DÜNYA - 08 Temmuz 2024 Pazartesi 07:48 | Son Güncelleme : 08 Temmuz 2024 Pazartesi 07:50

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ABD'deki Türk toplumu ile buluştu

A
A
A

 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü bir şekilde giriyoruz. Türkiye olarak karşımıza çıkan birtakım tehditlerden yılarak ve birtakım gelişmelerden çekilip geri adım atarak değil, önümüzdeki fırsatları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz." dedi.

Kurtulmuş, NATO Parlamento Başkanları Zirvesi dolayısıyla bulunduğu ABD'nin başkenti Washington'da, Amerika Diyanet Merkezi'ni ziyaret etti.

Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından Amerika Diyanet Merkezi'nde düzenlenen programda, ABD'deki Türklerle ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, ilk kez ziyaret ettiği Diyanet Merkezi'nin Türkiye'nin büyüklüğüne, hedeflerine ve misyonuna yakışan nitelikte olduğunu ifade etti.

Dünyada insanlık tarihinin en önemli türbülanslarından birisinin yaşandığını dile getiren Kurtulmuş, iklim değişikliklerinden göçmen sorunlarına, küresel olarak yaşanan gelir dağılımı adaletsizliklerinden çatışmalara kadar birçok bölgede önemli değişimlerin bulunduğunu belirtti.

Çok kutuplu yeni bir dünya sisteminin başladığına işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyanın her bölgesinde, her yerinde sadece bir ülkeye ya da birkaç ülkenin yönlendirdiği bir dünya değil, tam tersine güç merkezlerinin birbirleriyle kıyasıya yarıştığı ortamların olduğunu görüyoruz. Bu çok kutupluluk, ekonomiden toplumsal yapılara, teknolojinin gelişmesinden askeri dengelere kadar birçok alanda önümüze yeni imkanlar, tehditler ve fırsatlar çıkaracak. Dolayısıyla önümüzdeki dönemin bu çok kutupluluğunu iyi algılamak, iyi anlamak ve ona göre mücadele etmek durumundayız.

Türkiye olarak dünyanın en zor bölgesinde yaşıyoruz. Bir tarafımızda Karadeniz var; işte Rusya-Ukrayna arasındaki savaş… Güneyimizde Orta Doğu var, hemen bir sınırlarımızın güneyinde vekalet savaşlarının ürünleri olan terör örgütleri var. Doğu Akdeniz'deki, Kafkaslar'daki gelişmeler var. Dünyanın bütün bu çatışma ve birtakım gerilim alanlarının ortak noktasında Türkiye var. Bu dönem Türkiye için aynı zamanda büyük bir fırsatı da ortaya koymaktadır. Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü bir şekilde giriyoruz. Türkiye olarak karşımıza çıkan birtakım tehditlerden yılarak ve birtakım gelişmelerden çekilip geri adım atarak değil, önümüzdeki fırsatları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz."

Kurtulmuş, Türkiye'nin kültürel, siyasi ve ekonomik olarak farklı bölgelerle işbirliğini geliştirebilme potansiyeline sahip dünyadaki ender ülkelerden biri olduğunu belirterek, "Türkiye, Orta Asya'dan Avrupa'ya kadar uzanan bölgede 300 milyon Türk'ün yaşadığı Türk dünyasının bir parçasıdır. Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan geniş coğrafyada yaklaşık 2 milyara yakın Müslüman'ın yaşadığı İslam dünyasının bir parçasıdır. Türkiye, ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle yakın ilişkiler sürdürmekte olan önemli ülkelerden birisidir." dedi.

"Türkiye, çok kutuplu dünyanın sunduğu fırsatları değerlendirecek"

NATO'nun 75. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir grup milletvekiliyle ABD'de bulunduklarını anımsatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Biz meclis başkanlarının toplantısını yaptıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla NATO üyesi ülkelerin devlet başkanlarının toplantısı gerçekleştirilecek. Türkiye, aynı zamanda NATO'nun üyesi. Türkiye aynı zamanda Avrupa Birliği adayı olan bir ülke. Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı'nın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın bir parçası. Türkiye, BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü ile birtakım temaslar içerisinde olan bir ülke. Dünyada bizim kadar çok farklı dış politika kartı olan ikinci bir ülke yoktur. Dolayısıyla hiçbir zaman at gözlüklerini takmaksızın, hiçbir zaman tek taraflı bir anlayış içerisinde olmaksızın dünyanın bütün ülkeleriyle iyi ilişkileri geliştireceğiz ve bunu milletimizin, bölgemizin ve insanlığın hayrına kullanabilmek için gayret sarf edeceğiz. Zaten bu duruşumuzu, bu anlayışımızın sonuçlarını da farklı krizler karşısında ortaya koyuyoruz. Örnek olarak söylemek gerekirse üç yılını geride bıraktığımız Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta iki ülkeyle de konuşabilen, iki ülkeyle de görüşebilen ve iki ülkeye de diplomasi masasında müzakere yolunu gösteren tek ülke Türkiye oldu. Türkiye bu anlamda dünyanın birçok yerindeki gelişmelere bigane kalmadan, kendi menfaatlerini koruyarak önümüzdeki dönemde çok kutuplu dünyanın kendisine sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirecektir."

"Demokrasilerde örgütlü sivil toplumların gücünün üstünde güç yok"

Türkiye'nin ABD ve Batı dünyasıyla ilişkilerinde ABD'deki Türk toplumunun varlığının önemli bir imkan olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Demokrasilerde örgütlü sivil toplumların gücünün üstünde bir güç yoktur. Sayısal olarak belki bizim kadar olan hatta bizim kadar bile sayısal gücü olmayan toplumların, örgütlü oldukları için Amerikan siyasetini nasıl yönlendirdiğini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Dolayısıyla bizim buradaki 350 bin kişilik bu büyük devasa Türk toplumunun hem gücünü artırmak hem seviyesini yükseltmek hem de Türk toplumunun Türk-Amerikan ilişkileri başta olmak üzere diğer Batı ülkeleriyle ilişkilerimizde önemli rol oynamasını temin etmemiz lazım. Bu bakımdan TASC'ın ve buradaki diğer sivil toplum kuruluşlarımızın faaliyetlerine fevkalade büyük önem veriyoruz." diye konuştu.

Kurtulmuş, yeni dönemde Türkiye olarak dünyayla ilişkileri üç halka ile ifade edilebilecek geniş bir strateji içerisinde ele aldıklarını belirterek, şunları söyledi:

"Bunlardan birincisi önce kendi bölgemizde dünyanın en problemli bölgesi olan Kafkaslar, Balkanlar, Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz bölgesinde dost ve kardeşlerimiz, yakın çevremizin barış, esenlik içerisinde olabilmesi için olağanüstü çaba sarf ediyoruz. Bu bölgenin barış içinde olması, başta Türkiye olmak üzere, öncelikle bölge ülkelerinin yararınadır. Bu halka içerisinde var olan sorunların giderilebilmesi için, sorunları tek tek çözecek bir perspektifle barış anlayışı içerisinde, istikrar anlayışı içerisinde adımlarımızı atıyoruz. İkinci halka ise daha geniş coğrafyalarda, Türk dünyası ve İslam dünyasındaki dostlarımız başta olmak üzere dünyanın birçok yerindeki mazlum ve masum milletlerle insanlık onurundan yana olan insanlarla, çevrelerle ve devletlerle ilişkilerimizi arttırarak sürdürüyoruz. Bu çerçevede Türkiye sadece yakın çevresiyle değil Afrika, Asya, Latin Amerika başta olmak üzere dünyanın her yeriyle ilişkilerini düzenli olarak artırmakta, geliştirmektedir. Türkiye olarak çok kutuplu dünyada üzerinde duracağımız üçüncü önemli halka ise yeryüzünde adalete ve eşitliğe dayalı bir dünya sisteminin kurulması çabasıdır. 'Dünya beşten büyüktür' derken bunu sadece bir slogan olsun diye söylemiyoruz, bunu sadece siyasi bir argüman olarak da ortaya koymuyoruz. Bunu dünyanın en önemli ihtiyaçlarından birisi olarak görüyor ve bunun teyit edilmesi için Türkiye olarak bütün gücümüzü seferber ediyoruz."

"Yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için mücadelemizi artırmalıyız"

Dünyadaki problemlerin birçok nedeni bulunduğunu ama ana sebebin adaletsiz ve hakkaniyetsiz dünya sistemi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bugün dünyada iklim krizini ve göçmen sorununu çözülebilecek bir dünya sisteminin bulunmadığını belirtti.

Rusya ile Ukrayna arasında on binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan savaşın dünyanın gözü önünde yaşandığını ve bu savaşın önlenemediğini vurgulayan Kurtulmuş, bugün insanlığın modern zamanlardaki en büyük suçlarından birisi olan İsrail'in Gazze'de devam eden soykırıma varan katliamlarını dünyanın önleyemediğini belirtti.

Kurtulmuş, "Savaşı neresi önleyecek? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde 'Acil ateşkes yapalım, şu insanlar ölmesin, bu insanlar açlıktan, susuzluktan, ekmeksizlikten ölüyorlar, acil buraya yardım yapalım' diye giden onun üstündeki karar tasarısının sekiz tanesi veto edildiği için uygulama imkanı bulunmamış. Diğerleri ise veto edilmemiş ama onun da uygulanması mümkün olmamış." ifadesine yer verdi.

Dünyada hakkaniyete ve adalete dayalı bir sisteminin kurabileceğini ve bunun için gayret sarf ettiklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Dünyanın her yerindeki Türk toplumunun, evrensel olarak insanlığa sunabileceği en önemli işlerden birisi, en önemli vazifelerinden birisi yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için bu yönde mücadelemizi artırmaktır." diye konuştu.

Filistin'e destek için dünyanın her yerinde insanlık cephesinin kurulduğunu, her gün daha fazla güçlendiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu zulme karşı çıkan, artık bunu çözelim diyerek sokaklara, meydanlara çıkan milyonlarca insan, yeter artık diyerek yan yana geldi ve büyük mücadele verdi. Bu, insanlığın dirilişidir, insanlık cephesinin yeniden kuruluşudur ve inşallah bu büyük katliamın, insanlığın yaşadığı bu büyük ayıbın sonunda öyle zannediyoruz ki, artık dünya beşten büyüktür, adil bir dünya sistemine ihtiyaç vardır sözünü anlatmak için çok uzun konuşmaya da gerek yoktur. İnşallah hep beraber bu zorlu günleri geride bırakacağız. Türkiye olarak güçlü toplumumuzla, yaşadığımız coğrafyanın gerçekten ekonomik ve siyasi istikrarı en sağlam olan ülkesi olan ülkemiz, bölgemizin ve dünyamızın parlayan yıldızlarından birisi olacak, bu istikamette yoluna devam edecektir."

Programda, Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, TASC Başkanı Seyit Şahin, Türk-Amerika Diyanet Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kanca da yer aldı. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Psikiyatri Uzmanı İnci ve Klinik Psikolog Koçakgöl’den yapay zeka bağımlılığı uyarısı Özellikle yalnızlık, sosyal izolasyon ve duygusal destek ihtiyacı yaşayan bireylerin, yapay zeka sistemlerine karşı yoğun bir bağlılık geliştirebildiğine dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, bu durumun uzun vadede ciddi ruhsal sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Uzmanlar, yapay zeka sistemlerinin insanlarla sürekli iletişim kurabilen, yargılamayan ve her an ulaşılabilir yapıları nedeniyle özellikle duygusal boşluk yaşayan bireylerde güçlü bir aidiyet hissi oluşturabildiğini söyleyerek, "İnsan beyni, düzenli ilgi ve iletişim gördüğü her şeye bağ kurma eğilimindedir. Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta, yapay zekâ sistemlerinin bir bilinç ya da duygu taşımadığıdır. Kişi zamanla kendisini gerçekten anlaşılıyor ve görülüyor hissedebilir; fakat karşısındaki yapı insani bir duygusal bağ kurmaz. Bu durum, özellikle kırılgan psikolojik dönemlerden geçen bireylerde bağımlılık benzeri bir ilişkiye dönüşebilir. Bazı bireyler zamanla gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşıp tüm duygusal paylaşımını dijital sistemlere yöneltebiliyor. Bu bağın kesilmesi, hesabın kapanması ya da erişimin kaybedilmesi gibi durumlar ise yoğun kaygı, panik, terk edilme hissi ve depresif belirtilere neden olabiliyor" ifadelerde bulundu. Özellikle gençler ve yalnız yaşayan bireylerde bu tür dijital bağların giderek arttığını belirten uzmanlar, gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşmanın psikolojik riskleri artırabileceğini vurguladı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, dijital teknolojilerin bilinçli kullanımının önemine dikkat çekerek, "Yapay zeka araçları faydalı teknolojik sistemlerdir; ancak insan ilişkilerinin yerini alabilecek duygusal yapılar değildir. Özellikle ruhsal olarak hassas dönemlerden geçen bireylerin gerçek sosyal destek mekanizmalarından uzaklaşmaması büyük önem taşıyor. Dijital dünyada geçirilen sürenin dengeli olması ve psikolojik ihtiyaçların gerçek insan ilişkileriyle desteklenmesi gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, yoğun yalnızlık hissi, sosyal geri çekilme, dijital platformlara aşırı bağlanma ve gerçek hayattan kopma belirtileri yaşayan bireylerin profesyonel psikolojik destek almasının önemine dikkat çekti.
Adıyaman Başkan Hallaç uluslararası sempozyuma ev sahipliği yaptı Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç öncülüğünde Kahta, uluslararası düzeyde önemli bir ilmi buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kâhta Belediyesi’nin paydaş olduğu ve Adıyaman Üniversitesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Sahabe ve Safvan b. Muattal Sempozyumu" kapsamında Kahta’ya gelen yerli ve yabancı akademisyenler, Kâhta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’ı makamında ziyaret etti. 07-09 Mayıs tarihleri arasında Adıyaman’da düzenlenen ve "Sahabe ve Kardeşlik Hukuku" temasıyla gerçekleştirilen sempozyuma; Kâhta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş ile çok sayıda akademisyen katıldı. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden ve yurt dışından gelen akademisyenleri makamında ağırlayan Başkan Hallaç, Kahta’nın tarihi, kültürel ve turistik değerleri hakkında kapsamlı bilgiler vererek ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Program kapsamında akademisyenler, Safvan Bin Muattal Camii ve Külliyesi başta olmak üzere Kâhta’nın tarihi ve turistik mekânlarını ziyaret etti. İlçenin manevi mirası ve kültürel zenginlikleri, konuk akademisyenlerden büyük ilgi gördü. Sempozyum programında konuşan Rektör Prof. Dr. Mehmet Keleş, bu yılki sempozyumda yalnızca ilmî bir konunun değil; insanlığın bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu kardeşlik, merhamet ve birlikte yaşama ahlâkının ele alındığını ifade etti. Kâhta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç ise konuşmasında, Safvan b. Muattal’ın iffetli, sadık ve vakar sahibi kişiliğiyle sahabe ahlakının önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirterek, kabrinin Adıyaman’da bulunmasının şehre önemli bir manevi sorumluluk yüklediğini söyledi. Başkan Hallaç ayrıca, Kâhta’nın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda manevi değerleriyle de önemli bir merkez olduğunu ifade etti. Böylesine anlamlı bir sempozyumun Kâhta’da gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Hallaç, programa emeği geçen herkese teşekkür etti. Başkan Hallaç, sempozyumun ilim dünyasına ve toplumsal birlik anlayışına önemli katkılar sunmasını temenni etti. Program, hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.