KENT HABERLERİ - 05 Kasım 2013 Salı 10:57

Türkan Şoray’ın öğretmenlik hayali Yeşilçam’da bitti

A
A
A
Türkan Şoray’ın öğretmenlik hayali Yeşilçam’da bitti

Türk Sineması’nın sultanı Türkan Şoray, öğretmenliğin kapısından döndüğünü açıkladı. Şoray, maddi imkansızlıklar sebebiyle sinemayla tanıştığını söyledi.

Kartal Belediyesi Gençlik Kariyer Merkezi, ‘Kariyer Günleri’ etkinliği kapsamında Türk Sineması'nın sultanı Türkan Şoray’ı ağırladı. Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Kariyer Günleri etkinliğinde gençlerle bir araya gelen Türkan Şoray, bilinmeyen yönlerini öğrencilerle paylaştı. Öğretmenliğin kapısından döndüğünü belirten Türkan Şoray, maddi imkansızlıklar sebebiyle sinemayla tanıştığını söyledi.Salona "Türkan" sesleri eşliğinde giren Türkan Şoray, gençlerin bu ilgisi karşısında mutluluğunu dile getirerek gözyaşlarına engel olmadı. Kartal Belediyesi’nin bugüne kadar yaptığı etkinliklere katıldığını ifade eden Türkan Şoray, “Kartal’a bu üçüncü gelişim. Kartal’da inanılmaz sanat etkinlikler var. Kartal halkı sanatsever, sanatçısına sahip çıkan, çok mutlu oldum. Bu seferde çok mutluyum. Belediyenizin davetlisi olarak üç etkinliğe katıldım, üçü de mükemmel etkinliklerdi. Kartal halkı ile kaynaştıran etkinliklerdi, hep mutlu ayrıldım, bugünde öyle ayrılıyorum. Kartal İstanbul’un en güzel yerlerinden biri. Kartal’da yıllar önce film çektik, son halini de çok seviyorum. Sahilyolu, Kartal çok güzel. Kartal’ı seviyorum” diye konuştu. Türk Sineması’nın sultanı Türkan Şoray gençlere hayal güçlerini kaybetmemelerini ve hayallerinin peşlerinden gitmeleri gerektiğinin altını çizdi. Şoray yeni projeleriyle ilgili bilgileri de ilk kez Kartallı gençlerle paylaştı.

“SONSUZ HAYAL GÜCÜNÜ KAYBETMEYİN”
Gençlere yaşamdaki tecrübelerini aktararak, onlara hayal güçlerini kaybetmemeleri gerektiğini vurgulayan Şoray, “Sohbetimiz başarı, kariyer üzerine olacak. Daha önce Sunay Akın vardı, onun sohbetine de doyum olmaz. Bende kendisine bayılırım. Engin bir hayat tecrübesi olan bir insandır. Aramızda üniversiteli gençler, liseli gençler var. Daha hayatın çok başındasınız. Ne kadar güzel yıllar bu yıllar. Hayatınızda kim bilir ne kadar güzel şeylerle karşılaşacaksınız. Bir kere her şeyden önce bende sizin yaşlarınızdayken hep hayal ederdim. Genellikle dünyaya aynı eşit şartlarla, aynı şansla doğmuyoruz. Yaşam süresince o şansı belki biz oluşturuyoruz diye düşünüyorum. Bir kere dönüp geriye baktığımda, düşündüğümde, şöyle bir şey söyleyebilirim siz yaştaki gençler için. Bir kere hayal etmeyi, sonsuz hayal gücünü kaybetmemeyi, ondan sonra bir hedef belirlemeyi unutmayın. ‘Ben şöyle bir yerde, şöyle bir yaşam, bir meslek sahibi olmayı istiyorum’ deyin. Ve risk almaktan korkmamak. Ondan sonra en önemlisi sorumluluk sahibi olup, disiplinli ve kariyerinize odaklanıp, sahip çıkıp, tutkuyla disiplinle çalışmak, onu ertelememek” diye konuştu.

“DÜNYANIN EN GÜZEL MESLEĞİNİ ALLAH BANA BİR ŞANS OLARAK VERDİ”
Öğretmen olma hedefiyle yola çıktığını ama zaman içinde kendisini sinemanın büyülü atmosferinde bulduğunu ifade eden Türkan Şoray, “Ben kendi hayatımda da düşünüyorum. Ben hedef belirlememiştim, hep daha sonra oldu. Şimdi gençler dünyayı tanıyarak hareket ediyorlar. Yıllar öncesini düşündüğümde biz daha içine kapanık yetiştik. O zaman bilgisayarlar, televizyonlar yoktu, radyo vardı dünyamızda. Şimdi gençlerin ufku, vizyonu çok daha geniş, çok daha her şeyi biliyorlar. Ben o yıllarda belki de sizin yaşınızdaydım, 14-15 yaşındaydım. Beni yatılı okula göndermeye karar vermişlerdi. Ailemin maddi imkanları kısıtlıydı. Ben öğretmen olmak istiyordum. Yatılı öğretmen okuluna gidecektim. Bir şeye de inanıyorum. Öğretmen olmak da çok kutsal bir meslek. Öğretmenlere inanılmaz saygım, sevgim vardır. Ama tesadüf dünyanın en güzel mesleğini Allah bana bir şans olarak verdi. Tesadüf olarak sinemaya geçtim. Mesleğime başladıktan sonra hayallerim; hani o demin dedim ya, sonsuz hayaller, vazgeçmeyin hayallerden. Bende sonrasında yavaş yavaş bu meslekte çok güzel yerlere gelir, acaba filmlerim çok beğenilir mi, övüntüler alır mıyım, benim seyircim beni sever mi diye böyle tatlı tatlı hayal etmeye başladım. Ondan sonra bunlara ulaşmak için, hedefe ulaşmak için ne yapmalıyım? O zaman ben en iyi filmleri yapmalıyım. O filmin iyi olması için elimden geleni yapmalıyım, o hedefe ulaşmak için çalıştım. Hayatımda bunun dışında hiç bir şey önemli olmadı. Sadece filmlerim, mesleğim. Risk almak, mesela bazı filmlerde oynasam mı, oynamasam mı? Her film benim için riskti aslında. Seyirci beni beğenir mi, beğenmez mi? O heyecanı yaşarım. Hayatım artık öyle bir hale geldi ki, mesleğimde aynı yerde kalabilmek için şunu anladım. Hayatınızda öncelikli olmalı, sorumluluk duygusu taşımalı, disiplin, mesleğe saygı. Zamanında işinde olmak, işi ihmal etmemek, iş yerinde paylaşımcı olmak. Gece gündüz mesleği düşünmek, ihmal etmemek. Aman canım ne olacak dememek, meslekten kopmamak. Bunları hayatıma geçirmeye çalıştım. Çok şükür ki, bunların karşılığını çok güzel aldım diye düşünüyorum. Salona girdiğim zaman o sevgi, alkışlar, bunların karşılığı” dedi.

“BÜTÜN FİLMLERİN BENDEKİ YERİ AYRIDIR”
Gençlerin sorularını da cevaplayan Türkan Şoray, her filminin kendisi için ayrı bir yeri olduğunu da ifade etti. Filmlerini hiç birini birbirinden ayırmayan Şoray, “Çok klasik olacak belki ama bütün filmlerin hepsinin ayrı bir yeri var bende. Mesela yıllar sonra izliyorum televizyonda Karagözlüm’ü. Çok sevimli bir karakteri canlandırmışım. Selvi Boylum inanılmaz bir film. Cemo var mesela, attan düştüm, ölümden döndüm. Dönüş var, ilk yönetmenlik yaptığım film. Yılanı Öldürseler. Cüneyt Arkın ile yaptığımız Arım Balım Peteğim, saf aşk filmleri. Ana diye bir film yaptık, kan davasını anlatan. Hazal var. İlk yıllarda çektiğim mesleği bilmeden, öğrenmeye çalışarak çektiğim filmler var. Mesela koş diyorlar, paldır küldür koşuyorum, bir yere çarpıyorum. Öğrenmeye çalıştığım dönemlerdeki filmleri izliyorum, kendi kendime gülüyorum. Kendime üzülüyorum. Yıllar sonra şöyle bir şey oluştu bende. Çok yabancılaşarak aaa neler yapmışım diyorum. Filmleri seyrederken de ben burada ne kadar güzelim diye seyretmiyorum, dışardan hain bir gözle ay burada da nasıl yapmışım diye seyrediyorum. Böyle enteresan bir duygu. O bütün aşamaları görüyorum. Nereden nereye gelmiş, nasıl giderek daha bilinçli senaryo seçimleri yapmaya başlamışım. İlk yıllarda hangi senaryo gelirse önüme oynamışım. Bütün bunlar mesleği yavaş yavaş öğrenmenin güzelliği” şeklinde konuştu.

TÜRKAN ŞORAY YÖNETMEN KOLTUĞUNDA
Kartallı gençlere yeni projelerinin müjdesini de veren Türkan Şoray, “Çok heyecanlı günler geçiriyorum. Uzun yıllardır sinemada üretemedim ama şu aralar üst üste projeler geldi. Çok yakında 'Kadınlar da Vardır' isimli filmin yönetmenliğini yapacağım. Annelerimizi çok seviyoruz. Bende annemi çok seviyorum ama yaşarken değerini ne kadar biliyoruz. Bunun üzerine bir film. O çok sevdiklerimiz, yakınlarımız, onlar hep hayattadır. Onlara bir şey olmaz diye düşünürüz. Ama kaybettiğimiz zaman anlıyoruz değerini. O benim içimde bir acıdır, onun bir birikimi var bu filmde. Geleneksel bir annenin bir başka doktor kadınla dayanışması, çok hoş, duygusal bir hikaye. Ben bu filmde oynamayacağım, sadece yönetmenliğini yapacağım. Yönetmen duygusu olarak filme katkım olacak. Tüm kadınlara hitaben bir film olacak. Şu sıralar onun senaryo çalışması yapılıyor. Senaryo yazarımız Erendiz Atasü da burada. Okumanızı tavsiye ederim. Çok önemli çağdaş bir yazarımız. Hemen arkasından çok değerli bir yazarımız var, Osman Şahin. 'Mor Cepken' diye bir öykü yazıyor benim için. O da bir kasaba hikayesi. Kasaba dünyasını filmlerde çok severim. Bir kasaba da aşkını yaşayamamış bir kadın, erkek, bir Romeo-Juliet hikayesini anlatan enteresan bir film olacak” diye konuştu.

TÜRKAN ŞORAY’DAN ALBÜM SÜRPRİZİ
Türk Sineması'na adını yazdıran Türkan Şoray, bir albüm çıkaracağını da açıkladı. Şoray, “Bir albüm sürprizim var. Şarkıcılık iddiasında değilim ama filmlerini seyrettiniz ama hadi belki onunla da birlikte şarkılarını söyleriz derseniz diye bunu seyircilerim için bir kereliğine yapacağım. Ocak ayının ilk haftası çıkıyor. Bu ara güzel şeyler olacak” ifadelerini kullandı.

“BELGİN DORUK KADAR MEŞHUR OLUR MUYUM DİYE HAYAL ETTİĞİM OLDU”
Gençlerin en çok merak ettikleri konulardan biri de Türkan Şoray’ın rol model olarak kimi aldığıydı. Hayatta tüm yaşananların rol model olabileceğini belirten Şoray, “Yaşadığımız çevre çok önemli. Rol model olarak giderek karakter olarak anneme benzediğimi farkettim. Çünkü dürüst bir insandı, anaç. Karakteriniz önce o şekilde şekilleniyor. Rol model olarak mesleğimde de öyle bir şey olmadı. Şunun gibi olayım, bunun gibi olayım diye rol modelim olmadı. Ama onun kadar meşhur olur muyum diye hayal ettiğim Belgin Doruk vardı. Ben o yıllarda sinemaya başladığım zaman o çok meşhurdu, çok seviliyordu. Rol model olarak seçmek mi bu bilmiyorum. Onun dışında dürüst insanlarla dostluğum, arkadaşlığım oldu. Arkadaşlık çok önemli. Doğru, dünya görüşü olan, dost, iyi arkadaşlarınızın olması lazım. Bunu seçmekte çok dikkatli olmak lazım. Çok şükür benim şansıma dürüst insanlar, hayatta duruşu olan insanlarla geçti ömrüm. Onların davranışlarını benimsiyorsunuz, siz de farkında olmadan kişiliğinizin geliştiği dönemde belki böyle bir şey olmuştur” dedi.

“BUGÜN BU NOKTAYSAM BU HAYATTA YAPILAN HATALARDAN ALDIĞIM DERSLERDEN”
Hayatta hiç kimsenin mükemmel olmadığına da vurgu yapan Türkan Şoray, “Hepimiz insanız, hatalarımızla, zaaflarımızla. Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni… Hatalarımızla insanız ama önemli olan o hatayı düzeltmek. O hatalardan ders almak. Mükemmel bir insan mümkün değil, mutlaka hayatı boyunca insan hata yapar, keşke yapmasaydım dediği olmuştur. Ama mutlaka benim de hatalarım, keşkelerim vardır. Ama ben bugün onlarla kafa yapısı olarak, dünyaya bakış olarak bir yerdeysem onlardan aldığım derslerde etkili. Ama bir daha yapmama şartıyla. O bana hep bir ders olmuştur” dedi.

“EKONOMİK SIKINTILARLA SİNEMAYA GİRDİM AMA SONRASINDA SİNEMA BENİM HAYATIM OLDU”
Başarının tarifini “Benim için mutluluk gözyaşları” olarak tarif eden Türkan Şoray, “Ben sizler gibi okula gidiyordum, oyuncu olmayı hayal etmiyordum. Annem babam ayrılmışlardı. Annem ekonomik sıkıntı içindeydi, iki çocuğuna bakmak, çalışmak zorundaydı. İnanılmaz ekonomik sıkıntılar. O benim iki yılım zor şartlarda geçti. 14 yaşımdaydım, buluğ çağlarındaydım. Annem ve babamın ayrı olduğu bir iki sene unutamadığım yıllardı. Okulda zengin ailenin çocukları da vardı. Benim en istediğim şey soğuk günlerde güzel bir paltom olsun istiyordum. Annemin imkanı yoktu. Lacivert incecik bir ceketim vardı. Okulda herkesin paltosu asılıydı, herkes gitsin paltomu öyle alayım derdim, utanırdım. Halbuki utanacak ne vardı. O yıllarda herkes beni incecik ceketle görmesin derdim. Bunları yaşadığım günlerdi. O yıllarda bir tesadüf bir sinemacı beni görüyor ve film teklif ediyor. Annemle konuşuyorlar. Büyük bir para ödenecek. Bizim için o çok önemliydi. Annem çok düşündü, taşındı, ne yapsın, ne etsin, öğretmen olmak için okula yazılmışım. Ama bende baskı yapınca biraz da ekonomik sebeplerden oldu. Ama sonrasında sinema benim hayatım oldu” diye konuştu.
Gençlerin yoğun sevgi gösterilerini karşılıksız bırakmayan Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray, “Kartal’a bir daha geleceğim” diyerek gençlere söz verdi. Türkan Şoray’ı fotoğraflamak için gençler birbirleriyle yarışırken Türkan Şoray, gençlerin hepsiyle tek tek hatıra fotoğraf çektirdi. Kartal Gençlik Kariyer Merkezi projesi, İstanbul Kalkınma Ajansı 2012 yılı çocukların ve gençlerin girişimcilik, beceri ve geleceklerini destekleme mali destek programı kapsamında hazırlanarak 277 proje başvurusu içinde 130 başarılı proje arasına girdi ve İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan yüzde 90 hibe almaya hak kazandı. Kartal Belediyesi Gençlik Kariyer Merkezi’nin düzenlediği “Kariyer Günleri” etkinliği kapsamında Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Fügen Mavi, Türkan Şoray’a bir Kartal plaketi takdim etti. Belediye başkan yardımcısı Fügen Mavi, “Türkan hanım Türkiye tarihine yazılmış bir insan. Onunla burada olmaktan gurur duyuyoruz. Kartal Belediye Başkanımız Altınok Öz şehir dışında olduğu için onun adına size bir plaket vermek istiyoruz. Geldiğiniz için teşekkür ederim” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Fethiye’de 863 sporcu şampiyonluk için kulaç attı Muğla’nın Fethiye ilçesinde bu yıl ilk kez düzenlenen "Uluslararası Göcek Açık Su Yüzme Yarışması" yoğun katılımla başladı. Göcek koylarının eşsiz manzarasında gerçekleştirilen organizasyonda 863 sporcu, farklı parkurlarda kulaç atarken, yetkililer yarışların bölgenin spor turizmine önemli katkı sağlayacağını belirtti. Fethiye’nin dünyaca ünlü turizm merkezi Göcek, bu kez spor turizminin önemli organizasyonlarından birine ev sahipliği yaptı. İlçede bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Göcek Açık Su Yüzme Yarışması, yerli ve yabancı yüzücülerin yoğun katılımıyla başladı. Göcek Mahallesi açıklarında bulunan Yassıca Adası’nda gerçekleştirilen organizasyonda, Türkiye’nin farklı illerinden ve çeşitli ülkelerden gelen yüzücüler eşsiz koylarda kulaç attı. Doğal güzellikleriyle dikkat çeken Göcek koyları, yarış boyunca hem sporculara hem de izleyenlere görsel şölen sundu. Fethiye Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen organizasyona toplam 863 sporcu katıldı. Yarışmacılar teknelerle Yassıca Adası’na taşınırken, verilen startın ardından 1, 2 ve 4 kilometrelik parkurlarda mücadele etti. Organizasyonun ilk yılında yoğun ilgi görmesi dikkat çekerken, yetkililer başvuruların beklenenin çok üzerinde olduğunu ifade etti. Yarışların startını veren Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya, organizasyonun bölgenin tanıtımına önemli katkı sunduğunu söyledi. Akkaya, "Göcek doymuyor, Fethiye doymuyor. Bisiklet turumuza başladık. Herhalde bir şehri en güzel böyle tanıtırdık, reklam filmleriyle, ödeneklerle değil, yaptığımız sportif ve kültürel faaliyetlerle. Fethiye’mizin her köşesi bir kadraj, Fethiye’mizin her köşesi bir reklam yüzü. Buna doymuyoruz. Bugün de 850 sporcumuzla beraber açık su sporları yarışmamızı başlattık. Sabah başladı, yarın da devam edecek. Yerli yabancı, ülkemizin her yerinden deniz sporlarını seven yüzücülerimiz bugün buradalar" diye konuştu. "Sezona gümbür gümbür giriyoruz" Fethiye’nin güvenli ve huzurlu bir turizm kenti olduğunu vurgulayan Akkaya, "Sezona gümbür gümbür giriyoruz. Etrafımızda olan biten her şeye rağmen Fethiye, bütün kapılarını barış, huzur ve güvenlik içinde etkinlikleriyle çağırıyoruz. Olay değil bunu organize etmek, bu kadar sporcuyu buraya transfer etmek, bunları yönetebilmek, kazasız belasız sonuçlandırabilmek. Attıkları her kulaç, tekmeledikleri her dalga inşallah insanlık için, turizm için, daha güzel bir dünya için kelebek etkisi olsun diyoruz" ifadelerini kullandı. "Beklentimizin çok üzerinde başvuru oldu" Fethiye Gençlik ve Spor Müdürü Harun Reşit Yiğit ise Göcek’in doğal yapısı ve parkurların eşsiz coğrafyası nedeniyle yarışmaya beklenenin üzerinde başvuru yapıldığını söyledi. Yiğit, "İlk defa yaptığımız bir organizasyon. 850 civarında sporcu ile bugün 4, 2 ve 1 parkurlarımıza start aldık. Coğrafya muhteşem bir coğrafya. Tabii bu coğrafyayı, bu muhteşemliği ve bu organizasyonu güzel hale getiren sporcular. Fethiye’nin tanıtımı, ilçemizin ve ülkemizin tanıtımı anlamında bu tür organizasyonların çok büyük önemi var. Katılımlarından dolayı tüm sporculara teşekkür ederim" diye konuştu. Alternatif turizm ve spor turizmi alanında çalışmalar yaptıklarını belirten Yiğit, "Bu anlamda gerçekten hep alternatif turizm diyoruz. Spor turizmi başlığı altında birçok organizasyon yapıyoruz. Bu anlamda gururluyuz, mutluyuz. Çünkü ilçemize böyle bir organizasyon kazandırdık, Spor Fest gibi bir marka kazandırdık" dedi.
Balıkesir Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı’dan Gönen Sera OSB’ye ziyaret Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gönen Sera Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Balıkesir’in Gönen ilçesinde faaliyete geçecek ve dünyanın en büyüğü olacak Organize Tarım Bölgesi’ni ziyaret etti. Tarımın stratejik bir alan olduğunu ve gıda tedarikinin birçok ülke için beka meselesine dönüştüğünü belirten Bakan Yumaklı, Türkiye’nin son 23 yılda yaptığı yatırımlarla bu sorunu tamamen aştığını vurguladı. Dünya ile rekabet edebilmek için güncel teknolojinin entegrasyonunun ve sahip olunan kaynakların doğru kullanılmasının şart olduğunu söyleyen Bakan Yumaklı, gıda konusunda Türkiye’nin sadece kendi vatandaşlarına değil, dünyaya da tedarik sağladığını ifade etti. Yumaklı, "Tarımsal hasılanın içerisinde önemli bir payı, yaklaşık 33 milyar dolar civarında bir rakama ulaşmıştık. Yurtiçi hasılamızla birlikte Avrupa’da birinci, dünyada da 7. sırada olduk." dedi. "12 ay boyunca üretim yapılabilecek" Gönen Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi Projesi’nin alanında dünyanın en büyüğü olacağına dikkat çeken Bakan Yumaklı, projenin potansiyeline ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Gönen’de jeotermal, rüzgar ve güneş enerjisinin bir arada kullanıldığı kombine bir sistem için çalışmaların hızla devam ettiğini belirten Yumaklı, "Proje bittiğinde 12 ay boyunca üretim yapılabilecek. 250 bin ton meyve ve sebze üretilebilecek, 10 bin kişi istihdam edilebilecek" ifadelerini kullandı. Yumaklı, Gönen’in limanlara ve İstanbul gibi büyük pazarlara olan yakınlığıyla stratejik bir konumda olduğunu, koruma-kullanma dengesi içerisinde bütün kaynakların optimum düzeyde değerlendirileceğini dile getirdi. "Altyapı için 8 milyar Türk lirası finansman sağlandı" Türkiye genelindeki Organize Tarım Bölgeleri (OTB) hedeflerine de değinen Bakan Yumaklı, illerdeki tarımsal üsler olarak nitelendirdiği projeler kapsamında 42 ilde 61 OTB planladıklarını açıkladı. Sera, besi ve su ürünleriyle alakalı 45 bölgeye tüzel kişilik kazandırıldığını ve 20 bölgenin altyapısının tamamlanarak yatırımcıların hizmetine sunulduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Organize tarım bölgelerinin altyapılarını gerçekleştirmek için bugüne kadar 8 milyar Türk lirası finansman sağladık. 15 organize tarım bölgesinde üretime başlandı hamdolsun. Yüksek verimli, katma değerli üretim ve tarım-sanayi entegrasyonu ancak bu organize tarım bölgelerinde mümkün. Şu anda üretime geçmiş olan organize tarım bölgelerinde 10 bin istihdam var ve 60 bin ton bitkisel üretim gerçekleştiriliyor." Yetkililer, Gönen Sera OSB’nin tamamlanmasıyla birlikte bölgenin tarım ve ekonomisine önemli katkı sunacağını belirtti.
Balıkesir Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı’dan Gönen Sera OSB’ye ziyaret Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gönen Sera Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. Gerçekleştirilen ziyarette bölgede devam eden çalışmalar, yatırım süreci ve yürütülen projeler hakkında yetkililerden bilgi alındı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Balıkesir’in Gönen ilçesinde faaliyete geçecek ve dünyanın en büyüğü olacak Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu ve gıda tedarikinin birçok ülke için beka meselesine dönüştüğünü belirten Bakan Yumaklı, Türkiye’nin son 23 yılda yaptığı yatırımlarla bu sorunu tamamen aştığını vurguladı. Dünya ile rekabet edebilmek için güncel teknolojinin entegrasyonunun ve sahip olunan kaynakların doğru kullanılmasının şart olduğunu söyleyen Bakan Yumaklı, gıda konusunda Türkiye’nin sadece kendi vatandaşlarına değil, dünyaya da tedarik sağladığını ifade etti. Yumaklı, "Tarımsal hasılanın içerisinde önemli bir payı, yaklaşık 33 milyar dolar civarında bir rakama ulaşmıştık. Yurtiçi hasılamızla birlikte Avrupa’da birinci, dünyada da 7. sırada olduk." dedi. "12 ay boyunca üretim yapılabilecek" Gönen Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi Projesi’nin alanında dünyanın en büyüğü olacağına dikkat çeken Bakan Yumaklı, projenin potansiyeline ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Gönen’de jeotermal, rüzgar ve güneş enerjisinin bir arada kullanıldığı kombine bir sistem için çalışmaların hızla devam ettiğini belirten Yumaklı, "Proje bittiğinde 12 ay boyunca üretim yapılabilecek. 250 bin ton meyve ve sebze üretilebilecek, 10 bin kişi istihdam edilebilecek." ifadelerini kullandı. Yumaklı, Gönen’in limanlara ve İstanbul gibi büyük pazarlara olan yakınlığıyla stratejik bir konumda olduğunu, koruma-kullanma dengesi içerisinde bütün kaynakların optimum düzeyde değerlendirileceğini dile getirdi. "Altyapı için 8 milyar Türk lirası finansman sağlandı" Türkiye genelindeki Organize Tarım Bölgeleri (OTB) hedeflerine de değinen Bakan Yumaklı, illerdeki tarımsal üsler olarak nitelendirdiği projeler kapsamında 42 ilde 61 OTB planladıklarını açıkladı. Sera, besi ve su ürünleriyle alakalı 45 bölgeye tüzel kişilik kazandırıldığını ve 20 bölgenin altyapısının tamamlanarak yatırımcıların hizmetine sunulduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Organize tarım bölgelerinin altyapılarını gerçekleştirmek için bugüne kadar 8 milyar Türk lirası finansman sağladık. 15 organize tarım bölgesinde üretime başlandı hamdolsun. Yüksek verimli, katma değerli üretim ve tarım-sanayi entegrasyonu ancak bu organize tarım bölgelerinde mümkün. Şu anda üretime geçmiş olan organize tarım bölgelerinde 10 bin istihdam var ve 60 bin ton bitkisel üretim gerçekleştiriliyor." Yetkililer, Gönen Sera OSB’nin tamamlanmasıyla birlikte bölgenin tarım ve ekonomisine önemli katkı sunacağını belirtti.
Balıkesir 1.Uluslararası Balıkesir GastroFest’te ziyaretçi akını Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde kapılarını açan ve ziyaretçi akınına uğrayan 1. Uluslararası Balıkesir GastroFest’te Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve eşi Arbil Akın’, ünlü şef Danilo Zanna ile mutfağa girdi. Şehrin tescilli ve meşhur peynirlerini dünya mutfağıyla buluşturan ekip, birlikte hazırladıkları "dört peynirli pizza" ile ziyaretçilerden de tam not aldı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin bu yıl ilkini gerçekleştirdiği ve binlerce Balıkesirlinin açılış meydanını doldurduğu bir törenle kapılarını ziyaretçilerine açan Uluslararası Balıkesir GastroFest, ikinci gününde de ziyaretçi akınına uğramaya devam ediyor. Balıkesir’in eşsiz lezzetlerinin ve kültürel zenginliklerinin dünyaya tanıtıldığı festivalin ikinci gün etkinlikleri kapsamında mutfak atölyesine konuk olan ünlü şef Danilo Zanna, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve eşi Arbil Akın ile bir araya geldi. Meydanı dolduran kalabalığın alkışları eşliğinde mutfağa geçen Akın çifti ve Danilo Şef, Balıkesir’in coğrafi işaretli ve tescilli peynirlerini kullanarak dört peynirli özel bir pizza yaptı. Şehrin dört bir yanından gelen dört farklı peynir çeşidiyle harmanlanan pizza, ziyaretçilerden de tam not aldı. Bu topraklar çok değerli Gastronomi dünyasının önde gelen isimlerini Balıkesir’de ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "İnanıyorum ki bu festivallerin devamı gelecek. Bizim insanımızın da bu festivallere ihtiyacı varmış. Bu kalabalık onu gösteriyor" dedi. Dört Peynirli Pizza yapımının püf noktalarına da değinen şef Danilo Zanna, "Balıkesir aslında bereket anlamındadır. Balıkesir oluşurken demişler ki her şey olsun. Hem deniz olsun hem güneş olsun hem rüzgar olsun hem dağlar olsun yeşillik olsun, bereketli olsun isminini de Balıkesir verelim. Ben aşağı yukarı 10 yıl önce Balıkesir’e geldim. Ben Toscanalıyım. Balıkesir Toscana’ya çok benziyor. Onun gibi bereketli. Ben bir yabancı olarak söylüyorum bu topraklar çok değerli çok güzel. Toprağa dokunabilmek, ağaca yeşile dokunabilmek çok kıymetli. Yemek insanlar için çok önemlidir. Ülkeler barış sağlarken bile oturup yemek yerler. Gastronomi kültürler arasında çok önemli bir yer taşır" diye konuştu.