GÜNDEM - 22 Mayıs 2018 Salı 16:04

Suriyelilere Karkamış Sınır Kapısı'ndan geçiş izni

A
A
A
Suriyelilere Karkamış Sınır Kapısı'ndan geçiş izni

Türkiye'de yaşayan ve Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyeliler, Karkamış Sınır Kapısı'ndan geçiş yapabilecek.

Gaziantep Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'de geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerden Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek isteyenlerin, ülkelerine Karkamış Sınır Kapısı'nı kullanarak gidebilecekleri duyuruldu. Açıklamada, "Suriye’de bayramlarını geçirmek isteyen mülteciler, geçici koruma statüleri sonlandırılmaksızın www.suriyebayramizni.com adresinden randevu alarak Karkamış Kara Hudut Kapısından Suriye’ye çıkış yapabilecekler. Karkamış Kara Hudut Kapısı’ndan Suriye’ye çıkışlar 23.05.2018-13.06.2018 tarihleri arasında dönüşler ise 26.06.2018-06.07.2018 tarihleri arasında sağlanacak. İhtiyaç duyulması halinde Gaziantep valiliğince söz konusu bayram izinleri kısmen veya tamamen durdurulabilecektir. Bayram izni kapsamında hangi kara hudut kapısından çıkış yapılmış ise dönüşler de aynı kapıdan yapılacaktır. Her bir aile üyesi için “başvuru formları” dolduracak ve bu formlar bayramlaşma izni kapsamında Suriye’ye çıkış yapmak isteyen her bir aile üyesi için ayrı ayrı olmak üzere belge çıktısı, geçici koruma kimlik belgeleri ve yol izin belgeleri ile birlikte formda yer alan tarihte Karkamış Kara Hudut Kapısına gelebileceklerdir.

Geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin Türkiye’den Suriye’deki güvenli alanlara (Azez, Mare, Soran, Aktarin, Çobanbey, Afrin, Cerablus ve El Bab) çıkışları ve dönüşlerinde kullanılmak üzere; Başvuru Belgesi (internetten edinilecek), Yol İzin Belgesi (ikamet edilen Göç İdaresi İl Müdürlüğü), Ön Kayıt Belgesi veya Geçici Koruma Kimlik kartı ile sağlanacaktır. 15 yaş altı çocuklar için aşı kartlarının yanında getirilmesi gerekmektedir" denildi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Nilüfer’de erken Osmanlı kadını ve Nilüfer Hatun’un mirası konuşuldu Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında "Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın" başlıklı panel düzenledi. Tarihçi ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, erken Osmanlı döneminde kadının kent inşasındaki ve toplumsal hayattaki rolü tartışıldı. Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında "Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın" paneline ev sahipliği yaptı. İki oturum olarak planlanan programın ilki, Nazım Hikmet Kültürevi’nde tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Doç. Dr. Hacer Karabağ Aslan’ın koordinatörlüğünü, Prof. Dr. Selen Durak’ın ise moderatörlüğünü üstlendiği panele; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, ilçeye adını veren Nilüfer Hatun’un bıraktığı mirasa dikkat çekerek, "Nilüfer Hatun sadece bir padişah eşi veya valide sultan değil, inşa ettirdiği yapılarla kentin sosyal dokusunu örmüş ve Türk kadının toplumsal hayattaki kurucu iradesinin en somut örneklerinden biri olmuştur. Erken dönem Osmanlı kadının vakıflar aracılığıyla eğitime, sağlığa ve sosyal yardımlaşmaya sağladığı bu katkılar, bugünkü sosyal belediyecilik anlayışımızın da temel dayanaklarını oluşturuyor" diye konuştu. Moderatör Prof. Dr. Selen Durak ise kadınların yapılı çevrenin biçimlenmesinde sadece bir kullanıcı değil, karar verici özneler olarak yer aldığını belirterek, erken Osmanlı kadınlarının kurdukları vakıflar ve inşa ettirdikleri köprüler ile kentlerin fiziksel gelişimini doğrudan etkilediklerini ifade etti. Erken osmanlı’da kadına akademik bakış Açılış konuşmalarının ardından söz alan uzman isimler, erken Osmanlı tarihine dair güncel kayıtları paylaştı. Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı kuruluş dönemi kroniklerinin eleştirel bir gözle okunması gerektiğini belirterek, Orhan Gazi dönemi kadın figürlerinin arka planını anlattı. Emecen, Nilüfer Hatun’un Yarhisar Tekfuru’nun kızı olma ihtimalinin zayıf olduğunu, Nilüfer ile Orhan Bey’in tanışmasının Bursa’nın fethi dönemine denk geldiğini söyledi. Emecen, Süleyman Paşa’nın annesinin de Nilüfer Hatun değil, Efendize Hatun olabileceği görüşünü paylaştı. Araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ise Osmanlı kroniklerinin 8 nesil sonra yazıldığını, bu nedenle bilgilerin çağdaş kaynaklarla, tahrir defterleriyle ve saha araştırmalarıyla karşılaştırılması gerektiğini belirtti. Kaplanoğlu da, Orhan Bey’in dört eşinin hikayesini bu yöntemle değerlendirerek Nilüfer Hatun’un Şile Tekfuru’nun kızı olabileceği görüşünü dile getirdi. Nilüfer adının ise Bursa Ovası’ndaki nilüfer çiçeklerinden geldiğini, derenin adını köprüden değil, köprünün adını dereden aldığını öne sürdü. Nilüfer adının Bursa’nın kent hafızasındaki yerine odaklanan Prof. Dr. Fikret Yılmaz da, Nilüfer çayının şehir hayatındaki önemine dikkat çekerek "nilüfer odunu" geleneğinden, çayın çevresinde kurulan kahvehanelerden ve kervan meydanından söz etti. Yılmaz, Nilüfer adının kentsel kimlik açısından önemli bir nirengi noktasını olduğunu, belediyenin de bu adı taşımasının yerinde bir tercih olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Nilgün Elam ise sunumunda Bizans ve Osmanlı diplomasisi arasındaki evlilik ittifaklarını anlattı. Elam, Asporça Hatun’un büyük ihtimalle Bursa civarındaki bir Bizanslı soylu aileye mensup olduğunu, Nilüfer adının Yunanca kökenli isimlerle ilişkilendirilmesinin kanıtlarının zayıf kaldığını söyledi. Elam, Orhan Gazi’nin Bizans prensesi olduğu kesin olarak bilinen tek eşinin ise İmparator 6. Yannis Kantakuzenos’un kızı Theodora olduğunu vurguladı. Panelin ikinci bölümü soru-cevap şeklinde devam etti. Katılımcıların merak ettikleri konuları konuşmacılara yönelttiği oturumun sonunda, akademisyenlere günün anısına hediye takdim edildi.