DÜNYA - 18 Nisan 2024 Perşembe 20:09 | Son Güncelleme : 18 Nisan 2024 Perşembe 20:28

Guterres: "Orta Doğu bir uçurumun kenarında"

A
A
A
Guterres: "Orta Doğu bir uçurumun kenarında"

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze konulu oturumunda yaptığı konuşmada, “Orta Doğu bir uçurumun kenarında” dedi.

BM Güvenlik Konseyi’nin "Gazze" konulu oturumunda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konuşma yaptı. Guterres, “Orta Doğu bir uçurumun kenarında. Son günlerde sözde ve eylemde tehlikeli bir tırmanış yaşanıyor. Bir yanlış hesaplama, bir iletişimsizlik, bir hata, ilgili herkes ve dünyanın geri kalanı için yıkıcı olacak tam ölçekli bir bölgesel çatışmaya yol açabilir” dedi.

Bölgede tehlikenin en üst seviyede olduğunu belirten Guterres, tüm taraflara itidal çağrısında bulunarak, “İran tarafından 13 Nisan'da İsrail'e karşı başlatılan geniş çaplı saldırının neden olduğu ciddi tırmanışı şiddetle kınadığımı yineliyorum. Herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne, siyasi bağımsızlığına karşı ya da Birleşmiş Milletler'in amaçlarıyla bağdaşmayan herhangi bir şekilde güç kullanılması BM Şart’ı tarafından yasaklanmıştır” dedi.

İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’daki İran Konsolosluğuna düzenlediği saldırıyı da kınayan Guterres, “Diplomatik ve konsolosluk binaları ile personelinin dokunulmazlığı ilkesine, uluslararası hukuka uygun olarak her durumda saygı gösterilmelidir” dedi.

“Açık konuşayım riskler pek çok cephede artıyor”

Kanlı misilleme döngüsüne son verilme çağrısında bulunan Guterres, “Uluslararası toplum, siviller üzerinde yıkıcı bir etki oluşturacak, tüm Orta Doğu'yu uçuruma sürükleyebilecek her türlü eylemi önlemek için birlikte çalışmalıdır. Açık konuşayım: riskler pek çok cephede artıyor. Bu riskleri ele almak ve bölgeyi uçurumdan geri çekmek için ortak bir sorumluluğumuz var. Bunu yapmanın yolu da Orta Doğu'da gerilimin azaltılması için kapsamlı diplomatik adımlar atmaktan geçiyor” dedi.

“Gazze'deki çatışmaların sona erdirilmesi bölgedeki gerilimi önemli ölçüde azaltacaktır”

Her şeyin Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar ile başladığına dikkat çeken Guterres, “Gazze'deki çatışmaların sona erdirilmesi bölgedeki gerilimi önemli ölçüde azaltacaktır. Acil insani ateşkes ve Gazze'de tutulan tüm rehinelerin derhal serbest bırakılması çağrılarımı yineliyorum” dedi.

“İnsani bir cehennem ortamı”

İsrail’in Gazze Şeridi’nde aylardır süren saldırılarının "insani bir cehennem ortamı" oluşturduğunu ifade eden Guterres, “On binlerce insan öldürüldü. İki milyon Filistinli ölüm, yıkım ve hayat kurtaran insani yardımların engellenmesine katlandı, şimdi de açlıkla karşı karşıyalar. Refah'a yönelik bir İsrail operasyonu bu insani felaketi daha da derinleştirecektir” dedi.

Genel Sekreter olarak görev yaptığı süre zarfında Gazze’deki can kayıplarının çok yüksek ve daha önce görülmemiş hız ve ölçekte olduğunu belirten Guterres, “UNICEF'e göre, 13 bin 900'den fazla Filistinli çocuğun çoğu zaman ayrım gözetmeyen saldırılarda öldürüldüğü bildirildi” dedi.

“İsrail, BM taleplerinin yüzde 40'ından fazlasını reddetti”

İsrail son zamanlarda insani yardım dağıtımını iyileştirmek için bir dizi taahhütte bulunduğunu ancak bu konuda sınırlı ilerleme kaydedildiğini ifade eden Guterres, “İsrail, 6-12 Nisan haftasında, kontrol noktalarından geçmeyi gerektiren BM taleplerinin yüzde 40'ından fazlasını reddetti” dedi.

“Aralarında 180'den fazla personelimizin de bulunduğu 250'ye yakın yardım görevlisi Gazze'de öldürülmüştür”

İnsani yardım çalışanlarının güvenliğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Guterres, “Aralarında 180'den fazla personelimizin de bulunduğu 250'ye yakın yardım görevlisi Gazze'de öldürülmüştür, bu trajik ölümlerin kapsamlı bir şekilde soruşturulması çağrımı yineliyorum. Daha geçen hafta, bir konvoyla birlikte seyahat eden bir UNICEF aracı çapraz ateş altında kaldı” dedi.

“İhtiyaç duyulan şey açıktır: Gazze'de derhal insani ateşkes sağlanması”

Şu anda insani yardım operasyonlarının çok büyük zorluklarla karşı karşıya ve neredeyse hiç işlevsel olmadığını aktaran Guterres, “İhtiyaç duyulan şey açıktır: Gazze'de derhal insani ateşkes sağlanması; tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması ve insani yardımın engelsiz bir şekilde ulaştırılması. Uluslararası toplum bunun gerçekleşmesi için mümkün olan her şeyi yapma konusunda ortak bir sorumluluğa sahiptir” dedi.

“Hiçbir şey yapmayan İsrail güvenlik güçlerinin gözleri önünde öldürüldüler”

Batı Şeria’da zulmede değinen Guterres, “7 Ekim'den bu yana işgal altındaki Batı Şeria'da 112'si çocuk olmak üzere 450'den fazla Filistinli öldürüldü. Bunların büyük çoğunluğu İsrail güçleri tarafından düzenlenen operasyonlar sırasında ve İsrail güçleri ile silahlı Filistinliler arasında yaşanan çatışmalarda öldürüldü. Diğerleri ise silahlı İsrailli yerleşimciler tarafından, bazen bu cinayetlere seyirci kalan ve önlemek için hiçbir şey yapmayan İsrail güvenlik güçlerinin gözleri önünde öldürüldüler” dedi.
Sivillere yönelik her türlü şiddeti kınadığını vurgulayan Guterres, “İsrail'i daha önce benzeri görülmemiş düzeydeki yerleşimci şiddetini sona erdirmek üzere derhal adım atmaya ve bu tür saldırıları gerçekleştirenleri sorumlu tutmaya davet ediyorum. İşgalci güç olarak İsrail'i, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistin halkını saldırı, şiddet ve yıldırmaya karşı korumaya çağırıyorum” dedi.

Nihai hedefin BM kararları, uluslararası hukuk ve önceki anlaşmalar temelinde, Kudüs'ün her iki devletin de başkenti olduğu, İsrail ve Filistin'in barış ve güvenlik içinde yan yana yaşadığı iki devletli bir çözüm olmaya devam ettiğini vurgulayan Guterres, “Bu da işgalin sona erdirilmesi ve Gazze'nin de ayrılmaz bir parçası olduğu tam bağımsız, demokratik ve egemen bir Filistin devletinin kurulması anlamına gelmektedir” dedi.

“Lübnan ve İsrail topraklarının derinliklerine yapılacak saldırılar, geçmişte gördüğümüz gibi daha da ciddi bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir”

İsrail güçleri ile Hizbullah arasındaki karşılıklı saldırıların İsrail ve Lübnan'daki sivillere giderek daha fazla zarar verdiğini belirten Guterres, “Mavi Hattın her iki tarafında da onlarca sivil öldürüldü ve on binlerce kişi yerinden edildi. Lübnan ve İsrail topraklarının derinliklerine yapılacak saldırılar, geçmişte gördüğümüz gibi daha da ciddi bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir. Tüm tarafları azami itidal göstermeye ve 1701 sayılı karar çerçevesinde çatışmaların durdurulmasının daha fazla ihlal edilmesinden kaçınmaya çağırıyorum” dedi.

Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik tüm saldırıların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulunan Guterres, “Uluslararası toplum, Kızıldeniz'de tansiyonu yükseltecek, bölgesel barış ve güvenlik ile uluslararası ticareti baltalayacak bir tırmanmayı önlemek üzere birlikte hareket etmelidir. Yemen halkı, sürdürülebilir ve adil bir barış için siyasi bir sürece doğru desteklenmelidir” dedi.

“Orta Doğu bıçak sırtında”

Orta Doğu’nun bıçak sırtında olduğunu aktaran Guterres, “Son dönemde yaşanan gerginlikler, İsrail ile tam bağımsız ve egemen bir Filistin devleti arasında kalıcı barışın sağlanmasına yönelik iyi niyetli çabaların desteklenmesini daha da önemli hale getirmektedir. İki devletli bir çözüm yönünde ilerleme kaydedilmemesi, sürekli şiddet tehdidi altında yaşamaya devam edecek olan bölgedeki yüz milyonlarca insan için sadece istikrarsızlığı ve riski arttıracaktır. İlgili tüm hükümetleri, güven inşası ile bölgesel barışı desteklemek üzere nüfuzlarını kullanmaya ve baskı yapmaya davet ediyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum İletişim öğrencileri sektör temsilcileriyle buluştu Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü tarafından geleneksel hale getirilen "Paydaşlar Buluşması 4" etkinliği, Ata Teknokent Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Üniversite-sektör iş birliğini güçlendirmek, öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçlerine katkı sunmak ve reklam kampanyası uygulamalarında destek veren paydaş kurumları bir araya getirmek amacıyla düzenlenen etkinlik, yoğun katılım ve renkli görüntülerle gerçekleştirildi. Program kapsamında Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencilerinin hazırladığı reklam kampanyası uygulamalarına ilişkin stantlar açıldı. Öğrenciler, dönem boyunca yürüttükleri çalışmalarını sektör temsilcileri, kurum uzmanları, akademisyenler ve katılımcılarla paylaşma imkânı buldu. Hazırlanan stantlar katılımcılar tarafından ilgiyle incelenirken, öğrenciler de projelerini tanıtarak uygulamalı deneyim kazanma fırsatı elde etti. Etkinlikte konuşan Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Derya Öcal, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü olarak öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle değil, sahaya dönük uygulamalarla da yetişmesini önemsediklerini belirtti. Öcal, üniversite-sektör iş birliğinin iletişim alanında eğitim gören gençler için önemli bir kazanım olduğunu ifade ederek, öğrencilerin gerçek kurumlar, gerçek hedef kitleler ve gerçek iletişim süreçleriyle temas kurmasının mesleki gelişimlerine büyük katkı sunduğunu söyledi. Reklam kampanyası uygulamalarının öğrencilerin farklı düşüncelerini ortaya koymalarına, ekip çalışması becerilerini geliştirmelerine ve iletişim disiplininin sahadaki karşılığını görmelerine imkân sağladığını vurgulayan Öcal, bu sürece destek veren tüm paydaş kurumlara teşekkür etti. Prof. Dr. Öcal, paydaşlarla kurulan iş birliğinin yalnızca bir etkinlik günüyle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin meslek hayatına hazırlanmasında kalıcı bir deneyim alanı oluşturduğunu dile getirdi. Gençlerin iletişim sektöründe daha donanımlı, üretken ve bilinçli bireyler olarak yer almaları için bu tür buluşmaların büyük önem taşıdığını kaydeden Öcal, etkinliğin hazırlanmasında emeği geçen öğrencilere, akademisyenlere ve katkı sunan kurum temsilcilerine teşekkür etti. Programda, reklam kampanyası uygulamalarına değer katan ve destek veren firma ve kurum temsilcilerine protokol üyeleri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, pasta kesimi ve müzik dinletisiyle devam etti. Katılımcıların ilgiyle takip ettiği "Paydaşlar Buluşması 4", öğrenciler, akademisyenler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturarak üniversite-sektör iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sundu. Renkli görüntülere sahne olan program, öğrencilerin mesleki deneyim kazanması ve paydaş kurumlarla güçlü iletişim ağları kurması açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirildi. Programa; Çaykur Bölge Müdürü Yakup Öztürk, Anadolu Ajansı Bölge Müdürü Yunus Okur, Erzurum Halkıma Vakfı Başkanı Erdal Güzel, Erzurum Yeni Medya Derneği Başkanı Gamze İspirli, kamu kurum temsilcileri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Kayseri Hulusi Akar: "Güç, beka ve refahın istikrarı için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ve Büyük Sanat Vakfı (BSV) işbirliği ile düzenlenen Kayseri Eğitim Sempozyumu’nda konuşan AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Güç, beka ve refahın istikrarı için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" dedi. Düzenlenen programa, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, "Ahilik kültürü, meslek öğrenme stratejisi ile eğitim hayatının aslında başladığı Kayserimizde, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında son sınıf öğrencilerinin gönüllü olarak cepheye gitmesiyle 1920-1921 döneminde mezun veremeyen Kayseri Lisesi de Kayseri’nin eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bugün geldiğimiz noktada ise proje tabanlı öğrenme, uluslararası ERASMUS ağları, mesleki eğitim-sanayi iş birliği ile hemen her alanda Kayseri’deki eğitim kurumları önemli projelerde yer almaktadır. Kayserimiz 4 üniversitesi ve bir de Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne bağlı Kayseri Tıp Fakültesi ile mühendislikten tıp eğitimine kadar mesleki ve uygulama odaklı bir yükseköğretim anlayışı içerisinde önemli adım atmaya devam etmektedir. Özellikle 1978 yılında hayırseverlerimiz tarafından temelleri atılan ve halen hayırseverlerimizin değerli katkılarıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren Erciyes Üniversitemiz, Türkiye’nin önemli araştırma üniversitelerinden biri olarak 43 bini aşkın öğrencisiyle ülkemizin eğitim alanında lokomotif güçleri arasında yer almaktadır. Güçlü ülke Türkiye yolunda eğitim altyapımızın daha güçlenerek genç nesillerimizin örf ve adetlerine bağlı, alanında uzman, mesleklerinde başarılı, ülkesine ve milletine bağlı bireyler olarak yetişeceklerine inancımız tamdır. Kayseri Eğitim Sempozyumu’nun bilimsel alanında eğitim dünyasına ışık tutacağına inancımız tamdır. Değerli konuklar, ben özellikle bu programın gelişiminde emeği geçen, değerli katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, üniversitemiz ile Büyük Sanat Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleşecek olan bu programın hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Eğitim konusunda yapmaya çalıştıkları önemli şeyler olduğunu söyleyen AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Yapmaya çalıştığımız çok önemli şeyler var. Özellikle eğitim konusunda yapmamız gereken ne varsa akademik çalışmalarımızı önüne getirmek suretiyle somut adımlara dönüştürmek amacıyla; bilgi sahibi, tecrübe sahibi akademisyenler, bu konuda çalışanlar, tecrübesi olanlar, uzmanlar, yerli yabancı kimler varsa onlardan istifade etmek suretiyle bu konuda bir yere varmaya çalışıyoruz. İstanbul’da çeşitli çalışmalar yaptık. Şimdi de Kayseri’de bu çalışmada bir yenisini başlatıyoruz. Kayseri’de akademik potansiyel gerçekten en az ticaret kadar, en az endüstri kadar, sanayi kadar, diğer spor, sağlık alanlarında olduğu kadar bir potansiyeli söz konusu. Dolayısıyla bu potansiyeli buradan bizim hayata geçirmek, bu potansiyeli bir noktaya taşımak için de bu tür çalışmaların önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemlerde çok daha kapsamlı, çok daha değişik konularda bu akademik potansiyeli kullanmak için gayret göstereceğiz. Bu bir başlangıç diyebiliriz. Kayseri’deki üniversitelerimiz çok başarılı işler yaptılar. Mesela bu bizim Türkovac dediğimiz aşıyı burada biz Kayseri’de, üniversitemizde, hocalarımız gerçekleştirdiler ve bunu hizmete sundular. Fakat maalesef iletişimdeki bazı sıkıntılardan dolayı bunu tam olarak anlatamadık. Diğer taraftan hala şu anda kök hücre başta olmak üzere bu konularda gen, genom konularında üniversitelerimiz çok başarılı işler yaptı, yapmaya da devam ediyor. Diğer konularda, her alanlarda da Kayseri’deki üniversitelerimiz; Erciyes Üniversitemiz, diğer üniversitelerimiz, buradaki üniversitelerimizle ciddi, önemli çalışmalar yaptılar, yapmayı sürdürüyorlar. Fakat bizim meselemiz bunu olabildiğince ulusal çapta, Türkiye çapında bazı şeyleri gündeme getirmek. Bazı şeyleri ortaya koymak ve bunların da ülkemizin, toplumumuz yararına sağlamak" ifadelerini kullandı. "İstikrar için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" Akar; gücün, bekanın ve refahın istikrarı için eğitimin olmazsa olmaz olduğunu söyleyerek, "Şimdi hepimizin malumu olduğu üzere hiçbir sistemi diğer sistemlerden soyutlayamayız. Öncelikle hangi dünyada yaşadığımızı görmemiz lazım. Dünya gerçekten almış başını gidiyor. Etrafımızda, bölgemizde, dünyada çok ciddi gerilimler ve çatışmaya dönen gerilimler söz konusu. Bu konuda birliğimiz, beraberliğimiz, gücümüz, kuvvetimiz Türkiye olarak çok önemli. Güçlü olmamız lazım. Niçin? Devletimizin bekası için. Niçin? Milletimizin, 86 milyonun refahı için. Fakat şunu görüyoruz bunların hepsinin başında da bunlardaki istikrarı sağlayabilmek için eğitim olmazsa olmazını görüyoruz. Çünkü eğer biz vatandaşımıza ilk günden itibaren kırmızıda durup, yeşilde geçmeyi öğretemezsek daha sonra alacağımız tedbirlerle herkes dağıldıktan sonra çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldık, kalıyoruz. Bunun için eğitimle alakalı yapılmakta olan çalışmaların daha da güçlenmesi, daha da gelişmesi, daha da etkin hale gelmesi için ne yapılması gerekirse bunları inşallah yapar ve gayret ederiz. Eğitim ayrı şey, öğretim ayrı şey. Birbirini tamamlıyor, birbirine bitişik. Fakat eğitim dediğimiz şeyde anlatmaya çalıştığımız insandan bahsediyoruz, insanın davranışlarından bahsediyoruz, bunun gelişmesinden bahsediyoruz. Yapay zekaya bizim çok iyi çalışmamız lazım. Sanayi devrimini atladık bizim tarihimizde öyle bir sıkıntımız var. Dolayısıyla şimdi geldiğimiz noktada bu yapay zekanın robot gibi yazılım konularında, eğitim konusunda da baştan itibaren yapabileceğimiz ne varsa bunları yapıp çağı yakalamamız lazım. Bizim artık bilgi üretmeye başlamamız lazım. Bizim aldığımız ithal bilgiler üzerine değil kendi ürettiğimiz bilgilerle hayatımızı tanzim etmemiz lazım. Hayatımızın şekillenmesine katkı sağlamamız lazım" dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise "Anadolu’nun tam ortasında Türkiye için sürekli katma değer üreten bir şehirde eğitimle ilgili Türkiye eğitiminde yeni modellerin konuşulacağı bir programa ev sahipliği yapmaktan dolayı şehir olarak çok mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Büyük Sanat Vakfı ve Erciyes Üniversitesi iş birliğinde üniversitelerin akademisyenlerin de aramızda olması, iş birliğinde olması bizim için çok kıymetli. Burada konuşulacak konuların şehrimizin geleceğine ve ülkemizin geleceğine ışık tutacağını düşünüyor, her birinize hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından program sempozyum oturumları ile devam etti.
Ankara Diplomaside ‘Erik Dalı’ rüzgarı Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde’nin Erik Dalı şarkısıyla ‘Ankara havası’ oynadığı görüntüler sosyal medyada gündem oldu. Görüntülerin ardından Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği’nden Fransa Büyükelçisi de Belçikalı elçiyi birlikte ‘Erik Dalı’ oymaya davet etti. Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde’nin "Ankara havası" oynadığı görüntüler sosyal medyada gündem oldu. Görüntülerin ardından Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği’nden eğlenceli bir davet geldi. Büyükelçi Van de Velde’nin gecenin sonunda ‘Ankara havası’ oynadığı görüntüler gündem oldu. Sosyal medyada görüntülere yapılan yorumlarda Belçika Büyükelçisi’nin, geçen yıl Bastille gününde Erik Dalı oynayan Fransa Büyükelçisi’ne rakip çıktığı söylendi. Bunun üzerine Fransa Büyükelçiliği’nin resmi sosyal medya hesabından dün sürpriz bir meydan okuma geldi. Fransa Büyükelçiliği, Belçika Büyükelçisi’nin Ankara havası oynadığına ilişkin haberin görüntüsüne yer verdiği paylaşımında, "Haberde Belçika’dan Fransa’ya rakip çıktığı ifade ediliyor. O halde önümüzdeki 14 Temmuz Milli Bayramımızda Büyükelçi Hendrik Van de Velde’yi, Büyükelçimiz Isabelle Dumont ile karşılıklı Erik Dalı oynamaya davet ediyoruz" denildi. Dumont da bu paylaşımı alıntılayıp Belçika Büyükelçisi’ni etiketleyerek "Sevgili dostum, ben hazırım" yazdı.
Kayseri Hulusi Akar: "Güç, beka ve refahın istikrarı için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ve Büyük Sanat Vakfı (BSV) işbirliği ile düzenlenen Kayseri Eğitim Sempozyumu’nda konuşan AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Güç, beka ve refahın istikrarı için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" dedi. Düzenlenen programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, "Ahilik kültürü, meslek öğrenme stratejisi ile eğitim hayatının aslında başladığı Kayserimizde, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında son sınıf öğrencilerinin gönüllü olarak cepheye gitmesiyle 1920-1921 döneminde mezun veremeyen Kayseri Lisesi de Kayseri’nin eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bugün geldiğimiz noktada ise proje tabanlı öğrenme, uluslararası ERASMUS ağları, mesleki eğitim-sanayi iş birliği ile hemen her alanda Kayseri’deki eğitim kurumları önemli projelerde yer almaktadır. Kayserimiz 4 üniversitesi ve bir de Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne bağlı Kayseri Tıp Fakültesi ile mühendislikten tıp eğitimine kadar mesleki ve uygulama odaklı bir yükseköğretim anlayışı içerisinde önemli adım atmaya devam etmektedir. Özellikle 1978 yılında hayırseverlerimiz tarafından temelleri atılan ve halen hayırseverlerimizin değerli katkılarıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren Erciyes Üniversitemiz, Türkiye’nin önemli araştırma üniversitelerinden biri olarak 43 bini aşkın öğrencisiyle ülkemizin eğitim alanında lokomotif güçleri arasında yer almaktadır. Güçlü ülke Türkiye yolunda eğitim altyapımızın daha güçlenerek genç nesillerimizin örf ve adetlerine bağlı, alanında uzman, mesleklerinde başarılı, ülkesine ve milletine bağlı bireyler olarak yetişeceklerine inancımız tamdır. Kayseri Eğitim Sempozyumu’nun bilimsel alanında eğitim dünyasına ışık tutacağına inancımız tamdır. Değerli konuklar, ben özellikle bu programın gelişiminde emeği geçen, değerli katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, üniversitemiz ile Büyük Sanat Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleşecek olan bu programın hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Eğitim konusunda yapmaya çalıştıkları önemli şeyler olduğunu söyleyen AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Yapmaya çalıştığımız çok önemli şeyler var. Özellikle eğitim konusunda yapmamız gereken ne varsa akademik çalışmalarımızı önüne getirmek suretiyle somut adımlara dönüştürmek amacıyla; bilgi sahibi, tecrübe sahibi akademisyenler, bu konuda çalışanlar, tecrübesi olanlar, uzmanlar, yerli yabancı kimler varsa onlardan istifade etmek suretiyle bu konuda bir yere varmaya çalışıyoruz. İstanbul’da çeşitli çalışmalar yaptık. Şimdi de Kayseri’de bu çalışmada bir yenisini başlatıyoruz. Kayseri’de akademik potansiyel gerçekten en az ticaret kadar, en az endüstri kadar, sanayi kadar, diğer spor, sağlık alanlarında olduğu kadar bir potansiyeli söz konusu. Dolayısıyla bu potansiyeli buradan bizim hayata geçirmek, bu potansiyeli bir noktaya taşımak için de bu tür çalışmaların önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemlerde çok daha kapsamlı, çok daha değişik konularda bu akademik potansiyeli kullanmak için gayret göstereceğiz. Bu bir başlangıç diyebiliriz. Kayseri’deki üniversitelerimiz çok başarılı işler yaptılar. Mesela bu bizim Türkovac dediğimiz aşıyı burada biz Kayseri’de, üniversitemizde, hocalarımız gerçekleştirdiler ve bunu hizmete sundular. Fakat maalesef iletişimdeki bazı sıkıntılardan dolayı bunu tam olarak anlatamadık. Diğer taraftan hala şu anda kök hücre başta olmak üzere bu konularda gen, genom konularında üniversitelerimiz çok başarılı işler yaptı, yapmaya da devam ediyor. Diğer konularda, her alanlarda da Kayseri’deki üniversitelerimiz; Erciyes Üniversitemiz, diğer üniversitelerimiz, buradaki üniversitelerimizle ciddi, önemli çalışmalar yaptılar, yapmayı sürdürüyorlar. Fakat bizim meselemiz bunu olabildiğince ulusal çapta, Türkiye çapında bazı şeyleri gündeme getirmek. Bazı şeyleri ortaya koymak ve bunların da ülkemizin, toplumumuz yararına sağlamak" ifadelerini kullandı. "İstikrar için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" Akar; gücün, bekanın ve refahın istikrarı için eğitimin olmazsa olmaz olduğunu söyleyerek, "Şimdi hepimizin malumu olduğu üzere hiçbir sistemi diğer sistemlerden soyutlayamayız. Öncelikle hangi dünyada yaşadığımızı görmemiz lazım. Dünya gerçekten almış başını gidiyor. Etrafımızda, bölgemizde, dünyada çok ciddi gerilimler ve çatışmaya dönen gerilimler söz konusu. Bu konuda birliğimiz, beraberliğimiz, gücümüz, kuvvetimiz Türkiye olarak çok önemli. Güçlü olmamız lazım. Niçin? Devletimizin bekası için. Niçin? Milletimizin, 86 milyonun refahı için. Fakat şunu görüyoruz bunların hepsinin başında da bunlardaki istikrarı sağlayabilmek için eğitim olmazsa olmazını görüyoruz. Çünkü eğer biz vatandaşımıza ilk günden itibaren kırmızıda durup, yeşilde geçmeyi öğretemezsek daha sonra alacağımız tedbirlerle herkes dağıldıktan sonra çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldık, kalıyoruz. Bunun için eğitimle alakalı yapılmakta olan çalışmaların daha da güçlenmesi, daha da gelişmesi, daha da etkin hale gelmesi için ne yapılması gerekirse bunları inşallah yapar ve gayret ederiz. Eğitim ayrı şey, öğretim ayrı şey. Birbirini tamamlıyor, birbirine bitişik. Fakat eğitim dediğimiz şeyde anlatmaya çalıştığımız insandan bahsediyoruz, insanın davranışlarından bahsediyoruz, bunun gelişmesinden bahsediyoruz. Yapay zekaya bizim çok iyi çalışmamız lazım. Sanayi devrimini atladık bizim tarihimizde öyle bir sıkıntımız var. Dolayısıyla şimdi geldiğimiz noktada bu yapay zekanın robot gibi yazılım konularında, eğitim konusunda da baştan itibaren yapabileceğimiz ne varsa bunları yapıp çağı yakalamamız lazım. Bizim artık bilgi üretmeye başlamamız lazım. Bizim aldığımız ithal bilgiler üzerine değil kendi ürettiğimiz bilgilerle hayatımızı tanzim etmemiz lazım. Hayatımızın şekillenmesine katkı sağlamamız lazım" dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, "Anadolu’nun tam ortasında Türkiye için sürekli katma değer üreten bir şehirde eğitimle ilgili Türkiye eğitiminde yeni modellerin konuşulacağı bir programa ev sahipliği yapmaktan dolayı şehir olarak çok mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Büyük Sanat Vakfı ve Erciyes Üniversitesi iş birliğinde üniversitelerin akademisyenlerin de aramızda olması, iş birliğinde olması bizim için çok kıymetli. Burada konuşulacak konuların şehrimizin geleceğine ve ülkemizin geleceğine ışık tutacağını düşünüyor, her birinize hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından program sempozyum oturumları ile devam etti.
Eskişehir Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: "Kültür Yolu Festivali, Eskişehir esnafına can suyu olacak" Eskişehir’de Kültür Yolu Festivali’nin açılışına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, etkinliklerin yerel esnafa can suyu olacağını belirterek, "Eskişehir mutfağı en özel başlıklarımızdan biri. Burada 33 ’Lezzet Noktası’ belirledik" dedi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Eskişehir ayağı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla başladı. Festivalin açılış töreni, şehrin kültürel yerlerinden biri olan Odunpazarı Modern Müzesi’nde (OMM) gerçekleştirildi. "Eskişehir dördüncü durağımız" Festivalin kapsamına ve geçmişine değinen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Eskişehir, Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne bu yıl Aydın, Mersin, Sakarya, Ordu ve Kahramanmaraş ile birlikte dahil olmuş bulunuyor. 9 gün boyunca, şehrimizde belirlediğimiz 11 farklı noktada ve 59 farklı başlıkta tam 177 etkinlik gerçekleştireceğiz. Ailecek, kültür ve sanat adına aradığınız her şeyi bulabileceğiniz dolu dolu bir festival siz sevgili Eskişehirlileri bekliyor. Saygıdeğer Misafirler, 6’ncı yılımızdayız. Büyük düşünerek, sebeplerini masaya yatırıp, gereklerini hesaplayıp, sonuçlarını, kazanımlarını öngörerek girdiğimiz bu yol bugün süresiyle, kapsamıyla, etkinlik, sanatçı ve katılımcı sayısıyla dünyanın en büyük festivaline; Türkiye’nin bir marka değerine dönüşmüştür" şeklinde konuştu. "Eskişehir mutfağı en özel başlıklarımızdan biri" Şehrin zengin mutfak kültürüne ve festival kapsamındaki ’Lezzet Noktası’ uygulamasına dikkat çeken Bakan Ersoy, "Türk mutfağının hakkını vermek için yoğun mesai harcıyoruz. TGA ile birlikte gastronomiyi Türkiye’nin turizm stratejisinin merkezine yerleştirmiş bulunuyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni de ’Lezzet Noktası’ uygulamasıyla bu anlamda çok güçlü bir vitrin olarak kullanıyoruz. Bu uygulama; şehirlerin gastronomi varlığını görünür kılan, yerel işletmeleri destekleyen ve festivalimize katılanları şehirlerimizin kültürüyle buluşturan bir destinasyon geliştirme modelidir. Temelleri Anadolu’nun buğday kültüründe şekillenen; Kırım Tatar, Balkanlar ve Kafkas gelenekleriyle hemdem olup zenginleşen Eskişehir mutfağı festivalimizin en özel başlıklarından biri konumunda. Cevizli haşhaş ekmeği, haşhaşlı çörekler, çibörek, balaban köfte gibi özel lezzetler bu kültürel harmanın damaklarımızda iz bırakan eşsiz sonuçlarıdır. Misafirlerimizin de bu harika sonuçların tadına varmalarını sağlayacağız. Eskişehir’de; şefler, gastronomi profesyonelleri, akademisyen ve sektör temsilcilerinden oluşan danışma kurulları ile birlikte 33 ’Lezzet Noktası’ belirledik. Değindiğim geleneksel lezzetleri, met ve nuga helvası ile taş fırın ürünlerini, boza, turşu ve farklı fermente tatları ve elbette ülkemizin ve uluslararası mutfakların farklı lezzetlerini kapsayan bir gastronomi rotası ziyaretçilerimizi bekliyor. Ayrıca ev sahibi olarak Sayın Şef Deniz Ahmet Köse, gastronomimizin değerli isimlerini misafir ederek birlikte festivalimizi deneyimleyecek ve tanıtım faaliyetlerinde bulunacaklar" ifadelerini kullandı. "Festivaller yerel ekonomiyi doğrudan hareketlendiriyor" Kültür sanat etkinliklerinin esnafa ve şehir ekonomisine sağladığı katkılara değinen Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık görüyoruz ki festivaller sadece konser salonlarını, sergileri ya da meydanları değil; şehrin sokaklarını, esnafını, restoranlarını ve yerel ekonomisini de doğrudan hareketlendiriyor. Daha önceki şehirlerimizde Lezzet Noktalarında yer alan işletmelerimizden çok güzel geri dönüşler aldık. Esnaflarımız, festival döneminde normalde bir haftada yakaladıkları yoğunluğu bir günde yaşadıklarını ifade etti. Bu tablo bizler için son derece kıymetli. Üstelik Lezzet Noktaları yalnızca festival süresiyle sınırlı kalmıyor. Belirlenen bu gastronomi durakları festival sonrasında da yıl boyunca dijital platformlar üzerinden ziyaretçilere rehberlik edecek şekilde konumlandırılıyor. Böylece Eskişehir’in kendine özgü mutfak kültürü ve yerel lezzetleri yıl boyunca görünür olmaya devam edecek; şehrimizin gastronomi hafızası çok daha geniş kitlelere ulaşacaktır. İşte Türkiye Kültür Yolu Festivali bütün bu unsurları, değer, etkinlik ve uygulamaları bir araya getirdiğinde şehirlerimizin etkin şekilde tanıtımına, iç turizmde ciddi bir hareketliliğe, esnafımıza ve dolayısıyla yerel ekonomiye doğrudan pozitif etki sunmaktadır. Bu etki her yıl artmaktadır." "Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni şehrimizde ağırlamanın gururunu yaşıyoruz" Açılışta konuşan Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, "Eskişehir yalnızca Türkiye’nin değil tüm Türk dünyasının ortak kültürel havzasında ne denli özel bir yere sahip olduğunun resmi bir ifadesidir. Bu ruhla bugün burada Türkiye’nin ve dünyanın en kapsamlı kültür sanat organizasyonlarından bir olan Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni şehrimizde ağırlamanın haklı gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Eskişehir’imize teşrifleriyle bizleri onurlandıran Sayın Bakanımıza şahsım ve tüm hemşerilerim adına şükranlarımı sunuyorum" diye belirtti. Programa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Eskişehir Milletvekilleri, Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve İdris Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak ile diğer protokol mensupları katıldı. Bakan Ersoy, müzedeki programının ardından Eskişehir Valiliği’ni ziyaret edecek. Burada kentteki yatırımların ve projelerin ele alınacağı İl Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirilecek. Toplanın ardından Ersoy, AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı’nda partililerle bir araya gelecek.