DÜNYA - 23 Mayıs 2024 Perşembe 19:48 | Son Güncelleme : 23 Mayıs 2024 Perşembe 19:54

İran Cumhurbaşkanı Reisi’yi 3 milyon kişi son yolculuğuna uğurladı

A
A
A
İran Cumhurbaşkanı Reisi’yi 3 milyon kişi son yolculuğuna uğurladı

Helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Meşhed’de son yolculuğuna uğurlandı. Meşhed Belediye Başkanı Galender Şerif, Reisi’nin cenaze törenine 3 milyon kişinin katıldığını açıkladı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 3 gün süren ve Tebriz, Kum, Tahran ve Meşhed kentlerinde gerçekleştirilen cenaze merasimleri sona erdi. Geçtiğimiz pazar günü helikopter kazasında hayatını kaybeden Reisi’nin cenazesi ilk olarak Güney Horasan eyaletindeki memleketi Bircend kentine götürüldü. Burada gerçekleştirilen veda töreninin ardından vasiyeti üzerine toprağa verileceği Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi’ne doğru yola çıktı. Reisi’yi son yolculuğuna uğurlamak için ülkenin farklı kentlerinden gelen milyonlarca İranlı, kentteki İmam Rıza Türbesi ve etrafındaki meydanlara akın etti. Törende halk, “Kahrolsun ABD” sloganları attı. Kur’an-ı Kerim ve duaların okunduğu törende cenaze aracı kalabalığın arasından ilerledi. Ardından türbeye getirilen Reisi’nin cenazesi türbe içerisinde defnedildi.

İran Cumhurbaşkanı Reisi’yi 3 milyon kişi son yolculuğuna uğurladı
En az 3 milyon kişi katıldı

Meşhed Belediye Başkanı Galender Şerif, Cumhurbaşkanı Reisi’nin cenaze törenine katılanlara ilişkin rakam paylaştı. Şerif yaptığı açıklamada, Reisi’yi son yolculuğuna uğurlamak için en az 3 milyon kişinin törene katıldığını söyledi.

İran’ı yasa boğan helikopter kazası

Geçtiğimiz pazar günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırında gerçekleştirilen görüşmenin ardından Reisi ve beraberindeki heyeti taşıyan helikopter, dönüş yolunda İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Berazin ile Erdeşiri köyleri arasındaki Dizmar ormanında sert iniş yapmıştı. Gece boyu devam eden enkaz bulma çalışmalarında sabaha karşı Türkiye’ye ait Akıncı İHA’nın belirlediği konuma yönelen İranlı yetkililer, helikoptere ait enkaz ile Cumhurbaşkanı Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Doğu Azerbaycan Valisi Malik Rahmeti, Tebriz Cuma İmamı Ayetullah Ali Haşim, Reisi’nin koruması Seyit Mehdi Musevi, pilotlar Tahir Mustafavi ve Muhsin Deryanuş ile teknik personel Behruz Gadimi’nin cenazelerine ulaşmıştı.

5 gün ulusal yas ilan edilmişti

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, yayımladığı taziye mesajında İran halkına başsağlığı dileyerek, ülkede 5 gün ulusal yas ilan etmişti. Hamaney, Anayasa’nın 131. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Muhbir’e 50 gün süreyle Cumhurbaşkanlığı yetkisinin verildiğini aktarmıştı.

Reisi kimdir?

İran’ın Meşhed kentinde din adamı bir ailenin çocuğu olarak 14 Aralık 1960 tarihinde dünyaya gelen İbrahim Reisi, 1981 yılında Kerec Savcılığına atandı. Kerec Savcılığı yaptığı sırada Hemedan Savcısı olarak da atanan Reisi her iki görevi de birlikte yürütürken, 1985'te de Tahran Savcı Yardımcılığı görevini yaptı. Reisi, 1988 yılında İranlı siyasi mahkumların idam edilmesine karışan 4 kişiden biri olarak gösterildi. İbrahim Reisi, 1989-1994 yılları arasında Tahran Başsavcılığı’nda, 1994 yılında ise Devlet Denetleme Kurumu Başkanlığına atanarak 10 yıl boyunca görev yaptı. 2004 yılında Yargı Erki Başkanı Birinci Yardımcılığı görevine atanan Reisi, 2014 yılında İran Genel Başsavcılığı, 2016'da İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanarak Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbe ve Külliyesi Vakfı Başkanlığı yaptı. 2019’da İran Yargı Erki Başkanı olarak ülke içerisinde yürüttüğü yolsuzluk ile mücadele ve aldığı kararlar ile gündeme gelen Reisi, 18 Haziran 2021'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 62 oy alarak İran’ın 8. Cumhurbaşkanı olmuştu.

İran Cumhurbaşkanı Reisi’yi 3 milyon kişi son yolculuğuna uğurladıAynur Sena Çabuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Türkiye ile Maldivler arasında sağlık alanında iş birliği USTKON ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları alanındaki uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor. Prof. Dr. Aysun Bay, Maldivler Büyükelçisi Abdul Raheem Abdul Latheef ile bir araya geldi. Görüşmede başta onkoloji hastanesi projesi olmak üzere sağlık hizmetleri, sağlık eğitimi, medikal sektör ve sağlık turizmi alanlarındaki iş birliği imkanları kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmeler kapsamında, Maldivler’de hayata geçirilmesi planlanan sağlık yatırımları için karşılıklı mutabakatın sağlanmasının ardından proje modeli, finansal yapı ve uygulama süreçlerinin netleştirilmesi konusunda ortak irade ortaya konuldu. Maldivler Hükümeti’nin projeye sağlayacağı destekler ile Türkiye’nin sağlık alanındaki güçlü altyapısının bir araya getirilerek, iki ülke arasında sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Tarafların, önümüzdeki süreçte teknik ve idari çalışmaların hızlandırılması, karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi ve somut projelerin hayata geçirilmesi konusunda da mutabık kaldığı öğrenildi. Türkiye ile Maldivler arasında kurulacak stratejik iş birliğinin, sağlık turizmi başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ölçekte önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
Antalya Antalya’da rüşvet iddiası davasında 3 sanığa tahliye Antalya’da denetime gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla yargılanan eski Antalya SGK İl Müdürü ile SGK iş başmüfettişleri iki sanık hakkında görülen davada, cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi. Savcı, sanıklar hakkında rüşvet teklifinin kabul edilmemesine ilişkin düzenleme kapsamında rüşvete teşebbüs suçundan ceza uygulanmasını talep ederken, mahkeme heyeti 3 sanığın yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 54 sayfalık iddianameye göre, SGK iş başmüfettişleri Erdoğan Ö. ile Murat Ayhan B., 2025 yılı sağlık sektörüne yönelik programlı teftiş kapsamında Antalya’da görevlendirildi. İki müfettişe, kentte faaliyet gösteren 3 özel hastanede denetim görevi verildi. İddianamede, müfettişlerin 9 Mayıs 2025 tarihinde daha önceden tanıdıkları ve danışmanlık şirketi bulunan eski SGK Antalya İl Müdürü Selim E. ile iletişime geçtiği belirtildi. İddianamede, iki müfettişin Antalya’da sağlık alanında danışmanlık hizmeti veren Selim E.’ye denetleyecekleri hastanelerin isimlerini verdiği ve "hazırlıklı olmalarını" istediği kaydedildi. İddianamede, müfettişler ile eski il müdürü arasında zımni bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşmayla müfettişlerin hastanelerdeki denetim ve teftişi güçleştirerek "ölümü gösterecekleri", Selim E.’nin ise iş yerlerini "hastalığa razı edeceği" değerlendirmesine yer verildi. Selim E.’nin kişisel menfaat karşılığında denetim sürecinin sorunsuz geçmesini sağlayacağı ve yaşanan sıkıntıları çözeceği öne sürüldü. Görev emirlerinde olmayan hastanelere gittikleri öne sürüldü İddianamede, şüpheli iş başmüfettişi Erdoğan Ö.’nün ilk olarak görev emirlerinde yer almayan ancak Selim E.’nin danışmanlık hizmeti verdiği Özel Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Özel Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gittiği belirtildi. Erdoğan Ö.’nün daha sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nı arayarak bu hastanelere "yanlışlıkla" gittiklerini ve teftişe başladıklarını bildirdiği, ardından bu 2 hastanenin de denetim görevinin kendisine verilmesini sağladığı iddia edildi. İddianameye göre, müfettişler denetim yaptıkları hastanelerde resmi tutanak düzenlemeden sözlü uyarılarla işverenleri baskı altına aldı. Hastane yetkililerine, eksikliklerin giderilmemesi halinde 45 ila 50 milyon TL arasında idari para cezası uygulanabileceği, teşvik iptalleri ve hatta kapatma riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri yönünde uyarılar yapıldığı öne sürüldü. İddianamede, müfettişler adına iki hastane sahibiyle pazarlık yaptığı ileri sürülen Selim E.’nin, "40-40-40 olmak üzere toplamda 120 bin istiyorlar. 40 bin müfettişin biri, 40 bin müfettişin biri ve 40 bin de komisyon için" dediği yer aldı. Şikayet sonrası polis takibe aldı Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Çallı Meydan Hastanesi sahipleri H.U.’nun şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerinin, 3 Temmuz 2025 tarihinde Selim E.’nin gittiği Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gizli kamera yerleştirdiği kaydedildi. İddianameye göre Selim E., olay günü hastane sahibinin odasında 90 bin euroyu poşet içerisinde teslim aldı. İşletme müdürü V.D.’nin, daha önceden seri numaraları alınan 90 bin euroyu Selim E.’ye verirken, "Şu 30 bin komisyon, şu 30 bin, her biri 30 bin, Murat" dediği anların kamera kaydına yansıdığı belirtildi. Bu sırada aynı hastane içerisinde bulunan iş başmüfettişi Murat Ayhan B.’yi arayan Selim E.’nin, "Üstadım şimdi Hidayet Bey’in yanına geldim, emanetinizi aldım. Ben ofise doğru geçiyorum" dediği, tüm bu anların polis tarafından yerleştirilen gizli kamerayla kayıt altına alındığı ifade edildi. Poşetten 90 bin euro çıktı Hastaneden ayrılan Selim E.’ye, aracına binmek istediği sırada Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince suçüstü yapıldı. Selim E.’nin elindeki poşetten 90 bin euro çıktı. Selim E. ile iş başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. gözaltına alınarak, 4 Temmuz 2025’te tutuklandı. Rüşvet almaya teşebbüs iddiasıyla Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. ile taraf avukatlarının katıldığı davanın 2. duruşmasında, sanık ve müşteki yakınları da hazır bulundu. İlk duruşmada sanıklar, mağdur ifadeleri ve taraf avukatları dinlenirken, ikinci duruşmada tanık beyanları alındı. Tanıklar, rüşvete teşebbüs operasyonuna ilişkin bilgilerinin olmadığını ifade etti. "Kamu yararı gözeten devlet memurlarıyız" Savunma yapan sanık Murat Ayhan B., Çallı Tıp Merkezi’nde yapılan denetime ilişkin, "Haziran ayında Çallı Tıp Merkezi’ne geldiğimizde işçi ifadeleri almak istedik, printer talebinde bulunduk. Printer bilgisayarımı arızalandırdı. Bunun üzerine işçiyle görüşmelerimizi not olarak aldım. Onun dışında olmayan bilgisayarın, alınmayan çıktının düzenleme şansı yok. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum" dedi. Sanık Erdoğan Ö. ise denetimlerin kamu yararı gözetilerek yapıldığını savunarak, "Kamu yararı gözetilerek bizim Antalya’da olmamız sebebiyle bu hastaneleri denetleme görevi de bize verildi. İlk gittiğimizde Murat Bey’in bilgisayarı çalışmadı. Şikayetçiler, kamu yararına yaptığımız işe başka anlam kazandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kamu yararı gözeten devlet memurlarıyız" ifadelerini kullandı. "Üzerimize kumpas kurdu" Denetlenen iş yeri sahibinin kendilerine kumpas kurduğunu ileri süren Erdoğan Ö., "Denetlenen iş yeri sahibi yapılan denetimden sonuç çıkarmış olacak ki bu denetimden kurtulmak için üzerimize kumpas kurdu. Onurum zedelenmeye çalışılmaktadır. Herhangi bir kayıtta alışverişin içinde olmadığım bellidir. Böyle bir suçu işlemedim. Tek amacım kamu düzenini sağlamaktır. Yol gösterici olmak suretiyle yapılacak işleri belirttik. Her yaptığımız işi bir amaca yönelikmiş gibi ortaya çıkarmaya çalıştılar. Böyle bir suçu işlemedim" diye konuştu. Sanık Selim E. de önceki savunmasını tekrar ederek, "Savunmamı yapmıştım. Tespit olmadığı için haklılığımı dile getiremiyoruz. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum" dedi. Savcı mütalaasını verdi, mahkemeden tahliye kararı çıktı Duruşmada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, sanıklar hakkında rüşvet teklifinin kabul edilmemesine ilişkin düzenleme kapsamında rüşvete teşebbüs suçundan ceza uygulanması yönünde mütalaa verdi. Mahkeme heyeti, mütalaanın ardından tüm delillerin toplanmış olması dolayısıyla tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.’nin yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verdi. Heyet, davayı karar duruşması için ileri bir tarihe erteledi.