan ağabeyinin ise Whatsapp grubundan gazetecileri tehdit ettiği ortaya çıktı. Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekiplerinin dün gerçekleştirdiği uygulamada polisin ‘Dur’ ihtarına uymayarak kaçmaya çalışan bir şüpheli, kısa sürede yakalandı. Yapılan incelemede yakalanan kişinin hakkında çok sayıda suç kaydı bulunan ve kesinleşmiş 26 yıl hapis cezasıyla aranan C.K. olduğu belirlendi. Şüphelinin yaralama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma, hükümlü veya tutuklunun kaçması, mala zarar verme, yağma, silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi suçlardan arandığı ve hakkında toplam 26 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu öğrenildi. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Kozan Adliyesi’ne sevk edildi ve çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Basın grubunda tepki çeken mesaj Öte yandan, C.K.‘nın ağabeyinin İYİ Parti Kozan İlçe Başkanı Hasan Kaymaz olduğu ortaya çıktı. Başkan Kaymaz’ın, gazetecilerin bulunduğu WhatsApp grubundan kardeşiyle ilgili haber yapılmaması yönünde tehdit mesajı attığı da öğrenildi. Kaymaz’ın gruptan attığı mesajda, "Sayın basın mensupları kardeşim C.K.’nın haberini yapmayın velev ki asılsız haber yapan ve yayan herkesi adlı mercilere şikayet edeceğim bilginiz olsun. Haber yapılacaksa arabası sıkılarak öldürülmeye teşebbüs haberleri de yapılsın. İş zengin aileler olunca örtbas ediliyorsa habercilik olmaz bilginiz olsun" ifadeleri yer aldı.
Malatya Türkiye ile Maldivler arasında sağlık alanında iş birliği USTKON ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları alanındaki uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor. Prof. Dr. Aysun Bay, Maldivler Büyükelçisi Abdul Raheem Abdul Latheef ile bir araya geldi. Görüşmede başta onkoloji hastanesi projesi olmak üzere sağlık hizmetleri, sağlık eğitimi, medikal sektör ve sağlık turizmi alanlarındaki iş birliği imkanları kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmeler kapsamında, Maldivler’de hayata geçirilmesi planlanan sağlık yatırımları için karşılıklı mutabakatın sağlanmasının ardından proje modeli, finansal yapı ve uygulama süreçlerinin netleştirilmesi konusunda ortak irade ortaya konuldu. Maldivler Hükümeti’nin projeye sağlayacağı destekler ile Türkiye’nin sağlık alanındaki güçlü altyapısının bir araya getirilerek, iki ülke arasında sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Tarafların, önümüzdeki süreçte teknik ve idari çalışmaların hızlandırılması, karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi ve somut projelerin hayata geçirilmesi konusunda da mutabık kaldığı öğrenildi. Türkiye ile Maldivler arasında kurulacak stratejik iş birliğinin, sağlık turizmi başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ölçekte önemli katkılar sağlaması bekleniyor.