SAĞLIK - 11 Aralık 2014 Perşembe 10:47

Ortodonti eğitiminde sınırları aştık

A
A
A
Ortodonti eğitiminde sınırları aştık

Türk Ortodonti Derneği Başkanı ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Üşümez, yurtdışından çok sayıda öğrencinin ülkemize ortodonti eğitimi almak için geldiğini belirtti.

Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinden, Türkî Cumhuriyetlerden çok sayıda öğrenci ortodontiyi ülkemizde öğrendiğine dikkat çeken Türk Ortodonti Derneği Başkanı ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Üşümez, "Ülkemizden mezun ortodonti uzmanları ülkelerinin ortodonti dernek başkanları olarak çalışıyor. Bu ülkemizdeki ortodontinin ve ortodontistlerin başarısıdır” dedi.

Diş hekimliğinin en iyi bilinen uzmanlık dallarından biri olan ortodonti Türkiye’de başarılı bir şekilde uygulanıyor. Dünya’da diş hekimliğinin bilinen ilk uzmanlık dalı olan bu alan Türkiye’de yurtdışından gelen öğrencilere de verdiği eğitimler ile başarısını kanıtladı. Ülkemiz ortodontisinin dünyaya bakıldığında yurt dışına eğitim verecek kadar iyi bir seviyede olduğunu ifade eden Prof. Dr. Serdar Üşümez, ülkemize yurt dışından ortodonti uzmanlık dalını öğrenmeye birçok diş hekiminin geldiğinin altını çizdi.

ORTODONTİDE YAŞ SINIRI YOK
Dişlerdeki eğrilik ve düzensizliklerin çeşitli mekanikler vasıtasıyla düzeltilme işlemi olan ortodonti tedavisi çenenin ve yüzün oran bozukluklarında da hekimlerin başvurduğu bir yöntem olarak kişilere uygulanıyor. Tedavinin herhangi bir yaş sınırı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Serdar Üşümez, “Ortodonti en bilinen haliyle dişlerin üzerine yapıştırılan metalik veya seramik aygıtlar vasıtasıyla dişlerin hareket ettirildiği bir uzmanlık alanıdır. Bu tedavinin herhangi bir yaş sınır yok. Hala 15 yaşından sonra olmaz gibi yorumlar duyuyoruz ama her yaşta dişler aynı etkinlikte ve verimlilikte çok sağlıklı bir şekilde düzeltilebiliyor. Tedavi süresi hangi yaşta olursa olsun çok uzamaz. İleri yaşlarda yapılan tedavilerde herhangi bir olumsuzlukla da karşılaşılmaz. Dolayısıyla bu işlem için bir yaş sınırımız yok” dedi.

Yaş sınırlaması olmayan tedavi için 10-14 yaş aralığında en fazla tedaviyi uyguladıklarını belirten Prof. Dr. Üşümez, “Süt dişlerinin dökülüp daimi dişlerin çıktığı dönem olan 10-14 yaş aralığına bu tedaviyi uyguluyoruz. Bu dönemi kaçırmamak adına her çocuğun mutlaka öncelikle 7 yaşında yani üst ön dişlerinin değiştiği dönemde bir de 11 yaşında yani bütün süt dişlerinin düşüp daimi dişlerinin tamamlandığı dönemde mutlaka bir ortodonti uzmanına muayene olması gerekmektedir. Her ne kadar yaş sınırı olmasa da bazı bozuklukların erken yaşta düzeltilmesi veya müdahale edilmesi gerekiyor. İlerde de düzeltebiliriz ama erken dönemde müdahale gerekliklerini kaçırmamak adına bunu söylüyoruz” diye konuştu.

“ERİŞKİN HASTA SAYIMIZ ARTIYOR”
Eskiden hastaların yüzde 95’inin 10-14 yaş grubunda olduğunu söyleyen Üşümez, bu yaş aralığının günümüzde daha yukarılara çıktığının altını çizdi. Günümüzde hastalarımızın nerdeyse yarısı erişkin diyen Üşümez, “Gün geçtikçe erişkin hasta grubunun arttığını görüyoruz. Neredeyse hastalarımızın yarısı erişkin hasta, yarısı çocuk hastalardan oluşuyor. Hatta bazı ülkelerde erişkin hastalar çocuk hastalardan çok daha fazla olabiliyor. Erişkinleri bu tedaviye yönlendiren güncel gelişmeler. Bunlar tedavi tekniklerinde diş hareketini hızlandıran, ortodontik malzemelerde görülen gelişmeler daha estetik görülen daha az belli olan malzemeler söz konusu olduğundan erişkin hastalar da bu tedaviyi tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

DOĞRU TEDAVİ KALICI SONUÇLAR SAĞLIYOR
Ortodonti tedavisinde geri dönüşün minimumda tutulması için alınması gereken önlemler olduğunu belirten Üşümez, “Tedavinin olumlu ve kalıcı sonuçlar verebilmesi için ortodonti uzmanlarına büyük görevler düşüyor. Tedavi bittikten sonra dişlerin içlerine koruyucu konulması, görünmeyen teller ile tedavinin devam ettirilmesi gibi şartlar yerine getirilirse herhangi bir geri dönüş yaşanmaz. İkinci kez tedavi gören hastaların oranı yüzde 5’in altındadır” dedi.

HASTALAR TEDAVİDEN SONRA NELERE DİKKAT ETMELİ?
Ortodonti tedavisinin ilk aşaması olan tellerin takılması aşamasının kolay ve ağrısız bir işlem olduğunu vurgulayan Üşümez, teller takıldıktan sonra yapılacak bakımın önemli olduğunu ifade etti. Dişleri fırçalamanın en önemli aşama olduğuna dikkat çeken Üşümez sözlerine şöyle devam etti: “Tedavide önemli olan dişlerin çok iyi bir şekilde fırçalanmasıdır. Braketlerin arasına yiyecekler birikebiliyor. Bununla mücadele edilmesi gerekiyor. Bunların diş yüzeylerinde çürük oluşturmaması için her yemekten sonra dişlerin fırçalanması gerekiyor. Sert ve yapışkanlı gıdaları tüketmemeye dikkat etmeli. Bunlar eğer tüketilirse braketin dişten ayrılmasına braketin kırılmasına sebep oluyor. Bir anlamda o tekrar tamir edilene kadar o süre boş geçtiğinden tedavi süresi uzayabiliyor. Hastalar braket kırmazlarsa yeme ve içmelerine dikkat ederek, çeşitli aygıtların takıp çıkarılması konusunda kurallara dikkat ederlerse gözle görülür oranda süreyi kısaltmaları mümkün olabilir.”

Türk Ortodonti Derneği olarak tedavi hakkında toplumu bilinçlendirmeyi amaçladıklarını söyleyen Üşümez, “Tedavinin neden, ne zaman, kimler tarafından yapılması gerektiği konusunda bilgi birikimi oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu konuda biz bütün kaynakları kullanarak bunları anlatmaya çalışıyoruz. Bu bilim dalında sürekli bir eğitim söz konusu. Bunların uzmanlarımız tarafından sürekli takip edilmesi gerekiyor. Diğer sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelerek çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Bazı okullara gidiyoruz çocuklara dişlerin nasıl fırçalanacağını anlatıyoruz. Diş teli nedir, ortodontist kimdir, diş teli tedavisi ne zaman yapılır? Çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor” dedi.

İLKNUR SARGUT-HÜSEYİN ÇAKMAK
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Iğdır’daki kayısı bahçelerimiz dondan zarar gördü" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Iğdır’da yaşanan zirai don ve doğal afetlerin tarım arazilerinde oluşturduğu zararı yerinde inceledi. Üreticilerle bir araya gelen Bayraktar, afetlerden etkilenen çiftçilerin yaşadığı sorunları dinledi. Bir takım inceleme ve temaslarda bulunmak üzere Iğdır’a gelen Bayraktar, bölge illerinin ziraat odaları başkanları ve ilgililerle birlikte Melekli beldesindeki İrem Bağları’nda incelemelerde bulundu. Bayraktar son yıllarda yaşanan doğal afetler nedeniyle birçok çiftçi ve tarım sektörünü yakından etkilediğini söyledi. Afetlerin bu yıl da devam ettiğini anlatan Bayraktar, "Tabi yağışlar önemli. Yani kümülatif yağış raporlarına baktığımızda aşağı yukarı son 6 ayda geçen yıla göre yağışlarda yüzde 89 oranında artış var. Bundan memnuniyet duymamak mümkün değil. Sonuçta barajlarımız doldu, yeraltı sularımız beslendi ve geçen sene tabi kuraklık yaşadığımız için bu yağışlar doğrusu bize iyi geldi" diye konuştu. Yağışların hububat üretimini ciddi şekilde artıracağını söyleyen Bayraktar, "Buğday üretimimiz büyük bir ihtimalle 20 milyon tonların üzerine inşallah çıkacak. Bunu hep beraber göreceğiz ama aşırı yağışların afet yapmasını beklemiyorduk. Aşırı yağışlar Türkiye’nin birçok bölgesinde su baskınlarına sebebiyet verdi, Türkiye’de sel felaketi yaşayan bölgeleri gezme imkanı buldum. Gittiğim arazilerde 2 metre, 3 metre boyunda su vardı. Tabii barajların da bir bir kısmı açılmış, mecburen kapaklar açıldığı için büyük alanlarda, işte 50 bin dekar, 100 bin dekar alanlarda maalesef bir sel felaketi oluştu. Tabii birçok bölgede sel felaketi ile karşı karşıya kaldık. Bunun dışında dolu felaketi devam ediyor. Halen devam ediyor, birçok vilayette yine birçok alanlarımız, geniş alanlarımız dolu felaketi ile karşı karşıya kaldı" dedi. Türkiye genelinde zirai don olayının büyük çaplı kayıplara yol açmadığını belirten Bayraktar, Iğdır’da ise özellikle meyve bahçelerinin dondan ciddi şekilde etkilendiğini ifade ederek şunları söyledi: "Hava sıcaklıklarının düşmesi bizi biraz endişelendirdi ama çok fazla don felaketiyle karşılaşmadık. Maalesef bu ilimizde, Iğdır ilimizde tarım alanları, özellikle kayısı bahçelerimiz ve diğer meyve bahçelerimiz dona maruz kaldı ve bundan zarar gördü. Özellikle Iğdır ilimizde 14-15 Nisan ve 30 Nisan tarihlerinde don hadisesi meydana geldi. 112 köyde 2016 çiftçimiz, 10 bin 238 dekar alanımız bu don felaketinden zarar gördü. Kayısı, erik, şeftali, karpuz, domates ve nektarin ürünlerimiz yüzde 30 ile yüzde 95 oranında zarar gördü. Iğdır merkez, Tuzluca, Karakoyunlu ve Aralık ilçelerimizde bu don afeti etkili oldu. Ayrıca Iğdır merkezde 30 Nisan 2026 tarihinde dolu afeti meydana geldi ve kayısı bahçelerimizde 200 üreticimiz 1000 dekar bahçemiz yüzde 35’ler mertebesinde zarar gördü. Tuzluca’da aşağı yukarı 250 civarında üreticimiz 3 bin 91 dekar alanda yüzde 60 mertebesinde bir zararla karşı karşıya kaldı." Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM) kayıtlı olan çiftçilerin zararlarının kısmen de olsa karşılanacağının altını çizen Bayraktar, "Yani TARSİM bunların zararlarını karşılayacak ama ayıtlı olmayan üreticilerimizin burada devlet desteğine ihtiyacı var. Zaten 2025 yılında da biz destekleri TARSİM kapsamında olmayan üreticilerimiz için istedik ve onlara ciddi manada bir destek bulduk. Yine bu bölgede de TARSİM kapsamında olmayan üreticilerimize destek bekliyoruz" şeklinde konuştu. Yaşanan afetlerden dolayı üreticilerin maruz kaldığı zararın takipçisi olacaklarını söyleyen Bayraktar, "Üreticilerimiz bir ekonomik faaliyetin içindeler. Para kazandıkları müddetçe bu üretimlerine devam ediyorlar, para kazanamadıkları takdirde de biliyorsunuz sektör göç veriyor. Özellikle gençlerimizi bu sektörde tutmanın fevkalade zor olduğunu hep görüyoruz. Gençlerimizin oranı fevkalade düştü. Şimdi dolayısıyla hem göçü önleme adına hem de tanımsal üretimin sürdürülebilir olması açısından üreticimizin desteğe ihtiyacı var. Yani çiftçimizi tarlada tutmamız lazım, üretimde tutmamız lazım. Köyünde, bağında, bahçesinde tutmamız lazım. Ben bu maksatla buraya geldim, yerinde görmek istedim. Aslında hem Tarım ve Orman Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar ve tuttuğu raporlar önümde hem oda başkanlarımızın verdiği bilgiler önümde ama ben kendi gözümle burada görmek istedim ve bilgiyi burada başkanlarımdan ve çiftçilerimizden almak istedim. İnşallah tabi bunun Ankara’da takipçisi olacağız" dedi.
Rize CHP Genel Başkanı Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katılmak üzere Rize’ye geldi. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen mitingde Özel’in kürsüye çıkmasıyla hemen arka kısmında bulunan binanın terasından pankart açıldı. Açılan pankartlarda "Rizeliye göre bir Özel’liğin yok. Siz heykel yapın durun, Bizum uşağın yaptığı eserlerle böyle fotoğraf çekturun. İşiniz gücünüz talan, çay davanız yalan. Haramla yol alanlar, helal hakkı savunamazlar" yazıları yer aldı. Mitinge katılan partililer pankartlara tepki gösterirken Özel kürsüden, "Siz bana bakarsanız, Türkiye bu meydandaki iktidar değişimini görüyor. Geriye bakmayın, onları geride bırakıyoruz. Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Balıkçıyı perişan edenlere, emeği sömürenlere, onlara, geride kalanlara değil yarınlara bakıyoruz, iktidara bakıyoruz" diyerek seslendi. Bu esnada meydandan çıkan bazı partililer binaya girmek isteyince güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Kimliği belirsiz protestocu gurup sonrasında pankartları toplayarak kaldırdı. Mitingde konuşan Özel, "1977’den bu yana Cumhuriyet Halk Partisi olarak Rize’yi kazanamadık. 77’de sandıkla almıştık, 80’de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz, yeniden Rize’de iddialıyız, güçlüyüz, birlikteyiz, bir aradayız, iriyiz, diriyiz, hep beraber ayaktayız. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var. Ancak şunu söyleyelim; biz Rize Belediyesi için seçimlere girdik, kazanamadık. Rize’nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilen Rahmi Metin Başkana, hangi siyasi partiden olursa olsun Rize Belediye Meclisi’nde görev yapan tüm meclis üyelerine tebriklerimizi sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadelerini kullandı. "CHP Rize’yi çayla kalkındıran partidir" Çayın Rize ekonomisi açısından önemine değinen Özel, "1947’de Rize’de ilk çay fabrikası açıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak olan, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikası ile Cumhuriyet’in Rize’ye en büyük katkısını sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi Rize’yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir" diye konuştu. "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" 2025 yılı yaş çay alım fiyatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, yaş çay taban fiyatının kilogram başına 40 TL olması gerektiğini savunarak, "2025’te çay için 35 liradan çay alınsın diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10’u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım kireçleri tamamen ücretsiz olacak" dedi. "Çay üreticisi en yüksek promosyonu veren bankayı seçecek" ÇAYKUR üzerinden üreticilere yapılan ödemelere ilişkin de konuşan Özel, bu ödemelerin karşılığında üreticilerin banka promosyonu alması gerektiğini dile getirerek "Çay üreticisi çayını ÇAYKUR’a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak" şeklinde konuştu. "Biz vergide adaleti savunuyoruz" Özgür Özel konuşmasında vergi sistemi ve gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye’de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir: Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz" dedi. Türkiye’de vergi yükünün büyük bölümünün vatandaşların omzunda olduğunu ifade eden Özel, "Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden, yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli; elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşama, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte. Bu, vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri; asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89’unu oluşturuyor. Onun dışında, çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11; kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" şeklinde konuştu.