EĞİTİM - 09 Nisan 2021 Cuma 09:51

İl Milli Eğitim Müdürü Yazıcı’dan İstanbul’da 'yüz yüze eğitim' açıklaması

A
A
A
İl Milli Eğitim Müdürü Yazıcı’dan İstanbul’da 'yüz yüze eğitim' açıklaması

Megakentte artan vaka sayıları sonrası yüz yüze eğitime ara verilebileceği iddialarına İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı yanıt verdi. Yazıcı, “İstanbul’da süreç kontrollü bir şekilde devam ediyor. Yeni bir karar almamız gerektiğini gösteren herhangi bir veri şu an ulaşmadı. Süreci hep birlikte hassasiyetle izliyoruz. Okulları kapatmak en son çare olarak düşünülmeli, çünkü çocuklarımızın okuldan kopmaları belki onaramayacağımız birçok problemlere de neden olabilir” dedi.

Korona virüs risk haritasında çok sayıda ilin renginin kırmızı olması bazı illerde yüz yüze eğitimin de online eğitime dönmesine neden oldu. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da dün yaptığı açıklamada 25 Nisan’daki bursluluk sınavı ve adaylık kaldırma sınavını ertelediklerini açıkladı. Vaka sayılarının artış gösterdiği İstanbul’da da belirli kademelerde yüz yüze eğitim verilirken bir yandan online eğitim de devam ediyor.

Megakentteki vaka sayılarındaki yükseliş İstanbul’da da yüz yüze eğitimin sona erebileceği ihtimalini gündeme getirirken, iddialara İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı yanıt verdi. Yazıcı, önceliklerinin öğrencilerin sağlığı olduğunu ifade ederken, henüz yüz yüze eğitime ara verilmesine ilişkin bir karar alınmadığını belirtti. Yazıcı, herhangi bir okulda pozitif vaka, pozitif olabileceği düşünülen personel ya da öğrencilere yönelik sürecin nasıl işlediğini anlattı.

“İstanbul’da süreç kontrollü bir şekilde devam ediyor”

İstanbul’da yüz yüze eğitime ilişkin açıklamalarda bulunan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, “Seyrek nüfuslu yerlerdeki bütün okullarımız açık Türkiye genelinde böyle. Ortaokullarımızda beşinci, altıncı ve yedinci sınıflarımız uzaktan eğitime devam ederken sekizinci sınıflarımız yüz yüze eğitime devam ediyor. Aynı şekilde anaokullarımız bünyelerindeki okulların eğitim öğretim şekline uygun olarak devam ediyor. İlkokullarımız 1,2,3,4’üncü sınıflarımız açık haftada iki gün. Derslerimiz 30 dakika, on dakika arayla devam ediyor. 12’nci sınıflarımız yine 16 saat ile 24 saat aralığında eğitim öğretime devam ediyor. Genel olarak toplumda karşılaşabildiğimiz sorunlar nispi olarak tabi ki okullarımızda da yaşanabiliyor. Alınan önlemlerle, korunaklı sistemlerle okullar daha özel bir çevre. Bu bağlamda genel olarak İstanbul’da öğrencilerimiz okullarımıza devam ediyor. Bu oran yüzde 80 civarında. Eğer ailelerimiz isterse çocuklarımızı okullara göndermeyebiliyor, uzaktan eğitime katılıyorlar. Genel çerçevede İstanbul’da süreç kontrollü bir şekilde devam ediyor” dedi.

“Maske, mesafe ve temizliğin koruncağı şekilde önlemler alındı"

Okullarda temizlik çalışmalarına ilişkin bilgi veren Yazıcı, “Okullarımız meslek okullarının ürettiği mekan temizliğinde kullanılacak malzemelerle düzenli olarak temizleniyor. Bir yandan okul içerisindeki tüm personelimizin bu alandaki eğitimleri tamamlanmıştı. Maske, mesafe ve temizliğin koruncağı şekilde önlemler alındı. Sınıflarımızda belirli bir mesafeyi koruyabilmek için öğrencilerimizi bölümleyerek eğitim öğretimlerini sürdürüyoruz. İhtiyaç duyulması halinde dağıtılmak üzere tüm okullarımızda maskeler var. Okulda, bahçedeyken koridorda ve diğer alanlardayken de çocuklar, öğretmenlerimizin gözetimi içinde. Çocuklarımızın kendi içinde yakınlıkları, sorun olabileceğini düşündüğümüz durumları olabiliyordur ama maskeyi muhafaza etmesiyle de elimine edilebileceğini de düşünüyorum. Velilerimiz de çok destek oluyorlar. Umarım okullarımızı hiçbir zaman kapatmak zorunda kalmadan eğitimden taviz vermeden, çocuklarımızın okullarda olmalarını temin edebiliriz hep beraber" diye konuştu.

"Karar almamız gerektiğini gösteren herhangi bir veri şu an itibariyle ulaşmadı"

Salgın sürecinde meslek liselerinin ürettikleri ürünlerle sağladıkları katkı ve İstanbul'da yüz yüze eğitime ilişkin konuşan Yazıcı, "Meslek okulları hızla maske üretmeye başladılar. Meslek okulları hayatın ihtiyacı neyse salgın koşulları içinde onların üretim okulları oldu. Bu meslek okullarına kara gün dostu olma imkanı verdi. Tabi çok önemli fedakarlıklar var. İnşallah kalan süreyi de en iyi şekilde yürütüp bir an önce selamete çıkarız. İstanbul’da Valiliğimizin İl Hıfzıssıhha Kurulu aracılığıyla bütün veriler değerlendiriliyor. Hastanelerdeki doluluk oranları, bulaş sayıları, mevcut olan alınması gereken önlemlerin aciliyeti ve okullardan elde edilen veriler bunların hepsi bir bütün olarak değerlendiriliyor. Şu an itibariyle okullarla ilgili yeni bir karar almamız gerektiğini gösteren herhangi bir veri şu an itibariyle ulaşmadı. Ama süreci hep birlikte hassasiyetle izliyoruz. Eğitim vazgeçilmez bir değer, çocuklar için okulda olmak çok hayati ama bir yandan da tabi sağlıkları en öncelik" şeklinde konuştu.

"Okulları kapatmak en son çare olarak düşünülmeli"

Okullarda olası bir vaka durumunda nasıl hareket edildiğine yönelik konuşan Yazıcı, "Uzaktan eğitim içerisinde EBA çok önemli bir değer, velilerin EBA’nın çok daha etkin kullanılmasını sağlamaları bence çok önemli. Her okulumuzda bir tane izolasyon odası oluşturuldu. Bu şekilde tespit edilen, şüphelenilen öğrencimizle ilgili ilk yapılan işlem; izolasyon odasına alınması ve değerlendirilmesini sağlamak. Normalde her öğrencimizin HES kodu, okul müdürlükleri tarafından her sabah kontrol ediliyor. Gerek temaslı gerekse pozitif olan öğrenci veya öğretmeni personel bilgisi o aplikasyon aracılığıyla doğrudan okul müdürümüzün cep telefonuna iletiliyor. Bu konuda gerekli önlem zaten alınmış oluyor.

Eğer öğrencimiz ve öğretmenimiz birlikte maske takıyorsa ve bir sınıfta bir öğrencimizde bununla ilgili bir vaka görülmüşse diğer sınıftaki öğrencilerimiz düzenli olarak 2 ders aralığında bir ateşleri ölçülmek suretiyle kontrol altında tutuluyor ve eğitim öğretim devam ediyor. Ama ikinci bir vaka görülmesi halinde karantina uygulaması değerlendirilebiliyor. Kontrol kılavuzumuzun çizdiği yol haritası var her okul için standart, genel çerçeveye göre hareket ediliyor. Topyekün bir mücadele, umarım bir an önce salgınla ilgili süreci atlatıp hem aşılamayla birlikte, alınan önlemlerle de büyütülerek en iyi şekilde bu sorun çözülecek. Okulları kapatmak en son çare olarak düşünülmeli, aksi çünkü çocuklarımızın okuldan kopmaları belki onaramayacağımız birçok problemlere de neden olabilir” diye konuştu.

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Ardahan’da kış mevsiminin uzaması hayvancılığı vurdu Türkiye’nin en fazla kar alan illerinin başında gelen Ardahan’da kış mevsiminin uzaması, besicileri zor durumda bıraktı. Ardahan’da kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle üreticiler hayvanlarını meralara çıkaramadıkları için zor günler yaşıyor. Kış mevsiminin uzun sürmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticiler için ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Soğuk hava şartları nedeniyle hayvanların mera yerine kapalı alanlarda daha uzun süre beslenmesi gerekiyor. Bu da yem tüketimini artırarak, maliyetleri yükseltiyor. Özellikle Ardahan gibi kışın sert geçtiği kentlerde üreticiler, aylarca süren kar örtüsü nedeniyle hayvanlarını dışarı çıkaramıyor. Bu durum saman, arpa ve fabrika yemine olan talebi artırırken, fiyatların da yükselmesine yol açıyor. Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Seyitören köyünde hayvancılık yapan Suat Cankat, "Kışın uzun sürmesi ve son zamanlarda yem maliyetlerinin artması hayvancılığı olumsuz etkiledi" dedi. Cankat, karla kaplı araziye rağmen hayvanları araziye çıkartmak zorunda kaldıklarını söyleyerek, ’’Gördüğünüz gibi her yer bembeyaz. Bu yıl kış uzun sürdü. Hayvanlarımızı kapalı alanlarda yemliyoruz. Ve şu anda samanın tonu 12-13 bin lira, otun tonu ise 15 bin lira. Çiftçi perişan durumda, ne ot ne de saman kaldı. Baharın geleceği yok ve bir ay daha var baharın gelmesine. Ot ve saman karaborsaya düşmüş ve fırsatçılar iş başında’’ dedi. Yem fiyatlarındaki artış, üreticinin kar marjını ciddi şekilde düşürüyor. Bazı üreticiler maliyetleri karşılayamadığı için hayvan sayısını azaltmak zorunda kalırken, bazıları ise zararına üretim yapıyor. Uzayan kış aynı zamanda doğum dönemlerini ve hayvan sağlığını da olumsuz etkileyerek, verim kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu tür mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yem desteği, düşük faizli kredi ve mera ıslahı gibi önlemlerin artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğinin tehlikeye girebileceği ifade ediliyor.