KENT HABERLERİ - 22 Mayıs 2013 Çarşamba 13:31

"Tüp bebekler" dünyaya gelişlerini kutladı

A
A
A
"Tüp bebekler" dünyaya gelişlerini kutladı

Esenyurt Belediyesi, 2006 yılında başlattığı “Tüp Bebek Projesi” ile hayata merhaba diyen çocuklara doğum günü partisi düzenledi. Yıllar sonra çocuklarını kucaklayan anne ve babalar, çok mutlu olduklarını söyledi.

HATİCE ÇEKER
İSTANBUL


Esenyurt Belediyesi’nin çocuğu olmayan anne ve babaların gözyaşını dindirdiği Tüp Bebek Projesi meyvelerini yıllar sonra verdi. 2006 yılında başlayan proje kapsamında tüp bebek tedavisi gören 36 çiftin toplamda 46 çocuğu dünyaya geldi. Esenyurt Belediyesi 1 üçüz, 8 tane de ikiz olmak üzere yaşları 0-7 arasında değişen toplam 46 çocuğa görkemli bir doğum günü partisi düzenledi. Yıllar sonra çocuklarını kucaklarına alan aileler, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’na teşekkür etti.

BAŞKAN KADIOĞLU: “193 ANNE ADAYI BEKLİYOR”

Anne ve babaların mutluluğuna ortak olan Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, “Bunun tarifi kelimelerle olmuyor. Gerçekten hissetmek lazım. Çocuğu olmayan insanların dertlerini hissedebilmek önemli bir olay. Tabi bizim çocuğumuz var, onun için bunu çok fazla hissetmedik ama ben gözü yaşlı anne ve babaların bana geldiğini gördüm. Şimdi de mutluluklarını görüyorum. 46 tane yaşayan bebeğimiz var. 193 anne adayı bekliyor. 27 tane tedavisi süren var. Geleceği zamanı Rabbim tayin etmiş, biz sadece vesile oluyoruz” diye konuştu.

Başkan Kadıoğlu, başvurular içerisinde okuma yazma bilmeyen 60 aileye de okuma yazma kursu verdiklerini sözlerine ekledi.

5 yıllık evli olan Fuat Müjdeci, çocuk sahibi olmak için çok sıkıntı yaşadıklarını belirterek, “Geçen sene oldu. Bayağı bir hastane gezdik. Dediler ki, 100 yıl da bekleseniz çocuk sahibi olamazsınız. Artık umudumuz da yoktu. 4 yıl boyunca tedavi gördük. Gitmediğim hastane kalmadı. Urfa’da hocalara bile gittim. İmkan da yoktu. Sonra başkanın yanına çıktık. Ondan Allah razı olsun. İsmi Baver Hüseyin. Hüseyin peygamberimizin torunlarından birisinin ismi. Baver de İnanç demek. Biz de inanarak bu yola girdik” derken, anne Emine Müjdeci ise, “Çok gezdik, ama olmadı. Elimde ne varsa sattım, olsun diye. Allah başkanımızdan sağ olsun yardım ettiler. Şimdi hayatımızda çok güzel değişiklikler oldu. Yorgunluğu bile tatlı geliyor” dedi.

“ALLAH, BÜTÜN BOŞ KUCAKLARI DOLDURSUN”

İkiz çocukları Ahmet Muhammed ve Hamza’yı yıllar sonra kucağına alan Suzan Gümüş, duygularını dile getirirken duygulandı.

15 yıllık evli olduğunu belirten Suzan Gümüş, “Biz 10 yıla kadar tedaviye çeşitli nedenlerden dolayı başlayamadık. 10 seneden sonra başladık. 2 defa düşüğümüz oldu. Allah 5 yılın sonunda nasip etti. Tabii ki çok zor oldu. Her türlü sıkıntı oldu. Şuanda 1 buçuk yaşındalar” dedi. Çocukların doğumundan sonra hayatını çocuklarına adadığını ifade eden Anne Suzan Gümüş, “Önceliğiniz onlar, önce onların geleceği. Çocuksuzluğu anlatmak mümkün değil. Allah can düşmanım olsa dahi herkese nasip etsin. Allah, bütün boş kucakları doldursun. Maddi manevi tükendiğimiz bir dönemde başkanımız sağ olsun başlattığı yardımlarla bize aracı oldular. Demek ki nasibimiz onlardaymış” diye konuştu.

Aileler ve çocukları, Başkan Kadıoğlu ile birlikte doğum günü pastasını keserek, çocuklarının dünyaya gelişini kutladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun 5G ile yeni dönem: Akıllı şehirler ve otonom teknolojiler geliyor Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G teknolojisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Nisan itibarıyla Türkiye’de 5G teknolojisine geçiş sürecinin başlamasıyla birlikte "5G nedir?" ve "Hayatımızda neleri değiştirecek?" soruları gündeme gelirken, Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G’nin özellikle akıllı sistemlerde büyük dönüşüm sağlayacağını ifade etti. Samsun’daki altyapı çalışmalarına değinen Clarke, 5G’nin ilk etapta şehir merkezlerinde ve yoğun veri trafiğinin olduğu bölgelerde kurulmasının hedeflendiğini belirterek, "Öncelikle konuşma ve internet kullanımının yoğun olduğu noktalarda altyapı oluşturulacak. İlerleyen süreçte bu sistem genişleyecek. Ancak 5G’nin gerçek performansını tüm altyapı tamamlandığında hissedebileceğiz. Şu an birçok yerde 5G, 4.5G altyapısı üzerinden hizmet veriyor" dedi. 5G’nin bireysel kullanıcılara daha hızlı internet ve yüksek kaliteli medya deneyimi sunacağını dile getiren Clarke, "Kullanıcılar daha hızlı veri indirip gönderebilecek, yoğun ortamlarda bile kesintisiz bağlantı kurabilecek. Mobil cihazlar adeta bir oyun konsoluna dönüşecek" diye konuştu. Asıl büyük dönüşümün ise endüstri ve üretim alanında yaşanacağını vurgulayan Clarke, "5G, cihazların birbiriyle hızlı ve kesintisiz iletişim kurmasını sağlayacak. Bu sayede akıllı şehirler, akıllı limanlar, akıllı sağlık sistemleri ve akıllı tarım uygulamaları yaygınlaşacak" ifadelerini kullandı. 5G’nin en dikkat çekici yeniliklerinden birinin otonom araçlar olacağını belirten Clarke, "Bir aracın, yoldaki bir tehlikeyi sürücüden önce fark edip otomatik olarak durması ’vay be’ dedirtecek gelişmelerden biri olacak. Ayrıca uzaktan ameliyat gibi ileri teknoloji uygulamaları da mümkün hale gelecek" şeklinde konuştu.
Kayseri Son 30 yılda parkinson hastalığının görülme sıklığı arttı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, "11 Nisan Dünya Parkinson Günü" dolayısıyla Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik A Toplantı Salonu’nda sosyal sorumluluk kapsamında hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla bir etkinlik düzenledi. ERÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada; "Parkinson hastalığının son 30 yılda görülme sıklığında artış oldu. Ayrıca genç yaşta ortaya çıkan Parkinson hastalarının sayısı da artış göstermektedir. Hastalık özellikle tek taraflı istirahatte ortaya çıkan el veya bacak titremesine eşlik eden hareketlerde yavaşlama şeklinde ortaya çıkmaktadır. Erkek cinsiyette biraz daha sık görülmektedir. Kabız olmak, koku almada azalma, depresyon ve gece uykuda-rüyada bağırıp-çağırma olması hastalık ortaya çıkmadan yıllar öncesinde görülebilecek işaretlerdir." dedi. "Her parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır" Prof. Dr. Murat Gültekin, "Parkinson hastalığı için çok sayıda ilaç seçeneği vardır. Hastaların tedavi olmak için bu alanda tecrübeli hekimleri tercih etmesi önerilir. Her Parkinson hastasının kendine has özel bir formu vardır. Bazı hastalarda hastalık yavaş ilerlerken, bazılarında hızlı ilerleyebilir veya bazı hastalarda non-motor keşifleri daha çok probleme neden olabilir. Bu yüzden her Parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır" şeklinde konuştu. "İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır" Prof. Dr. Gültekin, "İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır. Bunlar; apomorfin cilt altı infüzyon tedavisi, Beyin pili ve Levodopa İntestinal jel tedavisidir. ERÜ Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Nöroloji Kliniğimizde bu tedavi hizmetleri de uygun olan hastalara sunulmaktadır. Beyin pili tedavisi her Parkinson hastası için uygun olmaz. Maalesef bu konuda toplumda-hastalar arasında büyük oranda yanlış bilgiler mevcuttur. Beyin pili tedavisi olmak isteyen veya bu konuda bilgi almak isteyen hastalar Parkinson konusunda uzman (Hareket bozukluğu uzmanı-Nörolog) hekimlere-nöroloji merkezlerine başvurmalıdır. Çünkü beyin pili tedavisi için uygun olmayan parkinson hastalarına, yanlış teşhis edilmiş Parkinson benzeri hastalık (Progresif Supranükleer Palsi, Multi Sistem Atrofi, Lewy cisimcikli Demans, Kortikobazal Dejenerasyon vb.) olan hastalara maalesef bu tedavinin verildiğini ve hastaların da memnun kalmayıp şehir şehir dolaştıklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Fizyoterapi, hastalığın şiddetini azaltmaktadır" Prof. Dr. Murat Gültekin, "Parkinson hastaları uygun ilaç tedavisiyle birlikte devamlı uygun olan fizik tedavi yaparsa hastalığın şiddetinde azalma olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden her hastanın kendine göre bir fizyoterapi egzersizi uygulaması gerekmektedir" dedi. Program, Prof. Dr. Murat Gültekin’in hastalardan gelen soruları cevaplandırılmasıyla son buldu.
Sakarya Şair Edip Cansever Ofis Sanat Merkezi’nde konuşuldu Sakarya Büyükşehir Belediyesi nisan ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Edip Cansever’in hayatı ve eserlerinin ele alındığı bir söyleşi programı düzenlendi. Ofis Sanat Merkezi’nde (OSM) gerçekleştirilen "Kapalı Çarşıdan Dünyaya Açılan Şair: Edip Cansever" başlıklı programa, konuşmacı olarak şairler Samet Atılgan ve Muharrem Demirci katıldı. Etkinlikte, Cansever’in edebi kişiliği ve yaşamından kesitler katılımcılarla paylaşıldı. "Şiiri boşlukları kapatmak için kullandı" Söyleşide konuşan şair Samet Atılgan, usta şairin yaşam felsefesine değinerek, "Edip Cansever’in hayatını, kendisinin de genel olarak hayatı tanımladığı gibi mutluluk ve acı olarak ikiye ayırabiliriz. Cansever’in hayatının geçtiği Kapalı Çarşı’da, bu iki yönden mutluluk tarafının biraz boş kaldığı ve şairin bu boşluğu şiirle kapatmaya çalıştığı bilinirdi" dedi. "İnsanın dünyadaki geçiciliğini anlattı" Şair Muharrem Demirci ise Cansever’in şiirlerindeki imgeler üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Demirci, "Edip Cansever’in ’Salıncak’ şiirinde bir sarkaç hali vardır; ayaklarınız yere değmez, bir boşlukta salınıp gidersiniz. Bu imge, sanki insanın dünyadaki geçiciliğini ve eninde sonunda bu dünyadan göçüp gideceğimizi anlatır" ifadelerini kullandı. Yoğun katılımın gözlendiği program, dinleyicilerin soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi.