EKONOMİ - 12 Ağustos 2021 Perşembe 09:38

Kiracı çok kiralık ev yok

A
A
A
Kiracı çok kiralık ev yok

Bursa'da artan talepler sebebiyle kiralık daireler karaborsaya düştü. 2 bin 500 liralık daireye 4 bin lira kira vermeye razı olanlar bile kiralık ev bulmakta zorlanıyor.

Son dönemde yeni inşaatların başlamaması ve pandeminin ardından düğünlerin patlaması kiralık daire fiyatlarını uçurdu. Tayinlerin ve ertelenen düğünlerin de yapılmaya başlamasıyla vatandaşlar kiralık ev bulmakta zorlanıyor. Fahiş fiyatlar ödemeye razı olanlar yine de kiralık daire bulamıyor. Bilhassa Bursa'nın en çok tercih edilen ilçesi olan Nilüfer ilçesinde daireler adeta karaborsaya düşmüş durumda. İlçedeki emlakçılara gelenlerin ekserisi kiralık daire talep ediyor. Emlaçılar ise ellerinde kiralık daire olmadığı için vatandaşlara yardımcı olamıyor.

Nilüfer ilçesinde kiralık daire fiyatları şu ân tavan yapmış durumda. Maliyetler yükseldiği için müteahhitlerin yeni projelere başlamak istememesi de fiyatların artmasında etkili. Kiralık daire sıkıntısı sadece Nilüfer ilçesinde değil diğer ilçelerde de yaşanıyor.

Kiracı çok kiralık ev yok

Bursa'da kiralık dairelerin karaborsaya düştüğünü ifade eden gayrimenkul uzmanı Ahmet Abdülaziz Öztürk, "Bu dönemde Bursa'da kiralık dairelerde ciddi anlamda sıkıntı var. 2 yıldır tayinler ve düğünler yapılmadı. Kiralık daire sıkıntısı başladı. Vatandaş piyasada kiralık daire bulmakta zorlanıyor. Kiralar yükseldi, konut sıkıntısı var. Müteahhitler yeni projelere başlamıyor. Maliyetler yükseldi. Sattığını yerine koyamayacağını düşünen müteahhitler yeni projelere başlamıyor. Bu durum da konut fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor. Bana kalırsa belediyelerin hızlı bir şekilde yeni konut alanlarını halkın hizmetine açması lâzım. Bursa'da ciddi anlamda konut ve mesken arsası sıkıntısı var. Şehirde satılık daire çok, ama kiralık daire yok. Kiralık daire sıkıntısı başta Nilüfer olmak üzere Mudanya, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde de var. Nilüfer ilçesinde kiralık daireler 2 bin 500 liradan başlıyor, 4 bin 500 liraya kadar çıkıyor. Vatandaşlar 2 bin 500 liralık daireye 4 bin lira verecek, ama bulamıyor" dedi.

"Günde 20 kişi kiralık daire için bizi arıyor"
Çalan 30 telefondan 20'sinin kiralık daire için olduğunu belirten Abdülaziz Öztürk, "Her gün 30 kişi iş yerimizi arıyor. Arayanların 20'si kiralık daire soruyor. Bizde maalesef cevabını veriyoruz. Sadece bizde değil, diğer emlakçi arkadaşlarda ve internette de kiralık daire yok. Bizim diğer emlakçi arkadaşları da arıyorlar, onlarda da kiralık daire yok. Bursa'da büyük ölçüde kiralık daire sıkıntısı var" şeklinde konuştu.

Burak Türker - Mehmet Şensöz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Germencik Kaymakamı Doğru’dan sağlık çalışanlarına teşekkür Aydın’ın Germencik ilçesinde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Germencik Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Ferdi Güneş ve Germencik İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Hüseyin Zafer Alkaya, Germencik Kaymakamı Sultan Doğru ile bir araya geldi. Kaymakamlık makamında gerçekleşen ziyarette sağlık hizmetlerinin önemi ve sağlık çalışanlarının toplum için üstlendiği kritik rol ele alındı. İlçede yürütülen sağlık hizmetleri ve sağlık çalışanlarının özverili çalışmaları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Kaymakam Sultan Doğru, sağlık çalışanlarının her şartta fedakarca görev yaptığını belirterek toplum sağlığının korunmasında büyük bir sorumluluk üstlendiklerini ifade etti. Sağlık alanında görev yapan tüm personelin büyük bir özveriyle çalıştığını vurgulayan Doğru, özellikle zor şartlarda dahi görevlerini aksatmadan sürdüren sağlık çalışanlarının takdiri hak ettiğini dile getirdi. Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinde sağlık çalışanlarının büyük emek verdiğini belirten Kaymakam Doğru, vatandaşların sağlığı için gece gündüz demeden görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Doğru, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede tüm sağlık çalışanlarının bu özel gününü kutlayarak görevlerinde başarılar ve kolaylıklar diledi.
İstanbul 16 yaşındaki Max Dowman tarihe geçti, Arsenal puan farkı 9’a yükseltti İngiltere Premier Lig’de Arsenal forması giyen 16 yaşındaki Max Dowman, Everton filelerini havalandırarak ’Premier Lig’de gol atan en genç oyuncu’ ünvanını ele geçirdi. Londra temsilcisi, Manchester City’nin puan kaybettiği haftada puan farkını maç fazlasıyla 9’a yükseltti. İngiltere Premier Lig’de lider Arsenal, Emirates’te Everton ile karşı karşıya geldi. İlk yarıda etkili bir oyun ortaya koyan mavi-beyazlılar, birçok pozisyondan yararlanamadı. İkinci yarıda ise ev sahibi oyun üstünlüğünü ele alarak pozisyonlar üretti. Londra ekibi aradığı golü 89. dakikada Viktor Gyökeres ile buldu. Mücadelenin uzatma dakikalarında köşe vuruşunda konuk ekibin kalecisi Jordan Pickford da ileri çıktı. Savunmanın uzaklaştırdığı topu kontrol eden Max Dowman, kendi yarı alanında rakiplerini geçerek hızla kaleye ilerledi. Dowman, topu boş kaleye göndererek farkı 2’ye çıkardı. Mikel Arteta’nın öğrencileri bu galibiyetle ligde üst üste 4. galibiyetini elde etti ve puanını 70’e çıkardı. Maçın 74. dakikasında oyuna giren 16 yaşındaki Max Dowman, 90+7. dakikada kaydettiği golle tarihe geçti. İngiliz orta saha, 16 yaş 73 günlükken attığı bu golle Premier Lig tarihinde gol atan en genç oyuncu ünvanını elde etti. Bu ünvan bu sezon ikinci kez el değiştirdi. Liverpool’un 25 Ağustos 2025’te Newcastle United ile oynadığı mücadelenin 90. dakikasında Rio Ngumoha, (16 yaş 135 gün) takımına galibiyeti getiren golü kaydederken bu listede ilk sıraya yerleşmişti. City, 2 haftada 4 puan kaybetti İngiltere’de Arsenal ile birlikte şampiyonluk yarışı veren Manchester City ise West Ham United’a konuk oldu. Müsabakadan 1-1’lik beraberlikle ayrılan Pep Guardiola’nın öğrencileri zirve yarışında yara aldı. Geçtiğimiz haftada Nottingham Forest ile yenişemeyen City, son 2 haftada 4 puan kaybetti. Manchester City haftayı 61 puanda kapattı. Arsenal, 1 maçı eksik olan City’nin yaşadığı bu puan kaybında milli maç arasında 9 puan farkla girdi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "Yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir; fakat kalıcı başarı, değişimi öngörüp, yön verenlerin olacaktır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO), Avrupa Birliği ile Hindistan arasında siyasi mutabakata varılan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türkiye ve özelde Ankara sanayisine muhtemel etkilerini bütün boyutlarıyla ortaya koyan kapsamlı araştırma raporunu yayımladı. ’AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması: Türkiye Sanayisi İçin Riskler ve Stratejik Fırsatlar’ başlıklı rapor; küresel ticaret dengelerinde yaşanan değişimi, risk alanlarını, sektör bazlı rekabet dinamiklerini, Ankara sanayisine muhtemel yansımalarını ve yeni dönemde nasıl bir strateji izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticaret düzeninin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, Avrupa Birliği ile Hindistan STA’sının da yeni düzenin en somut işaretlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 2 milyar insanı kapsayan bu ekonomik entegrasyonun, yalnızca iki ekonomi arasındaki ticaret hacmini artırmakla kalmayacağını belirten Ardıç, AB-Hindistan STA’sının Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı Avrupa Birliği’nin tedarik zinciri mimarisini ve rekabet dinamiklerini önemli ölçüde değiştirme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. "Amacımız, sanayicimizi bu yeni dönemin seyircisi değil, aktif oyuncusu haline getirmektir" Ardıç, ASO’nun araştırma raporunun yalnızca bir analiz değil aynı zamanda Türkiye sanayisi için stratejik bir yol haritası niteliği taşıdığını vurgulayarak, "Raporumuz; güncel veriler, sektörel analizler, uluslararası karşılaştırmalar ve saha görüşmeleri ışığında ülkemiz sanayisi için risk ve fırsatları ortaya koyuyor ve somut bir eylem planı sunmayı hedefliyor. Amacımız, sanayicimizi bu yeni dönemin seyircisi değil, aktif oyuncusu haline getirmektir" diye konuştu. Etki ani değil, kademeli rekabet baskısı şeklinde hissedilecek ASO’nun raporunda, AB pazarının Türk sanayisi açısından taşıdığı stratejik önem vurgulandı. Verilere göre AB’nin Türkiye’den ithalatı 115 milyar dolar, Hindistan’dan ithalatı ise 81,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, Hindistan’ın STA ile bazı sektörlerde ihracat performansını artırabileceğine, bunun da Türkiye’nin güçlü bir tedarikçi olduğu AB pazarındaki konumunun zayıflayabileceğine işaret ediyor. Raporda, AB-Hindistan STA’sının Türkiye açısından oluşturacağı etkinin ani ve yıkıcı bir pazar kaybı şeklinde değil, daha çok kademeli bir rekabet baskısı olarak hissedileceği vurgulandı. Özellikle standart, fiyat duyarlılığı yüksek ve seri üretime konu olan ürün segmentlerinde, Türk firmalarının tercih avantajında aşınma yaşanabileceği; bunun da pazarlık gücünde zayıflama ve kar marjlarında daralma olarak ortaya çıkabileceği ifade edildi. Bu baskının her sektör için aynı olmayacağı, ürün grubuna ve katma değer düzeyine göre farklılaşacağı belirtildi. Hangi sektörler risk alanında? Raporda en önemli risk alanlarından birinin elektrikli makine ve cihazlar sektörü olduğuna dikkat çekildi. AB’nin Türkiye’den bu alandaki ithalatı 7,1 milyar dolar, Hindistan’dan ithalatı ise 11,6 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Hindistan’ın AB pazarındaki yıllık ihracat artış hızının yüzde 41,5, Türkiye’nin ise yüzde 8,2 seviyesinde kalmasının; bu sektörde Hindistan’ın çok daha yüksek bir ivme yakaladığını ortaya koyduğuna dikkat çekilerek, bu alanın acil müdahale gerektiren birinci öncelikli sektörlerden olduğu vurgulandı. Makine ve mekanik aksamlar ile belirli otomotiv aksamlarının da benzer şekilde rekabet baskısının artabileceği alanlar arasında olduğu ifade edildi. Rekabet artık sadece fiyatla belirlenmiyor ASO raporunda, yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat üzerinden okunamayacağına dikkat çekildi. Menşe kuralları, teknik standartlara uyum, sertifikasyon hızı, tedarik zinciri şeffaflığı ve teslim süresi gibi tarife dışı unsurların belirleyici rol oynadığı ve Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğu ifade edildi. AB müktesebatına uyum konusundaki tecrübesi, coğrafi yakınlığı ve hızlı teslimat kabiliyetinin, Türkiye sanayisinin elindeki stratejik kozlar arasında gösterildi. Türkiye’den Avrupa’ya kara yolu ile 48-72 saat içinde teslimat yapılabilmesi, Avrupalı üreticiler için kritik bir tedarik avantajı olarak değerlendirildi. Raporda, doğru destek mekanizmaları ve güçlü bir dönüşüm programıyla bu avantajların daha da güçlendirilebileceği vurgulandı. "Yeşil dönüşüm hızı, Hindistan’a karşı stratejik savunma hattı olarak kurgulanabilir" Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli konu da Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) oldu. 2026 yılı itibarıyla yeni ticaret denkleminin en kritik belirleyicilerinden biri haline gelen SKDM’nin, Türkiye açısından aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı oluşturabileceği ifade edildi. Türkiye’nin özellikle demir-çelik sektöründe elektrik ark ocaklarına dayalı üretim altyapısının, Hindistan’ın kömüre daha bağımlı yapısına kıyasla önemli bir karbon avantajı sunduğu belirtildi. Raporda, Türkiye’nin bu avantajını koruması ve yeşil dönüşümünü hızlandırması halinde, Hindistan’ın tarife avantajının SKDM maliyetleriyle kısmen hatta tamamen dengelenebileceğine dikkat çekildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, bu noktada yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik ve ticari bir zorunluluk olduğuna işaret ederek, "Yeşil dönüşüm hızı, Hindistan’a karşı stratejik savunma hattı olarak kurgulanabilir. Rekabet gücümüzü korumanın yolu, katma değerli ve düşük karbonlu üretimi hızlandırmaktan geçmektedir" şeklinde konuştu. Hindistan yalnızca rakip değil, aynı zamanda büyük bir fırsat alanı Raporda, AB-Hindistan STA’sının yalnızca riskler doğurmadığı, aynı zamanda Türkiye sanayisi için yeni fırsat kapıları da araladığı vurgulandı. Hindistan’ın 1,4 trilyon dolarlık ulusal altyapı yatırım programının, 500 GW’lık yenilenebilir enerji hedefinin ve ’China+1’ stratejisi kapsamında yeni tedarik ortakları arayışının; Türkiye ve Ankara sanayisi için önemli bir iş birliği zemini oluşturduğu ifade edildi. İnşaat makineleri, tarım teknolojileri, enerji ekipmanları ve müteahhitlik hizmetleri başta olmak üzere pek çok alanda Hindistan pazarının Türkiye açısından önemli fırsatlar taşıdığı belirtildi. Ankara’nın mühendislik gücü, esnek üretim kapasitesi ve AB standartlarında üretim yapabilme kabiliyetinin bu pazarda önemli avantaj sağlayabileceği kaydedildi. Bu fırsatların değerlendirilebilmesi için Hindistan pazarına yönelik daha hazırlıklı, seçici ve stratejik bir yaklaşım gerektiği; yerel içerik şartları, eyalet bazlı düzenleme farklılıkları ve ortaklık modellerinin dikkatle ele alınmasının şart olduğu vurgulandı. ASO Teknoloji Üssü raporda öne çıktı ASO tarafından hazırlanan raporda, sanayinin rekabet gücünü artıracak en önemli unsurlardan birinin katma değerli üretime geçiş olduğu vurgulandı. Bu kapsamda Ankara sanayisinin teknoloji kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen ASO Teknoloji Üssü projesi de raporda önemli başlıklar arasında yer aldı. Raporda, firmaların test, sertifikasyon, prototipleme ve modüler alt sistem geliştirme kabiliyetlerini artıracak bir teknoloji ekosisteminin kurulmasının, küresel rekabette Türkiye’nin konumunu güçlendireceği ifade edildi. "Rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümüyor" Ardıç, teknoloji ve inovasyonun sanayinin geleceği açısından kritik önem taşıdığını belirterek, "Bugün rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümüyor. Teknoloji geliştirme kapasitesi, sertifikasyon altyapısı ve Ar-Ge yetkinliği artık belirleyici hale geldi. ASO Teknoloji Üssü projemizle Ankara sanayisinin katma değerli ve yüksek teknolojili üretim kapasitesini güçlendirmeyi ve firmalarımızın küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelmesini hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi. ASO’dan 6 başlıkta stratejik yol haritası Ankara Sanayi Odası’nın hazırladığı raporda, risk tespitlerinin yanı sıra somut ve uygulanabilir bir yol haritası da sunuldu. Raporda yer alan politika önerileri altı ana başlık altında toplandı; Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, Türkiye’nin maruz kaldığı yapısal asimetrinin azaltılması, AB-Hindistan STA sürecinin yakından izlenmesi ve sektörel etki analizlerine dayalı stratejik politika çerçevesinin oluşturulması, risk altındaki sektörlere yönelik geçiş destek paketi hazırlanması, Yeşil Dönüşüm ve SKDM Uyum Fonu kurulması, katma değerli üretimi hızlandıracak test, sertifikasyon, prototipleme ve modüler alt sistem ekosisteminin geliştirilmesi, aylık veri takibine dayalı bir Erken Uyarı Mekanizması’nın kurulması. "Hedefimiz, Ankara sanayisini ve ülkemiz ekonomisini bu dönüşüm sürecinden güçlü şekilde çıkarmaktır" ASO Başkanı Ardıç, raporun ortaya koyduğu yaklaşımın yalnızca bir alarm çalışması olmadığını vurgulayarak, "Bu rapor, üyelerimiz, politika yapıcılar ve ülkemiz sanayisi için detaylı bir durum analizi ve somut bir yol haritasıdır. Hedefimiz, Ankara sanayisini ve ülkemiz ekonomisini bu dönüşüm sürecinden güçlü şekilde çıkarmaktır. Bu kapsamlı çalışmanın; başta politika yapıcılar, sanayicilerimiz, akademi dünyası ve uluslararası muhataplarımız olmak üzere tüm paydaşlar için ortak bir akıl zemini oluşturacağına, stratejik bir rehber niteliği taşıyacağına inanıyorum. Unutmayalım ki yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir; fakat kalıcı başarı, değişimi öngörüp, yön verenlerin olacaktır" şeklinde konuştu.