DÜNYA - 16 Aralık 2024 Pazartesi 19:37 | Son Güncelleme : 16 Aralık 2024 Pazartesi 19:39

Türkiye'nin Şam Maslahatgüzarı Köroğlu: “Yarın hem başbakan hem de Ahmed eş-Şara ile görüşeceğiz”

A
A
A

Türkiye'nin Şam Maslahatgüzarı Burhan Köroğlu, “Yarın içinde hem başbakan hem de muhalif lider Ebu Muhammed Culani (Ahmed eş-Şara) ile görüşeceğiz. Bu bölgede iç çatışma yok. Herhangi bir dış gücün buraya müdahale etmesine gerek de yok. Bu çerçevede mevcut meşru geçici hükümet ile çalışmaya başladık” dedi.

Suriye'de Esad rejiminin işkence merkezi olarak bilinen Sednaya Hapishanesi'nde mahsur kalmış olabileceği düşünülen kişiler için Türkiye harekete geçti. AFAD, 43 araç ve 120 personelle bölgede ve hapishanede arama faaliyetlerine başladı. AFAD Başkanı Okay Memiş ve Türkiye'nin Şam Maslahatgüzarı Burhan Köroğlu, Sednaya Hapishanesi'nde incelemelerde bulundu. Daha sonra basın mensuplarına konuşan Türkiye'nin Şam Maslahatgüzarı Burhan Köroğlu, “Çok anlamlı bir ziyaret ve anlamlı faaliyette bulunacaklar. Hapishanenin geçmişi malum. Çok büyük cinayetler işlendi. Bir kısmı tespit edilebildi, bir kısmı tespit edilemedi. AFAD'ın kendi cihazlarıyla yapacağı araştırmalar önemli. Sadece hapishane değil, hapishanenin alanında, çevresinde kapsamlı cihazlarla araştırmalar yapılacak. Sonucunu da zaten bütün dünya olarak takip ediyoruz. Bu savaş suçlarını işleyenlerin tabii ki hukuki yollarla nasıl cezalandıracağı konusunda Türkiye eskiden beri çalışıyor öncelikle ama tespit lazım. Bu çerçevede çok kısa zamanda AFAD intikal etti. Sadece bu olay için değil bundan sonra Suriye'nin birçok alanda ihtiyaç duyduğu yardım ve destek konusunda Türkiye bütün kurumlarıyla burada olacak. Biz de elçilik olarak Suriye'nin yeniden kalkınıp, ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacağız” ifadelerini kullandı.

“Meşru geçici hükümetle çalışmaya başladık”

Geçici Suriye hükümetiyle görüşmeler yaptıklarını anlatan Köroğlu, “Dün Suriye Dış İlişkiler Temsilcisi ile görüştük. Yarın içinde hem başbakan muhalif lider Ebu Muhammed Culani (Ahmed eş-Şara) ile görüşeceğiz. Tabii kendileriyle çalışacağımız için görüşeceğiz. Bu biliyorsunuz geçici hükumet. Bu hükümette kısa vadede anayasa çalışmalarını tamamlayıp, kendi muhataplarıyla görüşüp demokratik süreci başlatmak konusunda açıklamaları var. O çerçevede biz de kendilerine bu süreçte de destek olmaya çalışacağız. İlişkilerimiz başladı ama tabii ki bunları sakince götürmek istiyoruz. En büyük ihtiyaç ülkenin istikrarı ve özellikle yabancı saldırıların durması. Bu bölgede iç çatışma yok. Herhangi bir dış gücün buraya müdahale etmesine gerekte yok. Bu çerçevede mevcut meşru geçici hükümetle çalışmaya başladık” dedi.

Umutcan İşledici - Göktürk Fırat - Ahmet Arslan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.