ASAYİŞ - 17 Mart 2011 Perşembe 12:52

Olaylı dava başladı

A
A
A
Olaylı dava başladı

"Kuyumcular Kralı" olarak bilinen Abdurrahman Sever'i kaçırdıktan sonra öldürüp toprağa gömdükleri iddia edilen 6 sanığın yargılanmasına başlandı.

YUSUF MELİKOĞLU
İSTANBUL

 

Olaylı başlayan duruşmada müdahil yakınları sanıklara saldırdı. Sanıklardan biri saldırılardan kurtulmak için hakim kürsüsüne çıkarken, sesli ve görüntülü kaydın silinmesi üzerine duruşmanın yeniden yapılmasına karar verildi.


İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada çete lideri olduğu iddia edilen "Paşa" kod adlı İlyas Kayalı'nın da aralarında bulunduğu 6 tutuklu sanık hazır bulundu. Ergenekon davası sanıkları ile irtibatı olduğu iddia edilen bordo bereli eski asker İlyas Kayalı hakkındaki suçlamaları reddederken, duruşmada söz alan diğer sanıklar cinayeti Kayalı'nın gerçekleştirdiğini iddia etti.


Mahkemede ilk kez ifade veren Kayalı, "Eğer ben bu suçu işlemişsem o maktulün oğluna teslim edin, beni kendi elleriyle assın" diyerek cinayeti işlediği yönündeki iddiaları reddetti. Cinayet suçundan yargılanan tutuklu sanıklar Çağatay Erkahraman ve Murat Göndelen'e cezaevinde isimsiz bir mektup gönderildiğini belirten Kayalı, "Biz askeriz. Paşayla çok iş yaptık.

 

Fakat Paşa yanlış adam. Arkadaşlarımız hala onun yüzünden cezaevinde yatıyor. 'Birileri suçu üzerine alsın, ben size cezaevinden çıktıktan sonra bakarım' derse kanmayın. Paşa bu şekilde hep yaparak hep cezaevinden kurtuldu. Mahkemeye yakın size para verir sonra tanımaz" diye yazan mektubu okuyarak mahkeme heyetine sundu. Kayalı mektubun kim tarafından yazıldığının tespiti için parmak izi incelemesi yapılmasını talep etti.


Cinayete kurban giden işadamı Abdurrahman Sever ile arsa alımı-satımı vesilesiyle tanıştığını, kendisinin de emlakçı olduğunu belirten sanık Mine Düztepe, maktül Sever'in, İlyas Kayalı ve adamları tarafından kaçırılmasına yardım ettiği iddialarını reddetti. Sanık Düztepe, Gebze'de vergisini veren bir işkadını olduğunu belirterek "Çete lideri yardımcısı olmakla suçlanıyorum. Burada olmaktan utanıyorum. Ben bir anneyim, karıncayı bile incitemem. Allah'a inanan biriyim" dedi. Abdurrahman Sever'in kendisine zaman zaman iş pasladığını, son olarak da 200 dönümlük bir arazisini satmasını istediğini anlatan Düztepe, çete lideri İlyas Kaya'yı ise Fenerbahçeli bir futbolcu sayesinde tanıdığını söyledi.


Abdurrahman Sever'i, İlyas Kayalı'ya kendisinin götürmediğini öne süren Düztepe, "Kayalı ile adamları Sever'le birlikte beni de kaçırdı. Elimizi bağlayıp arabaya koydular. Ankara'ya giderken İlyas Kayalı, Abdurrahman Sever'e 'Sen PKK'ya 10 milyon dolar yardım yapmışsın. Ankara'daki ağabeylere bunun hesabını vereceksin' dedi.

 

Sever ise kendisinin PKK'ya yardım etmediğini savunuyordu. Beni Ankara Ayaşlı'da arabadan indirdiler" diye konuştu. Olayın ardından polisin kendisine işkence yaptığını iddia eden Düztepe, "Annemin evinden alıp saçımdan sürükleyerek beni kendi evime götürdüler. Üzerimi soyup, köşe koltuğa çırılçıplak oturttular ve işkence yaptılar" iddiasına bulundu.


Duruşmada hazır bulunan tutuklu sanıklardan Murat Göndelen ise cinayeti İlyas Kayalı'nın işlediğini iddia etti. 15 yıl jandarma subaylığı yaptıktan sonra TSK'dan istifa ettiğini anlatan Göndelen, istihbarat subayı olarak görev yaptığı sırada Cem Uzan'a ait 450 milyon dolar kara para tespit ettiğini savundu.

 

İpsala'da Cumhuriyet tarihinin en büyük kaçakçılık operasyonunu yapmak üzereyken engellendiğini, bunun üzerine istifa ettiğini ileri süren Göndelen, ekonomik sıkıntıya düşünce birçok ilde define aramaya başladığını anlattı. İlyas Kayalı'nın kendisini Yaşar Büyükanıt'ın dayısı olarak tanıttığını ifade eden Göndelen, "Yanında koruması olarak işe başladım. Büyük devlet adamı imajı vardı. Yaşadığı sorunları bir şekilde çözüyordu" dedi.


Kayalı'nın emlakçı Mine Düztepe ile sık sık görüştüğünü de belirterek, İstanbul'da kaçırdıkları Sever'i, kendilerine Mine Düztepe'nin getirdiğini iddia eden Gökdelen şöyle konuştu;


"Cinayetin işlendiği yere Düztepe ve maktul Sever'den önce Abdurrahman Sever'in kaçırılacağından, öldürüleceğinde haberim yoktu' diyen Mine Düztepe'nin olaydan haberdardı. Mine Düztepe'nin elinin kolunun bağlandığı olayı hikayeden ibarettir. Olay sırasında 'İmdat' diye bağırıyordu ama yalandan bağırıyordu.

 

Kayalı, 'Mine bir PKK'lı adam getirecek' dedi. İlyas Kayalı, maktül Abdurrahman Sever'i Ankara Elmadağ'da önce iple boğup sonra gömdü.15 yıllık jandarma subayı olarak, eğer bir adamı fidye için kaçırmış olsam hemen öldürmezdim. Ailesinden para isterdim, vermezseler öldürürdüm. Ama İlyas Kayalı, adamı direkt öldürdü. Bu işi nasıl tertipledi, neden yaptı bilmiyorum.

 

Kurbanın bile gözünü bağlarlar, ama bu adam gözünü kırpmadan öldürdü. İlyas Kayalı'dan böyle bir şey hiç beklemiyordum. Bize namaz kıldıran, Allah'ın ayetlerini okuyan bir adamdı. Bir Ramazan akşamı, iftar vakti olaya tanık oldum. İlyas Kayalı cesedi yakacaktı. Biz karşı çıktık. Daha sonrada verdiği emirler doğrultusunda gömülmesine de yardım ettim" diye konuştu.


Duruşmada söz alan sanıklardan Muharrem Kanar ise İlyas Kaya maktülden 5 milyon dolar para isteyerek kendisinin Atabeyler çetesinin lideri olduğunu, parayı verse de vermese de kendisini öldüreceğini söylediğini iddia etti. Maktül Sever'in, "Kimliğim Kürt diye mi beni öldürüyorsunuz? Hakkım Helal olsun ama ben PKK'ya yardım etmedim" dediğini ifade eden Kanar, İlyas Kayalı'nın maktül Sever'e "Bu parayı alsak da almasak da seni buraya gömeceğiz. Buraya çok adam gömdüm. Eski askerim. Çok PKK'lı gömdüm. Seni burada kimse bulamaz" dediğini iddia etti.


Sanıkların sorgularının ardından sanık avukatları, müvekkillerinin tahliye talebinde bulunduğu sırada duruşmayı izleyen bir müdahil yakını salondaki çevik kuvvet ve jandarma ekiplerinin bir anlık dalgınlığından yararlanarak sanıklara saldırdı. İzleyici bölümünden sanıkların olduğu kısma hızla koşan müdahil yakını sanıklardan Murat Göndelen'e önce tekme ardından da yumruk attı. Sanıklarında karşılık vermesi üzerine salonda bulunan çok sayıdaki müdahil yakınları sanıklara saldırmaya başladı.

 

Sanıklar hızla salondan çıkarılırken sanıklardan Mine Düztepe ise saldırılardan korunmak için koşarak hakimlerin bulunduğu kürsüye çıktı. Salonun boşaltılmasının ardından mahkeme tarafından duruşma salonunda hasar tespiti yapıldı. Sesli ve görüntülü bir şekilde kayıt altına alınan duruşmada çıkan arbede nedeniyle kayıt sisteminin hasar gördüğü tespit edildi. Duruşma salonunda yer alan iki mikrofonun kırıldığı da tutanakta yer alırken, gün boyu yapılan duruşma kaydının da bilgisayar fişinin çıkması üzerine kayıtların silinmesi nedeniyle duruşmanın yeniden yapılarak sanıkların sil baştan yeniden savunma vermesi kararlaştırıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençler ve milli sporcularla bir araya geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençler ve milli sporcuları kabul etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençler ve milli sporcuları Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin şahsında ülkemizde ve yurt dışında yaşayan gençlerimizin tamamına selamlarımı sevgilerimi gönderiyorum. Bugün hem bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandıran milli sporcularımızla hem de 81 ilimizin yanı sıra farklı ülkelerde bilgileriyle, becerileriyle, örnek kişilikleriyle temayüz eden gençlerimizle bir aradayız. Öncelikle her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, gerek spor gerek eğitim gerekse meslek hayatınızda başarılarla dolu, parlak bir gelecek diliyorum. Sizler yalnızca ailelerinizin değil milletimizin de iftihar kaynağısınız. Şahsen buradaki gençlerimizi büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa edecek Türkiye Yüzyılını hayata geçirecek öncü, mimar ve mihmandar bir neslin temsilcileri olarak görüyorum" ifadelerini kullandı. "Milli Mücadele destanımızın ilk sayfası 19 Mayıs 1919’da Anadolu gençliği ile milletimizin istiklal ve istikbal mürekkebi ile kaleme alınmıştır" İstiklalin elde edilmeden İstikbal’e yürümenin imkansız olduğuna vurgu yaparak sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hem bağımsızlığımız hem de geleceğimiz uğruna çok ağır bedeller ödemiş bir milletiz. Bin yıldır yaşadığımız bu vatanı şartlar ne olursa olsun canımız pahasına savunmuş, bayrağımızda sembolleşen milli ve mukaddes değerlerimizi birlik ve kardeşlik ruhuyla korumuş bir milletiz. Mazi ile atiyi buluşturan ecdat ile evlat arasındaki manevi irtibatı sağlayan bu savunma hattının en kilit unsuru gazilerin kanları ile sulanmış bu topraklarda yeşeren gençlerdir. Bu gençlik tüm gücü ve cesareti ile 19 Mayıs 1919’da kendisini bir kez daha göstermiştir. Zira Milli Mücadele destanımızın ilk sayfası 19 Mayıs 1919’da Anadolu gençliği ile milletimizin istiklal ve istikbal mürekkebi ile kaleme alınmıştır. Esaret bulutlarının semalarımızı kapladığı o zorlu günlerde milletimiz tek yürek olmuş ardından işgal ordularını büyük bir bozguna uğratmıştır. 19 Mayıs’ta atılan ilk adım zorluklar ve kahramanlıklarla bezeli bir mücadelenin ardından 19 Ekim’de Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. Böylece Türk milleti istiklal ve istikbaline uzağın kirli elleri arkasında kim olduğuna bakmadan kıracağını tüm dünyaya bir kez daha ilan etmiştir. Şunu bilmenizi isterim ki bu irade 107 sene önce olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır" diye konuştu. "Son 23,5 yıldır olduğu gibi gençlerimizin her alanda yanında olmaya en büyük yatırımı gençlerimize yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz" Gençler için en güzel şekilde hizmet etmenin gençlerin huzurlu, güvenli ve müreffeh yarınlarını inşa etmenin gayretinde olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Terörsüz Türkiye süreciyle bir taraftan ülkemizi yarım asırlık bir beladan kurtarmaya, diğer taraftan da milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye sizlere refahın ve kardeşliğin olduğu bir ülke teslim etmeye çalışıyoruz. En büyük amacımız bizim yaşadığımız zorlukları sizin yaşamamanız, bizim çektiğimiz sıkıntıları sizin çekmemenizdir. Son 23,5 yıldır olduğu gibi gençlerimizin her alanda yanında olmaya en büyük yatırımı gençlerimize yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı hedeflerimize giden yolda gençlerimizle kol kola omuz omuza yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Milletimiz için canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyor, Gazilerimize hayırlı ve sağlıklı ömürler diliyorum. Milli mücadelenin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını Peygamber Ocağı’mızın kahraman mensuplarını saygıyla anıyorum. Bu düşüncelerle sizlerin ve tüm gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını tebrik ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından gençlerin sorularını yanıtlayarak sohbet etti. Sohbeti esnasında hafta 3 gün basketbol oynadığını da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah basket oynadığını ve 68 sayı attığını söyledi.
Kütahya Kütahya’da Gençlik Haftası coşkusu Kütahya İl Müftülüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Dokuzlar Diyanet Gençlik Merkezi’nde "Gençlik Haftası" kapsamında masa tenisi, langırt ve satranç turnuvaları gerçekleştirildi. Gençlerin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle bir araya gelmesini amaçlayan etkinliklerde kıyasıya rekabet yaşanırken, turnuvalar dostluk ve kardeşlik atmosferi içerisinde tamamlandı. Müsabakaların ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Turnuva sonuçlarına göre masa tenisinde M. Yusuf Çetin birinci, Koray Kopuk ikinci, İbrahim Civelek üçüncü oldu. Langırt turnuvasında Beşir Yunus birinciliği elde ederken, Muhammed Gümüş ikinci sırada yer aldı. Satranç turnuvasında ise Enes Sayıbakan birinci, Koray Kopuk ikinci oldu. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Kütahya Din Görevlileri Derneği Başkanı Turhan Bayatlı, Gençlik Haftası dolayısıyla gençlere yönelik anlamlı organizasyonlar düzenlediklerini ifade etti. Bayatlı, gençlerin hem manevi hem de sosyal yönden gelişimine katkı sunmayı hedeflediklerini belirterek, "Gençlik merkezimizde tenis, langırt ve satranç turnuvaları düzenledik. Yarışmalara katılan üniversite gençliğimize maddi ve manevi destek olmak amacıyla Kültürel Dayanışma Yardımlaşma Derneğimiz ile birlikte ödül programı gerçekleştirdik. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda gençlerimizle bir arada olmaktan büyük mutluluk ve kıvanç duyuyoruz" dedi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği merkezde yıl boyunca çeşitli sosyal etkinlikler gerçekleştirildiğini kaydeden Bayatlı, Ramazan ayında ney konserleri ve müzik programlarının düzenlendiğini, ayrıca iftar ve sahur buluşmalarıyla öğrencilerin bir araya getirildiğini ifade etti. Bayatlı, Kütahya İl Müftülüğü’nün destekleriyle düzenlenen faaliyetlerde üniversitede görev yapan ilahiyat akademisyenlerinin de gençlerle konferanslarda buluştuğunu belirterek, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğü yetkililerinin de merkezi ziyaret ederek öğrencilere çeşitli desteklerde bulunduğunu söyledi.