DÜNYA - 22 Aralık 2024 Pazar 21:26 | Son Güncelleme : 22 Aralık 2024 Pazar 21:27

Şara: “Hiçbir grubun elinde silah bulunmasını kabul etmemiz mümkün değildir”

A
A
A
Şara: “Hiçbir grubun elinde silah bulunmasını kabul etmemiz mümkün değildir”

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmet eş-Şara, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Gerek bizim şu an kontrolümüz altında olan bölgelerde gerekse PKK/YPG’nin olduğu bölgelerde olsun, hiçbir grubun elinde silah bulunmasını kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmet eş-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ortak basın toplantısı düzenledi. Suriye’nin durumu ve gelecekteki zorluklar, güvenlik, ekonomi ve Suriye’nin siyasi geleceği hakkında Bakan Fidan ile uzun bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade eden Şara, “Önümüzdeki dönemde Suriye’nin yapısı ve komşu ülkelerle ilişkiler konusunda bir takım güvenceler verilmesinin önemini ele aldık ve inşallah yakın zaman içerisinde hükümetimizi de oluşturacağız” dedi.

“Stratejik ilişkiler inşa edilecek”

Görüşmede Savunma Bakanlığı’nın güçlendirilmesi konusunun uzun bir süre konuşulduğunu ve silahların yalnızca devletin elinde var olması ve devletin otoritesi dışında hiçbir silahın bulunmaması gerektiğinin vurgulandığını ifade eden Şara, “Buna ek olarak önümüzdeki günlerde Suriye ile Türkiye arasındaki stratejik ilişkilerin Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olacağı belirtildi. Türkiye’nin Suriye halkının dostu olduğu, altyapı, sanayi, bankacılık ve hayatın her alanında Suriye’nin yanında durduğu ifade edildi. Suriye’nin bunu unutmayacağı ve inşallah stratejik ilişkiler inşa edileceği dile getirildi” dedi.

“Uluslararası toplum Suriye’ye uygulamış olduğu ekonomik yaptırımları kaldırmalı”

Suriye’nin yeniden inşasına ilişkin soruya cevap veren Şara, “14 yıl boyunca halkımız çok büyük sıkıntılar çekti ve bugün itibarıyla halkımızın hemen hemen yarısı ülke dışında. Altyapımız yıkıma maruz kalmış durumda. Önümüzde çok büyük sınamalar bulunuyor. En önemli şey, büyük ülkelerin Suriye’nin egemenliği ve yönetimine destek yönünde karar vermeleri. Uluslararası toplum Suriye’ye uygulamış olduğu ekonomik yaptırımları kaldırmalı diye düşünüyoruz. Önceki cani rejim, halkını katletti ve bundan dolayı Suriye bir takım yaptırımlara maruz kaldı. Ama o rejim gitti, dolayısıyla ülkede mağdurlar var ve artık sebep gittikten sonra tabii ki cezanın da kaldırılması gerekiyor. Bu mazlum insanların cezalandırılmaması gerekiyor. Biliyorsunuz, bilhassa 1979 yılından itibaren bir takım yaptırımlar uygulandı ve bu yaptırımların rejimin düşmesiyle birlikte kaldırılması gerekir diye tekrar ediyorum. Böylelikle bizim de Suriye halkına destek konusunda elimiz güçlenmiş olacaktır” dedi.

“Hiçbir grubun elinde silah bulunmasını kabul etmemiz mümkün değildir”

Suriye’deki silahlı grupların orduya entegrasyonu konusunda bir takvim olup olmadığı sorusu üzerine Şara, “Son özgürleştirme girişimine başlamadan önce aslında bu gruplarla biz koordinasyon halindeydik. Bu gruplar, başarılı olmamız durumunda artık bir ordunun olması ve bir Savunma Bakanlığının olması konusunda hemfikirlerdi. Sadece bazı gruplar, bizden uzak oldukları için bir beyanda bulunmadılar ancak genel anlamda devrim mantığına uygun bir şekilde hareket ettik. Tabii aslında devrim döneminde de gördük ki gruplar halinde olmak çok da faydalı değil, fikir birliği tesis edilemeyebiliyor. Ancak önümüzdeki günler içerisinde Savunma Bakanlığımızın duyurusu olacak ve yine askeri kanattan bakanlık personeli olacak. Suriye ordusunun genel çerçevesi belirlenmiş olacak ve bu gruplar da yavaş yavaş kendilerini feshedecekler. Bizler hiçbir grupta, gerek bizim şu an kontrolümüz altında olan bölgelerde gerekse PKK/YPG’nin olduğu bölgelerde olsun, hiçbir grubun elinde silah bulunmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Bizim en büyük önceliklerimizden biri budur. Ülkedeki tüm silah kontrolünü elimize almak istiyoruz ve bu konuda da grupların çoğu zaten bizimle hemfikir. İnşallah istediğimiz neticeye de ulaşacağız” dedi.

“Azınlıklara hiçbir şekilde zarar gelmemesine gayret gösteriyoruz”

Suriye’deki azınlıkların durumuna ilişkin soruya cevap veren Şara, “Devrim hiçbir zaman azınlıklara karşı üretilmedi. Dolayısıyla bir korkunun olmasına gerek yok. Aslında rejim 50 yıl boyunca azınlıkları korkutarak toplum içerisinde bir parçalanmaya sebep oldu ve biz Suriye’nin farklı kesimlerini çağırdık ve onlar da aynı şekilde geldiler. Biz, azınlıkları koruyoruz. Hiçbir şekilde onlara bir zarar gelmemesine gayret gösteriyoruz. Özellikle de bir takım mezhepsel söylemlerin ve problemlerin çıkmaması için provokasyonların da olmamasına dikkat ediyoruz. Bizler, Suriye’nin tüm kesimleriyle birlikte geçmiş rejimin gitmesi gerektiğine inandık. İnşallah bölgeye, Suriye’ye ve Suriye’nin halkına layık bir devlet yapısı ortaya çıkacaktır” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Ardahan’da kış mevsiminin uzaması hayvancılığı vurdu Türkiye’nin en fazla kar alan illerinin başında gelen Ardahan’da kış mevsiminin uzaması, besicileri zor durumda bıraktı. Ardahan’da kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle üreticiler hayvanlarını meralara çıkaramadıkları için zor günler yaşıyor. Kış mevsiminin uzun sürmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticiler için ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Soğuk hava şartları nedeniyle hayvanların mera yerine kapalı alanlarda daha uzun süre beslenmesi gerekiyor. Bu da yem tüketimini artırarak, maliyetleri yükseltiyor. Özellikle Ardahan gibi kışın sert geçtiği kentlerde üreticiler, aylarca süren kar örtüsü nedeniyle hayvanlarını dışarı çıkaramıyor. Bu durum saman, arpa ve fabrika yemine olan talebi artırırken, fiyatların da yükselmesine yol açıyor. Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Seyitören köyünde hayvancılık yapan Suat Cankat, "Kışın uzun sürmesi ve son zamanlarda yem maliyetlerinin artması hayvancılığı olumsuz etkiledi" dedi. Cankat, karla kaplı araziye rağmen hayvanları araziye çıkartmak zorunda kaldıklarını söyleyerek, ’’Gördüğünüz gibi her yer bembeyaz. Bu yıl kış uzun sürdü. Hayvanlarımızı kapalı alanlarda yemliyoruz. Ve şu anda samanın tonu 12-13 bin lira, otun tonu ise 15 bin lira. Çiftçi perişan durumda, ne ot ne de saman kaldı. Baharın geleceği yok ve bir ay daha var baharın gelmesine. Ot ve saman karaborsaya düşmüş ve fırsatçılar iş başında’’ dedi. Yem fiyatlarındaki artış, üreticinin kar marjını ciddi şekilde düşürüyor. Bazı üreticiler maliyetleri karşılayamadığı için hayvan sayısını azaltmak zorunda kalırken, bazıları ise zararına üretim yapıyor. Uzayan kış aynı zamanda doğum dönemlerini ve hayvan sağlığını da olumsuz etkileyerek, verim kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu tür mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yem desteği, düşük faizli kredi ve mera ıslahı gibi önlemlerin artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğinin tehlikeye girebileceği ifade ediliyor.