EKONOMİ - 19 Haziran 2010 Cumartesi 14:09

Libya, Türk müteahhitlerin alacaklarını ödüyor

A
A
A
Libya, Türk müteahhitlerin alacaklarını ödüyor

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan bir heyetle Libya'ya bir günlük ziyaret gerçekleştirdi.

Ziyaret çerçevesinde öncelikle Bakan Çağlayan başkanlığında Libya'da Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik konularındaki son gelişmeler hakkında bir değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya Libya'da faaliyette bulunan 150'nin üzerinde müteahhitlik firmasının temsilcisi katıldı.

Toplantıda gündeme getirilen konular, Çağlayan ve Libya Sanayi, Yatırım ve Ticaret Bakanı El Huveyc eşbaşkanlığında gerçekleştirilen ve iki ülke ilgili bürokratlarıyla Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren'in de katıldığı toplantıda değerlendirildi. Toplantı sonunda iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğine yönelik önemli kararlar alındı. Devlet Bakan Zafer Çağlayan'ın 17 Haziran 2010 Perşembe günü gerçekleştirdiği Libya ziyaretine ilişkin açıklamaları şöyle:

"Libya, dünyada Çin'den sonra en güçlü müteahhitlik sektörüne sahip ülke olan Türkiye'nin bu sektördeki en önemli partnerlerinin başında geliyor. Libya'ya Türkiye Müteahhitler Birliği yönetimi ve Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkililerimizle gerçekleştirdiğimiz ziyarette, önce Libya'da iş yapan 150'yi aşkın müteahhitlik firmasının temsilcisi ile bir araya geldik ve firmaların yaşadıkları zorlukları değerlendirdik.

Bunun ardından Libya'daki tüm müteahhitlik hizmetlerinden ve yatırımlardan sorumlu kişi olan Sanayi, Yatırım ve Ticaret Bakanı El Huveyc ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda sorunları ve geleceğe dönük öngörülerimizi paylaştık.

Türk müteahhitlik firmaları 2005 ve 2009 yıları arasında Müteahhitlik ve Müşavirlik hizmeti olarak Libya'da 192 proje üstlendi. Bu projelerin toplam tutarı 12,5 milyar dolardır.
Sadece 2008 ve 2009 yıllarında üstlenilen proje değeri ise 8,3 milyar dolardır. 2008 yılında üstlenilen 37 projeye ilave olarak, 2009 yılında iş hacmi artış göstererek 79 oldu.. Son iki yılda süren toplam proje sayısı 116'ye ulaştı.

Bu çerçevede, öncelikli sorun; Libya'da iş yapan Türk müteahhitlerin hak edişlerden kaynaklanan ve bir süredir bekleyen 250 milyon dolara yakın alacağının ödenmesine yönelik çözüme ulaşabilmekti. Hem Libyalı yatırımcı kuruluş yöneticilerinin ve hem de Sayın El Huveyc'le yaptığımız uzun görüşmeler sonucunda bu alacakların ödenmesi konusunda anlaştık. Bu konuda Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Türkiye Müteahhitler Birliği'ne alacak kaydı yapan firmalarının alacaklarının ödenmesi konusunda çalışmalara başlandı.

Bu görüşmelerdeki en önemli ikinci konu da, iki ülke ekonomik ve ticari ilişkilerinin sorunsuz gelişmesi, ortaya çıkabilecek sorunların kaynağında çözülebilmesi için oluşturulan Çalışma Grupları masaya yatırıldı. Türkiye tarafından Dış Ticaret ve Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri'nden sorumlu bakan olarak benim, Libya tarafından da inşaat sektörü ve yatırımlardan sorumlu bakan olarak Sayın El Huveyc'in eşbaşkanlığında çalışacak olan iki ülke ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesi için 5 Ocak 2010'da imzalanan mutabakat zaptıyla kurulması öngörülen Çalışma Grupları'nın üyeleri tespit edildi ve çalışma takvimi oluşturuldu. Bu mutabakatımıza göre, Türk ve Libya tarafında Müteahhitlik Çalışma Grubu, Yatırım Çalışma Grubu ve Dış Ticaret Çalışma Grubu olmak üzere 3 ayrı Çalışma Grubu'nun iki taraftaki üyeleri de netleştirildi ve karar altına alındı. 3 ayda bir toplanarak konuları görüşecek olan Çalışma Grupları'nın ilk toplantısının önümüzdeki günlerde Türkiye'de yapılması kararlaştırıldı.

Toplantının en önemli gündem maddelerinden biri de önümüzdeki dönemde yürürlüğe sokulacak Libya'daki yeni projelerdi. Libya'da planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırım projesi değerlendirildi ve Sayın El Huveyc, projelerin Türk firmaları tarafından üstlenilmesi için çağrıda bulundu.

Bu çerçevede, söz konusu projelerin Türk firmalarınca alınması için gerekli ortamı oluşturmak ve Türk inşaat malzemelerinin Libya'daki projelerde daha fazla kullanılmasına zemin hazırlamak amacıyla her iki tarafça çalışma yapılması ve ortak bir strateji izlenmesi kararlaştırıldı. Çalışma Gruplarının da bu konuda önemli rolü üstleneceği de değerlendirildi. Öte yandan Libyalı Bakan Sayın El Huveyc, Libya'da Türk mühendisleri, müteahhitleri ve yatırımcılarının katkı ve katılımıyla "Organize Sanayi Bölgesi" kurulması için yaklaşık 200.000 hektarlık bir bölgenin tahsis edilmesinin planlandığını vurguladı. Bu proje çerçevesinde başta liman olmak üzere yapılacak çeşitli yatırımlarda da Türk firmalarının önemli rol alması ve Türk know how'ının kullanılmasında mutabık kalındı.

Libyalı Bakan'ın toplantıda gündeme getirdiği bir başka konusu ise inşaat sektöründe çalışan işgücünün eğitilmesi konusunda destek isteği oldu. Sayın El Huveyc, Libya'da faaliyette bulunan müteahhitlik firmalarının belli ölçülerde yerel işçi istihdam etme zorunluluğunu da dikkate alarak, Libyalı personelin Türk mühendisleri ve teknik adamlarınca eğitilmeleri konusunda destek beklediklerini söyledi. Bu konuda İNTES'in organizasyonunda bir yol haritası hazırlanması ve uygulanması konusunda çalışmalara başlandı.

Toplantıda bunun yanında, bazı inşaat malzemelerinin Libya'da üretilmesi halinde uygun ve üretim maliyetlerini düşürüc6a yakın alacağının ödü nitelikte fiyatla hammadde temini konusunda Libya Hükümeti'nin gerekli desteği vermeye hazır olduğu da vurgulandı. Bu çerçevede kurulacak olan tesisler, sahip olacağı rekabet avantajı ile başta Libya iç pazarı olmak üzere Kuzey Afrika ve Sahraaltı Afrika bölgelerine de ihracat yapma potansiyeline sahip olacak.

Öte yandan, Libya tarafı ile ikili ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında İzmir-Trablus feribot seferleri çalışmalarının hızlandırılması konusunda mutabakata vardık."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Iğdır’daki kayısı bahçelerimiz dondan zarar gördü" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Iğdır’da yaşanan zirai don ve doğal afetlerin tarım arazilerinde oluşturduğu zararı yerinde inceledi. Üreticilerle bir araya gelen Bayraktar, afetlerden etkilenen çiftçilerin yaşadığı sorunları dinledi. Bir takım inceleme ve temaslarda bulunmak üzere Iğdır’a gelen Bayraktar, bölge illerinin ziraat odaları başkanları ve ilgililerle birlikte Melekli beldesindeki İrem Bağları’nda incelemelerde bulundu. Bayraktar son yıllarda yaşanan doğal afetler nedeniyle birçok çiftçi ve tarım sektörünü yakından etkilediğini söyledi. Afetlerin bu yıl da devam ettiğini anlatan Bayraktar, "Tabi yağışlar önemli. Yani kümülatif yağış raporlarına baktığımızda aşağı yukarı son 6 ayda geçen yıla göre yağışlarda yüzde 89 oranında artış var. Bundan memnuniyet duymamak mümkün değil. Sonuçta barajlarımız doldu, yeraltı sularımız beslendi ve geçen sene tabi kuraklık yaşadığımız için bu yağışlar doğrusu bize iyi geldi" diye konuştu. Yağışların hububat üretimini ciddi şekilde artıracağını söyleyen Bayraktar, "Buğday üretimimiz büyük bir ihtimalle 20 milyon tonların üzerine inşallah çıkacak. Bunu hep beraber göreceğiz ama aşırı yağışların afet yapmasını beklemiyorduk. Aşırı yağışlar Türkiye’nin birçok bölgesinde su baskınlarına sebebiyet verdi, Türkiye’de sel felaketi yaşayan bölgeleri gezme imkanı buldum. Gittiğim arazilerde 2 metre, 3 metre boyunda su vardı. Tabii barajların da bir bir kısmı açılmış, mecburen kapaklar açıldığı için büyük alanlarda, işte 50 bin dekar, 100 bin dekar alanlarda maalesef bir sel felaketi oluştu. Tabii birçok bölgede sel felaketi ile karşı karşıya kaldık. Bunun dışında dolu felaketi devam ediyor. Halen devam ediyor, birçok vilayette yine birçok alanlarımız, geniş alanlarımız dolu felaketi ile karşı karşıya kaldı" dedi. Türkiye genelinde zirai don olayının büyük çaplı kayıplara yol açmadığını belirten Bayraktar, Iğdır’da ise özellikle meyve bahçelerinin dondan ciddi şekilde etkilendiğini ifade ederek şunları söyledi: "Hava sıcaklıklarının düşmesi bizi biraz endişelendirdi ama çok fazla don felaketiyle karşılaşmadık. Maalesef bu ilimizde, Iğdır ilimizde tarım alanları, özellikle kayısı bahçelerimiz ve diğer meyve bahçelerimiz dona maruz kaldı ve bundan zarar gördü. Özellikle Iğdır ilimizde 14-15 Nisan ve 30 Nisan tarihlerinde don hadisesi meydana geldi. 112 köyde 2016 çiftçimiz, 10 bin 238 dekar alanımız bu don felaketinden zarar gördü. Kayısı, erik, şeftali, karpuz, domates ve nektarin ürünlerimiz yüzde 30 ile yüzde 95 oranında zarar gördü. Iğdır merkez, Tuzluca, Karakoyunlu ve Aralık ilçelerimizde bu don afeti etkili oldu. Ayrıca Iğdır merkezde 30 Nisan 2026 tarihinde dolu afeti meydana geldi ve kayısı bahçelerimizde 200 üreticimiz 1000 dekar bahçemiz yüzde 35’ler mertebesinde zarar gördü. Tuzluca’da aşağı yukarı 250 civarında üreticimiz 3 bin 91 dekar alanda yüzde 60 mertebesinde bir zararla karşı karşıya kaldı." Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM) kayıtlı olan çiftçilerin zararlarının kısmen de olsa karşılanacağının altını çizen Bayraktar, "Yani TARSİM bunların zararlarını karşılayacak ama ayıtlı olmayan üreticilerimizin burada devlet desteğine ihtiyacı var. Zaten 2025 yılında da biz destekleri TARSİM kapsamında olmayan üreticilerimiz için istedik ve onlara ciddi manada bir destek bulduk. Yine bu bölgede de TARSİM kapsamında olmayan üreticilerimize destek bekliyoruz" şeklinde konuştu. Yaşanan afetlerden dolayı üreticilerin maruz kaldığı zararın takipçisi olacaklarını söyleyen Bayraktar, "Üreticilerimiz bir ekonomik faaliyetin içindeler. Para kazandıkları müddetçe bu üretimlerine devam ediyorlar, para kazanamadıkları takdirde de biliyorsunuz sektör göç veriyor. Özellikle gençlerimizi bu sektörde tutmanın fevkalade zor olduğunu hep görüyoruz. Gençlerimizin oranı fevkalade düştü. Şimdi dolayısıyla hem göçü önleme adına hem de tanımsal üretimin sürdürülebilir olması açısından üreticimizin desteğe ihtiyacı var. Yani çiftçimizi tarlada tutmamız lazım, üretimde tutmamız lazım. Köyünde, bağında, bahçesinde tutmamız lazım. Ben bu maksatla buraya geldim, yerinde görmek istedim. Aslında hem Tarım ve Orman Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar ve tuttuğu raporlar önümde hem oda başkanlarımızın verdiği bilgiler önümde ama ben kendi gözümle burada görmek istedim ve bilgiyi burada başkanlarımdan ve çiftçilerimizden almak istedim. İnşallah tabi bunun Ankara’da takipçisi olacağız" dedi.
Rize CHP Genel Başkanı Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katılmak üzere Rize’ye geldi. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen mitingde Özel’in kürsüye çıkmasıyla hemen arka kısmında bulunan binanın terasından pankart açıldı. Açılan pankartlarda "Rizeliye göre bir Özel’liğin yok. Siz heykel yapın durun, Bizum uşağın yaptığı eserlerle böyle fotoğraf çekturun. İşiniz gücünüz talan, çay davanız yalan. Haramla yol alanlar, helal hakkı savunamazlar" yazıları yer aldı. Mitinge katılan partililer pankartlara tepki gösterirken Özel kürsüden, "Siz bana bakarsanız, Türkiye bu meydandaki iktidar değişimini görüyor. Geriye bakmayın, onları geride bırakıyoruz. Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Balıkçıyı perişan edenlere, emeği sömürenlere, onlara, geride kalanlara değil yarınlara bakıyoruz, iktidara bakıyoruz" diyerek seslendi. Bu esnada meydandan çıkan bazı partililer binaya girmek isteyince güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Kimliği belirsiz protestocu gurup sonrasında pankartları toplayarak kaldırdı. Mitingde konuşan Özel, "1977’den bu yana Cumhuriyet Halk Partisi olarak Rize’yi kazanamadık. 77’de sandıkla almıştık, 80’de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz, yeniden Rize’de iddialıyız, güçlüyüz, birlikteyiz, bir aradayız, iriyiz, diriyiz, hep beraber ayaktayız. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var. Ancak şunu söyleyelim; biz Rize Belediyesi için seçimlere girdik, kazanamadık. Rize’nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilen Rahmi Metin Başkana, hangi siyasi partiden olursa olsun Rize Belediye Meclisi’nde görev yapan tüm meclis üyelerine tebriklerimizi sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadelerini kullandı. "CHP Rize’yi çayla kalkındıran partidir" Çayın Rize ekonomisi açısından önemine değinen Özel, "1947’de Rize’de ilk çay fabrikası açıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak olan, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikası ile Cumhuriyet’in Rize’ye en büyük katkısını sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi Rize’yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir" diye konuştu. "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" 2025 yılı yaş çay alım fiyatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, yaş çay taban fiyatının kilogram başına 40 TL olması gerektiğini savunarak, "2025’te çay için 35 liradan çay alınsın diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10’u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım kireçleri tamamen ücretsiz olacak" dedi. "Çay üreticisi en yüksek promosyonu veren bankayı seçecek" ÇAYKUR üzerinden üreticilere yapılan ödemelere ilişkin de konuşan Özel, bu ödemelerin karşılığında üreticilerin banka promosyonu alması gerektiğini dile getirerek "Çay üreticisi çayını ÇAYKUR’a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak" şeklinde konuştu. "Biz vergide adaleti savunuyoruz" Özgür Özel konuşmasında vergi sistemi ve gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye’de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir: Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz" dedi. Türkiye’de vergi yükünün büyük bölümünün vatandaşların omzunda olduğunu ifade eden Özel, "Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden, yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli; elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşama, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte. Bu, vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri; asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89’unu oluşturuyor. Onun dışında, çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11; kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" şeklinde konuştu.