SPOR - 15 Temmuz 2023 Cumartesi 11:04 | Son Güncelleme : 15 Temmuz 2023 Cumartesi 11:11

Kaan Ayhan: 'Türkiye’ye gelirsem, Galatasaray’a gelirim diye kararımı çok erkenden vermiştim'

A
A
A

Galatasaray’ın milli futbolcusu Kaan Ayhan, geçmiş dönemlerde Türkiye’den teklif aldığını belirterek, "Avrupa’da oynayan bir milli futbolcu olarak hep arayan, soran oldu. O dönemde Galatasaray ile hep görüşüyorduk. Benim için de zaten Türkiye’ye gelirsem, Galatasaray’a gelirim diye kararımı çok erkenden vermiştim. Transferin ne zaman olacağını bilmiyordum ya da hiç olur mu onu da bilmiyordum. Sassuolo’da öyle bir imkan oldu" dedi.

Yeni sezon hazırlıklarını Avusturya’da sürdüren Galatasaray’da başarılı defans oyuncusu Kaan Ayhan, kampta İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine çalışmalar, transfer süreci, hedefleri ve hayalleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Hazırlıkların çok iyi gittiğini ifade eden Ayhan, "Hull City ile oynadık, burada da bir hazırlık maçı yaptık. İki maçı da iyi oynadığımızı düşünüyoruz. Hatta Hull City bence galibiyetti, son 5 dakika bizi üzdü ama onun haricinde çok iyi geçiyor. Arkadaşlık, kalite, her şey üst seviyede. O yüzden biz çok mutluyuz" diye konuştu.

Oynadıkları iki hazırlık maçında performansını değerlendiren 28 yaşındaki futbolcu, "Önemli olan hazırlık maçları değil, lig maçları tabii ki. Benim adıma da iyi başlangıç olduğunu düşünüyorum. Takım arkadaşlarımla saha içinde daha çok süre geçirebildim. Birbirimize daha çok alıştık. Defansif anlamda da çok iyi işler yaptığımızı düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"Benim için asıl süreç şimdi başlıyor"

Galatasaray’a transfer sürecini anlatan başarılı defans oyuncusu, "Kolay bir karar değildi. Kulübe baktığınızda kolay karardı ama şampiyonluğa giden bir takım, oturmuş bir takıma devre arasına gelmek bence çok zor bir iş. Bunu biliyordum. Bilerek bu kararı aldım. Ben Galatasaray'a şampiyonluk yolunda ne kadar yardım edebilirsem etmek istedim. Umarım benim de katkım olmuştur. Saha içinde istediğim gibi süre geçiremedim ama yine de takım olarak başarılı olduk. Bunun da devamı gelir inşallah. Bonservis de artık Galatasaray’da. Çok mutluyum. Benim için asıl süreç şimdi başlıyor” ifadelerini kullandı.

İlk günden beri takımla beraber olduğu için mutlu olduğunu aktaran Kaan Ayhan, “Özellikle defans oyuncusu olarak bazı mekanizmalara alışmanız gerekiyor. Bu süreci çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Beklentileri de kendi adıma ve kulüp adına arttırmak istiyorum" dedi.

"İnanılmaz bir gündü"

Kaan Ayhan, Süper Lig şampiyonluğu için ise, "İnanılmaz bir gündü. Kazandığımız bir derbiyle sezonu böyle kapatmak inanılmaz bir şeydi. O günden aklımda çok detaylar kalıyor ki, hala bazen o günleri düşünüyorum. Benim için ve herkes için o sezon geride kalmıştır. Biz ileriye bakıyoruz. Mümkün olduğu kadarıyla daha büyük başarıları tekrarlamak adına burada çalışıyoruz. İnşallah elimizden geldiği kadar başarırız" diye konuştu.

"23 numarayı bilerek seçtim"

Galatasaray’ın 23. şampiyonluğu ve geldiğinde de 23 numaralı formayı almasının hatırlatılması üzerine 28 yaşındaki futbolcu, "Benim favori numaram 5. O da Lucas Torreira’daydı. Birkaç alternatif vardı. Bu alternatiflerin arasında olan 23 numarayı bilerek seçtim. 2023’te 23. şampiyonluğu kutlamak adına hayaller kurdum. O yüzden bu kararı verdim. İhtimal de vardı, o yüzden öyle bir karar aldım. O numara ile inşallah devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Kaan Ayhan, sarı-kırmızılı forma ile Başakşehir’e karşı oynanan Türkiye Kupası maçında attığı ilk golü için, "Bir yandan o an çok önemliydi. Ali Sami Yen’de gol atmak Beklemediğim bir şeydi. Tabi ki duran toplarda kendimden beklentilerim var ama beklemediğim bir şeydi. Keşke maçta galibiyetle bitseydi. O zaman daha da güzel bir anı olacaktı” değerlendirmesinde bulundu.

"Sorumluluk almak istiyorum"

Galatasaray’daki hedeflerini anlatan Ayhan şunları söyledi:
"Galatasaray’da şampiyon olmak, bunu başardım. Başardığımızdan dolayı gurur duyuyorum. O yarım senelik süreç, planlanmış bir süreçti. Oturmuş bir takıma geldim. Kendi adıma da daha önemli adımlarım var. Onlar için çalışıp, çabalıyorum. İnşallah bunları da taraftarlarımız görür. Nando (Muslera) gibi büyük isim varken, bu takımda kaptanlık bandına göz dikmem. Bir şekilde de sorumluluk almak istiyorum. Bu takımın ağabeylerinden biri olarak, ilk sezon görev biraz saha dışına düştü ama saha içinde de daha çok sorumluluk taşımak istiyorum. Kendimi de buna hazır görüyorum. Milli takımda yaptığım gibi burada da bir gün daha önemli görev almayı planlıyorum. Her şeyden önemli tabii ki performansımı daha da arttırmak istiyorum. Takım arkadaşlarıma yardımcı olmak istiyorum. Geçtiğimiz sezon yaşadığımız başarılarla beraber bunu tekrarlamak istiyoruz."

"Nelsson ve Abdülkerim ile aynı karaktere sahibiz"

Takımdaki defans oyuncuları Abdülkerim Bardakcı, Victor Nelsson ile birlikte yaşadıkları forma rekabeti için de konuşan 28 yaşındaki futbolcu, "Üçümüz de aynı karaktere sahibiz. Ben öyle düşünüyorum. Saha dışı pek çok konuşmayan ama saha içi daha da hırslı, agresif bir karaktere sahibiz. Ben öyle düşünüyorum. Üçümüz de birbirimize saygımız sonsuz. Çok konuşmadan iyi anlaşıyoruz. Rekabet önemli bir şey. Sizin performansınıza arttırmanız için önemli olan faktörler. O yüzden iyi ki varlar. İyi ki bu rekabet de var. İnşallah hepimiz sağlıklı bir şekilde bu rekabeti sürdürürüz" şeklinde konuştu.

Fenerbahçe derbisi

Görev aldığı Fenerbahçe derbisinde neler hissettiğinin sorulması üzerine başarılı defans oyuncusu, "İsterdim ki 90 dakika o hissi tarif edeyim ama 10 dakika oldu. Stattaki atmosfere baktığınızda 3-0’dan sonra bir rahatlık da çökmüştü. Herkes neşeliydi. Ben de o neşeyle oyuna girdim. Mümkün olduğu kadar tadını çıkarmaya çalıştım. Güzel bir gündü. Tabii derbide 90 dakika oynamaktan güzel bir şey olduğunu düşünmüyorum" diye cevap verdi.

"Okan Hocamızın bize verdiği güveni geri ödemek istiyoruz"

Kaan Ayhan, Teknik Direktör Okan Buruk’un oyuncularına yakın bir hoca olduğunu ifade ederek, "Kendisi de İtalya’da geçirdiği zamandan dolayı farklı dillerde anlaşabiliyoruz. O yardım ediyor. Okan Hoca ile çok iyi, çok profesyonel bir ilişkimiz var. Daha da önemli adımlar atmak istiyoruz. Hocamızın bize verdiği güveni geri ödemek istiyoruz" açıklamasında bulundu.

"Düsseldorf ile kazandığım şampiyonlukla ileriye doğru adımlar attığımı düşünüyorum"

Kariyerindeki dönüm noktalarını aktaran Ayhan, “Benim aklımda 2-3 dönem noktası olduğunu düşünüyorum. Birincisi Düsseldorf’taki 2. Lig şampiyonluğumuz. O öz güvenle ileriye doğru önemli adımlar attığımı düşünüyorum. Zaten taraftarlarla sokakta karşılaştığımızda Fransa maçları akıllarına geliyor. Benim de aklımdan gitmiyor. Sağ olsunlar hatırlatıyorlar. 2 Fransa maçı, Galatasaray ve Düsseldorf’ta yaşadığım şampiyonluklar, çok büyük kritik anlar olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

"Süper Lig ile Almanya ve İtalya arasında kalite olarak fark olduğunu düşünmüyorum"

Oynadığı Almanya Bundesliga ve İtalya Serie A ile Süper Lig’i karşılaştıran Kaan Ayhan, "Bazen medyanın ve kendi milletimizin büyüttüğü kadar aslında çok üst düzey fark yok. Bizim takımıza baktığınızda aynı o liglerde oynayan futbolcular şimdi gelip, bizim takımlarda oynuyor. En son transferimiz Angelino ile 2-3 sene önce Bundesliga’da karşılaştık, şimdi bizim takımımızda. Tüm lig için geçerli. Kalite olarak, bireysel olarak fark olduğunu düşünmüyorum. Taktik anlamda kısa zamanda rakip takımlarda bazen oyundan kopmalar gördüm. Bizim önümüzde gideceğimiz uzun bir yol var. Çok da mümkün olmayan bir şey değil. Türkiye’deki stres seviyesi, İtalya ve Almanya’ya göre biraz daha yüksek. Kendi adıma konuşuyorum, İtalya’da bu biraz eksikti. Orada maçlar o anlamda daha rahat geçiyordu. Burada özellikle Ali Sami Yen’de ekstra motivasyon oluyor. Farklı bir atmosfer yakalıyorsunuz. Statta performansınızın arttırabileceği enerji oluyor. Benim hoşuma giden bir şey" şeklinde konuştu.

"Türk oyuncuları yetenekli, topa çok hakim olan oyuncular"

Almanya’da Türk bir futbolcu olarak oynamanın zorlukları olup, olmadığının sorusuna Ayhan, "Futbolun yaşattığı zorlukları oldu. Profesyonel yapmak istiyorsanız bir tek futbol değil, Almanya yada Türkiye değil, profesyonelleştirmek istiyorsanız bazı zorluklar sizi bekliyor. O yüzden ekstra bir zorluk denk geldiğini diyemem. Mesela Almanya’da önemli yetenekli futbolcularımız var. Hepsi A takıma yükselmeyi başarıyor. İnşallah bunun da devamı gelir. Milli takım sürecimde de hep diyordum, Türk oyuncuları yetenekli, topa çok hakim olan oyuncular. Bazen oyun anlayışından kaybediyoruz gibi. Bunu inşallah daha çok geliştiririz. Ben çok umutluyum o konuda, daha da ilerleyebileceğini düşünüyorum. Şimdi en son transferleri gördük, Arda gibi. Bu daha önceden başlayan bir şey. Şimdi mesela milli takıma baktığınızda hemen hemen yarısından fazlası yurt dışında oynuyor. Bu çok önemli bir şey. İnşallah daha da devamı gelir. Çünkü hak ettiğimiz yerlere gitmek istiyoruz. İnşallah genç yeteneklerimizle beraber bunu hedef alırız" açıklamasında bulundu.

"Galatasaray’da göstereceğim futbolumla milli takıma tekrar girmek istiyorum"

A Milli Futbol Takımı ile ilgili hedefleri için ise 28 yaşındaki futbolcu, "Milli takımla ilgili son 2-3 kamp ile ilgili bir şey diyemeyeceğim. Maalesef 7-8 sene sonra ilk defa bir kampa katılmadım. Tabii ki ilk başta üzdü ama ben önüme bakmak istiyorum. Galatasaray’da göstereceğim futbolumla milli takıma tekrar girmek istiyorum. Açıkçası maalesef bunu altını çizerek diyorum; Euro 2020 hala beni üzen bir şey. O yüzden tekrar bir turnuvaya katılıp, halkımızı daha mutlu etmek istiyorum" dedi.

"Şampiyonlar Ligi’ni çok özledim"

UEFA Şampiyonlar Ligi’nde oynamayı çok özlediğini vurgulayan Kaan Ayhan, "Şimdi rakibe de bağlı. Baktığınız zaman play-offlarda çok önemli takımlarla karşılaşabiliyorsunuz. Biz kendimize güveniyoruz. Ben kariyerim başında Şampiyonlar Ligi oynamıştım. Oraya geri dönme şansı olursa, o şansı almak isterim. Avrupa Ligi de baktığınızda 6-7 sene önceki gibi değil. Neredeyse Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir lig olmaya başladı. Biz bu iki ligden birisinde çok önemli başarılara imza atmak istiyoruz. Tabii ki play-offlardan en iyi şekilde gidip, Şampiyonlar Ligi’ne gitmek istiyoruz. Zaten kadro da o yönelik kurulmuş, belli. İnşallah nasip olur" diye konuştu.

"Galatasaray’ın tarihinde kaleciler hep çok önemli isimler olmuştur"

Uruguaylı kaleci Fernando Muslera gibi ismin önünde oynamanın neler hissettirdiğinin sorulması üzerine Ayhan, "Fernando Muslera bu takımın kaptanı. Bu takımda bu sene herhalde 6. şampiyonluğunu yaşadı. Kulübün tarihinde çok önemli bir kaleci. Galatasaray’ın tarihinde kaleciler hep çok önemli isimler olmuştur. Muslera’da da bu isimlerin arasında. Ayağına çok hakim. Bu bizim için önemli. Biz takım olarak pres yapıyoruz, mümkün olduğu kadar topa sahip olmak istiyoruz. Bunun için de Muslera gibi bir kaleciye ihtiyacınız var. Hepimiz Muslera’nın burada olmasından dolayı çok mutluyuz ve gurur duyuyoruz" diye cevap verdi.

"Türkiye’ye gelirsem, Galatasaray’a gelirim diye kararımı çok erkenden vermiştim"

Geçmiş dönemlerde de Türkiye’den teklifler aldığını söyleyen sarı-kırmızılı futbolcu, "Avrupa’da oynayan bir milli futbolcu olarak hep arayan, soran oldu. O dönemde Galatasaray ile hep görüşüyorduk. Benim için de zaten Türkiye’ye gelirsem, Galatasaray’a gelirim diye kararımı çok erkenden vermiştim. Transferin ne zaman olacağını bilmiyordum ya da hiç olur mu onu da bilmiyordum. Sassuolo’da öyle bir imkan oldu. Sonunda transfer de çok şükür oldu. Buraya gelebildik" ifadelerini kullandı.

"Mert çok kaliteli bir oyuncu"

İtalyan ekibi Sassuolo’da beraber forma giydikleri milli futbolcu Mert Müldür ile görüştüklerini fakat transfer konusunda olmadığını aktaran Kaan Ayhan, "Mert ile en son yaz tatilinde görüştük. Orada aile ortamı, arkadaş ortamı derken böyle şeyler çok konuşulmuyor. Mert’i sadece maçlardan değil, günlük hayatta da çok iyi tanıyorum. Kalitesi de zaten belli. Benim onun işine karışmam doğru olmaz. Ben doğru bulmuyorum. Kendinin belki bazı soruları olur, belki yardıma ihtiyacı olur, her zaman ağabeyi olarak beni arayabilir, zaten kendisi de biliyor. Bilmiyorum kendisini daha çok Avrupa’yı mı uygun görüyor yoksa farklı fikirleri mi var. Mert çok kaliteli bir oyuncu. Emin doğru kararı sonunda verir" açıklamasında bulundu.

"Daha önemli başarılara imza atmak için çalışıyoruz"

Galatasaray taraftarları da mesaj gönderen Ayhan, "Öncellikle geçen sezonki desteğiniz için teşekkür ediyorum. Azerbaycan’a gittiğimizde, Avusturya’ya geldiğimizde desteğinizi her zaman hissediyoruz. İnşallah bu desteğin de devamı gelir. Biz takım olarak sizi daha da mutlu ederiz. Biz sadece takım olarak değil, camia olarak, kulüp olarak daha önemli başarılara imza atmak için burada çalışıyoruz. İnşallah elimizden geldiği kadar bunu yapacağız" dedi.

"İstanbul’da çok mutluyum"
Son olarak İstanbul’daki yaşam hakkında konuşan 28 yaşındaki futbolcu, "Trafik sorun değil. Dışarı çıkacağınız zamanları iyi planlamanız gerek. Ben İstanbul’da çok mutluyum. İtalya’da Modena küçük bir şehir. Güzel bir şehir ama kısıtlı bir hayatı var. İstanbul o konuda hem aile hayatı için hem de kendim adına çok daha güzel şehir. Bazılarına tehlikeli bir yer diye şaka yapıyorum. İstanbul’da yaşamamış olsak burada daha rahat oluruz ama İstanbul’daki hareketliliğini insan tabi özlüyor" diyerek sözlerini tamamladı.

Oğuzhan Ort

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Garanti BBVA’nın yılın ilk 3 ayında net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 566 milyar 251 milyon 702 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 66 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 3 ayında yüzde 0,5 büyüme ile 3 trilyon 160 milyar 943 milyon 617 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,2, özkaynak kârlılığı yüzde 30,3, aktif kârlılığı ise yüzde 2,9 seviyelerinde gerçekleşti. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: "2026 yılına, jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklerin, karar alma süreçlerinde hız ve çevikliği daha da kritik hale getirdiği bir ortamda başladık. Finansal piyasalarda artan riskten kaçınma eğiliminin yanı sıra enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş, küresel ölçekte daha zayıf büyüme ve enflasyonist baskıları beraberinde getiriyor. Bu dönemde, Merkez Bankası, enflasyonla mücadelede temkinli politika duruşunu sürdürüyor. Artan dış finansman ihtiyacı ve bunun kur üzerindeki potansiyel etkisiyle, finansal istikrara daha fazla öncelik verilen bir yapı görüyoruz. Mart başında yaşanan gelişmelerle birlikte sektörde fonlama maliyetlerinde yükselişler gözlemledik. Bu artışın, özellikle ikinci çeyrekte daha görünür olmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, güçlü bilanço yapımız ve ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleşen performansımız sayesinde bu süreci etkin şekilde yönetme kapasitesine sahibiz. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam aktiflerimiz 5 trilyon TL’ye yaklaştı ve bunun yüzde 56’sını krediler oluşturuyor. Kredilerdeki sağlam duruşumuz devam ederken; güçlü vadesiz mevduat tabanımız, dijital kanallarda oluşturduğumuz müşteri değeri ve etkin sermaye yönetimimiz sayesinde sektörde pozitif ayrışmayı sürdürdük. Geniş müşteri tabanımız ve güçlü pazar konumumuz, bu performansı sürdürülebilir kılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu süreçte marjlardaki iyileşmenin katkısıyla özsermaye kârlılığımızı yüzde 30 seviyesinde tutmayı başardık. Bu performansımızın temelinde, müşteri deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan ve bunu veriye dayalı karar süreçleriyle destekleyen yaklaşımımız yer alıyor." Bankanın stratejik önceliklerine değinen Akten sözlerini şöyle sürdürdü: "Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımız doğrultusunda, müşteri deneyimini yalnızca temas anlarıyla sınırlamıyor; karar alma süreçlerinden ürün tasarımına kadar her aşamada işimizin merkezine alıyoruz. Müşteriyi dinlemek ve anlamak en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor. Bu doğrultuda müşterilerimizle etkileşimimizin en yoğun olduğu kanalımız Garanti BBVA Mobil’de memnuniyet anketleri gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda 18 milyon aktif mobil müşterimizin yüzde 90’ına ulaştık ve müşterilerimizden 2 milyon geri bildirim aldık. Hiper kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımımızla müşterilerimizin günlük 20 milyon aksiyonunu takip ediyor, bu verileri yapay zekâ ile analiz ederek hızlı ve etkili aksiyonlara dönüştürüyoruz. Günlük 10 milyon müşterimizin ihtiyaçlarını anlık olarak anlayıp doğru çözümler sunabiliyoruz. Üretken yapay zekâ ile yeniden tasarladığımız dijital asistanımız Ugi ise bugün yaklaşık 200 farklı konuda müşterilerimize destek sunuyor." Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda yanlarında yer alıyor, ana bankaları olma rolümüzü güçlendiriyoruz. Risk-getiri dengesini gözeten, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir alanlara odaklanan büyüme anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türk lirası odaklı, dengeli büyümemizi sürdürerek ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz. Bu başarıda emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim."
Kocaeli Kızının düğününe 2 gün kala eşini öldüren sanık: "Kendimi kaybettim, cinnet geçirdim" Kocaeli’de eşini 8 bıçak darbesiyle öldüren sanık, yatak odasında arkadaşına ait eşofman bulduğunu iddia ederek, "Çocukların başkasından olduğunu söyledi. Tartıştık, sonrasını hatırlamıyorum. Kendimi kaybettim, cinnet geçirdim, pişmanım" dedi. Körfez ilçesi Esentepe Mahallesi Çınar Sokak’taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025’te meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen’i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.’nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı. Binnur Gökmen’in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame Ramazan Gökmen’in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları Nur A.’nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı. "Arkadaşımın eşofmanını eşyalarımın arasında buldum" Ramazan Gökmen hakkında "Tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Olaya ilişkin dinlenen sanık Ramazan Gökmen, "Kızım Nur hayatında birisi olduğunu söyledi. Damat tarafı gelip istediler verdim. Ancak kızım ile müstakbel damadım anlaşamadılar bu durumu bize yansıttılar. Kızım bu süre zarfında ayrılmak istediğini söyledi. Bir süre sonra kızımın kaçtığını öğrendim. Bu olaylardan kaynaklı eşimle sorunlar yaşamaya başladık. Bu olaylar sonrasında ayrılmak amacıyla eşimi evden gönderdim. Daha sonrasında kahveden tanıdığım arkadaşım Günay T’nin eşofmanını yatak odamda eşyalarımın arasında buldum. Ancak daha sonra baldızımı arayarak eşimle barışmak istediğimi söyledim. Eşim, tedavi olmam ve alkolü bırakmam şartı ile eve gelmeyi kabul etti. Alkolü bırakacağıma yönelik eşime söz verdim" diye konuştu. "Kendimi ve eşimi nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum" Olay gününü anlatan Ramazan Gökmen, "Eşim o sırada hala baldızımdaydı. Sabah çocukları okula götürdükten sonra eve geldi. Yattık, daha sonra rahmetli annemin fotoğrafının asılmış olan yerden indirildiğini fark ettim. Bu durumu sorduğumda; anneme hakkını helal etmeyeceğini, ona çileler çektirdiğini söyledi. Ben de ’Senin yaptıkların ne olacak, başkasının eşofmanı benim dolabımda çıktı’ dedim ve tartıştık. Binnur bana, erkek olmadığımı, sevgilisinin olduğunu ve çocukların başkasından olduğunu söyledi. Tartıştık, sonrasını hatırlamıyorum, kendimi kaybettim. Kendimi ve eşimi nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum. Eşimin öldüğünü polislerden öğrendim. Kardeşimi aradığımı hatırlamıyorum" şeklinde konuştu. "Olay günü cinnet geçirdim" Sanığın iddianamede yer alan ifadesinde eşinin, mahalle bakkalı Ali O.B. ilişkisi olduğuna dair söylemlerine sanık, "Ali’nin kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bizim aile meselemizin bu durumu bilmesine sinirlendim. Ancak eşimin bu kişi ile ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Günay T. ile eşimin ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Yazdığım mektubu hatırlamıyorum. Çok pişmanım, öyle olmasını istemezdim. Bilincimin dışında olay gerçekleşti. Olay günü cinnet geçirdim. Daha önce de şüphelerimden dolayı kendimi asarak intihar etmeye kalkıştım. Eşimle aldatma konusunu detaylı konuşmadık. Planlı bir şey yapmadım, bir anda oldu. Kaç bıçak darbesi vurduğumu hatırlamıyorum. Daha önce kafama darbe aldığım için psikolojik ilaç kullanıyorum" ifadelerini kullandı. "Babam annemi öldürdükten sonra beni aramış, ben nişana gelmek istediğini düşündüm" Müşteki olarak dinlenen çiftin kızları Nur A., "Babam sürekli alkol içiyordu ve bizi darp ediyordu, silah doğrulttuğu da oldu. 24 Mayıs gecesi uyurken, babam alkollü şekilde eve geldi. Anneme yemek ısıtmasını söyledi. Annem yemeği ısıtınca ’Evde neden makarna var’ diyerek yemeği annemin kafasına döktü. Seslere kalktım ve biz evden ayrıldık. Bu olay sonrası 2 ay teyzemde kaldım. Babam alkol içip nişanlımı arıyordu. Ben kaçmadan bir gece önce babam bıçakla beni tehdit etti. Babam; anneme, ’Ali ile beni aldatıyorsun. O çocuklar benden değil, evden git’ demiş, bunu annemden duydum. Babam, bıçak ve silahla sürekli tehdit ettiği için bize bir şey olur korkusu ile annem sürekli eve dönmek zorunda kalıyordu. Olaydan 2 gün sonra nişanım olacaktı. Annem, olay günü kıyafet almak için eve gideceğini söylemişti, daha sonra ölüm haberini aldık. Babam, annemi öldürdükten sonra beni de aradı. Alışveriş yaptığım için açamadım telefonu, nişana gelmek istediğini düşünmüştüm meğerse annemi öldürmüş. Bahsedilen o eşofman teyzeme aittir. Ara sıra teyzeme gidip geldiğim zamanlar, onun kıyafetlerini giyer eve gelirdim. Kardeşim 7 yaşında ve her yere annemin adını yazıyor. Tel isteğim bu durumun sanığın yanına kar kalmaması" diyerek ağladı. Çiftin bir diğer kızı G. Gökmen ise babasının sürekli alkol tükettiğini ve kavga çıkardığını dile getirdi. "Ramazan samimi arkadaşımdır, neden böyle bir iftirada bulundu anlamadım" Tanık olarak dinlenen Günay T., "Binnur’u tanımam ama Ramazan’ı arkadaşım olması hasebiyle tanırım. Benim eşofmanlarımın hepsi siyahtır. Genellikle eşofman giyerim ancak bahsedilen marka eşofmanım yoktur. Ramazan samimi arkadaşımdır, neden böyle bir iftirada bulundu anlamadım. Ali ile de samimiydiler, aralarında bir sorun yoktu" diye konuştu. "Eşimin Binnur ile ilişkisi olduğu iddiası doğru değildir" Tanık olarak dinlenen Ali O.B’nin eşi Emine B., "Binnur’un kızı kaçtıktan sonra karşı taraf barışmak için eve gelecekmiş. Binnur, Ali ve Ramazan’ın arkadaş olması sebebiyle bizi de çağırdı. Eşimin, Ramazan’ın üstünde sözü olabileceğini, belki onu sakinleştirebileceğini söyledi. Bu durumu eşime söyledim, eşim ise Ramazan kabul ederse gidebileceğimizi, yoksa olmayacağını söyledi. Eşimin Binnur ile ilişkisi olduğu iddiası doğru değildir. Ramazan evimize gelip giderdi" şeklinde konuştu. "Evindeki özel meseleleri bilmezdim, sadece kızının kaçma olayını biliyordum onu da Ramazan bana anlattı" Tanık Ali O.B. ise, "Ramazan ile birbirimizi sever sayardık. Binnur ile iletişimim yok. Binnur ile eşim arkadaş. Binnur ile ilişkim olduğu iddiası yalandır. Evindeki özel meseleleri bilmezdim, sadece kızının kaçma olayını biliyordum onu Ramazan bana anlattı. Binnur, dünürlerinin eve geleceğini, bizim de orada olmamızı, Ramazan’ın beni dinlediğini eşime söylemiş. Ben de durumu eşine söylesin, kabul ederse gideriz dedim. Ramazan ile aramızda bu konu geçmedi. Ramazan daha önce intihara kalkmış ancak sebebini bilmiyorum" ifadelerini kullandı. "Söz veriyorum, kardeşinin gözünde yaş görmeyeceksin, bir daha alkol içmeyeceğim" Tanık olarak dinlenen maktulün ablası G.H., "Sanık, kardeşimin boğazına bıçak dayamış, tehdit etmiş. Boşanmaya karar vermişti. Binnur, Ramazan’ın her akşam içmesine, hakaretlerine dayanamadığını bana söylemişti. Kardeşim gelip bana sığındıktan sonra Ramazan beni arayarak, ’Söz veriyorum, kardeşinin gözünde yaş görmeyeceksin, bir daha içmeyeceğim’ dedi. Diğer gün kardeşim, çocuklarını okula bırakmak için evden çıktı, mahalleden arkadaşları ile de çardakta çay içeceklerdi. Kardeşimin eve gideceğinden haberim yoktu. Ramazan özür dilediği için barışmış ve eve gitmiş olabilir" dedi. Olaydan bir gün öne yazıldığı iddia edilen mektup Müşteki vekili Avukat Eray Akbal, "Salonda olaydan bir gün öncenin tarihi ile yazılmış bir mektup var. Sanık, olayı planlı yapmıştır. Olay, Binnur’un eve girer girmez gerçekleşmiştir. Sanık, olayın nihayete ermesi için bilgi vermiyor, her şeyi söyleyip sadece olay anını hatırlamadığını söylüyor. Haksız tahrik indirimi almak için sanık ifadesini ona göre şekillendiriyor. Sanık, ’Seni öldüreceğim, keseceğim’ diyerek sürekli eşini tehdit ediyor. Binnur mecbur kaldığı için eve gitmek durumunda kalmıştır" diye konuştu. "Ramazan’a şizofreni teşhisi konmuştur" Sanık vekili Avukat Nazmi Küçükosmanoğlu ise "Müvekkilim cezaevi sürecinde 57 gün Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmüştür ve şizofreni teşhisi konmuştur. Ancak mahkeme tarafından talep gelmeyince rapor hazırlanmamıştır. Sanığın cezai ehliyeti olmadığını düşünmekteyiz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tedavisine ilişkin raporun Bakırköy’den talep edilmesine, tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. Yazılan mektuba ulaşıldı Mektupta, "30 Ekim Pazartesi 2025’te yazdım. Başıma bir iş gelirse karım Binnur Gökmen ve onunla dost hayatı yaşayan Günay T., ona bu konuda yardım eden M.Y., Ali O.B., S.B., T.Ö. H.B.’nın arasındaki yazışmalar incelensin. Babalık testi yaparsanız anlayacaksınız. Bu notları yazmamdaki neden ya öldürüleceğim ya da uyuşturucu bulundurmaktan bana kumpas yapıp beni içeri attıracaklar. Güney T’nin eşofmanını kendi yatak odamda eşyalarımın içinde buldum" yazdığı ortaya çıktı.
Ankara Bakan Bayraktar: "Maden ruhsatlarını iptal edersek işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz, istihdam biter" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik firması işçilerinin durumuna ilişkin, "Maden ruhsatlarını iptal etsek bu işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman istihdam biter. Biz işçilerimizin mağdur olmayacağı bir süreç yürütüyoruz" dedi. Bakan Bayraktar, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Doruk Madencilik işçilerinin maaş ve özlük haklarıyla ilgili eylemlerinin uzlaşmayla sonuçlanmasına ilişkin soru üzerine Bakan Bayraktar, ruhsatını alıp bu alanda faaliyet gösteren firmaların sorumlu davranması gerektiğini kaydetti. Mevcut şirketin bir kömür santrali olduğunu hatırlatan Bayraktar, "Burası bir kömür santrali ve kömür santralinin madeni var. Fakat maalesef bu işletme bu santral alındığı günden beri benzer sıkıntıları yaşadı. Bunlar sizin gündeminize işçi eylemi ile geldi ama bizim zaman zaman müdahalelerimiz, bu konuda firmayı uyarmalarımız, firmayla ilgili yaptığımız uygulamalar neticesinde çözümler üretildi. Ama öyle gözüküyor ki firma bunu alışkanlık haline getirmiş. Daha önce de ifade ettim firmanın başka şehirlerde olan işletmelerinde de esas itibarıyla benzer sıkıntılar yaşanmış. İşçilerimizin alacaklarının ödenmesinde de oldu. Orada bu firmanın nakliye hizmetu aldığı, lojistik hizmeti aldığı yerler de oldu. Biz bunu uzun süredir yönetmeye gayret ediyoruz. Firma devlete olan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde ruhsat iptali gibi cezalar da uygulandı. Son hadisede işçilerin ödenmeyen borçlarını temin yoluna gittik" açıklamasında bulundu. Maaş ödemelerindeki aksaklıklara değinen Bayraktar, sorumluluğun işveren firmada olduğunu vurgulayarak, "İşçinin maaşını ödemesi gereken firma. Firma bunu 17 gün sonra ödediyse bu onların sorumluluğundadır. Biz bu süreçte işçilerimizin haklarını gözeterek, konuyu yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz" Bakan Bayraktar, kamuoyunda Doruk Madencilik firmasının lisansının iptal edilmesine ilişkin değerlendirmeler hakkında ise, "Bazıları ’maden ruhsatları iptal edilsin’ diyor. Şu anda oradaki ruhsatı iptal etsek bunun işçi kardeşlerimize bir faydası olur mu? Olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz. Bu nedenle biz çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Bu iş dışarıdan göründüğü gibi basit bir konu değil" dedi. "İş devam edecek, işçi mağdur olmayacak" Bakan Bayraktar, temel amaçlarının işin sürekliliğini sağlamak ve çalışanları korumak olduğunu vurgulayarak, "İşçilerimiz şu an maaşlarını aldılar. Bizim amacımız işin devam etmesi. Eğer maden veya santral kapanırsa bu bizim istediğimiz bir durum olmaz. Dolayısıyla hem istihdamı korumak hem de üretimin devamını sağlamak için süreci titizlikle takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda" Maden firmasının geçmişteki ruhsat sayılarına ve TMSF sürecine de değinen Bakan Bayraktar, "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda. TMSF netice itibarıyla bu şirketi ve diğer birçok şirketi sattı. TMSF uygulaması bu süreçte bir ara çözüm ve uygulama niteliğindedir" ifadelerini kullandı.