POLİTİKA - 28 Aralık 2021 Salı 14:02

İçişleri Bakanı Soylu: '2019 yılında 20 tondu, bu yıl toplam 22 tona çıkardık'

A
A
A
İçişleri Bakanı Soylu: '2019 yılında 20 tondu, bu yıl toplam 22 tona çıkardık'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bursa’da muhtarlarla bir araya geldi. Soylu, Cumhuriyet tarihinin uyuşturucu yakalama rekorunu egale ettiklerini ifade ederek, “2019 yılında 20 tondu, bu yıl toplam 22 tona çıkardık. Bunun 20,5 tonunu güvenlik güçler, 1,5 tonunu da gümrük muhafaza ekiplerimizin yakaladı” dedi.

İşçileri Bakanı Süleyman Soylu, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Türkiye Muhtarlarla El Ele” konulu toplantıya katıldı. Burada muhtarlara hitap eden Soylu, uyuşturucu ve terörle mücadeleden, göç sorununa kadar birçok konuyu ele aldı.

“Sizler farklı siyasi görüşlerde olabilirsiniz, bu da çok doğaldır. Her birinizi seçen insanlar da böyledir. Size oy verenler de farklı siyasi görüşleri, inançları, etnik kökenleri olabilir. Buradaki topluluk tüm çeşitlilikleri barındırdığı için Türkiye tablosudur” diyerek konuşmasına başlayan Soylu, “Her birinize oy verenler temel beklenti ile oy kullandı. Mahallemize güzel bakılsın, eksiklikler takip edilsin diye sizlere oy verdiler. Farklılıkları korumanın yanı sıra belli zeminlerde buluşmak ülke menfaatini ilgilendiren temel değerler üzerinde aklıselimin, ahlakın, anne-babalarımızın, öğretmenlerimizin, camideki imamların öğrettikleri temeller üzerinde buluşabilmeliyiz” dedi.

50 bin 340 muhtarımız idari olarak İçişleri Bakanlığı’na bağlı olduğunu hatırlatan Soylu, “Bu muhtarlarımızın tamamı eğer bize taleplerini iletemezse, aramıza bizler filtreler, perdeler koyarsak, biz muhtar bilgi sistemini devreye alamazdık. Bugüne kadar sisteme işlenen 125 bin talebin 109 binini olumlu sonuçlandırıp 16 binini hala takip ediyor olabilir miydik? Bugün daha önce muhtarlıklarımız ilgili özlük, silah ruhsat harcı, SGK primi gibi adımlarımızın üzerine izin haklarından tutun pek çok adımı içeren yeni bir öneri üzerinde hep beraber çalışamazdık. Biz ne yaptıysak birlikte yapıyoruz. Bize oy verenlerin, bize seçenlerin, bize sorumluluk verenlerin o güvenlerini temin etmek için görevlerimizi sürdürüyoruz. Biz noktaya gelebildiysek, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonla farklılıklarımızı kendimize bir filtre yapmadığımız için temel değerler üzerinde tartışmadığımız, birbirimizi dinleyebildiğimiz için yapabildik” diye konuştu.

Soylu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ancak bugün muhtarlıklarda başarabildiğimiz bu hali, elbette ülkenin diğer meselelerine yaymak istediğimizde anlaşılmaz bir tutuculukla karşı karşıya kaldığımızı üzülerek paylaşmak isterim. Asayişin teminin de bile, terörle, uyuşturucu ile mücadelede bile buna gönlü yatmayan, aklı yatmayan siyasi hırsların cazibesinden sıyrılıp bu ülkenin değerleri ile buluşamayan, batıyı kendisine tapınak belirlemiş, batıdan gelen her şeyi baş üstüne koymuş, özgüvensiz anlayışlarla bu ülkede sizlerde bizler de dönem dönem karşı karşıya kalıyoruz. Bakın sizler muhtarsınız, hanginiz çarşı ve mahalle bekçilerinden rahatsız oldunuz? Tam tersi, Türkiye’de adım adım muhtarlar toplantıları yapıyoruz. İstanbul’dan Ankara’ya, Adana’dan Diyarbakır’a kadar. Biraz sonra burada güvenlik toplantısı yapacağız. Bizim buradaki içinde bulunduğumuz toplantı gibi olmayacak. Bazen 3 bazen 4 saat süren ve sürekli olan muhtar ve mahallelerin her meselesini masaya yatırdığımız, her bir arkadaşımızın notlarını aldığı, bürokratların takip ettiği toplantılardır. Bir araya gelip fotoğraf verdiğimiz aman ne güzelmiş, hayırlı olsun dediğimiz toplantılar değildir. Asayiş meselelerinden elektrik lambasının yanıp yanmamasına kadar, sağlık ocağındaki eksiklikten bir spor sahasındaki ihtiyaca kadar her şeyi bakanlarımızla telefon açıp konuştuğumuz ve çözüm aradığımız bir süreci ortaya koyuyoruz. Bana hiçbir muhtarımızın çarşı ve mahalle bekçimizden rahatsızız demedi. 30 bin bekçi geceleyin kendimizi emanet ettiğimiz, her çaldığı düdüklerinde bizim rahat ettiğimiz çarşı ve mahalle bekçilerinin itibarını zedelemek için siyaset yapanları gördükçe ben üzülüyorum. Demek ki toplumla aralarında bir mesafe oluşmuş. Bizim gittiğimiz toplantılarda çarşı ve mahalle bekçilerine daha ihtiyaç olduğu yönünde talepler bana iletiliyor”

2017’den bu güne kadar evden hırsızlık olaylarının günlük ortalaması yüzde 47 oranında azaldığını kaydeden Soylu, “Bu sayı 284’ten 151’e düştü. Kötü mü oldu? Hep beraber faydasını gördük. Yüzde 30’lardan yüzde 60’lara olayların çözülme oranına çıktı. Olayları aydınlatma neredeyse 2 kat arttı. Peki bu kötü bir şey mi? Birlikte narkotik suçlarıyla uğraşıyoruz, metruk binalarla, annesine babasına kötü davranan uyuşturucu kullanıcısıyla, muhtarlarımızla beraber uğraşıyoruz. Mahallemizin şurasına aydınlatma lazım denince de kaymakamlığımıza, belediye başkanımıza, valimize, elektrik idaresine iletiyoruz ve sorunu ortaya koyuyoruz. Biz sizlerle mesai arkadaşıyız. Bizim de sizin de bir yönetim alanı var. Dünyanın en büyük krizi ile karşı karşıya kaldık. Pandemi krizinde bu iş bana yazılmış değil, ben bu işten sarfınazar ederim biraz kaçak yaparım mı dediniz yoksa tüm yöneticiler ve STK’larla taşın altına elinizi mi koydunuz? Şimdi bana büyükşehirler oldu, muhtarlara ne gerek varmış diyenler geriye 2-3 yıla baksınlar da anlasınlar” şeklinde konuştu.

İçişleri Bakanı Soylu: '2019 yılında 20 tondu, bu yıl toplam 22 tona çıkardık'

“Biraz önce bahsettiğim bu tavırları uyuşturucu ile mücadele eden birimlerimize de gösterdiler. Şunu söylemek isterim dünyada yakalanan tüm eroinin yüzde 21’inin bu ülkenin polisi, bu ülkenin askeri, jandarması, sahil güvenliği, gümrük muhafaza birimleri yakalamaktadır. İfade edeyim bu yıl cumhuriyet tarihinin eroin yakalamaktaki rekorunu egale ettik. 2019 yılında 20 tondu, bu yıl toplam 22 tona çıkardık. Bunun 20,5 tonunu güvenlik güçler, 1,5 tonunu da gümrük muhafaza ekiplerimizin yakaladı. Bütün bu mücadele hep birlikte sürdürülmektedir” diyerek sözlerini sürdüren Soylu, “Türkiye’de yaklaşık 2017 yılında uyuşturucuya bağlı ölümlerden, adli tıp rakamlarına göre 941’di. Biz 2020 yılını 314’le tamamladık. Bu yıl daha az rakamla bitireceğiz. Bu el birliği ile olmalıdır. Bir taraftan meselenin arza yönelik mücadelesi, bir yandan talebi düşürmeye yönelik mücadelesi ve rehabilitasyon süreci ile birlikte mücadelenin hep birlikte içindeyiz. 28 Avrupa Birliği ülkesinde yakalanan ‘extacy’ tabletinden 2 kat fazlasını yine bu ülkenin güvenlik birimleri yakalamaktadır. Bunu biz mi üretiyoruz, hayır. Bunlar hepsi yurtdışından geliyorlar. Amerika Afganistan’ı işgal ettiğinde 15 bin ile 20 bin dekardı oradaki üretim. 200 bin dekara çıktı. Buradan bir siyaset ürettiler. Oradaki insanların hayatını kabusa çevirip göç etmesini temin etmediler. Aynı zamanda dünyaya uyuşturucu ihraç ettiler. Bunu Amerika’nın kendisi yaptı. Bunu bir politika olarak ortaya koydu ve bundan endişe etmedi. Derdi bu bölgeleri istikrarsızlaştırmak, ufka ve vizyona değil ayaklarının ucuna bakacak duruma getirmeyi hedeflediler. Büyük meseleler elbette ki sizin mahallelerin yaşam standartlarını etkiliyor. DEAŞ coğrafyamız için bir tehditti. Bunu söylüyorum ve devam edeceğim. Suriye’nin Rakka’sında bir tek mantar tabancası patlatmadan, PYD/PKK terör örgütü Rakka’dan DEAŞ’ı tasviye etti. Bunu Amerika’nın gücü ile yaptı. Peki bu insanlar nereye gitti? Onların yönlendirmesi ile iki yere gittiler. Biri Sina Çölleri, birisi de Afganistan’la Çin arasındaki vadiye. Sonra ne oldu? Amerika Afganistan’ı terk etti. Peki terk edince ne oldu? Orada Amerika’nın güdümündeki bazı komutanlar Rakka’dan getirdikleri DEAŞ’ı içerisinde yöneticilik yapmaya başladılar. Şimdi dünya bunu görüyor. Büyük bir oyun, büyük bir tezgah. Bazen demokrasinin içine sızdırılmış bir tezgah. Bazen barış ve kardeşlik içerisine istismar eden bir senaryo, bazen de bir şeyle mücadele ediyormuş gibi gösterilen bir senaryo ile karşı karşıyayız” dedi.

LGBT konusuna da değinen Bakan Soylu, “Ben muhtarlarımıza soruyorum. Mahallede hangi anne baba size Türkiye’de LGBT’nin gelişmesi için başvuruda bulundu? Bir anne baba LGBT bu ülkede yayılsın, bizim çocuklarımız bu işlerle daha çok ilgilensin diye bir kişi size başvurdu mu? Bu sevda nereden çıkıyor? Avrupa ve Amerika’dan çıkıyor. Çok basit, yurtdışında bu dernekler, vakıflar var. Büyükelçilikleri var. Biz nasıl ayakta duruyoruz? Uyuşturucu, terör, ekonomik olarak saldırıyorlar biz yine ayakta duruyoruz. Çünkü aile yapımız güçlü. Aile yapımızı sarsmaya, zemini oynak hale getirmek için her şeyi yapıyorlar. Ama başarılı olamıyorlar. Medeniyetimiz, müesseselerimiz, devletimiz güçlü ama en önemlisi milletimizin mayası güçlü. Yurtdışından bu derneklere yönelik ciddi bir fonlama var. Bunu dile getiriyoruz. Burada sorun olduğunu paylaşıyoruz ama bizi yine linç etmeye çalışıyorlar. Elin oğlu Türkiye’de bu meselelerin yaygınlaşması için neden para versin? Elin oğlu Amerika hala bir terör örgütü olan PYD/PKK neden desteklesin? Bana birisi bunu izah etsin. Bir Amerikalı vatandaş kendi ülkesinin bir terör örgütünü desteklemesini ister mi? Sadece para vermiyor. Silah, mühimmat, eğitim, destek, moral, strateji ve akıl veriyor. Sonra dünyaya çıkıp demokrasi ve hukuk üstünlüğü vaazı vermeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Bir muhalefet partisinin genel başkanının Amerika Büyükelçisi ile bir ayda 4 defa görüştüğüne de anlam veremediğini ifade eden Soylu, “Benim aklım ermiyor. Bir muhalefet genel başkanı Amerika Büyükelçisi ile 1 ayda 4 defa ne görüşür ve ne konuşur? Bana birisi bunu söylesin. Ben Türkiye vatandaşı olarak kendime izah edemiyorum. Görüştüğü zaman ‘Ya siz ayıp ediyorsunuz PYD/PKK destekliyorsunuz’ diyor mu? ‘Sizin ne işiniz var Türkiye’deki LGBT’cilerle’ diyor mu? ‘Siz Afganistan’dan uyuşturucu imalatı ile bütün coğrafyamızı uyuşturucu ile karşı karşıya bıraktı’ diyor mu dedi mi yani? Şapkayı öne alıp koymak lazım” diye konuştu.
Dünyada bir küreselleşmenin olduğunu belirten Soylu, “Temel derdimiz, bu küreselleşme dünyada yepyeni bir çığır açtı. Hepimiz Avrupa’daki yollar açılacak, her yere pasaportsuz girilecek. Sınırlar açılacak, çiçek, böcek kardeşlik her şey güzel olacak. Ne zaman 20’inci yüzyılının sonuna kadar. Geldik 21’inci yüzyılın başına. Vekalet savaşlarından Afganistan’dan, Suriye’ye kadar iki terör örgütü DEAŞ ve PYD/PKK Irak ve Suriye’nin devlet otoritesini altüst etti, yok etti. Şu an dünyanın dört temel sorunu var. Salgın ve göç sorunu. Birçok ülke bizim yaşadıklarımızın yüzde 1’ini yaşadıkları halde, hepsi sinmişler korkmuşlar. Göç sorunun Türkiye ve Yunanistan arasına sıkıştırmışlar, cingözlük yapmaya çalışıyorlar. Türkiye’de ile Suriye sınırı arasında sıkıştırmışlar, Türkiye ile İran sınırı arasına sıkıştırıp kendilerini oradan kurtarmaya çalışıyorlar. Aman biz ilgilenmeyelim diyorlar. Bir tane artist gönderirler Angelina Jolie bir fotoğraf verir. Onlar da otururlar, bu işlerle ne güzel ilgilendik derler. Ya kolları kopan çocuklar, annelerini babalarını kaybeden evlatlar, ya önümüzdeki 100 yıla tramva olarak yansıyacak nesiller, ya bu tramvaların yapacağı hal nasıl olacak?” dedi.

Suriye’de yapılanları da anlatan Bakan Soylu, “Bize kızdılar. İdlip’te briket ev yapıyorsunuz diye. Keyfimizden yapıyoruz sanki. Bütün STK’larla birlikte 50 bin üzerinde yaptığımız evler oradaki insanların asgari oturabilecekleri yer bulabilmeleri içindir. Yarın öbür gün çadırları bittiği zaman Türkiye’ye bir yolculuk başlatmamalarının temini için. Onları orda güvenli bir şekilde oturtabilmek için. Geçen pazar günü Çobanbey’de Suriye tarafındaydık. Bin 400’ün üzerinde sanayi sitesi yaptık. Kendi paramızla değil. Orayı önce huzura, güvene getirdik. Oranın meclisi ile ortak yer ayarlandı. Bir bölümü bitti, diğer bölümü haziranda bitecek tam 25 bin kişi çalışacak. Zaten orası Gaziantep ve Kilis’le iç içe. Buradan oraya insanlar gidecekler. Biz batı gibi Afrika’nın madenleri yüzünden orayı sömüren, ondan sonra posasını orada bırakıp bu insanlar ne yaparsa yapsınlar diyen bir millet değiliz. Biz gittik İdlip’te insanların sağlık, eğitim hizmetlerini alabilmeleri için ne gerekiyorsa yaptık. Bunu da gelecek nesillerimize gösterdik. Fırat Kalkanı bölgesinin yeniden ticaret merkezi haline gelmesini ve hayatın normalleşerek buradan oraya dönüşün sağlanması için adımlar attık. Bunların hangisini batı ülkeleri yaptı? Biz yaptık. Benimle dalga geçiyorlar. Şımarmadık diyorum, evet şımarmadık doğru. 3 bin dolardan 10 bin dolara geldik biz şımarmadık. Atamıza, anamıza sırtımızı dönmedik. Komşularımıza sırtımızı dönmedik. Camilerimize, İstiklal Marşımıza, Cumhuriyetimizi kuranlara kulaklarımızı tıkamadık” dedi.

Muhtarlar için Mekansal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) tamamladıklarını anlatan Soylu, “Ölü projeydi, inat ettik, ASELSAN’a ağa, baba dedik. Onlarda bu projeyi bitirdiler. Bizde borcumuzu onlara yavaş yavaş ödüyoruz. Ama işimizi yaptık. Bunları şimdi belediye ve muhtarlarımıza açıyoruz. Tüm kamu kuruluşlarına açıyoruz. Kurumların entegrasyonunu oraya getiriyoruz. Kişisel Veriler Kanunu’nun bize elverdiği ölçüler dahilinde muhtarlarımıza açacağız. Muhtarlarımız mahallelerinde göçmenlerin tamamını görecekler. Orada yaşayanları, taşıyanları görebilecekler. Gün geçtikçe sistem geliştikçe açmaya devam edeceğiz. Nüfus Matik dediğimiz bir memur kadar görevini yapacak mekanizma kurduk. Nüfus idaresine gelmeden yapılması gereken işlerden bir tanesi mahallede, yerinde halledilsin. Burada dijitalleşmenin bize sağladığı avantajları kullanacağız” şeklinde konuştu.

Sosyal medyanın da dünyada önemli bir mesele haline geldiğini ifade eden Soylu, “Göçün sebebi biz olmadığımız gibi, facebook ve twitter’inde sahibi biz miyiz? Her türlü suç orada işlensin, her kişinin orada mahremiyetine girilsin, her türlü hakaret yapılsın. Dünya bununla ilgili ne yapıyor? Dünya salgınla ilgili bize çözüm üretti mi? Dünya Sağlık Örgütü bir çözüm üretmeyi bırak birbirlerinin maskelerini çaldılar. Birbirlerine aşı vermediler. Aşıyı stratejik güç olarak kullandılar. ‘18 Mart’ta Avrupa Birliği mutabakat imzaladı. Dedi ki, ‘Biz göçün kaynağında engellenmesi için adım atacağız’. Bir tek adım atmadı. Tamamı yalan üzerine oturmuş, vizyonsuz bir liderler manzumesinin yapamadıklarını gördüğümüz yıllar geçirdik, geçiriyoruz. İnsanları ölüme terk ettiler. Ege Deniz’inde botları batırdılar. İnsanları soydular. Bunlardan bir tanesini Türkiye yapmış olsaydı, bizi dünya mahkemelerinde yargılarlardı. Kendilerinin dokunulmazlıkları var. 21. yüzyıl onların dokunulmazlıklarını aldı” diye konuştu.

Samet Doğru - Uğur Uslubaş
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dışişleri Bakanı Fidan, Üç Deniz Girişimi Zirvesi için Hırvatistan’a gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’da düzenlenecek Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılacak. Türkiye, "Stratejik Ortak" sıfatıyla ilk kez zirvede yer alacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’ın ev sahipliğinde 28-29 Nisan tarihlerinde Dubrovnik’te düzenlenecek Üç Deniz Girişimi (ÜDG) 11. Zirvesi’ne katılmak üzere 28 Nisan’da ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, zirveye Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılım sağlayacak. Türkiye ilk kez "Stratejik Ortak" sıfatıyla katılacak Zirve, Türkiye’nin 28-29 Nisan 2025’te Varşova’da düzenlenen ÜDG Zirvesi’nde "Stratejik Ortak" olarak kabul edilmesinin ardından bu sıfatla katılım sağlayacağı ilk toplantı olması bakımından önem taşıyor. Bakan Fidan’ın zirvede yapacağı konuşmada, günümüzde bağlantısallığın yalnızca fiziksel altyapıyla sınırlı olmadığına dikkat çekmesi bekleniyor. Bu kapsamda bağlantısallığın; ulaşım, enerji, dijital ağlar, finans ve yönetişim alanlarını kapsayan çok boyutlu bir yapıya dönüştüğünü vurgulayacağı ifade ediliyor. Tedarik zincirleri ve enerji hatlarında çeşitlilik vurgusu Bakan Fidan’ın, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların ekonomi ve arz güvenliği üzerindeki etkilerine işaret ederek, tedarik zincirleri ile enerji hatlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çekmesi öngörülüyor. Türkiye iş birliğini derinleştirmeye hazır mesajı Türkiye’nin ÜDG’yi bölgesel sahiplenmeyi güçlendiren kapsayıcı bir platform olarak gördüğünü dile getirmesi beklenen Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin jeostratejik konumu sayesinde girişime "Stratejik Ortak" olarak katkı sunmaya ve iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ifade etmesi bekleniyor. Türkiye-AB ilişkileri için "yeni anlatı" mesajı Fidan’ın ayrıca, günümüzün karmaşık ve birbiriyle bağlantılı sınamaları karşısında Türkiye-AB ilişkilerinde somut ilerleme sağlayacak yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurgulaması ve bağlantısallık gündeminin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu belirtmesi öngörülüyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu vurgusu Konuşmada, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin küresel ticarete sunduğu fırsatlara değinilmesi, Türkiye’nin bağlantısallık koridorlarını rekabet unsuru olarak değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak değerlendirdiğini ifade etmesi bekleniyor.
İstanbul Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan: "2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Son 5 yılda kadın istihdamında kaydedilen artış, Türkiye’yi OECD üyeleri arasında en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri haline getirmiştir. 2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 6. Beceriler Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla başladı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirvede açılış konuşmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, " OECD tarafından 2016’da Norveç’te başlatılan Beceriler Zirvesi’nin altıncısına; Portekiz, Slovenya, Kolombiya ve Belçika’nın ardından Türkiye olarak biz ev sahipliği yapıyoruz. Ülkemizin beceri politikalarında karşılıklı öğrenme ve deneyim paylaşımını merkeze alan güçlü bir vizyonu bulunmaktadır. Geleceğimizi belirleyen, yetiştirdiğimiz insan kaynağı ve ona kazandırdığımız becerilerdir. Bugün burada, her yaştan insanın potansiyelini hayata geçirebildiği, fırsatların kuşaklar arasında adil biçimde paylaşıldığı ve kimsenin geride kalmadığı bir geleceği birlikte inşa etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı tarihi seviyelere ulaşacaktır" Bakan Işıkhan, önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranının tarihi seviyelere ulaşacağını söyleyerek, " Dünyamız; yaşlanan nüfus, dijital ve yeşil dönüşümün iç içe geçtiği derin bir değişim sürecinden geçmektedir. Önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı tarihi seviyelere ulaşacaktır. Bu durum; iş gücü piyasalarını, beceri politikalarını, sosyal koruma sistemlerini, kamu maliyesini ve toplumsal dayanışmanın temellerini doğrudan etkileyen küresel ölçekte bir kırılma noktası olacaktır. Bu dönüşüm yeni fırsatlar sunmakla birlikte, bu fırsatlardan kimlerin nasıl yararlanacağı, büyük ölçüde toplumların bu sürece ne kadar hazırlıklı olduklarına bağlı kalacaktır. Bu nedenle dijital ve yeşil dönüşümle birlikte beceri dönüşümünü de içeren bütüncül bir yaklaşımı benimsemeliyiz. Özetle, bu üçüz dönüşümü birlikte yönetmek zorundayız" şeklinde konuştu. "Ahilik geleneği, asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olmuştur" Ahilik geleneğinin asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olduğuna değinen Bakan Işıkhan, " Türkiye olarak bu konuda fazlasıyla tarihi tecrübemiz bulunmaktadır. 13. yüzyılda Anadolu’da doğan ve mesleki yetkinliği ahlaki sorumlulukla harmanlayan Ahilik geleneği, asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olmuştur. Bu köklü gelenek; usta-çırak ilişkisi üzerinden sağlam temeller kurmayı, değişen ihtiyaçlara göre kendini yenileyerek uyum kapasitesini canlı tutmayı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiyle sürdürülebilir bir beceri mirası oluşturmayı esas almıştır. Günümüzde Ahilikten yapay zekaya uzanan dönüşüm sürecinde temel mesele, yalnızca becerilerin nasıl geliştirileceği değil; bu becerilerin güven, adalet ve sorumluluk ilkeleri temelinde nasıl şekilleneceğidir. Türkiye’nin beceri ekosistemi, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ehil ellerde, geçmişin tecrübesiyle geleceğin ihtiyaçlarını buluşturan bir anlayış üzerine yükselmektedir" ifadelerini kullandı. "3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon gencimizi istihdama ve üretime kazandırmayı hedefliyoruz" Bakan Işıkhan, 3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon genci istihdama ve üretime kazandırmayı hedeflediklerini belirterek, " Bu kapsamda Ulusal İstihdam Stratejimiz yoluyla OECD ile uyumlu ve beceri temelli bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu çerçevede demografik fırsat penceremizi en iyi şekilde değerlendirmek ve özellikle kadın ve genç istihdamını artırmak için çaba sarf ediyoruz. Son 5 yılda kadın istihdamında kaydedilen artış, Türkiye’yi OECD üyeleri arasında en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri haline getirmiştir. Bu ilerlemede önemli katkılar sağlayan ve iki yıl önce başlattığımız İş Pozitif programı ile eğitim, istihdam ve destek mekanizmalarını entegre ederek, 2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık. Bu projeyle teşvikler, mesleki eğitim ve bakım destekleriyle istihdamda kalıcılığı hedefledik. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, zatıalinizin liderliğinde Ocak ayında hayata geçirdiğiniz Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı ile gençlerimizin nitelikli istihdama daha erken ve daha hızlı katılımını artırmayı hedefliyoruz. Bu süreci; İŞKUR’un dijitalleşme adımları, açık iş haritası, aday havuz sistemi ve yapay zeka eşleştirme altyapısıyla güçlendiriyoruz. Beceri envanteri yaklaşımı ve meslek standartları, beceri odaklı proaktif ve teknoloji temelli bir istihdam ekosistemi kurarak, 3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon gencimizi istihdama ve üretime kazandırmayı hedefliyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, kıymetli misafirler; artık şunu çok net biliyoruz: Gelecek, kaynakları en fazla olanların değil, insanına en doğru becerileri kazandıranların olacaktır" dedi.
Balıkesir Şüheda Park ve dönel kavşak için geri sayım başladı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından halkçı belediyecilik anlayışıyla yapımına başlanan Şüheda Parkı’nda sona gelindi. Kuvayı Milliye Mahallesi’nde yıllardır yapılması planlanan ancak hayata geçirilmeyen çalışma, mahallenin çehresini de değiştirecek. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin yoğun çabalarıyla hayata geçirilmeye hazırlanan Şüheda Parkı ve çevre düzenlemelerinde geri sayım başladı. Yalnızca park yapımıyla değil peyzaj düzenleme projesiyle de mahalle sakinlerinin sosyal yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen park çalışmasında sıcak asfalt dökümü ve kontrolsüz kavşak düzenlemesi de gerçekleştiriliyor. Kontrolsüz kavşak yerini dönel kavşağa bıraktı Yaklaşık 10 dekarlık alana inşa edilecek olan parkta; 245 m genişliğinde bir çocuk oyun alanı, 360 metre uzunluğunda bir yürüyüş parkuru, spor alanı, çok amaçlı spor sahası, Kıbrıs Barış Harekâtı Anıtı ve tören alanının yanı sıra; 4.500 m yeşil alan ile doğal peyzaj dokusu korunarak mahalleye nefes aldıran bir açık alan oluşturulması hedefleniyor. Yapılacak olan düzenlemeler dışında mahalle sakinlerinin daha rahat ve konforlu bir alana sahip olması amaçlandığından Şüheda Parkı önü bölgesinde bulunan kontrolsüz kavşakta da önemli bir düzenleme çalışması hayata geçirildi. Önceki yapısıyla sürücüler ve yayalar açısından güvenlik riski oluşturan, trafik akışını olumsuz etkileyen ve zaman zaman düzensiz geçişlere neden olan bu alan, modern şehircilik anlayışı çerçevesinde yeniden ele alınarak dönel kavşak olarak tasarlanarak kısa sürede kullanıma açıldı. Aynı zamanda kavşak çevresine sıcak asfaltlama yapılarak mahallenin ulaşım ağı güçlendirildi. Bu düzenlemeler ile Kuvayı Milliye Mahallesi’nde, sürdürülebilir kent estetiğinin zarafetini yansıtan bir yaşam mekânı hayata geçirilmiş olacak. Doğal hayatın yeşiliyle modern çizgilerin buluşacağı Şüheda Park böylece sosyal yaşamın yeni buluşma noktası haline getirilecek. ‘Bütün çalışmalarımızı Büyükşehir yapıyor’ Çalışmaları yerinde inceleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Karesi ilçemizde Şüheda Parkımızı tamamlamak üzereyiz. Hem onu görmeye geldik hem de Balıkesir Büyükşehir Belediyemizin kendi asfalt plentinden çıkan asfaltımız, kendi makinelerimiz ve kendi öz kaynaklarımızla asfaltlama işlemlerimiz tüm Balıkesir’in 20 ilçesinde başlamıştır. Burada olduğu gibi ihtiyaç bulunan her noktada vatandaşlarımızın modern şartlarda ulaşımını sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bütün bu çalışmaları yol dairemizle birlikte yapıyoruz. Yani biz kendimiz yapıyoruz. İhaleye çıkmıyoruz. Bütün yapılan çalışmaları Büyükşehir’imizin kendi bünyesinde yapıyoruz. Bizim işimiz halka hizmet. Ve halka hizmet, Hakk’a hizmettir. O anlayışıyla Balıkesir’imin 20 ilçesinde hem yol çalışmalarımız hem altyapı çalışmalarımız hem kanalizasyon çalışmalarımız, tüm çalışmalarımızı yapıyoruz" ifadelerini kullandı.