TEKNOLOJİ - 22 Mayıs 2023 Pazartesi 11:39

Otomotiv sektörünü bekleyen değişimler neler

A
A
A
Otomotiv sektörünü bekleyen değişimler neler

Otomotiv sektöründeki son gelişmeleri değerlendiren FEV Türkiye Genel Müdürü Önder Erdoğan, “2030-2050 yıllarında karbon salınım hedefleriyle beraber elektrikli araçlar yaygınlaşacak” diyerek sürücüsüz araçlar ve mobilitenin geleceği ile ilgili dikkat çekici tahminlerde bulundu.

Türkiye genelinde yapılan birçok araştırma tüketicilerin elektrikli araçlara yönelik her ne kadar endişeli olsa da maliyet düşünüldüğünde bu seçeneğe olumlu baktığını gösteriyor. Türkiye’de 5 büyük ilde ve 8 farklı lokasyonda faaliyetlerini yürüten YTÜ Yıldız Teknopark şirketlerinden FEV Türkiye Genel Müdürü Önder Erdoğan, sürücüsüz araçlar için altyapı ve alışkanlıklara dikkat çekerek, “Sürücüsüz araçlar da işin nihayetinde gideceği nokta ama tamamen sürücüsüz durumlar için bir miktar daha zamana ihtiyaç var” diyerek, otomotiv sektörüne yönelik açıklamalarda bulundu.

“2030 yılında mevcut enerji kapasitesinin 10 katı bir ihtiyaç olacak”

Mobilite sektörünün geleceğini belirlemede iklim anlaşmalarının büyük rolü olduğunu belirten Önder Erdoğan, bu anlamda özellikle 2030-2050 karbon salınım hedefleriyle beraber elektrikli araçların yaygınlaşması ve kullanımında ciddi bir artış olacağını söyledi. Bu durumun birtakım zorlukları da beraberinde getirdiğini ifade eden Erdoğan şöyle devam etti:

“Özellikle elektrikli araçlar için batarya üretiminde kullanılan ham madde tedariği konusunda global anlamda ciddi bir sıkıntı ya da dar boğaz bizleri bekliyor. Nikel, kobalt, lityum gibi ham maddelerinin dünya genelindeki tedariği giderek zorlaşıyor. Kaynakların kısıtlı olmasıyla beraber, mevcut olan kaynakların maliyeti de giderek yükseliyor. Tabi her zorluk bir fırsatı beraberinde getiriyor. Buna alternatif olarak, alternatif kimyalar; sodyum iyon, lityum sülfür gibi son günlerde gündeme gelen alternatif teknolojiler de fırsat olarak önümüze çıkıyor. Elektrikli araçların şarjı için gerekli olan kurulu enerji kapasitesi de önümüzde bizi bekleyen diğer bir zorluk. 2030 yılına geldiğimizde global olarak şu anda mevcut enerji kapasitesinin 10 katı bir ihtiyaç görülüyor. Yani 1000 terawatt saatlik bir enerji kapasitesine ihtiyaç var görünüyor o dönemki piyasadaki araçların şarj edilebilmesini sağlayabilmek için. Bu da tabi çok ciddi bir altyapı ihtiyacı ve zorluk.”

Otomotiv sektörünü bekleyen değişimler neler

“Batarya çöplüğüyle karşı karşıya kalabiliriz”

Yenilenebilir enerjilerin kullanımı ve geliştirilmesinin bu noktada önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, “Buradaki fırsatı da ben yenilenebilir enerjide görüyorum. Yeşil çevre politikalarını da dikkate aldığımızda rüzgar enerjisi özellikle yaygınlaştıracaktır. Diğer bir konu da her aracın belli bir ömrü var, tabi bataryaların da bir ömrü var. Araç üzerinde kullanılan bataryaların ömrü bittikten sonra ikinci ömrü var. Enerji depolama sistemi olarak da kullanılabiliyor. Ancak, en nihayetinde bataryaların faydalı kullanım ömrü bittikten sonra geri dönüşümü de ayrı bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Elektrikli araç üzerinden çıkan bataryanın geri dönüşümünü sağlıklı bir şekilde sağlayamazsak bu kez de batarya çöplüğüyle karşı karşıya kalabiliriz” şeklinde yorumladı.

“Togg ekosistem açısından bir ivme teşkil ediyor”

Togg ile birlikte elektrikli araç kullanım oranlarının artacağını söyleyen Önder Erdoğan, “Togg’un özellikle binek araçlar tarafına girmesi ve lokal pazardan itibaren hedef kitle olarak başlaması ekosistem açısından bir ivme teşkil ediyor ve birçok teknoloji kuruluşunun da, üretici firmanın da bu trendle birlikte daha çok bu alanda yatırım yapacağını düşünüyoruz. Daha hızlı değişimler yaşamak da mümkün. Ülke olarak bu dönüşümün daha başındayız. Aslında baktığımızda araç üreticileri tarafında birçok proje var üzerinde çalışılan veya devreye girmiş olan. Ancak tedarik sanayi tarafında biraz daha gayret göstermek gerek. Ülke olarak tedarik sanayi tarafında daha fazla gelişmemiz gerekiyor” dedi.

“Sürücüsüz araçlar yaygınlaşacak”

İşin nihayetinde gideceği noktanın sürücüsüz araçlar olduğunu ifade eden Önder Erdoğan, tam otonom araçların geleceği ile ilgili şunları söyledi:

“Tamamen sürücüsüz araçlar için bir miktar daha zamana ihtiyaç var. Çünkü bunun altyapı ve alışkanlık olarak yerleşmesi bir süre daha vakit alacak gibi duruyor ama öncelikli olarak elektrikli araçlar ve yarı otonom araçlar yaygınlaşmaya devam edecek. Zaten kontrollü ve sınırlı alanlarda şu an için yaygınlaşmaya başladı. Yani rotası belli olan toplu taşıma araçları gibi uygulamalar ile beraber sürücüsüz araç uygulamaları da artacak.”

“Artık araçlar bizi sadece A noktasından B noktasına taşımıyor”

Mobilitenin her segmentine hitap etmeye çalıştıklarını söyleyen Erdoğan son olarak, “Bizim vizyonumuz daha çok sinerji oluşturmak ve kullanmak. Örneğin, binek araç segmenti için bir sistem geliştiriyorsak bunu olabildiğince farklı bir segmente adapte edilebilir şekilde geliştirmeye çalışıyoruz. Diğer yandan, mobilite birçok sektörle iç içe. Bunların başında ICT dediğimiz bilgi iletişim teknolojileri geliyor. Artık araçlar bizi A noktasından B noktasına taşıyan 4 tekerli hareket eden mekanizmalar olmaktan çıkmış durumda. Araç içerisinde yolculuk sırasında nasıl vakit geçirdiğiniz, oradaki konforunuz, güvenliğiniz, emniyetiniz artık çok çok ön planda. Bunların çoğu da artık elektronik ve yazılımla geliştirilen sistemler. Dolayısıyla son birkaç senede özellikle bu anlamda ciddi bir dönüşüm olmaya başladı. Bunların hepsi birer fırsat. Her fırsat bir ihtiyaçtan doğuyor. İhtiyaçları da yaşanan zorluklar ortaya çıkarıyor. Bu nedenle tüm yaşanan zorlukları fırsata çevirmek lazım. Bu anlamda yeni ortaya çıkan iş kollarında bizler de Türkiye’deki endüstri kuruluşları olarak geç kalmadan bu trenin içerisinde yer alıp doğru bir şekilde kendimizi pozisyonlandırmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "TÜRKSAT 6A ile ülkemizi haberleşme uydusu tasarlayıp üretebilen dünyadaki 11 ülke arasına taşıdık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 21 Nisan 2025’te ‘"TÜRKSAT 6A ile ülkemizi haberleşme uydusu tasarlayıp üretebilen dünyadaki 11 ülke arasına taşıdık" dedi. Bakan Uraloğlu, 21 Nisan 2025’te ‘Uzay Vatan’da görevine başlayan TÜRKSAT 6A’ya ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen törenle resmen hizmete alınan uydunun 42 derece doğu yörüngesindeki görevine başarıyla devam ettiğini kaydetti. Uraloğlu, "Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranı ile ürettiğimiz TÜRKSAT 6A geniş kapsama alanıyla ülkemizin uzay ve haberleşme kapasitesi için önemli bir kilometre taşı oldu" ifadesini kullandı. "TÜRKSAT 6A ile ülkemizi haberleşme uydusu tasarlayıp üretebilen dünyadaki 11 ülke arasına taşıdık" TÜRKSAT 6A için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığındaki çalışmaların 15 Aralık 2014’te başladığını ve yaklaşık 10 yıl sürdüğünü belirten Uraloğlu, 21 Mayıs 2015’te TÜRKSAT ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) iş birliğiyle TUSAŞ tesislerinde kurulan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezinin (USET) açılmasıyla çalışmalara başlandığını hatırlattı. TÜRKSAT 6A Projesi kapsamında yerlilik ve milliğe verdikleri önemi vurgulayan Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "Yüzde 80’inin üzerinde yerlilik oranına ulaştırdığımız uydumuz için 84 yerli ve milli uydu ekipmanın üretimi yapıldı. TÜBİTAK UZAY, ASELSAN, CTech ve TUSAŞ’ın ürettiği bileşenler test edilip uyduya entegre edildi. Tüm testleri başarıyla geçen uydumuzu, ABD’nin Florida Eyaleti’ndeki Cape Canaveral Uzay Üssü’ndeki Space X tesislerinden 9 Temmuz 2024’te uzaya fırlattık. 28 Aralık 2024’te ise nihai görev yörüngesi olan 42 derece doğu boylamına ulaşan uydumuzun ilk test yayınını da 17 Şubat 2025’te gerçekleştirdik. Böylece TÜRKSAT 6A ile ülkemizi haberleşme uydusu tasarlayıp üretebilen dünyadaki 11 ülke arasına taşıdık." "TÜRKSAT 6 aktif uyduyla, dünya uydu operatörleri arasında yer alıyor" Uraloğlu, Türkiye’nin uydu serüveninin 1994’te TÜRKSAT 1B uydusuyla başladığını belirterek "Bugün TÜRKSAT; 31, 42 ve 50 derece yörüngelerindeki 6 aktif uyduyla, dünya uydu operatörleri arasında yer alıyor. Jeosenkron yörüngede görev yapan TÜRKSAT 6A, başta televizyon yayıncılığı olmak üzere acil durum haberleşmesi gibi kritik hizmetleri geniş bir coğrafyada sunuyor. TÜRKSAT 6A sayesinde televizyon yayını yapan uydular yedeklenebilir hale gelirken, TÜRKSAT’ın sunduğu hizmet kapasitesi de arttı" diye konuştu. TÜRKSAT 6A ile aynı zamanda hizmet ihraç ettiklerini de söyleyen Uraloğlu, Dubai’de düzenlenen Orta Doğu’nun en büyük yayıncılık fuarı CABSAT 2025’te TÜRKSAT 6A üzerinden verilecek hizmetler için ilk ihracatın gerçekleştirdiklerini de hatırlattı. Bakan Uraloğlu, "TÜRKSAT ile Dubai merkezli firma arasında imzalanan sözleşme kapsamında yapılan kapasite satışıyla TÜRKSAT, ilk kez Hindistan’ın doğusunda hizmet vermeye başladı" açıklamasında bulundu. "TÜRKSAT uydularımız artık 110’u aşkın ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ediyor" TÜRKSAT 6A ile birlikte Türkiye’nin kapsama alanını dünyanın en uzak noktalarına taşıdıklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle devam etti: "Uzay vatanımızdaki egemenliğimizi, teknoloji ihraç eden kabiliyetimizle birleştirdik. Bugün TÜRKSAT, sadece bir uydu operatörü değil, yurt dışında tercih edilen ve güven duyulan bir teknoloji markası hâline geldi. Pakistan, Hindistan, Nepal, Bangladeş, Myanmar, Tayland, Malezya ve Endonezya ile Sri Lanka’nın önde gelen platformu Freesat Lanka’nın 50 kanalını TÜRKSAT 6A’nın hizmet kapsamına dahil ettik. TÜRKSAT uydularımız artık 110’u aşkın ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ediyor" şeklinde konuştu. TÜRKSAT uyduları 2025’te yayıncılık rekoru kırdı TÜRKSAT uyduları üzerinden yayın yapan toplam TV kanal sayısının da 532’ye ulaşarak son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktığını kaydeden Uraloğlu, "TÜRKSAT 6A uydusunun hizmete girmesiyle sağlanan Güney Asya açılımı, TÜRKSAT’ın küresel yayıncılık pazarındaki büyüme ivmesini tarihi bir rekora taşırken, TÜRKSAT uyduları üzerinden yayın yapan kanal sayısı sadece bir yılda yüzde 20’lik artış yakaladı. Yurtdışı merkezli kanal sayısındaki artış ise beş yılda yüzde 50 gibi rekor düzeyde oldu" ifadelerinde bulundu. 2020 yılı sonunda 114 olan yabancı menşeli kanal sayısının da 2025 yılı sonu itibariyle 171’e yükseldiğini de kaydeden Uraloğlu, söz konusu artışla birlikte Türkiye’nin uydu hizmetleri ihracat hacminin de rekor düzeye taşındığını belirtti. "2029’da hizmete almayı planladığımız 7A uydusu Türkiye’nin dijital gelecek vizyonunun taşıyıcısı olacaktır" Uraloğlu, TÜRKSAT’ın uzaydaki haberleşme kapasitesini artırma hedefi kapsamında TÜRKSAT 7A’ya ilişkin finansman desteğini kapsayan protokolün, TÜRKSAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı arasında 19 Haziran 2025’te imzalandığını hatırlattı. Uraloğlu, protokol ile TÜRKSAT 7A’nın yapım sürecine yönelik olarak Bakanlık tarafından sağlanacak desteğin çerçevesinin belirlendiğini ifade etti. TÜRKSAT 7A projesinin, 42 derece Doğu yörüngesinde görev yapan TÜRKSAT 3A uydusunun tasarım ömrünün sona yaklaşması nedeniyle başladığını belirten Uraloğlu, "2029 yılında hizmete almayı planladığımız bu uydumuz daha yüksek veri kapasitesi, daha güçlü kapsama alanı ve esnek kaynak yönetim kabiliyetiyle, 7A uydusu Türkiye’nin dijital gelecek vizyonunun taşıyıcısı olacaktır. Hizmete alındıktan sonra ülkemizin uzaydaki bağımsızlığının güçlü bir simgesi olarak varlığını sürdürecektir" açıklamasında bulundu.