MHP - 03 Mayıs 2015 Pazar 16:15

Kişi başına gelir 20 bin dolara yükselecek

A
A
A
Kişi başına gelir 20 bin dolara yükselecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yıllık ortalama yüzde 5,2 büyüme ve 700 bin yeni istihdam sağlayacağız. Kişi başına gelir 20 bin dolara, ihracat 400 milyar dolara yükselecek, istihdam sayısı da 33,2 milyon kişiye ulaşacak" dedi.

 

MHP Lideri Bahçeli, partisinin seçim beyannamesini Ankara Arena Spor Salonu'nda açıkladı. 13 yıldır tek başına iktidar olan AK Parti'nin milletten aldığı desteği adalet, huzur ve refah için kullanmak yerine gerilim, cepheleşme ve çatışma ekseninde heba ettiğini belirten Bahçeli, "Milli iradeyi yolsuzluk, adaletsizlik ve bölücülük için kılıf yapmıştır. Bugünkü Türkiye tablosu, tam bir yıkım ve hezimet tablosudur. Türk ekonomisinin çok ciddi yapısal sorunları bulunmaktadır. Tasarruflar dibe vurmuş, borçlar tavan yapmıştır. Yatırımlar azalmış, büyüme daralmıştır" dedi.

"KISA VADELİ HEDEFİMİZ TEK BAŞINA İKTİDAR OLMAK"

"13 yıllık kayıp, yenilgi ve israf dolu yıllara son vermek, yanlışa dur demek lazım" diyen Bahçeli, "7 Haziran milletvekilliği genel seçimi bunun için eşsiz bir fırsattır. Parti olarak, 'Toplumsal Onarım ve Huzurlu Gelecek' adıyla hazırladığımız beyanname ile milletimizin hizmetindeyiz. MHP, Türkiye'yi küresel güç ve lider ülke yapma yolunda kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerle kamuoyunun karşısına çıkmaktadır. Kısa vadeli hedefimiz tek başına iktidar olmaktır. Milletimiz yetki verdiği taktirde 2015-2019 yıllarını kapsayan birinci iktidar dönemi sonuna kadar tahrip edilen Türkiye’nin onarılmasını, çözülen milletin bütünleştirilmesini, demokrasinin güçlendirilmesini sağlayacağız" şeklinde konuştu.

"TERÖRÜ BİTİRECEĞİZ"

Türkiye'nin küresel güç olması yolunda ihtiyacı olan çağdaş normlarda bir devlet ve toplum düzeninin gerektirdiği kurum ve kuralları tesis edeceklerini söyleyen Bahçeli, "AKP'nin anti- demokratik, vesayetçi, kayırmacı, hukuk tanımaz, kişi güvenliğini ihlal edici, özgürlükleri kısıtlayıcı bozuk düzenine son vereceğiz. Hükümetin devletin kurumları, milli ve manevi değerlerimiz ile vatandaşlarımız üzerinde oluşturduğu her türlü tahribatı onaracağız. Her bakımdan toparlanmanın sağlanacağı bu dönemde terörü tamamen bitirerek toplumsal huzur ve güveni temin edeceğiz. İşsizlik ve yoksulluk sorununu önemli ölçüde hafifleterek vatandaşlarımızın refah düzeyini yükselteceğiz" dedi.

"5,2 BÜYÜME VE 700 BİN YENİ İSTİHDAM SAĞLAYACAĞIZ"

Ağırlıklı olarak 2016-2019 yıllarını kapsayacak olan birinci iktidar döneminde yıllık ortalama yüzde 5,2 büyüme ve 700 bin yeni istihdam sağlayacaklarını bildiren Bahçeli, şöyle devam etti:
"Dönemin sonunda GSYH 1,1 trilyon dolara, kişi başına milli gelir 13,3 bin dolara, ihracat 239 milyar dolara erişecektir. Ve istihdam yaklaşık 29,1 milyon kişiye ulaşacaktır. 2014 yılında yüzde 45,5 olan işgücüne katılım oranını inşallah yüzde 47,8'e çıkaracağız. Orta vadeli hedefimiz 2019-2023 yıllarını kapsayan ikinci iktidar dönemi sonunda Türkiye'nin bölgesel güç haline gelmesi, siyasi ve sosyal sorunları aşarak küresel ölçekte söz sahibi olmasıdır. 2019-2023 yıllarını kapsayan MHP iktidarı Türkiye'nin bölgesel güç ve küresel aktör olma, 2023 yılı vizyonunu yakalama dönemi olacaktır. Bu kapsamda MHP iktidarında kaynaklar harekete geçirilerek, ileri teknoloji kullanan, yüksek katma değer ve istihdam yaratan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip bir üretim yapısı tesis edilecektir."

"KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR 20 BİN DOLARA, İHRACAT 400 MİLYAR DOLARA YÜKSELECEK"

2015 yılında başlayan "Onarım, Bütünleşme ve Atılım" döneminden sonra mevcut kaynak, imkan ve kabiliyetleri stratejik bir vizyonla harekete geçireceklerini dile getiren Bahçeli, "Vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesi, tarih ve inanç temelinde kaynağını bulan ortak değerler ekseninde bütünleşilmesi MHP'nin tek başına iktidarında geçecek olan sekiz yıllık dönemin sonunda gerçekleştirilmiş olacaktır. Yıllık ortalama yüzde 6,6 büyüme ve 1 milyon 25 bin yeni istihdamın sağlanacağı bu dönemin sonunda GSYH 1,7 trilyon dolara çıkacaktır. Kişi başına gelir 20 bin dolara, ihracat 400 milyar dolara yükselecektir. İstihdam sayısı da 33,2 milyon kişiye ulaşacaktır. Uzun vadeli stratejimiz ise 2053 yılında Türkiye'nin 'Küresel Güç ve Lider Ülke' olmasını sağlamaktır. Siyasi faaliyetlerimizin temeline demokrasinin güçlendirilmesini, hukukun üstünlüğünün sağlanmasını ve her alanda adaletin hakim kılınmasını oturtuyoruz" dedi.

"TÜRKÇE DIŞINDAKİ DİLLERDE ANA DİLDE EĞİTİM YAPILMASINA KARŞIYIZ"

MHP'nin Anayasa'nın genel sınırlama hükümlerinden daha çok genel koruma hükümlerine yer vermesini, özgürlükleri esas almasını ve bir "toplum sözleşmesi" niteliğinde olmasını gerekli gördüğünü vurgulayan Bahçeli, yeni Anayasa'da tartışılacak konuları şöyle sıraladı:

"Farklı etnik kimliklere siyasi ve hukuki statü tanınarak çok parçalı millet yapısı oluşturulmasına, kişi hak ve özgürlüklerinin etnik temelli kolektif haklara dönüştürülmesine, Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere statü kazandırılarak yapay azınlık yaratılmasına, vatandaşlarımızın birbirleriyle ve milletin devletle çatıştırılmasına zemin hazırlanmasına, milli kimlik tanımının değiştirilerek Türkiyelilik kavramının esas alınmasına, vatandaşlık bağının Türk milleti kavramı yerine ikame edilmeye çalışılmasına, Türkçe dışındaki başka dillerde ana dil eğitim yapılmasına, Türkiye'nin idari yapısının değiştirilerek yerel yönetimlerin mahalli parlamento olarak çalışacağı özerk bölgeler sisteminin hayata geçirilmesine tamamen karşıyız ve karşı duruyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter milli devlet yapısını esas alan parlamenter sistemi, demokratik siyasi sistemin sürdürülebilmesi bakımından gerekli görüyoruz. Ve Türk milletine en uygun yönetim şekli olarak değerlendiriyoruz. Anayasa ihtiyacını toplumsal gereklilikler yerine devleti ve milleti parçalanmaya götürecek bir sistem değişikliğine endeksleyen siyasi yaklaşımı açıktan reddediyoruz. Terörün bitirilmesi için devletin güvenlik güçleriyle meşru zeminlerde ve tüm ülke sathında etkili bir mücadele vermeye son derece kararlıyız. Güvenlik güçlerimizi kışla ve karakollara hapseden uygulamalara mutlaka son vereceğiz. Herkes bilsin ki, terörün ve bölücülüğün kökünü kurutacağız. Terörle pazarlıklar derhal bitirilecek, ihanet süreci bıçak gibi kesilecek, ihanete ortak olanlar adalete sevk edilecektir. Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle yargı, insanların tereddütsüz güvenebileceği, adalet duygusunun zihinlerde ve kalplerde yer ettiği bir yapıda olacaktır. Yargıyı mevcut tartışmalardan çıkartarak etkin, erişilebilir, hızlı ve adil kararlar vereceği bir yapıya büründürecek ve süratle adalete güveni artıracağız. Kadınlarımıza, çocuklarımıza, engellilerimize ve yaşlılarımıza yönelik şiddet olaylarında dava zamanaşımı kaldırılacak, harç ve benzeri mahkeme masrafları alınmayacaktır."

"17-25 ARALIK ZANLILARI BAŞTA TÜM YOLSUZLUKLARIN ÜZERİNE TİTİZLİKLE GİDİLECEK"

Yolsuzlukların önlenmesinde etkinliği sağlamak amacıyla denetim sisteminin yapısal ve işlevsel olarak yeniden düzenleneceğini ifade eden Bahçeli, "17-25 Aralık zanlıları başta olmak üzere tüm yolsuzlukların üzerine titizlikle gidilecek, devlet malına el uzatanlardan, kul hakkı yiyenlerden, rüşvetçilerden, soygunculardan ve hortumculardan hesap sorulacaktır. Yolsuzluk yoluyla elde edildiği hukuki olarak tespit edilen her türlü varlığa el konulması ve suçluların bu varlıktan mahrum bırakılması amacıyla yolsuzluktan suçlu görülen kişilerin servetlerinin nerede ve kimin adına kayıtlı olursa olsun zaman aşımı gözetilmeksizin el konulması hukuken sağlanacaktır. Yolsuzlukları önlemek, yolsuzluklarla mücadelede etkin ve kalıcı politikalar üretmek ve ilgili kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlamak üzere, özerk bir 'Yolsuzlukla Mücadele Kurulu' oluşturulacaktır" dedi.

MHP'NİN EKONOMİ VAATLERİ

MHP'nin ekonomi politikalarının iki ana eksenden oluştuğunu bildiren Bahçeli, "Birincisi milletimizin karşı karşıya olduğu borçluluk, geçim sıkıntısı ve fakirliğe çare olacak acil önlemlerden oluşan rahatlatıcı politikalardır. İkincisi ise bununla eş zamanlı olarak Türkiye'yi geleceğe taşıyacak kalkınma politikalarıdır. Bu politikalarla ekonomide 'onarım ve atılım' gerçekleştirilecektir" diye konuştu. 

Bu amaçla Türkiye'nin kendi imkan ve şartlarıyla doğal ve beşeri kaynaklarını dikkate alan "Üreten Ekonomi Programı"nın uygulamaya konulacağını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"Program, ileri teknoloji kullanan, yenilikçiliği, verimliliği ve istihdamı gözeten, gelirin adil bölüşümünü esas alan, rekabet gücü yüksek üretim ekonomisini tesis etmeyi, aynı zamanda sosyal dokuyu güçlendirmeyi hedeflemektedir. Ekonomi politikalarının merkezine insanı koyan; eşitlik, ahlak ve adalet ilkelerini gözeten bir yönetim anlayışıyla halkın refahının artırılması temel hedefimiz olacaktır. Uygulayacağımız Üreten Ekonomi Programıyla ulaşmak istediğimiz hedefler şunlardır: Sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme ortamını tesis etmek, ekonominin dış kaynak bağımlılığını azaltarak şoklara karşı dayanıklı hale getirmek ve kırılganlığını azaltmak, fiyat istikrarını sağlamak, büyümeden taviz vermeden cari açığı kontrol altına almak, maliye politikasını makro politikaları destekleyici şekilde yürütmek, istihdamı teşvik edici bir işgücü piyasası kurmak, Ar-Ge payını artırmak, bilgiyi ticarileştirmek, yenilikçiliği ve girişimciliği kurumsallaştırmak, dünyada Türk markalı ve patentli ürünleri yaygınlaştırmak, ekonomide kaynakları üretken alanlara yönlendirmek, firmaların ve hane halkının borç yükünü azaltarak sürdürülebilir hale getirmektir. AKP'nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle, önceki üç yılda olduğu gibi 2015 yılında da çok düşük gerçekleşeceği tahmin edilen büyüme, MHP iktidarında oluşacak güven ve istikrar ikliminde alınmaya başlanacak yapısal tedbirlerle, 2016 yılından itibaren kademeli olarak artmaya başlayacaktır. Sanayi yatırımlarına ucuz ve uzun vadeli kaynak sağlayacak yatırım bankacılığı desteklenecektir. Bankacılık kesimini reel sektöre sürekli olarak mali destek verebilir hale getirecek tedbirler alınacaktır. Kredi Garanti Fonu yeniden yapılandırılarak kaynakları artırılacak, Kredi Garanti Fonu ve risk sermayesi sistemi etkin hale getirilerek KOBİ'lerin teminat sorunu çözülecektir. Yatırım yapanlara, istihdam, üretim ve ihracat artışı sağlayanlara yönelik vergi indirim ve kolaylıklarını içeren bir program uygulamaya konulacaktır. Yüksek teknolojili, yüksek katma değer ve istihdam sağlayan yatırım projelerine yüzde 100'e kadar yatırım indirimi verilecektir."  

AHMET UMUR ÖZTÜRK-SİNAN USLU

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.