SAĞLIK - 04 Nisan 2016 Pazartesi 11:43

Kanser hakkında bilmeniz gerekenler

A
A
A
Kanser hakkında bilmeniz gerekenler

Doç. Dr. Soley Bayraktar kanserde erken tanının önemini açıklayarak: 'Kanserlerin yüzde 33’ü sigara, yüzde 20’si aşırı kilo, yüzde 5’i ise dengesiz beslenmekten kaynaklanıyor' dedi.

1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında kanser hastalığı hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen Kanser Hakkında Her şey ve Kanserden Korunma Yolları konulu seminer Memorial Şişli Hastanesinde gerçekleşti. Seminerde kanserden korunma yolları, belirtileri ve erken teşhisin önemi konuları ele alındı. Alanında uzman doktorların katılımıyla gerçekleşen seminerde, hasta ve hasta yakınları kanser hakkında bilgi edinme şansı yakaladı.

“ÇOK ÇOCUK YAPMAK RAHİM KANSERİNİ ÖNLEYİCİ BİR FAKTÖR”
Kanser haftası dolayısıyla açıklama yapan Jinekolojik Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Yakup Kumtepe kanser hastalığında farkındalık oluşturmak istediklerini vurgulayarak, “Kanser yıllardır üzerinde durulan fakat bir türlü radikal çözüm bulunamayan bir hastalıktır. Kanser dünyada ve ülkemizde oldukça yaygın bir hastalık, bu şekilde artışa devam edecek olursa 2050 yılında her 2 kişiden 1’i kanserden ölüyor olacak." dedi. Kadınların yakalandığı kanserlere bakacak olursak rahim kanserinin oldukça yaygın olduğunu anlatan Kumtepe, şunları söyledi: "Bir kadın ne kadar şişman olursa o kadar rahim kanserine yakalanma riski oluyor. Bunun yanında rahim kanserinin önlenebilmesi açısından da önemli noktalar var. Bunlardan biri çok çocuk yapmak, çok çocuk yapmak rahim kanserinde çok önemli bir önleyici faktördür. Bunun yanında genç yaşta çocuk yapmak çocuğa geç yaşlarda ulaşmak kanser riski oluşturuyor. Hem kariyer hem çocuk yapma durumu hasıl oluyor, bunun için kanseri önleme açısından hem kariyer hem de çocuk yapılmalı. Genel bir tabir var ‘kanser olmaktan korkma, geç kalmaktan kork’ çok önemli bir tabir, bu açıdan test yaptırılmalı. Tarama testleri pahalı testler de değil bu nedenle sağlıklı bir yaşam açısından tarama testleri yaptırılmalıdır.”

İĞCİ: “ERKEN TANI İLE YÜZDE 100’E YAKIN TEDAVİ MÜMKÜN”
Kadınlarda sıkça görülen meme kanseri hakkında açıklama yapan Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Hastalıkları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abdullah İğci ise; “Meme kanserinin yüzde 50’sinden fazlası 50 yaşından sonra görülmektedir. Meme kanserinde yaş ilerledikçe risk artıyor, 40 yaşından sonra risk yavaş yavaş artmaya başlıyor. 40 yaşından sonra tüm kadınların yılda bir kez mamografi yaptırmaları meme kanserinin erken tanınmasına yol açmaktadır ve bu şekilde erken tanı konulduğunda yüzde 100’e yakın tedavi etmek mümkün olmaktadır. Bunun yanında meme kanserinden korunmak için de sağlıklı beslenmek ve stresten uzak durmak gerekiyor” diye konuştu.

BAYRAKTAR: “SİGARA, AŞIRI KİLO VE DENGESİZ BESLENMEK KANSERE YOL AÇIYOR”
Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Soley Bayraktar da yaptığı açıklamada, şunları söyledi: “ Kanserlerin yüzde 33’ü sigara, yüzde 20’si aşırı kilo, yüzde 5’i ise dengesiz beslenmekten kaynaklanıyor. Dolayısıyla biz spor yaparsak, dengeli beslenirsek, bizim için olan ideal kiloyu koruyabilirsek ve sigara, alkol kullanmazsak kanserlerin yüzde 65’ini önleyebiliriz. Bunun haricinde herkese kanser taramaları yapmalarını öneriyoruz ki kanserleri erken evrede yakalayabilelim. Tarama testleriyle erken tanı konulduğunda tedavi yöntemleriyle başarılı sonuç elde edebiliyoruz.”

OKÇUOĞLU: “PSİKOLOJİK DESTEK KANSER TEDAVİSİNİN BİR PARÇASIDIR”
Kanseri artık sadece tıbbi bir hastalık olarak ele almadıklarını belirten Memorial Şişli Hastanesi Psikoloji Bölümünden Klinik Psikolog Zeren Kadıoğlu Okçuoğlu da, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanser aslında hem psikolojik hem de sosyal olarak ele alınması gereken bir problem haline geldi. Biz kanseri aile hastalığı olarak görmeye başladık, dolayısıyla kanser hastası olduğu kadar ailesi, yakınları da bu süreçten etkileniyorlar ve hepsinin bu süreçte desteğe ihtiyacı oluyor. Psikolojik destek almak hastalıkla başa çıkma sürecini olumlu yönde etkiliyor. Stresin dolaylı yönde kansere olumsuz etkisi olabilir, bunu önlemek açısından da psikolojik destek almak çok önemlidir, psikolojik destek kanser tedavisinin doğal bir parçasıdır.”
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Dolandırıcıların pes dedirten yöntemi ‘Sanal dilencilik’ Ramazan ayında sosyal medya üzerinden sahte yardım çağrıları ve çevrim içi dilencilik vakalarının yaygınlaştığına dikkat çeken uzmanlar, "Allah rızası için" şeklinde karşımıza çıkan dilencilik yönteminin yerini siber dilenciliğe bıraktığını belirterek vatandaşları uyardı. Ramazan ayıyla birlikte artan yardımlaşma ve dayanışma duygusunun kötüye kullanılabildiğini ifade eden uzmanlar, sosyal medya platformları üzerinden gerçek dışı hikaye, sahte belgeler ya da çocuk mağduriyeti görüntüleri kullanılarak maddi menfaat temin edilmeye çalışıldığına dikkat çekiyor. Avukat Esra Betül Türkalp, sosyal medya kullanıcılarının normal şartlarda yüz yüze sergilemeyecekleri davranışları çevrim içi ortamda daha kolay gerçekleştirmelerine ‘disinhibisyon’ adı verildiğini söyledi. Ekran arkasındaki anonimlik hissinin, kişilerin sosyal ve hukuki sonuçları küçümsemesine yol açabileceğini belirten Türkalp, "Birleşik Arap Emirlikleri ve çevre ülkelerde Ramazan’da sosyal medyada artan sahte yardım çağrıları ve çevrim içi dilencilik vakaları rapor ediliyor. Ülkemizde de "Allah rızası için" şeklinde karşımıza çıkan dilencilik yöntemi yerini siber dilenciliğe bırakmış durumda. Sosyal medya kullanıcılar üzerinde normalde yüz yüze ortamda sergileyemeyecekleri davranışları daha kolay ve daha hızlı sergilemelerine yol açan bir etki bırakıyor. Bu etkiye disinhibisyon etkisi denilmekte. Kişiler ekran arkası anonimlik hissiyle olayın sosyal ve hukuki sonuçlarını küçümseyerek daha serbest ve daha yanıltıcı ifadelerle para istemeye yönelebiliyorlar. Bu etki kişilerde davranışların sorumluluk algısını zayıflattığı için hukuki risklerin fark edilmesini zorlaştırıyor" dedi. "Sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde kanıt ve doğruluk kontrolü yapmalı" Sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde kanıt ve doğruluk kontrolü yapılmasına değinen Esra Betül Türkalp, "Türkiye’de sosyal medya üzerinden açıkça para istenmesi esasında Kabahatler Kanunu kapsamında bir müeyyideye sahip. Ancak somut olayın niteliğine göre ceza kanunu bakımından da bir yaptırım söz konusu olabilir. Dolandırıcılık suçu bu kapsamda. Bir kişinin gerçek olmayan bir hikaye uydurarak sahte belgelerle ya da bir çocuk mağduriyetini kullanarak bu ajitasyonun etkisiyle maddi menfaat elde etmesi halinde Türk Ceza Kanunu kapsamında da bir yaptırım söz konusu olabilir. Burada dolandırıcılık suçu bir kişinin gerçek olmayan bir hikaye uydurarak sahte belgelerle çocuk veya bir mağduriyet görüntüsü kullanarak başkalarını yanıltıp menfaat elde etmesi halinde ortaya çıkabilir. Özellikle bilişim sistemleri kullanılıyorsa, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi gereğince nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulabilir. Vatandaşlar sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde kanıt ve doğruluk kontrolü yapmalıdır. Resmi veya geçerli bağış platformları dışındaki çağrılara temkinli yaklaşmalı. Direkt para göndermeden önce doğrulama yapılmalıdır. Gerçek mağduriyet ihtimali varsa bu durum gecikmeksizin kolluk kuvvetlerine bildirilmelidir. Sosyal medya üzerinden para talep etme davranışı psikolojik olarak anonimliğin sunduğu rahatlıkla kolaylaşsa da bu hukuken ve vicdani olarak sorumluluktan muaf kılmaz. Keza ülkemizde de hukuki sonuçlar söz konusudur. Bu sebeple hem kullanıcılar hem de kurumlar bilinçli ve hukuka uygun davranmalıdır" şeklinde konuştu. "İlk olarak ‘sağlık yardım kampanyaları’ şeklinde karşımıza çıkmaktadır" Dolandırıcıların yeni yöntemini anlatan emekli polis memuru Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Kemal Ateş ise, "Ramazan ayı yardımlaşmanın, dayanışmanın ve merhametin en yoğun yaşandığı müstesna bir dönemdir. Ancak son yıllarda bu güzel duygular maalesef bazı kötü niyetli kişiler tarafından suistimal edilmekte. Özellikle sosyal medya ve dijital platformlarda sağlık yardım talepleriyle insanların duyguları göz ardı edilmekte ve siber dolandırıcılık vakaları artmakta. Karşı karşıya olduğumuz sorunlar ise ilk olarak ‘sağlık yardım kampanyaları’ şeklinde karşımıza çıkmakta. Sosyal medya platformunda açılan ve gerçeği yansıtmayan yardım çağrılarıyla vatandaşlarımızın iyi niyetleri suistimal edilmektedir. Özellikle savaş, deprem ve hasta çocuk temalı içeriklerle şahsi IBAN numaralarına para talep edilmekte. Bir diğer yöntem resmi kurum ve dernek takipleri. Bu yöntemle dolandırıcı kişiler gerçek kurumlara benzer isim ve logolar kullanarak sahte hesaplar oluşturmakta, zekat ve fitre adı altında para toplanmakta. Bir diğer yöntem de SMS ve link dolandırıcılığı. İnsanların cep telefonlarına ’Ramazan kolisi kazandınız’, ’Yardım başvurusunuz onaylandı’ gibi SMS’ler gelip şahıslar zararlı bağlantılara yönlendirilmekte ve kişisel banka bilgileri ele geçirilmekte. Bir diğer yöntem de duygu sömürüsünde dayalı dijital içerikler. Stok, görseller veya başka ülkelerden alınmış görüntüler kullanarak acele algısı oluşturmakta, hızlı para transferi baskısı yapılmaktadır. Bu yöntemler yalnızca maddi kayıplara değil, aynı zamanda toplumda güven duygusunun zedelenmesine de yol açmaktadır" ifadelerini kullandı. "En güçlü silahımız dikkat, bilgi ve doğrulamadır" Vatandaşların alması gereken önlemlere değinen Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Ateş, "Çözüm ve önlemler de, yardımlarınızı yalnızca resmi kurum ve güvenilir birimlere kuruluşlar aracılığıyla yapın. Şahsi IBAN numaranızı gönderim yapmadan önce mutlaka doğrulama yapın. Sosyal medyada karşılaştığınız yardım kampanyalarının resmi web sitelerini kontrol edin. Tanımadığınız kişilere gelen linklere kesinlikle tıklamayın. Şüpheli durumları 112 Acil Çağrı Merkezi’ne, en yakın kolluk birimine bildirebilirsiniz. Ramazan ayını istismar etmeye çalışanlara karşı en güçlü silahımız dikkat, bilinç ve doğrulamadır" diye konuştu.
Ankara AK Parti Ankara İl Başkanlığı’ndan 28 Şubat’ın yıl dönümünde açıklama AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, 28 Şubat’ta yaşananlara ilişkin, "27 Mayıs, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur. 28 Şubat, sonuçları nesillere sirayet eden hesaplı bir şekilde kullanılmış bir darbeydi" dedi. 28 Şubat Darbesi’nin üzerinden 29 yıl geçti. AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, konuya ilişkin AK Parti Ankara İl Başkanlığı önünde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Güngör, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse 28 Şubat’ın da darbe girişimi olduğunu belirtti. O dönemde yaşanan olayların demokrasiye ağır bir darbe olduğunu ifade eden Güngör, milletin iradesine tanklarla yüründüğünü, seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne zorla görevden el çektirildiğini vurguladı. 28 Şubat’ta yaşananların ‘postmodern darbe’ olarak ifade eden Güngör, 28 Şubat ve benzeri darbelerin karşısında milletçe durduklarını söyledi. "15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur" 28 Şubat’ta yaşananların Türk milletine ve hükümetine darbe girişimi olduğunu ve AK Parti olarak bu zihniyetin karşısında durduklarını belirten AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, "28 Şubat postmodern darbesinin 29’uncu yılındayız. 27 Mayıs, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur. 28 Şubat, sonuçları nesillere sirayet eden hesaplı bir şekilde kullanılmış bir darbeydi. 28 Şubat, bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerine hedef almış bir pusudur. Millet iradesine karşı tanklar seçilmiş; başta başörtülü bacılarımızın, kardeşlerimizin, kızlarımızın, halalarımızın, teyzelerimin yaşantısına yönelik büyük bir zulüm başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları, inançlarından dolayı iş yerlerine sokulmamıştır. AK Parti olarak 28 Şubat benzeri bütün darbeci girişimlerin karşısında olduğumuzu buradan bir kez daha ilan ediyoruz" diye konuştu. "Milletimizi, hak ettiği demokratik bir ortama kavuşturduk" 28 Şubat’tan sonrasında AK Parti iktidarı döneminde Türk milletinin hak ettiği demokratik hakları verdiklerini ifade eden Güngör, "İktidarımız döneminde attığımız adımlarla, milli iradeyi yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokratik bir ortama kavuşturduk. Maalesef iktidarımız döneminde atılan adımları görmezden gelerek hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen çürümüş zihniyete tanıklık ediyoruz" şeklinde konuştu.