BASKETBOL - 03 Şubat 2012 Cuma 18:35

Sporcuların bavulları kayboldu

A
A
A
Sporcuların bavulları kayboldu

Türkiye Kadınlar Basketbol 1. Ligi ekiplerinde Ceyhan Belediye Basketbol takımı deplasmanda karşılaşacağı Samsun Basketbol Kulübü (SBK) için Samsun'a gelirken uçakta sporcuların bavulları kayboldu.

GÖKHAN İÇKİLLİ
SAMSUN

Ceyhan Belediyesi, yarın oynanacak olan SBK maçı öncesi Adana'dan İstanbul'a aktarmalı olarak Samsun'a hareket etti. Ancak uçaktan inen sporculardan Ashley Walker ve Natasha Lacy'nin bavullarının kaybolduğu fark edildi. İlgili havayolu şirketi ile yapılan görüşmelerden sonuç alamadığını belirten Ceyhan Belediyespor Genel Menajeri Fatih Yücel, "Sporcularımızdan Ashley Walker ve Natasha Lacy'nin dün Adana'dan İstanbul aktarmalı olarak Samsun'a geldiğimizde çantaları kayboldu. İlgili firmaya durumu bildirdik. Ama bugüne kadar herhangi bir dönüş yapmadılar. Bu yüzden Ceyhan'dan özel araç ile maç malzemeleri getirttik. Şuanda Samsun'da bir atölyede formaların baskıları ile uğraşıyoruz. Kalıbı bitmiş ve gece geç saatlere kadar baskıları sürecek. Bu yüzden sıkıntı yaşadık. Böyle durum daha önce Beşiktaş, Kayseri KASKİ'nin rakibi Fransız bir takımın başına geldi. Bizim başımıza gelen inşallah başkalarının başlarına gelmez. Çantalarda sadece maç malzemeleri yoktu oyuncularımızın özel eşyaları da vardı" dedi.

Amerika'da böyle bir olayla karşılaşmadığını ifade eden Ceyhan Belediyespor sporcusu Natasha Lacy, "Bu kabul edilebilir bir şey değil. Herhangi bir açıklaması yok" diye konuştu.
Bavulu kaybolan diğer oyuncu Ashley Walker ise, "Bavulun içersinde bulunan malzemeler ihtiyacımız var. Ama bunları geri getirmek bizim için çok zor olacak" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Emine Erdoğan, onursal başkanı olduğu dernek ve vakıfların temsilcileriyle bir araya geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle Beykoz’da bir film platosunda düzenlenen iftar programında buluştu. Emine Erdoğan, vatandaşların ziyaretine de açık olan platoda seti ziyaret ederek, oyuncularla hatıra fotoğrafı çektirdi. Emine Erdoğan, ziyaret sırasında platoda yer alan yönetmen koltuğuna geçerek, oyuncuların kısa bir performansını dinledi, ayrıca buradaki atlı dans gösterisini izledi. Ramazan’ın ruhları yetiştiren bir okul, orucun ise bu mübarek okulun en güzel dersi olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, "Bizim medeniyetimizin üstünde yükseldiği sütunlardan biri ’iyiliktir.’ Hayatın içinde iyilik yapabilmek için neden aramak, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve insanlığa bu gözle bakmak, bu toprakların manevi iklimidir. En başta Peygamberimiz iyiliği bize bir yaşam amacı olarak sunmuştur. Peygamberimizin, ’Allah’ım, yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap’ duası bunun en açık delilidir. İşte bu yüzden, insan odaklı bir medeniyet kuran, insan onuru ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan ruh, bu memleketin taşına toprağına sinmiştir. Düşünün ki Osmanlı’da kurulan vakıf sayısı 26 bini geçmiştir. Bu vakıfların hayatın içinde öyle merkezi bir yeri vardır ki, doğumdan ölüme kadar bir insanın yaşamının tüm aşamaları vakıflarla iç içe geçer. İnsan, vakıf hastanede doğar, vakıf beşikte büyür, vakıf çeşmeden su içer, vakıf mektebe gider, vakıf çarşıda ticaret yapar, vakıf camide ibadet eder, vefat edince vakıf mezarlığa defnedilir. Görürüz ki vakıf kurmak, dayanışmanın yaşam kültürüne dönüştüğü bir barış ortamı kurar" dedi. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıldığını belirten Erdoğan, "İşte sizler o çılgın Türklersiniz. TOGEM-DER’in, Şule Yüksel Şenler Vakfı’nın, Afrika Evi’nin, Sıfır Atık Vakfı’nın çatısı atında, Allah’ın rızasından başka karşılık beklemediğiniz işler peşindesiniz. Gecenizi gündüzünüze katıyor, başkalarının dertlerine çareler arıyorsunuz. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıyorsunuz. Bir kütüphane açmak, bir çocuk okutmak, afet bölgelerinde hayatı yeniden inşa etmek, iyilik elini sınırlarımızın ötesine uzatmak, toprağa, suya, mahlukata sahip çıkmak. İşte tüm bunlar, bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile insaniyet meyvesi verecek fidanlardır. Sadakayı cariyedir. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın zihni altyapısını da böylesine derin bir maneviyat oluşturur. Yani STK’lerimiz, batılı tanımıyla gönüllülük temelli bir üçüncü sektör faaliyeti değil, medeniyetimizin modern izdüşümleridir" diye konuştu. Bugün bilhassa Batılı toplumlarda geleneksel yardımlaşma anlayışının yok olduğunu kaydeden Erdoğan, "Gençler sosyal sorumluluk projelerine, özgeçmişlerine yazmak ve üniversite ya da iş başvurularında rakiplerinin önüne geçmek amacıyla katılıyorlar. Kişisel fayda sağlandıktan sonra da bu faaliyetlerle kurulan bağ çoğu zaman zayıflıyor. Aslına bakarsanız bu tam anlamıyla iyiliğin ve yardımlaşmanın ticarileşmesi ve tıpkı Cemil Meriç’in ’İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir’ dediği gibi utanç verici bir alışverişe dönüşmesidir. Halbuki, bizim toplumumuzda öyle mi? Biz iyilik yapar, denize atar, bir daha da arkamıza bakmayız" ifadelerine yer verdi.