DİĞER SPORLAR - 27 Ekim 2014 Pazartesi 11:59

Spor Bakanı Kılıç'tan doping uyarısı

A
A
A
Spor Bakanı Kılıç'tan doping uyarısı

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç "Doping konusunda sıkıntılar yaşadık ama şevkimizi kırmasın" dedi.

'Federasyonlar Boyutuyla Türk Sporunun Geleceği' isimli çalıştaya katılan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, spora ayrılan bütçenin verimli kullanılmadığını, harcanan bütçeye ve yapılan işlere bakılınca ortaya ciddi bir tablonun çıktığını ve bu çalıştayda kesinlikle bütçe konuşulmayacağı talimatını verdiğini söyledi. Katılımcılardan proje üretmelerini isteyen Bakan Kılıç, dopingle ilgili olarak ise, "Doping konusunda sıkıntılar yaşadık ama şevkimizi kırmasın" dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Antalya Belek’te bir otelde düzenlenen 'Federasyonlar Boyutuyla Türk Sporunun Geleceği Çalıştayı'nın açılışına katıldı. Antalya Valisi Muammer Türker, AK Parti Antalya İl Başkanı Mustafa Köse, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, federasyon başkanları, kulüp başkanları, akademisyenler ve çok sayıda sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayda Türk sporunun geleceği konuşuldu.

"ÖZ ELEŞTİRİ YAPMAMIZ LAZIM"

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada katılımcılara seslenerek spor alanında öz eleştiri yapılmasının gerektiğini vurguladı. Herkesin kendisini eleştirmesi ve daha iyi işler yapmak için proje üretilmesini isteyen Bakan Kılıç, AK Parti iktidarının başarısının temelinin proje üretip ve ürettiği projelerin takibini sağlamakta saklı olduğunu söyledi. Burada yapılacak çalıştaya ilişkin bazı grupların 'Daha önce de toplanıp konuşmuştunuz, hiç bir şey olmamıştı' şeklinde karşı çıktığını belirten Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim amacımız sizleri bir arada konuşarak farklı düşünceleri bir pota içerisine getirip eksikleri değerlendirmemiz. Bir çalıştayı yapmayı düşündüğümüzde bazı sesler şunu söyledi; 'Daha önce de toplanıp konuşmuştunuz, hiçbir şey olmamıştı.' Ama biz AK Parti iktidarı olarak 12 senede büyük işler başardık. Bu işleri de projeleri takip ederek başardık. Bu çalıştayda bir araya gelip görüştüğümüz konuları sonunda bir bildiri haline getirip yayınlayacağız. Öz eleştiri yapmamız lazım. Kendimizi eleştirmeliyiz. Daha iyi nasıl bir şeyler yapılır bakmamız lazım. Biz spor deyince hep uluslar arası olimpiyatlar ve uluslar arası yarışmaları düşünüyoruz. Bunlar doğal ama engelli arkadaşlarımız da var, bunların da başarıları var. O nedenle bu boyutun da burada ele alınmasını istiyorum."

"GERÇEKÇİ HEDEFLER ORTAYA KOYALIM"

Çalıştaya katılan herkesin kendi alanındaki sporcularının verilerini çıkarmasını isteyen Bakan Kılıç, veriler ışığında daha gerçekçi hedeflerle daha kolay başarılar elde edilebileceğine değindi. Amerika’yı yeniden keşfetmenin gerekmediğini de vurgulayan Bakan Kılıç, 2016 ve 2020 yılındaki olimpiyatlara dikkat çekerek, "2016-2020 olimpiyatlarında ne yapacağız, bunu da düşünmemiz lazım. Görev alanlarınızdaki projeksiyonlarınız neler bunları görmek istiyorum. Bunları bilelim ki hedeflerimizi gerçekçi ortaya koyalım. Spesifik olarak elde edilen verileri ortaya koyup planlı çalışmalar yapmalıyız. Verileri sizler ortaya çıkarmalısınız. Bu veriler olmazsa başarıların bazılarını tesadüfi olduğunu söyleyenler var. Onları haklı çıkarmış olursunuz. Amerika’nın yeniden keşfedilmesine gerek yok. Antrenörlerimiz ne durumda. Biz bazı verilere sahibiz ama sizlerin de bazı çalışmalar yapması gerekiyor" dedi.

"BURADA KESİNLİKLE BÜTÇE KONUŞULMAYACAK"

Çalıştayın amacının bütçe konuşmak olmadığının altını çizen Bakan Kılıç, çalıştaya katılan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan görevlilere bütçe konuşulmaması konusunda talimat verdiğini de belirterek katılımcılardan sadece plan ve proje üretmelerini istedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin spora gerekli bütçeyi ayıracak kadar zengin olduğunu vurgulayan Bakan Kılıç, "Bugüne dek yapılan çalışmalarda söz dolaşıp bütçeye geldi. Değerli arkadaşlar bu toplantı bir bütçe toplantısı değildir. Buradaki bakanlıktan arkadaşlara ben gerekli talimatı verdim. Burada bütçe konuşulmayacak. Burada bir plan yapılırsa Türkiye Cumhuriyeti o plan için kaynak ayıracak kadar güçlüdür. Verilen kaynakların verimli kullanıp kullanılmayacağı konusunda bir eksiklik var. Ben kaynak ve yapılanlara baktığım zaman ortada çok ciddi bir tablo var. Statların yaşayan alanlar olması lazım. Bugün bir stadyumun bize maliyeti 70 milyon TL’den başlıyor. Ayda iki kere kullanılması için bu kadar kaynak ayrılmamalı. Bu alanlar değerlendirilmelidir" şeklinde konuştu.

"KÜÇÜK ORGANİZASYONLARLA UĞRAŞMAYALIM"

Bakan Kılıç, rekabetin çok üst düzeyde olduğunu ve bu nedenle küçük organizasyonlarla vakit kaybedilmemesi gerektiğine değinerek, "Daha iyi koordine olmamız lazım. Federasyonlarımız birbirine destek olmalıdır. Sporcularımız uluslar arası alanda tecrübe kazanmalı. Rakiplerimiz bunu çok güzel yapıyor. Ciddi manada rekabet var. Çok çalışmamız gerekiyor. Bir sporcunun uluslar arası bir müsabakaya katılması ona farklı bir heyecan katacaktır, tecrübe katacaktır. Türkiye’ye alacağımız organizasyonların sporcularımız ve Türkiye’nin sporuna katkı sağlayacak olanları almamız lazım. Her organizasyon Türkiye’de yapılacak diye bir şey yok. Kimsenin yapmak istemediği küçük organizasyonlarla uğraşmayalım. Mersin’de yapılan organizasyon bakın ne kadar çok ses getirdi. Hükümet desteğinin en büyük avantaj olduğunu da biliyoruz. Erzurum ve Trabzon'da biz bu organizasyonları yaptık" ifadelerini kullandı.

"DOPİNG KONUSUNDA SIKINTILAR YAŞADIK AMA ŞEVKİMİZİ KIRMASIN"

Türkiye’de güzel tesislerin olduğunu ama tesislerin içlerinin boş olduğunu ifade eden Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, "Yatırımlar devam edecek ama tesislerin ardından envanter çalışmalarının da yapılması lazım. Tesislerin içini doldurmamız lazım. Güzel tesisler yapılıyor ama içleri boş. Bu çalıştayda bu tesislerimizin içlerinin nasıl doldurulacağını konuşalım. Bunları sizlerden istiyorum. Bir takım sıkıntılar yaşadık. Ama bu sıkıntılar bizim şevkimizi kırmasın. Bahsettiğim konu doping. Bizi üzmek isteyenlere izin vermeyelim. Gösterdiğimiz güven karşılık bulmayabilir. Ama biz yolumuzda aynı çizgi ve kaynakla devam edeceğiz. Duruşumuz artık açık ve nettir. Uluslar arası anlamda iyiyiz daha iyi bir noktaya da gideceğiz. Herkes dikkat etsin birbirimizi üzmeyelim. Başarılı bir meslek çalışanı olmak, aynı zamanda başarılı bir sporcu olmaya engel değil. Milli Eğitim Bakanlığı ile erken yaşta sporcu ruhunun oluşması için çalışmalar devam ediyor. Ben kendi kızlarımdan biliyorum" açıklamasında bulundu.

MEDYA VE BASINI UYARDI

Konuşmasını sonunda yazılı ve görsel basına bir uyarıda bulunan Kılıç, "Sporu vitrine taşıyacak olan medya ve basındır. Sizler neyi ön plana çıkarırsanız kamuoyunda o konuşuluyor. Biliyorum futbol en çok konuşulan alan ama bu diğerlerini göz ardı edecek hale gelmesin. Vitrine ne kadar çok yer verirseniz o başarıyı elde etmeyi çalışanlara da bir motivasyon olur. Farklı dallarda başarı elde eden kardeşlerimizin haberlerini paylaşın. Ümit ve ışık veren başarılara biraz daha önem verelim" dedi.

TÜRKER: "GENÇ NÜFUSU İYİ KANALİZE ETMEMİZ LAZIM"

Çalıştayda konuşan Antalya Valisi Muammer Türker de yaş ortalamasının genç olduğunu ve bu nedenle genç yaşta herkese spor bilincinin aşılanması gerektiğini vurguladı.
Antalya’nın yılın her ayında spor yapma imkanı sağlayan bir il olduğuna da değinen Vali Türker, "Sporun toplumsal boyutuna bakacak olursak yaş ortalamamız 29,5. Genç bir nüfusa sahibiz. Biz bu genç nüfusu iyi yetiştirmeliyiz. Bunu bir güç olarak kullanmamız lazım. Hakkari’de yaş ortalaması 19,5'tu. Genç nüfusu iyi kanalize ederek terör örgütlerinin gençlerimizi kandırmasının önüne geçmiş oluruz. Antalya Türkiye’de spor imkanları açısından zengin bir il. Spor dalları bakımından yılın 12 ayında pek çok spor yapılabilir. İlçe ve il merkezinde birçok spor dallarına ait tesislerin geliştirilmesi için bakanlığımızdan destek bekliyoruz" diye konuştu.

TÜREL: "GENÇLİĞİNİ KURTARAMAYAN TOPLUMLARIN GELECEĞİNİ KURTARMASI ZORDUR"

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ise gençliğin farklı kötü grupların hedefi haline geldiğini vurgulayarak, "Bu salonda gençliğimiz konuşuluyor. Gençliğini kurtaramayan toplumların geleceğini kurtarması zordur. Gençliğimiz fevkalade tehlikeli bir dünyada yaşıyor. Uyuşturucu ve terör örgütlerinin avcısı olduğu bir dünyada yaşıyor. Son 12 yılda yapılan çalışmalar gençliğin iyi yetişmesi için iyi adımlar oluyor. Ailede başlayan gençlik eğitimi spor yöneticilerimizle daha ileri safhaya taşınıyor. Bu gelişmeler gençliğin üzerinde farklı amaçları olanları rahatsız etmiştir" açıklamasını yaptı.
Çalıştayın Salı günü komisyon raporlarının katılımcılara okunmasıyla sona ereceği bildirildi.

CAFER ESER - ALPARSLAN ÇINAR

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Geçmeyen öksürüğü için gitti, nadir hastalığını öğrendi, 4 ameliyat oldu Geçmeyen öksürüğü nedeniyle doktora giden 30 yaşındaki Mahir Alagöz’e yapılan detaylı tetkikler sonrası dünya genelinde 35 binde bir görüldüğü belirtilen multiple endokrin neoplazi tip 2 tanısı konuldu ve 4 ameliyat geçirdi. Alagöz, "Öksürükten ve nefes darlığından şikayetçi olduğum için geldim, hiç durmuyordu. 4 ameliyat geçirdim, şu an çok şükür iyiyim" dedi. Hastalarının tedavisine yönelik konuşan uzmanlar ise, "İlk şikayet; tekrarlayan öksürük atakları, birkaç kere doktora gidiyor. Dünyada 35 binde bir görülen bir hastalık MEN2 sendromunu tespit ettik, son derece ender. Çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom. Ömür boyu takip edilecek, sağlıklı bir yaşam sürmesini bekliyoruz" dedi. Multiple endokrin neoplazi tip 2 (MEN2), endokrin sistemde özellikle tiroit, paratiroit bezlerinde tümör oluşma ihtimalini artıran kalıtsal bir rahatsızlık olarak ifade ediliyor. Yüksek tansiyon, kilo kaybı, halsizlik veya yorgunluk, kemik kırılganlığı gibi belirtilerle kimi zaman kendini gösteren hastalık Iğdır’da yaşayan 30 yaşındaki Mahir Alagöz’de de tespit edildi. Uzun süre geçmeyen öksürüğü nedeniyle doktorlara gittiğini söyleyen, zaman zaman tansiyon problemi yaşayan Alagöz’e detaylı tetkikler yapıldı. Tetkiklerde kalsiyum değeri yüksek bulunurken taramalarında paratiroidde nodül, böbreküstü bezinde kalınlaşma, sağ akciğerinde yaygın büyük hava kistleri dışında sağ akciğer alt lobunu uzun süredir kapalı tutan bir tümör tespit edilerek MEN2 hastalığı bulunduğu belirlendi. Multidisipliner yaklaşım Alagöz’ün tedavisi İstanbul Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde multidisipliner bir yaklaşımla planlandı. Gerçekleştirilen konseylerin ardından hastanın önce genel cerrahi ekibi tarafından paratiroit ve eş zamanlı olarak kalınlaşma bulunan böbrek üstü bezi çıkarıldı. Ardından göğüs cerrahisi ekibi sağ akciğerdeki hem hava kistlerini temizledi hem de tespit edilen tümörü çıkardı. Bir süre sonra ise hasta, böbrek taşı nedeniyle ameliyat edildi. Hastanın tedavileri başarıyla gerçekleştirilirken kontrolleri süren Alagöz, yaşadığı zorlu süreci anlattı. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cansel Atinkaya Baytemir ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ali Özemir ise hastalarının durumu ve hastalığa ilişkin açıklamalarda bulundu. "Aşırı derecede öksürüyordum, 4 tane ameliyat geçirdim" Hastalığına ilişkin konuşan 30 yaşındaki Mahir Alagöz, "Yaklaşık 2-3 senedir öksürük rahatsızlığım vardı, hiç durmuyordu, akşamları tekrarlıyordu. Hem tiroit hem böbrek bezinden, akciğerimden toplam 4 ameliyat geçirdim. Şu an çok şükür iyiyim, herhangi bir problemim yok. Öksürükten ve nefes darlığından şikayetçi olduğum için geldim. İlk akciğer ameliyatından çok korktum. Çok öksürük oluyordu, hava soğuk olduğunda aşırı derecede öksürüyordum. Neredeyse nefes alamıyordum, konuşamıyordum. Su içiyordum, geçmiyordu, havanın soğuması benim için kabus gibi bir şeydi, soğumasını istemezdim. Normalde dışarıda çalışan insanlarız. Öksürük şikayetinden dolayı bilerek Bodrum, Muğla tarafına, neresi sıcaksa oraya gitmeye çalışırdım. İmkanım olsa tüm dünyaya bu sağlık çalışanlarımızın emeğini duyurabilmek isterim, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi. "İlk şikayet; tekrarlayan öksürük atakları" Hastasına ilişkin konuşan Prof. Dr. Cansel Atinkaya Baytemir, "İlk şikayet; geçmeyen, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonuyla birlikte tekrarlayan öksürük atakları, birkaç kere doktora gidiyor. Öksürük atakları da hava yolu içerisindeki tümöre bağlı. Sonrasında sendroma bağlı hipertansiyon gelişiyor. Geçmeyen şikayetler önemlidir, daha ayrıntılı tetkik gerektirir. Öksürük, sendrom nedeniyle endobronşiyal dediğimiz hava yolu içerisinde gelişen tümörün yaptığı iritasyona bağlı bir durum. Bir şikayet 2 haftadan uzun sürüyorsa ve tedaviye yanıt vermiyorsa mutlaka ileri bir tahlil yapılması gerekir. Bunun için tekrar kontrole gelmeleri gerekir" ifadelerini kullandı. "Dünyada 35 binde bir görülen bir hastalık MEN2 Sendromu" Tedavi sürecine yönelik bilgi veren Prof. Dr. Atinkaya Baytemir, "Endokrin ve diğer bölümlerle yaklaşık 3,5 aylık multidisipliner bir sürecimiz oldu. Çok titiz, özenli, aşama aşama hastada tedavi ve tetkik sürecini geçirdik. Hastadaki asıl problem; MEN dediğimiz genetik geçişli, ailesel bir sendrom olması. Hastamızın akciğerinde sadece alt parçadaki tümör değil bir de üst parçada çok büyük dev hava kisti dediğimiz kistleri mevcuttu. 30 yaşında bir erkek hasta, sağ akciğerin nerdeyse 4-5’te bir alana sahipti. Sağ akciğerdeki bu lezyonun olduğu hava yolunda sadece tümörlü alanı çıkardık, çıkardıktan sonra akciğerin cevabı da çok güzel oldu, açıldı. Hasta önemli bir akciğer kaybına uğramadı. Sigara kullanıyor, bırakmasını tavsiye ettik. Dünyada 35 binde bir görülen bir hastalık MEN2 Sendromu diye geçiyor, çok nadir bir hastalık. Multidisipliner yaklaşılması çok önemli. Son derece ender bir sendrom. Ömür boyu takip edilecek, kötü huylu bir tümör çıkmadı. Çıkan bütün lezyonlar iyi huylu. Hastamızın sağlıklı bir yaşam sürdürmesini bekliyoruz. 15 ila 30 yaş arasında genellikle semptomlar görülmeye başlıyor. Hasta önemsemezse tansiyon şikayeti, kan tükürme, sigara içmeye devam eder ama bununla ilgili bir kontrole gelmezse atlanabilir" dedi. "Aynı seansta 2 ameliyatı gerçekleştirmiş olduk" "Akciğerinde bir kitle saptanmasıyla göğüs cerrahisi kliniğimize başvuruyor" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. İbrahim Ali Özemir ise, "Ameliyata hazırlanırken hipertansiyon ve kalsiyum yüksekliği saptanması üzerine öncelikle bunların araştırılması gerekiyor. Araştırılırken de kalsiyum bezlerinin bir tanesinde büyüme, sağ tarafta böbrek üstü bezinde de bir kitle saptanıyor. Önce tansiyon, daha sonra kalsiyum değerini normale çekmeye çalıştık. Çok kompleks, nadir görülen, bir arada bulunan hastalıklar. Endokrin sistemin neredeyse bütün organlarını tutabilen tümörler oluşabiliyor. Paratiroit bezindeki kitleyi minimal invaziv yaklaşımla küçük bir kesiden odaklanmış cerrahi dediğimiz bir yöntemiyle gerçekleştirdik. Aynı seansta bu 2 ameliyatı gerçekleştirmiş olduk" dedi. "Çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom" Hastanın sendromuna ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Özemir, "Aynı anda bütün kalsiyum bezleri veya her iki böbrek üstü bezi de tutulum yapabilir. Bundan sonraki takiplerini de sıkı bir şekilde yapmamız gerekiyor. Bu sendrom multiple endokrin neoplazi dediğimiz çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom. Sendromlar genellikle genç yaş hastaları tutuyor, bu da o şekilde. Hastalık ilerledikçe bütün metabolizmayı bozuyor. Yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, ani kalp durmasına kadar problemlere yol açabiliyor, yine kemiklerde aşırı erime ve spontane kemik kırıklarına aynı zamanda böbreklerde taş oluşumuna sebep olabiliyor. Hastamızda da bu ameliyatlar arasında böbrek taşı problemleri nedeniyle ekstra işlemler de yapmak zorunda kaldık. Genç yaş hastalarda oluşan hipertansiyon, dirençli hipertansiyonlarda mutlaka bunların araştırılması, böbrek üstü bezlerinin değerlendirilmesi gerekiyor. Şikayetlerimize kulak vermemizde fayda var" şeklinde konuştu.
Samsun Bir sofra etrafında 100’den fazla ülke: Uluslararası öğrencilerle gönül köprüsü kuruldu Samsun’da düzenlenen "2. Geleneksel Bir Sofra, Bin Gönül İftar Programı", 100’den fazla ülkeden gelen uluslararası öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Farklı kültürleri aynı sofrada buluşturan programda, birlik ve kardeşlik mesajları verildi. Büyükşehir Belediyesi Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen iftar programına Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun Üniversitesi Rektörü Mahmut Aydın, Samsun Uluslararası Öğrenci Derneği (SAMUDER) Başkanı Hakan Karaduman ile protokol üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Samsun’da öğrenim gören uluslararası öğrenciler programa yoğun ilgi gösterdi. Programda konuşan Vali Orhan Tavlı, Samsun’un bir üniversite ve öğrenci şehri olduğuna dikkat çekerek, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Samsun Üniversitesi’nde eğitim gören yaklaşık 58 bin öğrencinin şehre değer kattığını ifade etti. Tavlı, 100’den fazla ülkeden gelen 5 bini aşkın uluslararası öğrencinin Samsun’un misafirperverliğiyle buluştuğunu belirterek, "Samsun’umuz bu anlamda Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen üniversite şehirlerinden bir tanesidir" dedi. Vali Orhan Tavlı, programda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Samsun’da güzel çalışmalara imza atan Samsun Uluslararası Öğrenci Derneğimiz SAMUDER tarafından düzenlenen 2. Geleneksel Bir Sofra, Bin Gönül iftar programı vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan ve orucumuzu sizlerle birlikte açıyor olmaktan büyük mutluluk ve onur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Ondokuz Mayıs ve Samsun Üniversitelerimizde eğitim-öğretim gören yaklaşık 58 bin öğrencimizle bir üniversite ve öğrenci şehri olan Karadeniz’in ve Kuzey Anadolu’nun incisi Samsun’umuz, sizlerin de içinde olduğu 5 bini aşkın uluslararası öğrencimizle bu anlamda Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen üniversite şehirlerinden bir tanesidir. Şehrimizin misafirperver, konuksever ruhu, 100’den fazla ülkeden gelen uluslararası öğrencilerimizin enerjisiyle birleşerek Samsun’umuzu her geçen gün daha da büyüyen uluslararası bir eğitim kampüsü haline getirmekte, sınırları aşan dostlukların temeli de Samsun’umuzda sizlerle birlikte atılmaktadır. Elbette, dünyanın tüm renklerini, kültürlerini ve güzelliklerini yansıtan uluslararası öğrencilerimizi 19 Mayıs ve İstiklal Şehri Samsun’umuzda misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyduğumuzu ve sizleri bir evlat ve kardeş olarak gördüğümüzü de huzurlarınızda özellikle ifade etmek istiyorum. İyi ki varsınız. Sevgili gençler, bilmenizi isterim ki kendi evlatlarımızın üzerine ne kadar titriyorsak, sizler için de aynı hissiyatı taşıyoruz. Sizlerle aramızda ailelerimize, evlatlarımıza ve gelecek nesillerimize miras kalacak bir gönül köprüsü kurduğumuza da inanıyoruz. Mezun olup ülkelerinize döndüğünüzde, eserleriniz ve başarılı çalışmalarınızla ülkelerinizin kalkınmasına katkı sağlayıp tüm insanlığa hizmet edeceksiniz. Aynı zamanda ülkelerinizde geleceğin devlet başkanları, bakanları, sanayicileri, bilim insanları, doktorları ve mühendislerinin de sizlerin arasından çıkacağına can-ı gönülden inanıyoruz. Ne iş yapıyor ve nerede yaşıyor olursanız olun ömrünüzün geri kalanında aziz milletimizin ve ülkemizin birer fahri elçisi olacağınızı biliyor, sizlerden ülkemizle olan temasınızı ve gönülden muhabbetinizi asla koparmamanızı özellikle istirham ediyoruz. Günümüz dünyasında paha biçilemez bir hazine olarak gördüğümüz kardeşliğimiz, nesiller boyu samimiyet, sevgi, saygı ve ortak gelecek tasavvuru çerçevesinde devam edecektir." Programın sonunda hatıra fotoğrafı çektirildi.
Adana Kozan Barajı’nda doluluk oranı yüzde 28’e yükseldi Adana’nın Kozan ilçesinde bulunan Kozan Barajı’nda doluluk oranı, yüzde 7’den yüzde 28’e yükseldi. Son iki yıldır kuraklıkla gündeme gelen barajda su seviyesindeki artış, bölge halkı ve üreticilerin yüzünü güldürdü. Yağışlarla birlikte sel sularının baraja sürüklediği ağaç kütükleri vatandaşlar tarafından traktörlerle toplanırken, kuraklık döneminde piknik alanlarında bırakılan plastik atıkların su yüzeyine çıkması çevre kirliliğini gözler önüne serdi. Hafta sonunda hava sıcaklığının 20 dereceye ulaşmasıyla birlikte baraj çevresi vatandaşların uğrak noktası haline geldi. Ramazan ayı dolayısıyla aileleriyle vakit geçirmek için baraj kenarına gelen ilçe sakinleri, su seviyesindeki yükselişin en son pandemi döneminde görüldüğünü ifade etti. Vatandaşlar, barajın özellikle çiftçiler için hayati önem taşıdığını vurguladı. Baraj çevresinde dinlenen bazı vatandaşlar, selin getirdiği kütükleri traktörlerine yükleyerek topladı. Kuruyan su yatakları ve şelalelerin yeniden akmaya başlaması ise barajı besleyen kaynakların tekrar suyla dolduğunu gösterdi. Bölgede yaşayan Vahit Gök, çocukluğunun bu bölgede geçtiğini belirterek, "Son iki yıldır çok kuraktı. En son pandemi döneminde tam doluluk oranına ulaşmıştı. Narenciye bahçeleri büyük sıkıntı yaşamıştı. Bu yıl yağışlarla birlikte biraz olsun doldu. Ağaçlar doğadan geliyor ama plastikler insanlık ayıbı," dedi. Su seviyesindeki artış üreticiler için umut olurken, ortaya çıkan atık manzarası çevre bilincinin önemini bir kez daha hatırlattı.
Yozgat Kitabesi yok, tarihi bilinmiyor Yozgat’ın Tekkeyenicesi köyünde bulunan Tekkeyenicesi Köyü Camisi, mimari özellikleri ve kalem işi süslemeleriyle dikkat çekiyor. Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen cami, 2019 yılında yapılan tadilatla yenilenirken, dron ile havadan görüntülendi. Köyde iki cami bulunurken, Tekkeyenicesi Köyü Camisi haftada yalnızca Cuma günleri ibadete açılıyor. Cuma namazı burada kılınırken, diğer vakit namazları ise köydeki diğer camide eda ediliyor. Ayrıca cami, bayram namazlarında da vatandaşlara hizmet veriyor. Herhangi bir kitabe ya da yazılı metine ulaşılamayan caminin hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Eserin duvarları kaba yonu taş malzemeden inşa edilirken, cephe köşelerinde ve pencere sövelerinde kesme taş kullanılmış. Kuzey-güney doğrultuda, dikdörtgen planlı ve tek katlı olarak inşa edilen yapının harim iç duvar yüzeylerinde yer alan kalem işi süslemeler ve ikonografik tasvirler, camiyi bölgedeki önemli eserlerden biri haline getiriyor. Aynı yörede bulunan ve Tekkeyenicesi Köyü Eski Cami ile benzerlik gösteren diğer camilerin inşa tarihleri, mimari üslupları ve iç mekân tezyinatları dikkate alındığında, yapının 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında inşa edildiği tahmin ediliyor. Köy sakinlerinden Selahattin Çakır ise caminin geçmişine dair şu ifadeleri kullandı: "1960 doğumluyum. Vallahi haftada bir cumamızı kılıyoruz burada. Bayramlarda açılıyor. Ziyaretçilerimiz çok geliyor, gidiyorlar. Yozgat’tan, Ankara’dan geliyorlar, Sivas’tan çok geliyor. Babam hicri 1327 doğumluydu. Babam bilmezdi bu caminin yapıldığını. İşte o zaman evvel üç beş kişi gelmiş, kurmuşlar. Yenice’ye yer oldu demişler. Adı Yeniceköy kalmış. Yan bina aynı bu bina ile yaşıttır. Dersi, kursu, her şeyi imam orada yapıyormuş. Yalnız oranın tarihi ile buranın tarihi aynıydı. Orası Medrese olarak kullanılıyormuş." 2019 yılında gerçekleştirilen tadilat çalışmalarıyla yenilenen cami, hem mimari yapısı hem de taşıdığı inanç ve kültürel izlerle köyün önemli değerleri arasında yer alıyor. Dron ile havadan görüntülenen tarihi yapı, sade dış mimarisinin yanı sıra iç mekândaki zengin kalem işi süslemeleriyle dikkat çekiyor.