GENEL - 25 Ocak 2008 Cuma 01:20

İTO Başkanı, ekonomik kriz ve türbanı değerlendirdi

A
A
A
İTO Başkanı, ekonomik kriz ve türbanı değerlendirdi

İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, Malatya ziyaretinde türban tartışmaları ve ekonomik kriz söylentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, türban tartışmaları ve ekonomik kriz söylentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yalçıntaş, önemli olanın Türk ekonomisinin durumdan ne ölçüde etkileneceği olduğunu vurgulayarak, "Bu hakikaten olumsuz bir gelişmedir. Türk ekonomisine de belli bir ölçüde yansıyacaktır ama krize yol açabilecek bir gelişme değildir" dedi.

Malatya'ya 72 kişilik bir işadamı heyeti ile gelen İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, beraberindekilerle Ahmet Çalık'a ait GAP tekstil tesislerinde incelemelerde bulundu. Buradaki incelemelerden sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yalçıntaş, son günlerdeki ekonomik kriz söylentileri ile ilgili değerlendirmede bulundu. Yalçıntaş, "Şüphesiz ki Türk ekonomisi, dünyaya açık bir ekonomidir. Dolayısıyla dünyadaki tüm gelişmeler, olumlu gelişmeler ve olumsuz gelişmeler Türk ekonomisini etkilemektedir.
Burada önemli olan şey, dünyadaki olumsuz gelişmelerden Türk ekonomisinin ne derecede etkileneceğidir. Şunun altını çizmek lazım; Evet bu hakikaten olumsuz bir gelişmedir. Türk ekonomisine de belli bir ölçüde yansıyacaktır ama hiç bir zaman Türk ekonomisine ciddi zarar verecek, ciddi bir gerilemeye yol açacak ve telaffuz dahi etmek istemiyorum, krize yol açabilecek bir gelişme değildir. Türk ekonomisi bunu rahatlıkla aşabilecek alt yapıya, sağlamlığa sahiptir. Burada mühim olan şu noktanın altını da çizmek
istiyorum; mühim olan üretimdir. Türkiye ürettikçe, verimli olarak ürettikçe, sağlam olarak ürettikçe, dünyadaki her türlü mali krizin üstünden gelebilecek bir alt yapıya sahiptir. Yeter ki biz üretimimizi yapalım. Yeter ki ortaya ürünler koyalım, mallar koyalım. Biz Türkiye olarak her türlü krizin, her türlü dünyadaki olumsuz gelişmenin altından kalkabilecek bir alt yapıya sahibiz" şeklinde konuştu.

Bir basın mensubunun türban tartışmaları ile ilgili sorusuna önce "Ben ekonomik konular haricindeki konularda fikir beyan etmek istemiyorum" diyen Yalçıntaş, aynı yönden ikinci bir soru gelince, şu cevabı verdi; "Size İstanbul Ticaret Odası'nın genel duruşunu söyleyeyim. Biz İTO olarak, 1882 yılından beri, kurulduğumuz yıldan beri, her zaman özgürlüklere inanmış, ekonomik olarak da liberal ekonomiyi savunmuş bir kurumuz. Dolayısıyla bugün de aynı yerde duruyoruz. İnsanlar her zaman özgür olmalıdır. Bizim görüşümüz ve düşüncemiz budur." İTO heyeti Malatya'da 1 günlük ziyaret ve incelemelerde bulunacak.

BURHAN KARADUMAN-MALATYA

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor. Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
Sakarya Diller sustu, sevgi konuştu: Bu bayram herkesi duygulandırdı Sakarya’da yaşayan işitme engelli anne ve baba, bayramda çocukları ve torunlarının ziyaretiyle en büyük mutluluğu yaşıyor. İşaret diliyle kurulan sevgi dolu iletişim, görenlerin adeta içini ısıtıyor. Hendek ilçesinde yaşayan işitme engelli Şaban ve Keziban Balcı isimli çift, bayram günlerinde çocukları ve torunlarının ziyaretleriyle unutulmaz anlar yaşıyor. Günlük hayatlarını işaret diliyle sürdüren çift, bayramda kalabalıklaşan aile sofralarında sevgi ve iletişimin engel tanımadığını bir kez daha gösteriyor. Bayram dolayısıyla aile büyüklerini ziyaret eden çocuklar, anne ve babalarıyla işaret diliyle iletişim kurarak hasret gideriyor. Küçük yaştaki torunların da işaret diliyle "Bayramınız kutlu olsun" demesi duygusal anlara sahne oluyor. İşitme engelli çift, çocukları ve torunlarıyla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek, bayramların kendileri için en özel günler olduğunu dile getirdi. Aile içinde işaret diliyle kurulan iletişim, sevginin tüm engelleri aştığını gözler önüne seriyor. "Sevgi olunca her şeyin üstesinden geliniyor" Kızı Hatice Kaya’nın çevirmenliğinde konuşan işitme engelli Şaban Balcı, "Çocuklarım, torunlarım bayramda evime geldiği için çok mutluyum. Ramazan sonrası hep beraber bir aradayız. Bayram zamanındayız, insanlar arasında kırgınlık ve dargınlık olmasın" derken ailenin gelini Havva Hilal Balcı, "Öncesinde benim işitme engelli kuzenlerim vardı. Çocukluktan bu yana işaret diliyle ilgili bilgim var. Ancak bu bilgi yeterli olmadı, evlendikten sonra daha fazla bir arada durduğumuz için işaret dilini öğrettiler hatta yeri geldi kendi aralarında bile bana tercümanlık yaptılar. Sevgi olunca her şeyin üstesinden geliniyor" dedi. "İşaret dili farklı bir dil aslında öğrenmek isteyene farklılıklar katabilir" İşitme engelli Keziban Balcı, "Çocuklarımı ve torunlarımı görünce mutlu oluyorum. Kahvaltı hazırladık, bayramlaştık, torunlarımı öptüm ve harçlıklarını verdim" derken işitme engelli karı ve kocanın kızları Ünzile Ortak, "Eşim bu durumu normal karşılıyor çünkü onlarda bir birey. Gayet iyi bir şekilde anlaşabiliyoruz neticede işaret dilini biliyoruz. İşaret dili farklı bir dil aslında öğrenmek isteyene farklılıklar katabilir. Çünkü işitme engelliler de hayatımızda var. Bizim için normal bir durum tabi çocukluktan beri bu hayatın içindeyiz. Bayram vesilesiyle ailemizleyiz. Herkes çalıştığı için bayramlarda bizlere mola oluyor" diye konuştu.
Bursa Osmangazi’nin her bir noktası çiçek açtı Osmangazi Belediyesi, kentin dört mevsim estetik ve bakımlı bir görünüme sahip olması için yürüttüğü peyzaj çalışmalarını bahar döneminde de hız kesmeden sürdürüyor. İlçe genelinde gerçekleştirilen çevre düzenleme faaliyetleri kapsamında bahar ayının gelişiyle birlikte mevsimlik çiçekler ekilerek Osmangazi’nin her bir noktası güzelleştirilmeye devam ediliyor. Osmangazi Belediyesi tarafından park ve yeşil alanların daha canlı ve renkli bir görünüme kavuşmasını hedefleyen çalışmalar, ilçenin farklı noktalarında eş zamanlı olarak yürütülüyor. Bu doğrultuda özellikle ana arterler, parklar, meydanlar ve refüjler, baharın gelmesiyle birlikte çiçeklerle donatılıyor. Osmangazi Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında hercai, menekşe ve lale çiçekleri ekilerek, ilçenin her bir noktası daha güzel bir görüntüye kavuşturuluyor. Ekimlerle birlikte Osmangazi ilçesinin her bir noktasında rengarenk bir görünüm sağlanırken, 2026 yılı boyunca 470 bin çiçek toprakla buluşturulacak. Yılın her dönemi Osmangazi’yi güzelleştirmek için çalıştıklarını ifade eden Osmangazi Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, "Bahar ayının gelmesiyle birlikte ana arterler, parklar, meydanlar ve refüjlerde hercai, menekşe ve lale ekimi yapmaktayız. Osmangazi’yi güzelleştirmek için çalışıyoruz. Osmangazi Belediyesi’nin yaptığı çalışmalarla Osmangazi’nin her yeri çiçek bahçesine dönüyor. Bizlerin bu çalışmasını gören vatandaşlar yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti dile getiriyor." şeklinde konuştu.