DÜNYA - 06 Temmuz 2024 Cumartesi 10:13 | Son Güncelleme : 06 Temmuz 2024 Cumartesi 10:14

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan oldu

A
A
A
İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan oldu

İran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda oyların yüzde 53.7’sini alan Türk kökenli Tebriz Milletvekili Mesud Pezeşkiyan, ülkenin 9’uncu cumhurbaşkanı oldu.

İran’da 14’üncü dönem cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından başlayan oy sayım işlemi sona erdi. Türk kökenli Tebriz Milletvekili Mesud Pezeşkiyan, oyların yüzde 53.7’sini alarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı oldu. Reformist Pezeşkiyan’ın rakibi olan eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri muhafazakar Said Celili ise oyların yüzde 44.4’ünü aldı. Yüksek Seçim Kurulu Sözcüsü Muhsin İslami oy sayım işleminin ardından yaptığı açıklamada, “Mesud Pezeşkiyan, İran’ın 14’üncü dönem cumhurbaşkanı olarak seçildi. Pezeşkiyan 16 milyon 384 bin 403 oy alırken, Said Celili ise oyların 13 milyon 538 bin 179 ‘unu aldı” ifadelerini kullandı.

Katılım oranı yüzde 49.8

İran’da seçimin ikinci turuna katılım oranı, ilk tura göre yüzde 9.8 artış gösterdi. Yüksek Seçim Kurulu Sözcüsü İslami, seçime katılım oranının yüzde 49.8 olduğunu belirterek ülke genelinde ve yurt dışındaki temsilciliklerde toplam 30 milyon 530 bin 157 seçmenin sandığa gittiğini vurguladı.

İran Türkü Pezeşkiyan

İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan 1954’te İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Mahabad kentinde İran Türkü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Soyadı Farsça’da "doktorlar" anlamına gelen Pezeşkiyan, eğitimini Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde tamamladı. Pezeşkiyan 1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak savaşında hem asker hem de doktor olarak görev yaptı. Savaşın ardından Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesinde genel cerrahi bölümünde eğitimine devam eden Pezeşkiyan, 1993 yılında ise kalp cerrahisi uzmanlığını aldı, 1994-1999 yılları arasında 5 yıl boyunca Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptı.

Siyasi hayatı

1997 yılında Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde Sağlık Bakanı Yardımcısı olarak siyasi hayatına başlayan Pezeşkiyan, 2001-2005 yılları arasında Sağlık Bakanlığı koltuğuna oturdu. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın iktidara gelmesiyle birlikte iki yıl boyunca siyasetten uzak kalan Pezeşkiyan, 2008 yılında İslami Şura Meclisi’nin 8’inci döneminde Doğu Azerbaycan eyaletini temsilen meclise girmeyi başardı.

2013 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylık başvurusunda bulunan Pezeşkiyan, Ekber Haşemi Rafsancani’nin adaylığını koymasının ardından yarıştan çekildi. Pezeşkiyan, 2016 yılında ise İran Meclis Başkan Yardımcısı olarak 4 yıl görev yaptı. 2021 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden adaylık başvurusunda bulunan Pezeşkiyan'ın adaylığı Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından reddedildi. Pezeşkiyan, 1 Mart’ta yapılan 12. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde ise yeniden Tebriz Milletvekili olarak meclise girdi.

Ne olmuştu?

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin 19 Mayıs'ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından gerçekleştirilen Anayasayı Koruyucular Konseyi toplantısında 14'üncü dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 28 Haziran'da yapılması kararlaştırılmıştı. Seçimlerde adaylardan hiçbirinin yüzde 50 barajını aşamaması sonucu ilk turda 10 milyon 415 bin 191 oy alan Pezeşkiyan ile 9 milyon 473 bin 298 oy alan Celili'nin ikinci tura kaldığı açıklanmıştı.

Aynur Sena Çabuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlık tarihe ışık tutuyor Bayburt’ta, Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu Çayıryolu köyü mezarlığı, taşıdığı tarihi ve kültürel değerle dikkat çekiyor. Tarihi kayıtlara göre, Hacı Bey ve Fahreddin Kutlu Bey olarak da bilinen Kutlu Bey, Bayburt’un eski adı Sünür olan Çayıryolu köyünde kendi adına cami ve zaviye yaptırdı. Bu eserlerin yaşatılması için vakıflar kuran Kutlu Bey’in vakıf giderlerinin Bayburt ve Erzincan’a bağlı bazı köylerden karşılanması kararlaştırıldı. Sünür köyünün, Akkoyunluların Anadolu’da ilk yurt tuttukları yerleşimlerden biri olduğu, türbe ile caminin geçmişte külliye özelliği taşıdığı kaynaklarda yer alıyor. Cami ile türbe arasında yaklaşık 30 metre uzunluğunda bir koridor ve buraya açılan kubbeli medrese odalarının bulunduğu ancak bu yapılardan bugünlere iz kalmadığı aktarılıyor. Kutlu Bey ya da Hacı Bey vakfına ilişkin en eski kayıtların 1530 yılına kadar uzandığı kayıtlarda bulunuyor. Evkaf Nezareti defterlerinde de vakfın ’Sinür Hacı Bey zaviyesi ve cami-i şerifi vakfı’ adıyla yer aldığı ifade ediliyor. Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Erdem Saka, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş ile birlikte Çayıryolu köyündeki tarihi mezarlıkta incelemelerde bulundu. Bölgenin en büyük mezarlıklarından biri olarak gösterilen alanın, Bayburt’un kadim tarihini yansıtan önemli değerler arasında yer aldığını söyleyen Saka, mezarlığın korunması gereken kültürel miras niteliği taşıdığını dile getirdi. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğunu hatırlatan Saka, Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlığın yalnızca bir defin alanı olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel hafızasını taşıyan tarihi bir belge niteliğinde olduğunu vurguladı. "Bu mezarlık adeta tarih kokuyor" Mezarlıklardaki taşların bulunduğu yerin geçmişine ışık tuttuğunu belirten Saka, "Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlıktayız. Bu mezarlık Bayburt’a bağlı Sünür, yeni adıyla Çayıryolu köyünde bulunmakta olup bölgenin en büyük mezarlıklarındandır. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna bağlı olduklarını söylemekte fayda var. Bu mezarlık adeta tarih kokmaktadır" dedi. Saka, mezar taşlarının bölgenin tarihi açısından önemli veriler taşıdığını belirterek, "Mezarlıklar bulunduğu yerin tapusu hüviyetindedir. Taşların oldukça eski zamanlara ait olduğunu anlamak mümkündür" diye konuştu. Koç başlı mezar taşları bugün yerinde yok Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğuna dair haber kayıtları olduğunu aktaran Saka, bugün alanda bu taşlara rastlanmadığını, bazı kırık taş parçalarının koç gövdelerini andırdığını söyledi. Mezar taşlarının kültürel kimliğin ve tarihsel sürekliliğin önemli unsurları arasında yer aldığını ifade eden Saka, "Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş tarafından yapılan haberle, yaklaşık 30 yıl öncesine kadar bu mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğu sabittir. Bu da mezarlığın ne kadar kadim dönemlere ait olduğunu ve kadim Türklere ait izler taşıdığını gösteren hususlardan biridir. Günümüzde burada bulunan koç başlı mezar taşlarının hiçbirinin yerinde olmadığını fakat bazı kırık taşların koçların gövdelerini andırdığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. İspir’deki tarihi mezarlıkları hatırlattı Bayburt ve çevresindeki tarihi mezarlıkların Türk kültür tarihi açısından ayrı bir yere sahip olduğunu bildiren Saka, Çayıryolu köyündeki mezarlığın büyüklüğü ve taşıdığı izlerle dikkat çektiğini kaydederek, benzer yapıların İspir’deki eski mezarlıklarda da gördüğünü anlattı. Saka, Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Paşeke köyündeki eski mezarlıkları da örnek göstererek, "Bu kadar büyük, ihtişamlı ve tarih kokan bir mezarlığı İspir taraflarında Paşeke köyünde görmüştüm. Orada da dikkatimi çeken, oldukça eski mezar taşları vardı. Bu bölgenin ne kadar kadim bir tarihi olduğunu göstermekle birlikte mezarlıklar, bölgelerin tarihiyle birlikte kültürünü ve sanat anlayışını yansıtan en önemli değerlerden biridir" dedi. "Kültürel miras gelecek nesillere taşınmalı" Tarihi mezar taşlarının korunması gerektiğini vurgulayan Saka, bazı taşların kırık halde bulunmasının üzücü olduğunu söyleyerek, bu durumun kasıtlı olup olmadığının bilinmediğini ifade etti. Saka, "Bu mezar taşlarının elbette kasıtlı olarak kırılıp kırılmadığını bilmiyoruz. Fakat özellikle İspir yöresinde bazı mezar taşlarının Ermenistan’a götürüldüğü ve bunların kendilerine ait olduğu yönünde iddialara konu edildiğine dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu kültürel unsurları koruyarak sonraki nesillere taşımak, bölgenin tarihi kimliğini geleceğe aktarmak açısından elzemdir" diyerek konuştu.