BASKETBOL - 17 Şubat 2011 Perşembe 13:33

Taurasi dönecek mi?

A
A
A
Taurasi dönecek mi?

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, Fenerbahçe'den ayrılan Amerikalı bayan basketbolcusu Diana Taurasi ile ilgili doping kararının yanlış yapıldığının anlaşılması üzerine, "Böylesine ciddi bir konuda akredite olmuş bir kurumun bu kadar büyük bir hata yapmış olması gerçekten çok üzücü" dedi.

TUNCER CENGİZ/İSTANBUL

Basketbol Federasyonu Başkanı Demirel, ABD'ye gerçekleştireceği seyahat öncesi Atatürk Havalimanı'nda Fenerbahçe Bayan Basketbol takımından dopingli çıktığı için ayrılmak zorunda kalan ABD'li yıldız basketbolcu Diana Taurasi'nin B numunesinin yanlış değerlendirildiğinin ortaya çıkmasıyla ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Turgay Demirel ayrıca ABD'de Dünya Bayanlar Basketbol Şampiyonası ile ilgili toplantılara katılacağını belirtti.
Taurasi'nin B numunesinin yanlış değerlendirilmesinin şu anda kamuoyunu meşgul eden en önemli konu olduğunu ifade eden Demirel, dopingle mücadele konusunda Hacettepe Üniversitesi Doping Kontrol Merkezi'nin verdiği kararı değerlendirmek istediğini belirtti. Demirel, şunları söyledi:

''Haksız yere doping ile suçlanan ve 2 yıl süreyle ceza alması mümkün olan 2 futbolcu ve 2 basketbolcunun böyle bir suçlamadan kurtulmuş olmaları bir spor adamı olarak beni sevindirdi. Çünkü, haksız yere çok büyük bir leke alacaklardı ve belki de spor hayatları sona erecekti. Bu nedenle böyle bir durumun ortaya çıkmasına sevindiğimi söylemeliyim. Çünkü haksızlıkla ceza almaları gerçekten çok üzücü olacaktı. Öte taraftan çok üzücü olan bir durum daha var, böylesine önemli bir konuda World Anti-Doping Agency'nin (WADA) akredite ettiği bir kurum çok büyük bir hata yaparak önce numunelerin A örneklerinde doping bulduğunu açıkladı. Daha sonra sporcuların B numunesini açılması istendiğinde orada da sporcuların dopingli olduklarını bulduğunu bize yazıyla bildirdi. Fakat aradan bir süre geçtikten ve sporcuların savunması geldikten sonra 'bir hata yaptıklarını bu raporları geri çektiklerini ifade eden bir yazıyı hafta başında bize yolladılar.

Dolayısıyla böylesine ciddi bir konuda akredite olmuş bir kurumun bu kadar büyük bir hata yapmış olması gerçekten çok üzücü. Ülkemiz adına, Türk sporu, Türk basketbolu ve Türkiye çok olumsuz bir durumla karşı karşıya kaldı. Bunun önümüzdeki süreçte çok büyük bedelleri olabilir. Tabii bu kuruma açılacak tazminat davaları olabilir. Sporcular, sporcuların kulüpleri ve federasyon tarafından, hatta bizim tarafımızdan açılacak tazminat davaları olabilir. Bütün bunların hepsi gerçekten hiç olmaması gereken konulardır.''

Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) olarak doping konusunda WADA'nın ve FIBA'nın kurallarına uygun olarak hareket ettiklerini kaydeden Demirel, konuşmasını şu şekilde devam ettirdi:

"Bu kurallara uygun olarak örneklerin alınması, bu örneklerin kurallara uygun olarak akredite kurullar tarafından denetlenmesi ve onların açıkladığı sonuçların kamuoyu ve kulüplerimize açıklanması konusunda hiç eksiksiz ve her zaman sporcudan yana bir tavır aldık. hatta bu son süreçte Fenerbahçe'nin diğer bir basketbolcusunun numunesinin Hacettepe Üniversitesi dışında akredite edilmiş bir kurumda test edilmesi konusundaki talebine Basketbol Federasyonu olarak sporcuya olan pozitif yaklaşım çerçevesinde sıcak baktık. Bu numuneleri Köln'e yolladık. Bu nedenle de kamuoyunda gerek o kurum gerek onun temsilcileri tarafından eleştirildik. Ama ne kadar doğru yaptığımız ortaya çıktı. Bir anlamda Hacettepe Enstitüsü'nü bir tane daha benzer hatadan kurtarmış olduk belki de.

Gelinen süreçte Avrupa şampiyonasında mücadele eden Fenerbahçe'nin dünyanın en iyi bayan basketbolcularından biriyle ilgili yaşadığı süreci çok büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Gerçekten kulübün bu anlamda çok büyük bir kaybı oldu. Her ne kadar şu ana kadar Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda maç kaybetmemiş olsalar da Diana Taurasi çok önemli ve değerli bir oyuncu. Biz de Basketbol Federasyonu olarak yönetmelikler çerçevesince yönetmelikler çerçevesinde Diana Taurasi'nin dopingli çıktığı
andan itibaren kulübe yaptığımız yazışmaları bir anlamda askıya almış oluyoruz. O günkü lisansla ilgili ve o günkü kulübün oyuncuları oynatma hakkıyla ilgili pozisyona geri dönüleceğini kurul kararı olarak aramızda tartışacağız ve bir karar alacağız diye düşünüyorum. Bu sadece Fenerbahçe Kulübü ile ilgili değil Ceyhan Kulübü içen de söz konusu. Onların yerine getirilmiş oyuncular ve federasyona ödenmiş paralar varsa onlar da tabii ki geri ödenecektir.''

Turgay Demirel çok talihsiz bir süreç yaşadıklarını vurgulayarak, ''Sporcular adına çok sevindik. Haksız yere ceza almalarının önüne geçilmiş oldu. Dört sporcu şu ana kadar bu işten çok büyük maddi, manevi zarar gördü. Maddi zarar fazla önemli değil ama manevi zarar çok daha büyük. Öte yandan kulüpler zarar gördü. Türkiye, Türkiye basketbolu zarar gördü. Ben şimdi Amerika'ya gidiyorum. Mutlaka bana Los Angeles'ta bu konu ve Diana Taurasi ile ilgili çok soru sorulacak ve durumunu açıklamamız istenecek.
Maalesef bir kurum ve bir kurumun yaptığı hataların bedeli çok ağır oldu" ifadelerini kullandı.
Federasyonun, Dopingle Mücadele Sağlık Kurulu Başkanı Turgay Atasü'nün bu konuda tamamen WADA kuralları dahilinde hareket ettiğini belirten Demirel, "Federasyon olarak tamamen WADA tarafından akredite edilmiş bir kurumun verdiği kararları kamuoyuna ve kulüplere aktarıyoruz. Epey süre geçmesine rağmen cezalar açıklanmamıştı. Savunmalar bekleniyordu. Burada da sporcuya ve temsilcilerine gereken bütün yasal süreçler tamamen tanındı. Federasyon olarak sporculara yakın davranarak doğru yaptığımızı bir kez
daha görmüş olduk. Ama maalesef önümüzdeki süreçte Hacettepe Üniversitesi'nin dopingle mücadele konusunda atması gereken ciddi adımlar var. Bu konuda maalesef çok büyük bir zafiyet gösterildi" dedi.

"HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ'NİN LİSANSININ GEÇERLİ KALABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM"


Basın mensupları tarafından yöneltilen soruları da cevaplayan Demirel, "Hacettepe Üniversitesi, WADA tarafından akredite olan tek kurum mu?" sorusunu şöyle cevapladı:
''Evet Hacettepe Enstitüsü WADA tarafından akredite edilmiş tek kurum. Zaten bizim de Türkiye Basketbol Federasyonu olarak WADA'nın akredite ettiği bir kurumu tartışma ya da değerlendirme şansımız yok. Türkiye'de şu anda yaklaşık senede 3 bin 500 doping testi yapılıyor. Bunun büyük bir çoğunluğu Hacettepe Üniversitesi'nde yapılıyordu. Biz sadece bu sene Fenerbahçe'nin diğer Avustralyalı oyuncusu Pany Taylor'un 'Bu kuruma güvenmiyorum. Ben başka bir yerde doping testi yapılmasını istiyorum' şeklindeki beyanı üzerine onun testlerini Köln'de yaptırmıştık ve onlar da negatif çıkmıştı."

Turgay Demirel, "Bu dönemden sonra Hacettepe Üniversitesi Doping Merkezi'nin durumu ne olacak?'' sorusu üzerine, ''Bu saatten sonra artık Hacettepe Üniversitesi'nin lisansının geçerli kalabileceğini düşünmüyorum. Herhalde WADA'dan bu konuda tedbir gelecektir. Ama biz bundan sonraki faaliyetler için ya Lizbon'da ya Köln'de ya da Atina'da olan kurumları kullanmak durumunda kalacağız'' şeklinde konuştu.
''Milli atlet Süreyya Ayhan'ın doping testleri de mi aynı kurumda yapıldı?'' sorusu üzerine Demirel, ''Onları ben bilemiyorum" dedi.

"AZİZ YILDIRIM İLE LİTVANYA'DAN GÖRÜŞTÜK"


Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel'e bir gazetecinin "Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile bu konuda görüştünüz mü? Çünkü o da sert bir açıklama yapmıştı. Başbakanla görüşeceğini söylemişti'' sorusu üzerine şu cevabı verdi:
"Aziz Yıldırım ile dün Litvanya'dan görüştük bu konuyu. Çünkü biz federasyon olarak duyar duymaz kulübün ve oyuncunun mağdur olmasını engellemek için hemen disiplin kurulu kararını açıkladık. Disiplin kurulu da gelen rapor doğrultusunda oyuncu üzerindeki tedbiri kaldırdı. Hacettepe Enstitüsü kendi verdiği dopingli raporunu geri çekince ortada ceza vermeye gerek hiç bir durum kalmadığı için biz de süratle kulüp ve oyuncu mağdur olmasın diye bunu açıkladık. Şu ana kadar bunu Futbol Federasyonu daha yapmadı
hem Gençlerbirliği hem de Karssporlu futbolcu için. Esasında sporcuların ve kulübün mağdur olmaması için bu konuda çabuk hareket edilmesi gerekiyor. Bu anlamda Aziz beyle de dün konuştum ve gelen yazı doğrultusunda bu kararı aldığımızı kendisine söyledim."

TAURASİ DÖNECEK Mİ?

Turgay Demirel konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Zaten bu olay olur olmaz olumsuz şekilde etkiledi açıkçası. Diana Taurasi'de böyle bir hadise olması nedeniyle ve kızın da 'Ben bugüne kadar hiç böyle bir şeye tenezzül etmedim, kullanmadım' diye ısrarla beyanları tabii ki dünyanın diğer sporcularında da bir tereddüt yarattı. Ama dünyanın her tarafında, dünyanın gelişmiş ülkelerinde doping kontrolü yapılıyor. Bu anlamda tek konu doping kotrolünü yapan WADA'nın akredite kurumunun bu işi düzgün yapması. Biz de zaten Pany Taylor konusunda sporcunun
hassasiyetini göz önüne alarak federasyon olarak çok doğru bir karar vererek numuneyi Köln'e yollamıştık. Bazı kişiler tarafından eleştirilmemize rağmen. Bundan sonra da zannediyorum akredite olmuş farklı kurumlara gönderilecek."
"Bu olaylardan sonra Taurusi Türkiye'ye gelir mi?'' sorusu üzerine ise Demirel, ''Ümit ediyorum gelir, inşallah gelir. Çünkü bu şekilde belki olayın tamir olmasına yardımcı olmuş olur kendisi de" dedi.

Demirel Fenerbahçe'nin iddiasını halen devam ettirdiğini belirterek, "Açıkçası Fenerbahçe daha şu ana kadar Avrupa liglerinde maç kaybetmedi. Dolayısıyla o iddiasını kaybetmiş durumda değil. Ama tabii ki Diana Taurasi çok değerli bir sporcu. Ve final maçlarında olmazsa ve Fenerbahçe final maçlarını kaybederse, ki finale kadar geleceğini de tahmin ediyorum ben, Diana olmasa bile bunun nedeni Diana'nın olmaması olarak değerlendirilebilir. Ama belki şu anda Diana Taurasi ikna edilebilir ve gelebilir. Ve
yine Fenerbahçe'nin şampiyonluğu için mücadele edebilir. Öyle olmasını diliyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da 19 Mayıs coşkusu Büyükşehir etkinlikleriyle yaşanacak Muğla Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kentin dört bir yanında düzenleyeceği etkinliklerle kutlayacak. Spor, müzik ve gençlik buluşmalarını bir araya getiren Muğla Büyükşehir Belediyesi etkinlikleri kapsamında doğa yürüyüşünden bisiklet turuna, konserlerden kortej yürüyüşüne kadar birçok etkinlik vatandaşlarla buluşacak. 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında ilk olarak 16 Mayıs Cumartesi günü Menteşe Kötekli Yoğurtçu Parkı toplanma alanında ‘19 Mayıs Doğa Yürüyüşü’ gerçekleştirilecek. Doğayla iç içe düzenlenecek yürüyüşte gençler ve vatandaşlar bayram coşkusunu birlikte yaşayacak. Kutlamalar 18 Mayıs Pazartesi günü ise bisiklet turuyla devam edecek. Cumhuriyet Meydanından başlayacak ‘919 Bisiklet ile 19 KM Bisiklet Turu’nda katılımcılar, 19 Mayıs ruhunu pedal çevirerek yaşatacak. Gençlik Meclisinden kokteyl ve kortej yürüyüşü Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenecek kokteyl programı ve kortej yürüyüşü de kutlamalara renk katacak. Gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşecek etkinliklerde 19 Mayıs’ın birlik ve dayanışma ruhu kent sokaklarına taşınacak. 19 Mayıs akşamı ilçelerde konserler düzenlenecek Bayram coşkusu konser etkinlikleriyle Muğla’nın farklı ilçelerine yayılacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, 19 Mayıs günü Kavaklıdere ve Seydikemer ilçelerinde sahne alacak. Menteşe Cumhuriyet Meydanında ise sevilen müzik grubu Mary Jane, gençlerle buluşacak. Konser programlarıyla vatandaşlar 19 Mayıs akşamında müzik dolu bir bayram yaşayacak. Başkan Aras: "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ bir gençliğin yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz" 19 Mayıs Atatürk’ün Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında mesaj yayımlayan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, mesajında şu ifadelere yer verdi, "19 Mayıs 1919, bir milletin geleceğinin değiştiği gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı; işgal altındaki bir ülkenin yeniden ayağa kalkma iradesini, bağımsızlık kararlılığını ve millet egemenliğine dayanan bir Cumhuriyet idealini büyüten tarihi bir adımdır. O günlerde kutsal vatan topraklarımız düşman askerinin postalları altında ezilirken, içeride kurtuluşu başka bir ülkenin himayesine girmekte görenler vardı. Büyük savaşlardan çıkan Anadolu yorgun, yoksul ve umutsuzdu. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün bu karanlığa rağmen ‘milletin azim ve kararlılığı’na güvenerek yola çıktı. "Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim" diyerek bir milletin yeniden ayağa kalkışına öncülük etti ve bütün Anadolu’yu saracak istiklal ateşini yaktı. Bu nedenle 19 Mayıs; karamsarlığa karşı umudun, teslimiyete karşı direnişin, karanlığa karşı aydınlığın ve esarete karşı özgürlüğün tarihidir. 19 Mayıs’ta ufka açılan Bandırma Vapuru yalnızca Samsun’a gitmiyordu; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye’nin geleceğine doğru ilerliyordu. Aradan geçen 107 yılda, o yürüyüşün sorumluluğunu taşımaya devam ediyoruz. Cumhuriyetimize, demokrasiye, özgürlüğe ve bağımsızlığımıza sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘doğum günüm’ dediği bu tarihi günü Cumhuriyetin ışığını taşıyacak gençlere armağan etti. Bugün bizlere düşen sorumluluk da Atamızın Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerin umutlarını büyütecek; özgürce düşünebildiği, bilimle, sanatla, sporla ve kültürle kendini geliştirebildiği bir ülke ve kent yaşamını kurabilmektir. Biz de bu sorumlulukla gençleri yalnızca yarının değil, bugünün de öznesi olarak görüyor; "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" bir gençliğin yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyor; gençlerimizin ve hemşehrilerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum"
Mersin Mersin’deki vahşette ölü sayısı 6’ya yükseldi Mersin’de bir şahsın eski eşini öldürdükten sonra farklı noktalarda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarda ölenlerin sayısı 6’ya yükseldi. Saldırıdan yaralı kurtulan lokanta çalışanı Mehmet Han Topal, "Telefon falan çıkaracak sanıyorduk, birden tabancayı çıkardı, çat ağzına verdi. Ben yere eğiliyordum, sıktı bana" dedi. Mersin’de bir şahsın eski eşini öldürdükten sonra farklı noktalarda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarda bilanço ağırlaştı. Edinilen bilgiye göre, Metin Ö. (37), Çamlıyayla ilçesi Darıpınarı Mahallesi’nde eski eşi Arzu Özden’i (32) silahla vurarak öldürdü. Olayın ardından kaçan Metin Ö., daha sonra 01 B 9171 plakalı otomobille Tarsus ilçesine bağlı Kadelli Dörtler Mahallesi’nde Sabri Pan’a ait lokantaya gelerek silahla ateş açtı. Saldırıda işletme sahibi Sabri Pan kaldırıldığı hastanede, iş yerinde çalışan Ahmet Ercan Can ise olay yerinde yaşamını yitirdi. Araçla kaçmaya devam eden saldırgan, Kaburgediği Mahallesi’nde hayvan otlatan gençlerden Yusuf Oktay’ı, ardından Yeniköy Mahallesi’ndeki akaryakıt istasyonunda tır şoförü Abdullah Koca’yı da silahla vurarak öldürdü. İstasyonda şüphelinin vurduğu pompacı Gökay Sefiloğlu’nun da hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Şüphelinin saldırıları sırasında güzergah üzerindeki 8 kişiyi de yaraladığı öğrenildi. Yaralılar, ambulanslarla Tarsus Devlet Hastanesi başta olmak üzere çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Aracı bulundu, şüpheliyi arama çalışmaları sürüyor 6 kişinin öldüğü, 8 kişinin de yaralandığı vahşetin ardından şüphelinin yakalanması için bölgeye çok sayıda jandarma ekibi sevk edildi. Kaçan şüpheliyi yakalamak için helikopter destekli çalışmalar sürerken, zanlının kaçtığı 01 B 9171 plakalı otomobile Karakütük Mahallesi kırsalında ulaşıldı. Ormanlık alana kaçtığı değerlendirilen şüphelinin yakalanması için operasyonun devam ettiği öğrenildi. "Telefon falan çıkaracak sanıyorduk, tabancayı çıkardı" Lokantada çalışan ve saldırıdan yaralı kurtulan Mehmet Han Topal ise, yaşanan korku dolu anları anlattı. Topal, "Dükkanda çalışıyorduk, paket servisimiz vardı, onu hazırlıyordum. Metin ağabey geldi, dükkana giriş yaptı. Ben de dedim ’Hısım hoş geldin’. Hiç ses, tepki vermedi. Sabri ağabey de işte normal terazinin orada sucuk mu, et mi ne de tartıyordu. Biz de telefon falan çıkaracak sanıyorduk, birden tabancayı çıkardı, çat ağzına verdi. Ben yere eğiliyordum, sıktı bana. Kulağımın buradan geçti zaten. Ondan sonra Sabri ağabeye sıktı, boynuna sıkmış. Sonra geldi bir tane de tezgahın üstünden bana sıktı. Kalçama geldi. İçeriye gitmiş, Ahmet’e sıkmış çocuğun kafasına. Ondan sonra ben can havliyle dışarıya attım kendimi, arkadaşlara haber verdim. Ondan sonra kaçmış gitmiş" dedi. Öte yandan, cenazelerin tamamı Tarsus Devlet Hastanesi morguna getirildi.