KENT HABERLERİ - 16 Aralık 2014 Salı 09:39

’Söz Saz İstanbul’dan Küçükçekmece’de konser

A
A
A
’Söz Saz İstanbul’dan Küçükçekmece’de konser

Küçükçekmece’de sahne alan Söz Saz İstanbul Klasik Türk Müziği Topluluğu, Küçükçekmecelilere unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşattı.

Söz Saz İstanbul Klasik Türk Müziği Topluluğu, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde Küçükçekmece Belediyesi kültür-sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen konserde sahneye çıktı.
TRT İstanbul Radyosu Tambur Sanatçısı Hakan Talu tarafından kurulan Söz Saz İstanbul Klasik Türk Müziği Topluluğu, Küçükçekmeceli sanatseverlere keyifli dakikalar yaşattı.

MEVLANA’YI ANDILAR
Söz Saz İstanbul grubu, Gül Yazıcı ve Çiğdem Yarkın’ın solistliğinde Klasik Türk Müziği, Hicaz Makamı ve Nihavend Makamından türküler seslendirdi. Azerbaycan yöresinden ‘Ay Laçin’ ve ‘Bir Kara Gözlüye Ay Balam Tutulup Yanmışam’ eserlerini de seslendiren grup, katılımcılardan büyük alkış aldı. Program sonunda, Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan ilahisini seslendiren grup, Hz. Mevlana’nın 741'inci vuslat yılını andı.

‘SÖZ SAZ İSTANBUL’ KİMDİR
2010 yılında Tamburi Hakan Talu tarafından kurulan ‘Söz Saz İstanbul’ topluluğu, konser konularını Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan, günümüze kadar uzanan geniş bir yelpaze içinden seçilen eserleri, klasik icra tavrıyla seslendiriyor.
Topluluğun dört albümü bulunuyor. Bunlar, Sevdim Seni, Sislendi Hava, Buhurizâde Mustafa Itri’nin 300. vefat yılı dolayısıyla çıkarılan Türkçe/İngilizce kitapçıklı 1597-1925 yılları arasındaki klasik repertuvarından oluşan ’Yenikapı Mevlevihanesi’ ve Osmanlı İmparatorluğunun son dönemi ile Cumhuriyetin ilk yılları arasında yaşamış Kaptanzade Ali Rıza Bey’in eserlerinden oluşan Denizde Akşam.’’ 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da 6 çocuk annesi eşini öldürdü, beraatini istedi Antalya’da kıskançlık nedeniyle tartıştığı 6 çocuk annesi eşi Hale Akbaş Poyraz’ı tabancayla vurarak öldürdüğü suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle yargılanan Abdullah Poyraz’ın davasında Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, sanığın "eşe karşı kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, duruşmada söz alan sanık Poyraz ise, "Gerçekten zor durumdayım. Kendisi beni aldattı. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" dedi. Olay, 27 Kasım 2024 tarihinde saat 15.50 sıralarında Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2238 Sokak’ta bulunan bir sitedeki apartmanın 3’üncü katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah Poyraz (55) polis merkezine giderek, eşiyle arasında çıkan tartışma sırasında eşini tabancayla vurduğunu, silahı evde bırakarak ikametten ayrıldığını ve teslim olmak istediğini söyledi. Verilen adrese polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrollerde Hale Akbaş Poyraz’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Kızının feryatları yürekleri dağlamıştı Bunun üzerine adrese Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve Olay Yeri İnceleme ekipleri sevk edildi. Bu sırada eve gelen Hale Akbaş Poyraz’ın kızı, ekipler tarafından ikamete alınmadı. Annesine ne olduğunu öğrenmek isteyen küçük kızın feryatları yürek dağladı. "Annemi bir kere gösterin bana, gidin bakın anneme bir şey mi oldu" diyerek gözyaşı döken küçük kızı sakinleştirmek için komşular yoğun çaba sarf etti. Olay yerine tedbir amaçlı sağlık ekibi istendi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerine "Bana değil gidin anneme bakın" diyen küçük kız ambulansa alındı. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından Hale Akbaş Poyraz’ın cansız bedeni, cenaze aracıyla otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Cenaze aracının hareketi sırasında maktulün kardeşinin "Bacım nereye gidiyorsun" diyerek gözyaşı döktüğü görüldü. Hale Akbaş Poyraz’ın kızının, olayın yaşanmasının ardından kısa süre sonra eve geldiği, kapıyı açan olmayınca Abdullah Poyraz’ı aradığı ve sanığın kendisine "Çarşıdayım" dediği öğrenildi. Şüphelinin polisteki ilk ifadesinde, kıskançlık krizi sonrası eylemini gerçekleştirdiğini söylediği belirtildi. Hale Akbaş Poyraz’ın, ilk eşinden olan kızının doğum günü hazırlıkları yaptığı öğrenilirken, çiftin 4 küçük çocuğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koruma altına alındı. Adliyeye sevk edilen Abdullah Poyraz, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İddianamede dikkat çeken detay Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede cinayetin işlenişine ilişkin detaylara yer verilirken, sanık Abdullah Poyraz’ın eşinin çantasına dinleme cihazı yerleştirdiğini itiraf ettiği kaydedildi. Tutuklu sanık Abdullah Poyraz, Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde dördüncü kez hâkim karşısına çıktı. Duruşmaya sanık Abdullah Poyraz ve taraf avukatları katıldı. Savcı mütalaasını açıkladı Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladığı duruşmada, sanık Abdullah Poyraz’ın eşi Hale Akbaş Poyraz’ı öldürdüğünün sabit olduğunu belirterek, sanığın Türk Ceza Kanunu’nda yer alan "eşe karşı kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca sanığın ruhsatsız ateşli silah bulundurma ve kullanma suçundan da cezalandırılmasını istedi. "Beni aldattı, zor durumdayım" Sanık Abdullah Poyraz ise esasa ilişkin savunmasında şu ifadeleri kullandı: "Ben olayda gerçekten mağdurum. Bir öğretmen babası olarak söylüyorum. Gerçekten zor durumdayım. Kendisi beni aldattı. Eve dostunu aldı. Olaydan sonra karakola gidip teslim oldum. Ayrıca yazılı savunmamı da sunuyorum. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum." Sanık müdafi de müvekkilinin tahliyesini talep etti. Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi Tarafların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Abdullah Poyraz’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme ayrıca taraflara mütalaaya karşı savunma hazırlamaları için süre vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Erzurum Kotanlı: "Çalışanların huzuru ve adalete olan güveni önemli" AL-KON Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (DEB-SEN) Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı AL-KON Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (DEB-SEN) Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı yaptığı yazılı açıklamada; "Adalet ve Liyakat" prensipleri çerçevesinde, Bakanlığınız merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan personellerin sorunlarını yerinde inceleyerek Çalışma barışının tesisi ve hizmet kalitesinin artırılması amacıyla, aşağıda belirtilen hususların ivedilikle çözüme kavuşturulmasını talep etmekteyiz: Kamu hizmetinin verimliliği, ancak çalışanların huzuru ve adalete olan güveniyle mümkündür" dedi. Türkiye’nin dört bir yanında, gençlerin geleceği için gece gündüz demeden özveriyle görev yapan Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü çalışanlarının sıkıntılarının giderilmesi gerektiğini ifade eden, Kotanlı,"Bbugün ne yazık ki ağır iş yükü ve çözülemeyen özlük hakları sorunları altında ezilmektedir. Bakanlığımız bünyesinde görev yapan yurt yönetim memurları, antrenörler, gençlik liderleri ve destek personelinin artık görmezden gelinemeyecek temel sorunlarını anlatmatı sendikamız adına bir görev biliyoruz. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü çalışanları olarak gençliğin dinamizmini devlete bağlayan köprüyüz. Ancak bu köprü, liyakatten uzak düzenlemeler, ağır iş yükü ve belirsiz özlük hakları nedeniyle çalışanları moral motivasyon açısından umutsuz olmuştur. Modern kölelik düzenini andıran çalışma şartları, artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. "Emeğin Karşılığı, Mağduriyet Olmamalıdır!" Bugün GSB ve KYK personeli sistemin tüm yükünü omuzlamasına rağmen hak ettiği değeri görememektedir. Sahadaki temel sorunlarımızı ve çözüm bekleyen taleplerimizi kararlılıkla ifade ediyoruz. 7/24 Hizmetin Karşılığı "Eksik Nöbet Ücreti" Olamaz! Yurtlarda kalan binlerce öğrencinin sorumluluğunu üstlenen personelimiz, ailelerinden feragat ederek tuttukları nöbetlerin karşılığını ne maddi ne de manevi olarak alabilmektedir. Mevcut nöbet ücretleri, harcanan emeğin ve üstlenilen riskin çok altındadır. 24 saat esasına göre tutulan nöbetin bir saatlik ücreti 16 TL55 Krş. Toplu sözleşme gereği Yetkili Sendikaların övünerek deklare ettikleri beş katı olarak hesaplandığında 82 TL 75 Krş etmektedir Nöbet Tutan memura hafta içi nöbette 7 saat hafta sonu nöbette 15 saat fazla nöbet ücreti ödenmekte ocak ayı itibarı ile nöbet tutan personel evinden ailesinden ayrı kalmasına rağmen günlük 580 tl ücret almaktadır. Aldığı bu ücreti nöbetinde zaten harcamaktadır Bunun dışında hiçbir geliri olmayan Yurt Müdür Yardımcısı Yurt Yönetim Memurları ve Personelinin en büyük mağduriyeti olan düşük nöbet ücretleri güncel ekonomik şartlara enflasyon ve hayat pahalılığına göre yeniden revize edilmelidir" dedi. "Sorunların çözümünü bekliyoruz" Kotanlı daha sonra sözlerine şöyle devam etti, "Görev Tanımı Belirsizliği ve Personel Yetersizliği Artan yurt kapasitelerine ve yurt ihtiyacına rağmen personel sayısının yetersiz kalması, mevcut çalışanların üzerine "görev tanımı dışı" işlerin yüklenmesine neden olmaktadır. Personel, uzmanlık alanlarının dışında idari ve teknik işlerde joker eleman gibi kullanılmaktan yorulmuştur. Yurt Yönetim Memurları Yurtların yüksek öğrenim öğrencilerine hizmet vermesinin dışında gelen spor kafilelerine barınma imkânı sağlamaktadır. Gelen kafileler genellikle çocuk yaşlarda olduğundan çocukların gürültüsü yurt öğrencilerinin şikayetleri ve kafile yöneticileri arasında arabuluculuk gibi ek bir görev üstlenmektedir. Parçalı İstihdam Modeli Çalışma Barışını Bozuyor Aynı odada, aynı işi yapan ancak 4/A, 4/B ve işçi kadrosu gibi farklı statülere tabi olan personel arasındaki ücret ve hak farklılıkları çalışma barışını zedelemektedir. Tüm personelin hak kaybı yaşamadan tek bir çatı altında toplanması artık bir lütuf değil, zorunluluktur.Tayin ve Becayiş Çıkmazı Özellikle sözleşmeli statüdeki arkadaşlarımız, eş durumu ve sağlık özrü gibi en temel insani haklarda dahi "duvarlara" çarpmaktadır. Geçici görevlendirmeler memur personelin sorunlarını çözmediği gibi psikolojimken de yıpratmaktadır Aile bütünlüğünün parçalanmış olması ile o personelden verim beklemek rasyonel bir yaklaşım değildir. Kariyer Basamakları Kapalı Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının periyodik halde olması, çalışanların motivasyonunu kırmakta ve liyakat beklentisini boşa çıkarmaktadır. 2026 GYS ve UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ sınavında iller bazında sınava girecek personel sayıları yok denecek kadardır. Kurumda uzun yıllar çalışmış Ön Lisans Mezunlarına şans tanınmamıştır. Apar Topar Değil, Planlı Kariyer ve Görevde yükselme sınavlarının bir takvime bağlanmaması liyakat bekleyen binlerce çalışanın umudunu kırmaktadır. Kariyer basamakları sadece belli bir kesime değil, tüm personele şeffaf bir şekilde açılmalıdır. Sayın Bakanımıza ve Yetkililere Çağrımızdır! Kurum çalışanları sadece hakları olanı, emeğinin karşılığını ve insanca çalışma şartlarını talep etmektedir. Unutulmasın ki çalışanı mutsuz olan bir kurumun geleceğimizin teminatı olan gençlerimize vereceği hizmet motivasyon açısından sınırlı kalacaktır. Sorunlar çözülene, taleplerimiz karşılık bulana dek sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. GSB ve KYK çalışanları sahipsiz değildir"
Kastamonu Kastamonu’da arama ve kurtarma ekiplerinin kullandığı malzemeler sergilendi Kastamonu’da 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında, arama ve kurtarma ekiplerinin ekipmanlarının tanıtıldığı sergi vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kastamonu’da 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında AFAD tarafından sergi düzenlendi. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen sergide, arama ve kurtarma alanında görevli AFAD, JAK, UMKE, MEB AKUP ile AFAD tarafından akredite edilen arama ve kurtarma ekipleri sergide, arama kurtarma araçları ve ekipmanları vatandaşlara tanıtıldı. Sergiye Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, AFAD İl Müdürü Suat Tüfekci, Kastamonu İl Emniyet Müdürü Tamer Taş, Kastamonu İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Hikmet Uz ile siyasi parti, STK temsilcileri, il protokolü ve vatandaşlar katıldı. Vatandaşlar yoğun ilgi gösterdikleri sergide, stantları tek tek ziyaret ederek ekiplerden bilgi aldı. Sergiyi ziyaret eden Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, "Kastamonu AFAD İl Müdürlüğü koordinesinde deprem ve benzeri afetlere yönelik hazırlıklarımızın ne kadar geliştiğini ve kendimizi ne ölçüde ilerlettiğimizi burada görmüş olduk. Gönül ister ki bu ekipmanlara ve ekiplere ihtiyaç duymayalım. Ancak Kastamonu, deprem başta olmak üzere sel ve çığ gibi afetler açısından riskli illerimizden biridir" dedi. Afetlere karşı hazırlığın önemine dikkat çeken Ergün, afetler meydana gelmeden önce gerekli tedbirlerin alınmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, birey, toplum ve devlet olarak her zaman hazır olunması gerektiğini ifade etti. Kastamonu AFAD İl Müdürü Suat Tüfekci ise Mart ayının Türkiye’de Deprem Farkındalık Haftası olarak kutlandığını belirterek, "Bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinlikte özellikle kentsel arama kurtarma alanında yetkinliğe sahip kurumlarımızın ekipman ve malzemeleri sergilenmekte, aynı zamanda kurumsal tanıtım faaliyetleri yürütülmektedir. Vatandaşlarımız için bilgilendirme stantları oluşturulmuş ve tahliye tatbikatları gerçekleştirilmiştir" diye konuştu.
Kütahya Kütahya Sosyal Bilimler Lisesinin projesi Türkiye’nin en iyi 10 projesi arasına girdi Kütahya Aysel Selahattin Erkasap Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Berkay İnandım, danışman öğretmeni Zafer Kaya rehberliğinde önemli bir başarıya imza atarak Türkiye genelinde en iyi 10 proje arasına girdi ve Türkiye finalinde yarışmaya hak kazandı. "Şehiriçi Trafikte Bekleme Sürelerini Azaltmaya Yönelik Matematiksel Tabanlı Enerji Verimliliği Modeli" adlı proje, TÜBİTAK ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen Lise Öğrencileri Arası Enerji Verimliliği Proje Yarışması kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda yüzlerce proje arasından sıyrılarak Türkiye finallerine kaldı. Bilimsel temellere dayanan ve şehir içi trafikten kaynaklanan enerji kayıplarını azaltmayı hedefleyen proje, yenilikçi yaklaşımıyla jüri tarafından finale değer görüldü. Berkay İnandım, Türkiye finalinde projesini jüri karşısında sunarak birincilik için yarışacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Okul Müdürü Zeki Kilitci, elde edilen başarının yalnızca akademik bir derece olmadığını belirterek, "Bizler öğrencilerimizi hem bilimsel donanıma sahip hem de milli ve manevi değerlerle yetişmiş, vatanına ve milletine hizmet etmeyi amaç edinen bireyler olarak geleceğe hazırlıyoruz. Berkay’ın ortaya koyduğu bu çalışma; düşünmenin, üretmenin ve ülkemizin sorunlarına çözüm aramanın güzel bir örneğidir. Türkiye genelinde ilk 10’a girerek finale yükselmek bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Öğrencimizi ve danışman öğretmenimizi yürekten tebrik ediyor, finalde de ülkemizi ve okulumuzu en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyorum" ifadelerini kullandı.