GÜNDEM - 22 Haziran 2015 Pazartesi 08:51

İş sebebiyle oruç tutmamak caiz mi?

A
A
A
İş sebebiyle oruç tutmamak caiz mi?

Zor ve ağır işlerde çalışanlar Ramazan ayında biraz zorlanıyor.Peki bu işlerde çalışanların oruç tutmaması caiz mi? Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?Emziren bayanlar ve hastalar oruç tutabilir m?

Sual: Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?

CEVAP
Orucu tutmayıp kazaya bırakmayı mubah kılan özürler şunlardır:

1- Hastalık: Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse, oruç tutmaz veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, oruç tutunca hastaya bakmakta zorlanırsa, o da oruç tutmayabilir. Orucu kazaya bırakabilmek için, orucun kendisine zarar verdiğini, kendi tecrübesi veya salih doktorun sözüyle anlaması gerekir. Her hastayım diyenin kazaya bırakması caiz olmaz.

2- Sefer: 104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde sıkıntı içinde oruç tutmak, takva sayılmaz) buyuruldu. (Buhârî)

3- Gebe ve emzikli olmak: Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve emzikli kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, gebeyle emzikli kadına, oruç tutmaması için ruhsat verdi, orucunu tehir etti) buyuruluyor. (Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî î)

Emzikli kadın, kendi çocuğunu veya başkasının çocuğunu emzirse de hüküm aynıdır.

4- Açlık ve susuzluk: Kendisinde şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanacaksa orucunu bozabilir. Hastalığın artıp artmayacağı kesin değilse, kefaret gerekmemesi için, küçük bir kâğıt parçasını veya çiğ pirinç tanesini susuz yutarak orucunu bozmalı. Sonra yiyip içebilir.

5- İhtiyarlık: Oruç tutamayan ve iyileşme ihtimali de olmayan yaşlı hasta, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün fidyesi 53 kg undur. 53 kg un alacak kadar altın da verilebilir.

6- İkrah: Oruçlu, (Orucunu bozmazsan seni öldürür veya bir uzvunu keseriz) diye tehdit edilmişse, dediklerini yapmaya güçleri yetiyor ve blöf yapmıyorlarsa, orucu bozmak mubah olur.

Ramazan-ı şerifte, özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz olarak Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizî)

İş sebebiyle oruç tutmamak caiz mi?
Sual: Çalıştığımız yer çok sıcak. Oruçlu olunca çalışmam imkânsız. İzin de vermiyorlar. Çalışmasam çoluk çocuk nafakasız kalacak. Oruç tutmayıp kışın kaza etmem caiz olur mu?
CEVAP

Çalışırken çok yoruluyorum diyerek, orucu kazaya bırakmamalı. Ama gerçekten zaruri bir durum varsa o zaman caiz olur.

Nafakaya muhtaç kimse, çalışınca hasta olacağını anlarsa, orucu bozar. Ücretle çalışmayı sözleşmişse ve iş sahibi, Ramazanda izin vermiyorsa, kendinin ve ailesinin nafakası mevcut olan, orucu bozmaz, çünkü böyle kimsenin dilenmesi haramdır. Kendinin ve ailesinin nafakasına malik değilse, orucun zarar vermeyeceği başka hafif iş bulması gerekir. Hafif iş bulamazsa, işinde çalışarak, orucu bozması caiz olur. Bunun gibi, ekin biçen kimseye Ramazan ayının orucu ziyan verirse, yani oruçtan dolayı, ekini biçemeyip, ekin telef olursa yahut çalınırsa [veya bina yapılamayıp da yağmurdan yıkılmak tehlikesi muhakkak olursa] ve bunları ücretle yapacak bulamazsa, oruç tutmayıp, bu işlerini yapmak caiz olur. İş bitince, orucunu tutar ve Ramazandan sonra da, tutamadığı günleri kaza eder. Günah olmaz. Susuzluktan hasta olması, ölmesi muhakkak olan herkes de, orucu bozup kaza edebilir. Kefaret gerekmez. (Redd-ül-muhtar)

Kazaya bırakmak
Sual: Ramazanda sıcak günlerde oruç tutmayıp, kışın kaza edilse sevabı az mı olur?
CEVAP

Dînî bir mazeret olmadan, orucu kazaya bırakmak haramdır, büyük günahtır. Oruç ibadeti, dînî bir mazeretle kazaya bırakılırsa, kazası tutulunca kişi sadece cezadan kurtulur. Ramazan-ı şerifte tutulan sevaba kavuşamaz. Ömür boyu oruç tutsa, Ramazanda tutulan bir gün orucun sevabına kavuşamaz. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Allahü teâlâ benim ümmetime Ramazan-ı şerifte beş şey ihsan eder ki, bunları hiçbir peygamberin ümmetine vermemiştir:
1- Ramazanın birinci gecesinde oruca kalkana, Allahü teâlâ rahmetle nazar eder. Rahmetle nazar ettiği kul artık rahmete kavuşmuştur, hiçbir korku yoktur.
2- İftar vakti, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3- Melekler, Ramazanın her gün, gece gündüz, oruç tutanların affolması için dua eder. Melekler günahsız olduğu için duaları kabul olur.
4- Allahü teâlâ, oruç tutanlara mahsus olarak Cennette bir köşk ihsan eder.
5- Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan müminlerin hepsini affeder.) [Beyhekî]

(Allahü teâlâ, Ramazanın her akşamı iftar zamanında bir milyon kişiyi Cehennemden azat eder.) [Deylemi]

Kaynak:dinimizislam.com

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu ’Bolu’nun babası’ İzzet Baysal anısına düzenlenen "Şükran Günleri" koşuyla başladı BOLU (İHA) – Bolu’ya eğitim ve sağlık alanında sayısız eser kazandıran merhum İzzet Baysal anısına bu yıl 37’ncisi düzenlenen "Şükran Günleri", vatandaşların ve sporcuların yoğun ilgi gösterdiği 3 kilometrelik halk koşusuyla start aldı. Bolu halkının gönlünde taht kuran ve "Bolu’nun Babası" olarak anılan, 93 yaşında vefat eden hayırsever iş insanı İzzet Baysal, adına düzenlenen etkinliklerle anılmaya devam ediyor. Şehirde 4 gün boyunca sürecek olan 37. İzzet Baysal Şükran Günleri’nin açılış programı, geniş katılımlı bir halk koşusu ile gerçekleştirildi. Yedigöller Gençlik Merkezi önünden başlayan koşuda katılımcılar, Dr. Akın Çakmakçı Bulvarı, Mehmet Akif Ersoy Bulvarı ve Hürriyet Caddesi güzergahını takip ederek Anıtpark’ta bitiş çizgisine ulaştı. Yaklaşık 3 kilometrelik parkuru 11 dakikada tamamlayan Derya Kaman birinci olurken, Can Polat Yılmaz ikinci, Yusuf Kaan Çatalbaş ise üçüncü sırada yer aldı. "Gençleri teşvik etmek için geldim" Koşuyu birincilikle bitiren Derya Kaman gençleri teşvik etmek için geldiğini belirterek, "Bu organizasyonu düzenleyen İzzet Baysal Vakfına çok teşekkür ediyoruz. Artık Bolu’da bu tarz koşu etkinliklerinin daha fazla olmasını istiyoruz ki gençlerimizi spora yönlendirelim. Ben buraya birinci olmak için değil de, daha çok örnek olabilmek için geldim. Gençleri teşvik etmek için geldim. O yüzden de mutluyum. 3 kilometreyi 11 dakikada bitirdim" dedi. "Şükran günlerini coşkuyla yaşadık. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi Cenker Göktaş ise yaşadığı coşkuyu aktarak, "37. İzzet Baysal Şükran Günleri kapsamında halk koşusunda ben de koştum. İzzet Baysal Bolu’nun babası. Bolu’ya birçok yatırım yaptı. Ben de onun okullarında okudum. Hastanelerine gittim. Biz de İzzet babamız için bugün halk koşusuna katıldık. Kendisi de bugün bu atmosferi, bu koşuyu görse gerçekten çok mutlu olurdu. Şükran günlerini coşkuyla yaşadık. İzzet babamız için bu koşuyu gerçekleştirdik" şeklinde konuştu.
Kocaeli Türkiye’nin ilk Çerkes Müzesi’nde 162 yıllık kültürel hafıza sergileniyor Kocaeli’de açılan Türkiye’nin ilk Özel Çerkes Müzesi, bu kültüre ait yüzlerce eser ile sürgün döneminden kalan ve bağışlanan objeleri bir araya getiriyor. Kültürel hafızanın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanan müzede 162 yıllık hafıza yaşatılıyor. Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde Türkiye’nin ilk Özel Çerkes Müzesi açıldı. Çerkes kültürüne ait yüzlerce tarihi eser ziyaretçilerle buluşturulurken, müze kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli merkez olarak dikkat çekiyor. 1864 yılında sürgünde Çerkeslerin yanlarında getirdikleri eşyaların da bağışlanmasıyla oluşturulan müze, tamamen gönüllü katkılarla hayata geçirildi. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Çerkes Müzesi, Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde hizmete girerek Çerkes toplumunun tarihini, yaşam kültürünü ve geleneklerini yansıtan çok sayıda eseri bir araya getirdi. Müzede geleneksel kıyafetler, el emeği ürünler, eski fotoğraflar, kama, silah, mutfak eşyaları, arşiv belgeleri ve günlük yaşamda kullanılan tarihi objeler yer alıyor. Ziyaretçiler, Çerkes kültürünün geçmişten bugüne uzanan izlerini yakından görme fırsatı buluyor. Çerkes kültürünün korunması amacıyla oluşturulan müze, yalnızca bir sergi alanı olmanın ötesinde kültürel etkinlikler ve eğitim çalışmalarıyla da faaliyet gösterecek. Müzenin özellikle genç kuşakların kendi kültürel geçmişlerini tanımalarına ve bu mirası daha yakından öğrenmelerine katkı sağlaması hedefleniyor. "Bu eser, büyük sürgünün ardından bugüne uzanan mücadelenin, köklü kültürün ve birlikteliğin bir yansımasıdır" Kartepe Belediyesi işbirliği ile hayata geçirilen müzeye ilişkin konuşan İlçe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, "Kartepe’ye birçok eser kazandırdık ama bazı eserler var ki onlar metrekareyle ölçülmez, duygularla ifade edilir. Kartepe’de çok güçlü bir gönül bağımız var. Çerkes mimarisiyle bu binayı inşa ettik ancak içini Çerkes kültürüne gönül vermiş insanlar hayata geçirdi. Bu eser, büyük sürgünün ardından bugüne uzanan mücadelenin, köklü kültürün ve birlikteliğin bir yansımasıdır. Aslında bu eser, Türkiye’nin ve Türk milletinin kültürel zenginliğini oluşturan renklerden biridir. Bizi geleceğe taşıyacak, güçlü Kocaeli’yi ve dünyayla yarışan bir şehir vizyonunu oluşturacak birlikteliğin de bir parçasıdır. Bu nedenle çok kıymetlidir. Sadece bir eser değil, aynı zamanda bir birlikteliktir. Bu nedenle buraya sahip çıkmak, yaşatmak ve korumak gerekir. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Bu müze hepimizin gururu ve onurudur" Tüm Çerkeslere seslenen Uzuntarla Adige Kültür Derneği Başkanı Sedat Sedat Yenişen ise, "Bu müze hepimizin. Bu müze var olduğumuzun ve olacağımızın bir kanıtıdır. Bu müze hepimizin gururu ve onurudur. Birlik ve beraberlik içinde, kimin neyi, niçin yaptığına bakmadan kişisel, kurumsal kırgınlıklarımızı, egolarımızı bir kenara bırakarak fakatsız, amasız, kültürümüz, halkımız için bu müzeye desteklerimizi esirgemeyelim. Çerkes materyal ve objelerini bu müzeye bağışlayarak gelecek nesillere aktaralım. Türkiye’de bir ilk olan Kartepe Özel Çerkez Müzesi Kartepemize hayırlı olmasını dilerim" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman’a Uzuntarla Adige Kültür Derneği Başkanı Sedat Sedat Yenişen ile Vedat Eroğlu’na plaket takdim etti.