DÜNYA - 08 Aralık 2024 Pazar 11:15 | Son Güncelleme : 08 Aralık 2024 Pazar 12:00

Suriye'de Esad rejimi devrildi: Muhalifler Şam'da kontrolü ele geçirdi

A
A
A

Suriye'de muhalifler başkent Şam'da kontrolü ele geçirirken, “Zalim Beşar Esad kaçtı. Şam şehrini özgür ilan ediyoruz” açıklamasını yaptı. Muhaliflerin Şam'ı ele geçirmesiyle Suriye'deki 61 yıllık Baas rejimi sona ermiş oldu.

Suriye'de Beşar Esad rejimine muhalif grupların ilerleyişi Şam'a ulaştı. Başkent Şam'da kontrolü ele geçiren muhalif gruplar yaptıkları açıklamada; “Zalim Beşar Esad kaçtı. Şam şehrini özgür ilan ediyoruz. Baas yönetimi altında geçen 50 yıllık baskı, 13 yıllık suç, zulüm ve zorla yerinden edilmenin ardından bugün bu karanlık dönemin sona erdiğini ve Suriye için yeni bir dönemin başladığını ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Yurtdışındaki Suriyelilere çağrı yapan muhalifler, Şam'ın artık “Beşar Esad'sız” olduğunu belirterek, “Özgür Suriye ‘ye dönün. Şam “tiran”dan kurtuldu” açıklamasını yaptı.

“Kamu kurumlarına yaklaşmak kesinlikle yasaktır”

Muhalif grupların lideri Ebu Muhammed El Cevlani ise, güçlerine Şam'daki resmi kurumlara yaklaşmamalarını emrederek, “resmi olarak” teslim edilene kadar başbakana bağlı kalacaklarını söyledi. Cevlani, “Şam kentindeki tüm askeri güçlere, resmi olarak teslim edilene kadar eski başbakanın gözetiminde kalacak olan kamu kurumlarına yaklaşmak kesinlikle yasaktır. Havaya ateş etmek yasaktır” dedi.

Suriye'de Esad rejimi devrildi: Muhalifler Şam'da kontrolü ele geçirdi

"Esad Şam'dan ayrıldı"

Suriyeli 2 üst düzey ordu yetkilisinin Reuters'a yaptığı açıklamada, Esad'ın bugün bilinmeyen bir yere gitmek üzere Şam'dan ayrıldığını belirtti. Yetkili, ayrıntı vermeden "Radardan kayboldu, muhtemelen transponder kapalıydı ama ben daha büyük ihtimalin uçağın düşürülmüş olması olduğuna inanıyorum" dedi.

Suriye'de Esad rejimi devrildi: Muhalifler Şam'da kontrolü ele geçirdi

Muhalifler kilit şehir Humus'u da ele geçirdi

Muhalifler gece saatlerinde Humus şehrinde kontrolü tamamen ele geçirdi. Muhalif silahlı gruplara liderlik eden komutan Hasan Abdul Ghany, Suriye'nin merkez şehri Humus'u “tamamen özgürleştirdiklerini” söyledi.

Öte yandan muhalifler Lübnan sınırına yakın Kusayr kentini de ele geçirdiklerini bildirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Bandırma’da midye yetiştiriciliği sektörü masaya yatırıldı Balıkesir’de Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, midye yetiştiriciliği sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Biyoteknoloji Merkezi’nde düzenlenen toplantının açılış konuşmalarını Yalova, Balıkesir ve Çanakkale İlleri Midye Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Özerdem Maltaş ile Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç yaptı. Birlik Başkanı Maltaş, Türkiye’de yıllık 8 bin tonun üzerinde çiftlik midyesi üretildiğini ve bunun tamamına yakınının midye dolması şeklinde tüketildiğini söyledi. Maltaş, Türkiye’de çiftlik midyesi üreten çiftlik sayısının giderek arttığını ifade ederek, yıllardır kontrolsüz olan üretimin daha iyi şartlarda, kontrollü ve sağlıklı şekilde yapılmaya başlandığını kaydetti. Maltaş, toplantı kapsamında midye yetiştiriciliğinde sağlıklı tüketimin yaygınlaştırılması, sektör algısının güçlendirilmesi ve üreticilerin tek çatı altında daha güçlü bir yapı oluşturması konularının ele alınacağını söyledi. Maltaş, özellikle ortak hareket etme kültürünün geliştirilmesinin sektörün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Yavru üretim tesisleri, tanıtım faaliyetleri ve alternatif uygulamaların sektör için kritik başlıklar olduğunu ifade eden Maltaş, birlik olarak temel hedeflerinin üreticinin emeğini koruyan, bilimsel verilerle desteklenen ve kamuoyunda güven oluşturan bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. Maltaş, yapılacak görüş alışverişlerinin birlik için önemli bir yol haritası oluşturacağını kaydetti. "Tarımsal üretim bir ülkenin gücüdür" Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç ise, enstitünün Türkiye’de ırk ıslah programına alınan ilk kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, bu alanda önemli bir noktaya gelindiğini belirtti. Tarımsal üretimin bir ülkenin bağımsızlığını ve gücünü temsil eden en temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Kılınç, enstitünün geniş arazi varlığı ve güçlü kurumsal yapısıyla sektöre önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Son yıllarda TÜBİTAK destekli projelere ağırlık verildiğini aktaran Kılınç, koruma altındaki hayvan varlığının ıslah edilerek geliştirildiğini, bu süreçte bilimsel çalışmaların yanı sıra tanıtım ve proje faaliyetlerinin de sürdürüldüğünü söyledi. Kılınç, yaklaşık 2 bin baş civarındaki hayvan varlığının korunarak ve iyileştirilerek sektöre kazandırıldığını kaydetti. Açılış konuşmalarının ardından Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü bünyesinde yetişen manda sütünden katılımcılara sütlaç ve öğle arasında midye dolma ikram edildi. Aradan sonra toplantı, midye yetiştiriciliği sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerinin ele alındığı sunum ve panellerle devam etti. Program kapsamında midye üretim ve analiz laboratuvarı faaliyetleri, midye ve midye ürünlerinin tüketimine toplumun bakış açısı, midye tüketimiyle ilgili imajın düzeltilmesi, sağlıklı midye tüketiminin yaygınlaştırılması, üretici birliği altında ortak hareket etme yöntemleri, yavru üretim tesislerinin kurulmasının teşvik edilmesi ve doğal üretim alanlarının korunması gibi başlıklar ele alındı. Gün boyu süren toplantı, sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri ve kapanış oturumuyla sona erdi.
Ankara Bakan Işıkhan: "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Dijitalleşmeyi iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil, aksine daha nitelikli ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için bir fırsat olarak görmeliyiz" dedi. Çalışma hayatına ilişkin güncel gelişmeleri değerlendirmek, sorun alanlarını belirlemek ve politika önerileri geliştirmek amacıyla tüm tarafları buluşturan bir sosyal diyalog platformu niteliğindeki Çalışma Meclisi, 14’üncü kez toplandı. ATO Congresium’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da katıldığı toplantıda kamu kurum ve kuruluşları, işçi, memur ve işveren konfederasyonları, meslek kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve akademisyenler görüş ve önerilerini dile getirdi. "Çalışma Meclisi uzlaşı kültürünü yerleştirmiştir" Toplantıda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Çalışma Meclisi’nin işçi, işveren ve kamu temsilcilerinin katılımıyla oluşan üçlü sosyal diyalog mekanizmasının en üst düzeyi ve en kapsayıcı platformu olduğunu vurguladı. Dönüşüm sürecini hem mevcut sorunları konuşmak ve hem de sosyal paydaşlarla geleceği birlikte inşa eden bir yaklaşımla sürdürdüklerini dile getiren Işıkhan, "Çalışma Meclisi, üçlü diyalog mekanizması olarak Türkiye’de sosyal adaleti pekiştirmiş, Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO) normlarının uygulanmasını kolaylaştırmış ve ekonomik kalkınmaya sosyal boyut kazandırmıştır. Bu platform, katılımcı demokrasinin en önemli örneği olarak işçi ve işverenlerin sesini doğrudan hükümete iletmesini sağlamış, çatışmaları önleyerek uzlaşı kültürünü yerleştirmiştir" diye konuştu. "Dijital dönüşüm, iş dünyamızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçektir" Bakan Işıkhan, 14’üncü Çalışma Meclisi Toplantısı’nın ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığıyla gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Dijital dönüşüm, artık bir trend değil, hayatımızın ve iş dünyamızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçektir. Günümüzde çalışma hayatı dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecindedir" ifadelerini kullandı. "Sendikalarımızın dijitalleşme karşısında ‘kayıp’ diliyle değil, ‘hak ve fırsat’ diliyle hareket etmelerini istiyoruz" Küresel değişim dalgasına uyum sağlamak ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek için yeşil ve dijital dönüşümün entegre bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Işıkhan, bunu da işveren, sendika ve çalışanlarla birlikte gerçekleştireceklerini kaydetti. Bu değişim sürecinde herkesin üstleneceği sorumlulukları olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "İşverenlerimiz, dijitalleşmeyi sadece maliyet düşürme ya da işgücünü ikame etme aracı olarak görmemelidir. İnsan kaynağını merkeze alan, çalışanını yeni becerilerle donatan, yeniden eğitim ve beceri kazandırma süreçlerine yatırım yapan bir anlayışı esas almalıdır. Yapay zeka ve otomasyon yatırımlarını, nitelikli istihdamı büyüten, verimliliği artırırken çalışma barışını güçlendiren bir fırsat alanı olarak değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sendikalarımızdan beklentimiz ise bu dönüşümün karşısında duran değil, dönüşümü yönlendiren ve çalışanı bu sürece hazırlayan bir anlayışı benimsemeleridir. Dijitalleşme ve yeni çalışma modelleri karşısında ‘kayıp’ diliyle değil, ‘hak ve fırsat’ diliyle hareket etmelerini istiyoruz. Çalışanlarımızın emeğini, hakkını ve geleceğini korurken üretimin, rekabetin ve verimliliğin de ülkemiz için ne anlama geldiğini gözeten bir sendikal anlayışı önemsiyoruz." "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz" Bakan Işıkhan, temel sorumluluklarının adil çalışma şartlarını sağlayarak ve çalışan haklarını güvence altına alarak dijital dönüşümü yönetmek olduğunu kaydederek, "Dijitalleşmeyi iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil, aksine daha nitelikli, daha esnek ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz. Bakanlık olarak özellikle bilişim sektörü ve geleceğin meslekleri odağında yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini temel hedef olarak belirledik. İşte bu kapsamlı dönüşümü, tüm boyutlarıyla ele almak amacıyla 14. Çalışma Meclisimizde üç temel oturum başlığına odaklanacağız. İlk oturumumuz ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığı altında; ikinci oturumumuz ‘Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri’ başlığı altında gerçekleştirilecektir. Son oturumumuz ise ‘Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri’ olacaktır" dedi. Program, Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti.