SAĞLIK - 02 Ağustos 2010 Pazartesi 15:53

Oruç ve kalp sağlığı

A
A
A
Oruç ve kalp sağlığı

Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Dr. Tolga Özyiğit, uzun süreli açlığın kalp hastaları üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ifade ederek, kalp hastalarına oruç tutarken dikkatli davranmalarını önerdi.

Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Dr. Tolga Özyiğit, oruç ile kalp sağlığı arasındaki ilişkiyle ilgili bilgi verdi. Uzun süreli açlığın temel olarak kalp hastaları üzerinde bir takım olumsuz etkileri olduğunu hatırlatan Dr. Özyiğit, "Bunun en temel nedenleri; beslenmenin gün içinde sadece kısıtlı bir zamana sıkıştırılması, bu zaman diliminde tüm günün ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla fazla miktarda ve ağır yiyeceklerin yenmesi ve son olarak da ilaç kullanımının aksaması olarak özetlenebilir.


Ayrıca, özellikle yaz aylarında aşırı sıvı kaybına bağlı tansiyon düşüklüğü de insan hayatını tehdit edebilmektedir. Gece uykusunun bölünmesinin vücudun biyoritmini bozduğu ve bunun da kalp sağlığını olumsuz etkilediği ile ilgili bazı teoriler de üretilmiştir" açıklamasında bulundu.


Tıp literatüründe konu ile ilgili çalışma sayısının az olduğuna dikkati çeken Dr. Tolga Özyiğit, yapılmış olan küçük çalışmaların sonuçlarının ise birbirleriyle çeliştiğini vurguladı. Dr. Özyiğit, 2004 yılında "Heart" dergisinde yayımlanan bir çalışmadan da bahsederek, şöyle devam etti:


"Katar'da 1991-2001 yılları arasında kalp krizi ile hastaneye başvuran 20 bin 856 hastanın dosyaları taranmış ve Ramazan ayı, bir ay öncesi ve bir ay sonrası da dahil olmak üzere, bu dönemde kalp krizi sayısında herhangi bir artış olmadığı tespit edilmiş. Yine aynı merkezin yaptığı benzer başka bir çalışmaya göre, bu aylarda hastaneye felç ile başvuran hasta sayısında da anlamlı bir artış saptanmamıştır. Suudi Arabistan'da yayımlanan başka bir çalışmada ise orucun stabil durumdaki kalp hastaları üzerinde
sadece hafif bir olumsuz etkisi olduğu gösterilmiştir. Literatürde oruç tutmanın ölüm riskini arttırdığı ile ilgili (kalp krizi, inme gibi nedenlerle) hiçbir veri bulunmamaktadır. Ancak bu çalışmalar genellikle tek merkezli olup, geriye dönük hasta dosyalarının taranması şeklinde yapıldığından bilimsel değerleri kısıtlıdır. Tatminkar bir sonuç için ancak ileriye dönük yapılacak, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır."


Dr. Tolga Özyiğit, şeker hastalığına da değinerek, yüksek riskli diyabet hastalarında oruç tutmak veya uzamış açlığın, şeker düşmesi (hipoglisemi), diabet koması (diabetik ketoasidoz) ve sıvı kaybına bağlı damar tıkanıklığı riskini arttırdığını vurguladı. Kontrolsüz diabet hastalarının oruç tutmasının önerilmediğini kaydeden Özyiğit, "Ancak sadece diyet veya tek bir ilaç ile kan şekeri kontrol altında olan diabet hastalarının oruç tutmasında bir sakınca yoktur. Ama tabii ki buna karar vermeden önce
mutlaka doktora danışmalı ve kendi kendimize karar vermemeliyiz. Bu bulguların ışığı altında özetlemek gerekirse; durumu kontrol altında olan kalp ve diabet hastaları, eğer doktorları izin veriyorsa, ilaçlarını aksatmamak, yeterli sıvı almak ve aşırı egzersizden sakınmak koşuluyla dikkatli bir şekilde oruç tutabilirler. Ancak kritik durumdaki kalp hastaları ile kan şekeri kontrol altında olmayan veya yüksek doz insülin ihtiyacı olan, sık sık kan şekeri düşen ve yalnız yaşayan diyabet hastalarının oruç
tutması kesinlikle önerilmemektedir" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Haydarpaşa açıklarında yanan teknede mahsur kalan 4 kişinin kurtarılma anları kamerada Haydarpaşa Mendireği açıklarındaki bir teknede geçtiğimiz gün çıkan yangın Kıyı Emniyeti ekiplerinin müdahalesiyle söndürülürken, teknede mahsur kalan 4 kişinin kurtarılma anına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. 6 Nisan’da akşam saatlerinde Haydarpaşa Mendireği açıklarında seyir halinde bulunan bir teknede, henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın meydana geldi. Yangın ihbarının alınması üzerine Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) hızla harekete geçilirken, olay yerine sevk edilen KEGM-3 ve KEGM-4 hızlı tahlisiye botları tarafından alevlere kısa sürede müdahale edildi. Ekiplerin çalışması sonucu yangın, diğer teknelere sıçramadan ve büyümeden kontrol altına alındı. Söndürme ve soğutma çalışmaları yapılan teknede geniş çaplı maddi hasar meydana gelirken, şans eseri yangın esnasında herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı. Çalışmaların ardından tekne, KEGM-4 botu tarafından yedeklenerek emniyetli bir şekilde Kalamış Marina’ya çekildi. Bölgeye Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı KB-81 ve KB-27 botları ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne (KEGM) ait KEGM-3 ve KEGM-4 hızlı tahlisiye botları tarafından alevlerin arasında kalan 4 vatandaş titiz bir çalışmayla tahliye edildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilen vatandaşlar emniyetli bölgeye sevk edilirken, o anlar saniye saniye kaydedildi.
Balıkesir Edremit’in Avrupa uçuşları masaya yatırıldı Balıkesir’in Edremit Ticaret Odası (ETO) heyeti, SunExpress yöneticileriyle bir araya gelerek Almanya uçuşlarının verimliliğini ve gelecekteki yeni rota imkanlarını değerlendirdi. Görüşmede, mevcut seferlerin sürdürülebilirliğinin artırılması için birlikte çalışma kararlılığı vurgulandı. Edremit Ticaret Odası (ETO) yönetimi, ilçenin ulaşım ağını ve turizm potansiyelini güçlendirmek adına SunExpress havayolu şirketiyle önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Mevcut Almanya uçuşlarının mercek altına alındığı toplantıda, Avrupa’nın diğer şehirleri için de potansiyel fırsatlar üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Mevcut seferlerin verimliliği ele alındı Gerçekleşen ziyarette, ETO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve beraberindeki heyet, SunExpress Ülke Satış Yöneticisi Murat Hatipoğlu ile bir araya geldi. Görüşmenin ana odağını, Almanya’nın 5 farklı şehrinden Edremit Koca Seyit Havalimanı’na devam eden uçuşların mevcut durumu oluşturdu. Heyet, bu seferlerin bölge ekonomisine katkısını artırmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak adına yapılacak çalışmaları değerlendirdi. Yeni rotalar için iş birliği değerlendirmesi Toplantıda sadece mevcut uçuşlar değil, gelecek vizyonu da konuşuldu. Avrupa’nın farklı ülke ve şehirlerinden Edremit’e yönelik yeni uçuşların başlatılabilmesi için hangi adımların atılabileceği, pazarın durumu ve iş birliği imkanları üzerinde duruldu. Taraflar, ilçenin uluslararası ulaşım ağını genişletme hedefi doğrultusunda diyalog sürecini sürdürme ve birlikte çalışma konusunda ortak niyetlerini beyan etti. Geniş katılımlı istişare Edremit’in ticari ve turistik kalkınması adına büyük önem taşıyan bu temaslarda; ETO Sayman Üyesi Fatih Ergün, Yönetim Kurulu Üyesi Savaş Can, Genel Sekreter Yardımcısı Adil Oklu ve Dış İlişkiler Sorumlusu Tuna Salon da hazır bulundu. Heyet, havacılık sektöründeki son gelişmeleri ve Edremit’in bu tablodaki yerini SunExpress yetkilileriyle detaylı olarak inceledi. Hedef: Ulaşılabilir bir Edremit Görüşme sonunda, Edremit’in Avrupa pazarındaki bilinirliğinin artırılması ve ulaşım alternatiflerinin güçlendirilmesi amacıyla istişarelerin devam edeceği kaydedildi. İş birliği olanaklarının değerlendirildiği bu ziyaret, bölge turizminin geleceği adına önemli bir adım olarak nitelendirildi.
Ankara Amharca dilinde kaleme alınmış tarihi eser Etiyopya’ya iade edildi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ge’ez alfabesiyle Amharca dilinde kaleme alınmış el yazması tarihi eserin Etiyopya’ya iade edildiğini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, ahşap kapak ve deri yapraklardan oluşan, Ge’ez alfabesiyle Amharca dilinde kaleme alınmış Etiyopya kökenli el yazması tarihi eserin Etiyopya’ya iade edildiğini duyurdu. Eser, Ankara Cumhuriyet Meclisi’nde düzenlenen törenle Etiyopya’nın Ankara Büyükelçisi Adem Mohamed Mahmud’a teslim edildi. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Türkiye ve Etiyopya’nın kültür varlığı kaçakçılığı konusunda benzer tehditlere maruz kaldığını dile getirdi. "Kültür varlığı kaçakçılığı küresel bir sorun haline gelmiştir" Tarihi eser kaçakçılığının sadece bir ülkeye özgü olmadığını, birçok ülkede gerçekleştiğini ve bu durumun herkesi tehdit eden bir hal olduğunu belirten Yazgı, "Ülkemiz ile Etiyopya köklü geçmişleri ve zengin kültürel mirasları nedeniyle kültür varlığı kaçakçılığı konusunda benzer tehditlere maruz kalan iki dost ülkedir. Günümüzde kültür varlığı kaçakçılığı yalnızca kaynak ülkeleri değil, tüm insanlığı tehdit eden küresel bir sorun haline gelmiştir. Yasa dışı kazılar ve organize suç ağları, tarihi eserleri ait oldukları bağlamdan koparmakta, bu durum yalnızca maddi değil aynı zamanda telafisi güç kültürel kayıplara da yol açmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti olarak kültürel mirası koruma, gelecek nesillere aktarma ve yasa dışı trafikle mücadele konusundaki kararlılığımızı her platformda sürdürüyoruz. Ülkemiz yalnızca kaynak ülke olarak değil, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığına konu olabilecek eserler açısından da bir transit güzergah haline gelmeme konusundaki kararlılığını da güçlü bir şekilde sürdürmektedir. Bu doğrultuda ülkemiz yasa dışı ticaretin her aşamasına karşı etkin denetim mekanizmalarını işletmekte, bu alanda örnek bir duruş sergilemektedir. Bu kapsamda Türkiye son yıllarda yürüttüğü etkin diplomasi, hukuki girişimler ve uluslararası işbirlikleri sayesinde çok sayıda kültür varlığının ait olduğu ülkelere iadesini sağlamış, aynı zamanda kendi kültürel mirasını da koruma yönünde önemli adımlar atmıştır" diye konuştu. "Etiyopya kökenli yazma eserin ait olduğu topraklara iadesini gerçekleştiriyoruz" Amharca dilinde kaleme alınmış el yazması kitabın iadesini Etiyopya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne gerçekleştirdiklerini ifade eden Yazgı, "Etiyopya kökenli yazma eserin ait olduğu topraklara iadesini bugün hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Bakanlığımız koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalar neticesinde Balıkesir’in Bandırma ilçesinde güvenlik güçlerimizce ele geçirilen bu kıymetli eserin ahşap kapaklı 68 deri yapraktan oluşan ve Ge’ez alfabesiyle Amharca dilinde kaleme alınmış bir el yazması kitap olduğu tespit edilmiştir. Siyah ve kırmızı mürekkeple işlenen bu nadide parça, Etiyopya’nın 20. yüzyılın başına kadar devam eden köklü el yazması geleneğini yaşatan önemli bir örnektir. Bu eser yalnızca bir bütün olarak değil, tek bir yaprağı dahi uluslararası hukuk ve ulusal mevzuatımızın kapsamında koruması gereken bir kültür varlığıdır" şeklinde konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti’ne ve özveriyle çalışan kolluk kuvvetlerine şükranlarımı sunuyorum" Bu tarihi eserin iade edilme sürecinden dolayı Türk hükümetine teşekkürlerini sunan Büyükelçi Mahmud, "Son derece önemli bir ana tanıklık ediyoruz. 2015 yılında Balıkesir’in Bandırma ilçesinde bulunan bu tarihi el yazmasını resmen teslim almak için huzurunuzda bulunuyoruz. Etiyopya adına Türkiye Cumhuriyeti’ne ve özveriyle çalışan kolluk kuvvetlerine şükranlarımı sunuyorum. Bu paha biçilemez eser, kaçakçılığın faaliyetlerinin karanlığından sizin kararlılığınız, profesyonel duruşunuz ve uluslararası mirasın korunmasına yönelik derin saygınız sayesinde kurtarılmıştır" ifadelerini kullandı. Tören, Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve Büyükelçi Adem Mohamed Mahmud’un eserle hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.