KENT HABERLERİ - 04 Şubat 2013 Pazartesi 13:42

"Üniversite bir kuştur"

A
A
A
"Üniversite bir kuştur"

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Hocaların Hocası” olarak tanınan Prof. Dr. Hüseyin Afşar, üniversite eğitimine dair önemli açıklamalarda bulundu. Afşar, "Üniversite bir kuştur, uçabilmesi için iki kanata ihtiyacı vardır. Biri araştırma, biri öğretim" dedi.


Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’ndeki birçok hocanın hocası olan ve geçen eğitim yılı sonunda emekliliğe ayrılan duayen hoca, Türkiye Kimya Derneği Onursal Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Afşar, eğitim hayatından idarecilik deneyimine, Yıldız Teknik Üniversitesi’ne geldiği günden bugüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Eğitim hayatı hakkında bilgiler veren Afşar, “Maraş Lisesi mezunuyum. O zamanlar şimdiki merkezi sınav yoktu. İstanbul Üniversitesinin her fakültesi ayrı sınav yapardı, İTÜ üniversite olarak tek sınav, yeni kurulan ODTÜ tek sınav, Ankara Üniversitesi tek sınav ve başka da üniversite yoktu. Dolayısıyla her üniversitenin liste başları liselerden mezunlar olanlardı ve o zaman en zor kazanılan yer kimya mühendisliği olup, sadece İstanbul Üniversitesi’ndeydi. Sınavı kazanarak İstanbul Üniversitesine kaydoldum ve İTÜ’nün kimya mühendisliği sonradan açıldı” dedi.

“Makine Mühendisliği arzum hiç sönmedi”

“Dünyaya yeniden gelsem aynı mesleği seçerdim” diyen Hüseyin Afşar, İkinci tercihi hep makine olduğunu ve bir türlü karar kılamadığını söyledi. Afşar, “Kimya Mühendisliğinden mezun olduktan sonra gittim İTÜ Makine’ye kaydoldum. Birçok dersten muaf olduk 3,5 sene sonra bitecekti sonra kimya mühendisliğinden transkriptimi almaya geldim hala hayatta olan bir abim vardı Hüseyin Gülensoy.. ‘Ne arıyorsun evladım bıkmadın mı? İki diplomayı aynı anda kullanamazsın sen gel doktora yap’ dedi. Makul geldi öylece ben İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde doktoraya başladım. 1962’de girdiğim İstanbul Üniversitesi’nden 1967’de Kimya Yüksek Mühendisi diplomasını aldım. Ne var ki makine arzum hiç sönmedi ve sürekli makine mühendisleri ile ortak işler yararak, aynı ortamlarda bulundum. Böylece de kendimi geliştirdim” diye konuştu.

Mühendisliğin, bilimin temel uygulaması olduğunu ifade eden Afşar, “İyi fizik, kimya matematik biliyorsan çok kolay adapte olursun. Hele eski kimya mühendisliği eğitiminde ciddi bir ısı transferi, şimdi makinede bile okunmayan dinamik mukavemet, mekanik, akışkanlar çok ciddi okutulurdu bize. Mesela makine dersi iki sömestrdi. Atölyede tornanın, frezenin başında sınav yapılırdı. Elektrik dersi de öyle şimdi yok onların hiçbiri” dedi.

“Akademik kariyer, makine mühendisliğini bitirdikten sonraki hayalimdi” diyen Afşar, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“O zamanlar kimya mühendisleri geleceğin milyonerleriydi. Parmakla gösterilirlerdi. Hepimiz son sınıfta iş bulurduk. İşveren bize gelirdi. Hatta son sınıfta bende ülkenin en önemli firmasından okul bittikten sonra onlarla çalışmam kaydıyla, 1 yıl maaş aldım. Ve diğer önemli firmalar da benzer teklifler getirdiler.”

Okuduğu dönemde eczacılık, kimya mühendisliği ve inşaat mühendisliğin en popüler meslekler olduğunu söyleyen Afşar, “Bizim ailede herkes kimya mühendisidir. Hatta eşim de, İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden sınıf arkadaşım. İki çocuğum kızım ve oğlum da kimya mühendisi. Kızım ÖSS sınavında Türkiye ikincisiydi. Boğaziçi Kimya Mühendisliğine gelmiş geçmiş en yüksek puanla girmiş öğrenci rekoru hala ondadır herhalde. Şimdi de ülkenin önemli bir kimyasal firmasında üst düzey yönetici” dedi.

Döneminde “profesör” olmanın daha da zor olduğunu kaydeden Afşar, “Profesörlük tezi, Doçentlik tezinden daha kapsamlı olması gerektiğini belirtti. Afşar, Yabancı dil sınavına girersin profesörlükte ama ikinci bir dil yani doçentlikte girdiğin dilden farklı bir dilden girmen lazım. Tek yabancı dille profesör olunmaz. Profesör olabilmek için üç aşamalı jüri oluşturulur. Biri fakültenin profesörleri arasında. Onlar inceler uygun bulursa tüm profesörlerinde katılımıyla oylanır, üniversiteye rektörlüğüne gönderilir. Bu sefer rektör tüm Türkiye’den 5 kişilik jüri seçer. Onlar tezi inceler ve uygun raporu vermişse senatoda oylanır bu raporlar okunduktan sonra ve Ankara’ya üçlü kararname gider. Milli Eğitim Bakanlığına, Başbakana ve Cumhurbaşkanına” şeklinde konuştu.

“Zor şartlarda iyi niyetli insanlarla çalıştık”

1983-84 yıllarında Yıldız Teknik Üniversitesi’ne geldiğini söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Afşar, “İlk geldiğimde gezmeye bir tek araştırma laboratuarı yoktu. İki tane öğretim üyesi odası var, bir tane bile kitabı yok. Bozuk bir ultraviyole cihazı, bir tane kırık terazisi vardı kimya bölümünün. Zaman zaman yasaları da atlayarak yardımlar alıyorduk. Mesela ben Londra, City’s üniversitesinden hibe aldım. Onu getirtecek para bulamadım Sakıp Sabancı dahil herkesten yardım dilendim. 27 m3 bir konteynerle geldi. Allah’tan gümrük komisyoncuları para almadı bizim de katkımız olsun diye de fakülteye bedava taşıdılar. Onun dışında gübre fabrikalarıyla çeşitli endüstri ile ilişkim var, irtibat kurup asit, baz, alkol, diğer solventleri, öğrencinin ihtiyacı olanları onlardan bedava alıyordum. Beykoz fidanlık müdürü arkadaşımdı, ağaçlandırma için onlardan bedava fidan aldık. Yani çok kötü ama çok iyi niyetli gayretli insanların olduğu bir kurumdu” diye konuştu.

Eğitimcilik ve idari görevlerden arta kalan zamanda farklı işler yaptığını söyleyen Afşar, terzilik de yaptığını belirterek sözlerini şeyle sürdürdü:

“Profesyonel terziyim yani biçip hanıma balo elbisesi bile dikmişimdir, kendi elbiselerimi de kendim dikerdim eskiden. Çünkü rahmetli babam okuyamazsan bir mesleğin olsun diye ilkokul tatillerinden başlayarak beni terzi çıraklığına gönderdi. Ben önce pantoloncu, sonra ceketçi oldum. Liseyi bitirdiğimde ben kumaşı kesilmiş bir ceketi alıp dikip ütüleyip verebilir durumdaydım. İkincisi biraz el yeteneğim var. Mesela elektrik ve elektronikten çok iyi anlarım. Otomatiktir her şey -eşi araya girer: Her işi yapar- marangozluğu beceririm -eşi yine müdahale ederek, “koltukları kaplar, perde diker” diyor- bozulan cihazlarla uğraşırım, seramik döşerim, lambiri döşerim, makinecilik, tornada çalışırım. Eve tamirci girmez, elektronik ve otomasyon özel bir hobimdir, terzilik mesleğim, marangozluğu da sonradan öğrendim.”

Vejetaryen olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Afşar, bitkide olmayan proteinleri sütten, yumurta gibi hayvansal gıdalardan alabildiğini ifade etti. Son olarak kendisini tanıtarak sözlerini bitiren Afşar, “Birisi bir şey sorsun da ben de ona bir şey anlatayım. Çünkü benim malım, mülküm, her şeyim bu dünyada kalır, insanlığın yararına kullanılır. Benim bu kafamdaki benimle toprak olur oysa ki insanın yararına kalabilmesi için olabildiğince yeni nesle aktarmam lazım, onlar da bir sonrakine… Benim düsturum bu… Doğru bildiğinden ödün vermeyen, hataya katlanamayan, en çok ta kendi hatasına katlanamayan, “öl söz verme öl sözünden dönme, söz verirsen ölüm ancak döndürsün, yada opsiyonlu söz ver o zaman” diyen, kimsenin inancına karışmayan, biriyim” dedi.

Emekli olduktan sonraki günlerini danışmanlık yaparak geçiren Hüseyin Hoca emekliliğin tadını, bahçesine zaman ayırarak ve dinlenerek çıkartıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Trendyol Süper Lig: Göztepe: 1 - Kasımpaşa: 1 (İlk Yarı) Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Göztepe, sahasında Kasımpaşa ile karşılaşıyor. Müsabakanın ilk yarısı 1-1 berabere tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 8. dakikada savunmanın arkasına sarkan Benedyczak’ın ceza sahası içinde kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyondaki vuruşunda kaleci Lis topu çeldi. 12. dakikada Efkan’ın uzak mesafeden kaleye gönderdiği sert şutta meşin yuvarlak üst direğe çarparak oyun alanına geri döndü. 24. dakikada sağ kanattan Efkan’ın ortasında Baldursson’dan seken topu ceza sahası solunda kontrol eden Godoi, pasını ceza sahası çizgisi üzerindeki Juan’a aktardı. Juan’ın vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 1-0 45. dakikada sağ kanattan İrfan Can’ın ortasında kale önünde Ben Ouanes’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1 Stat: Gürsel Aksel Hakemler: Çağdaş Altay, Bahtiyar Birinci, Yusuf Susuz Göztepe: Mateusz Lis, Allan, Heliton, Malcom Bokele, Arda Okan Kurtulan, Anthony Dennis, Novatus Miroshi, Cherni, Efkan Bekiroğlu, Janderson, Juan Yedekler: Ekrem Kılıçarslan, Mehmet Şamil Öztürk, Taha Altıkardeş, Uğur Kaan Yıldız, Ogün Bayrak, Musah Mohammed, Alexis Antunes, Filip Krastev, Guilherme Luiz, Jeferson Teknik Direktör:Stanimir Stoilov Kasımpaşa: Andreas Gianniotis, Claudio Winck, Rodrigo Becao, Adem Arous, Godfried Frimpong, Kerem Demirbay, Andri Baldursson, İrfan Can Kahveci, Fousseni Diabate, Mortadha Ben Ouanes, Adrian Benedyczak Yedekler: Ali Emre Yanar, Nicholas Opoku, Taylan Utku Aydın, Eyüp Aydın, Burak Gültekin, Yusuf Barası, Ali Yavuz Kol, Kubilay Kanatsızkuş, Cenk Tosun, Habib Gueye Teknik Direktör:Emre Belözoğlu Goller: Juan (dk. 24) (Göztepe), Mortadha Ben Ouanes (dk. 45) (Kasımpaşa) Sarı kartlar: Juan, Novatus Miroshi (Göztepe), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa)
Adana Trendyol 1. Lig: Adana Demirspor: 1 - Iğdır FK: 6 Trendyol 1. Lig’in 35. haftasında Adana Demirspor, evinde konuk ettiği Iğdır FK’ya 6-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar 25. dakikada Giray’ın ceza sahasına sert ortasında topla buluşan Bruno rakibinden sıyrılarak vuruşunu yaptı ve topu ağlara gönderdi. 0-1 35. dakikada Osman’ın ceza sahasına ortaladığı topu uzaklaştırmak isteyen Tsunami topu kendi ağlarına gönderdi. 1-1 39. dakikada ceza sahası sağ çaprazda topla buluşan Atakan içeri ortaladı. Arka direkte topa yükselen Mendes kafa vuruşuyla fileleri havalandırdı. 1-2 49. dakikada Güray’ın son çizgiye inerek çevirdiği topu kapan Mendes’in ceza sahasına ortaladığı topa dokunan Bacuna topu ağlarla buluşturdu. 1-3 60. dakikada Gökcan’ın sağ kanattan ceza sahasına ortaladığı topa arka direkte bomboş kalarak vuruşunu yapan Mendes ağları havalandırdı. 1-4 68. dakikada Mendes’in defansın arkasına gönderdiği topu kapan Gökcan Koita’ya pasını gönderdi. Müsait pozisyonda vuruşunu yapan Koita’nın şutunu kaleci Ata çıkardı. 78. dakikada Mendes’in şık pasında topla buluşan Koita’nın vuruşunda top filelerle buluştu ancak yan hakem ofsayt bayrağını kaldırdı. 80. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Alperen topu kale alanında bulunan Koita’ya aktardı. Koita sol ayağıyla yerden şutunu çekerek topu ağlarla buluşturdu. 1-5 89. dakikada sağ kanatta topla buluşan Bacuna’nın içeriye ortaladığı topa kale önünde vuruşunu yapan Mendes vuruşunu yaparak fileleri havalandırdı. 1-6 Stat: Yeni Adana Hakemler: Yusuf Adnan Kendirciler, Kadir Beyaz, Kerem Kalkan Adana Demirspor: Ata Gül, Enes Demirtaş (Aykut Sarıkaya dk. 74), Buğra Demirkıran, Ali Fidan, Osman Kaynak, Mert Menemencioğlu (Demir Yavuz dk. 74), Kayra Saygan (Kayra Deniz Özbay dk. 84), Gökdeniz Tunç, Toprak Bayar, Seyfi Efe Irga (Aslan Atay dk. 61), Muhammed Ergen (Yiğit Can Okat dk. 61) Yedekler: Eren Fidan, Eymen Namlı, Diyar Zengin, Arda Turan Özkanbaş, Muhammed Yasin Erdoğan Teknik Direktör: Kubilayhan Yücel Iğdır FK: Muhammet Taha Tepe, Güray Vural (Alperen Selvi dk. 79), Wenderson Tsunami, Robin Yalçın, Atakan Çankaya, Ryan Mendes, Ali Kaan Güneren (Doğan Erdoğan dk. 56), Gökcan Kaya, Ahmet Engin (Leandro Bacuna dk. 46), Tunahan Ergül (Oğuz Kağan Güçtekin dk. 46), Gianni Bruno (Fode Koita dk. 63) Yedekler: Melih Akyüz, Alim Öztürk, Serkan Asan, Ali Yaşar, Teknik Direktör: Hikmet Karaman Goller: Wenderson Tsunami (dk. 35 k.k.) (Adana Demirspor), Gianni Bruno (dk. 25), Ryan Mendes (dk. 39, 60 ve 89), Leandro Bacuna (dk. 49), Fode Koita (dk. 80) (Iğdır FK) Sarı kartlar: Kayra Saygan (Adana Demirspor), Oğuz Kağan Güçtekin (Iğdır FK)
Bitlis Bitlis’te Nisan ortasında kar mesaisi devam ediyor Bitlis’te Nisan ayının ortasında etkisini sürdüren kar yağışı, ekipleri yeniden sahaya çıkardı. İl genelinde olumsuzluk yaşanmaması için Bitlis İl Özel İdaresi ekipleri köy yollarında karla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda merkeze bağlı Yanlızçamlar köyünde yol açma çalışması gerçekleştirildi. Bitlis Valisi Ahmet Karakaya da bölgeye giderek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Köyde vatandaşlarla sohbet eden Vali Karakaya, çocuklara çeşitli hediyeler verdi. Ekiplerden bilgi alan Karakaya, gazetecilere yaptığı açıklamada bu yıl kış sezonunun oldukça zorlu geçtiğini belirtti. Vali Karakaya, yalnızca İl Özel İdaresi tarafından karla mücadele kapsamında yaklaşık 600 bin litre yakıt tüketildiğini ifade ederek, sezon boyunca yağan toplam kar kalınlığının ise 9,5 metreye ulaştığını söyledi. Vali Karakaya, "Bugün, ilimiz merkez ilçeye bağlı Yalnızçamlar köyünde kar yağışı sonrası İl Özel İdaresi ekiplerimizin karla mücadele çalışmalarına nezaret etmek için ve kolay gelsin demek için buradayız. Bu yıl bereketli bir kış sezonu geçiriyoruz. Bugün yağan karla birlikte bu kış sezonu boyunca 9,5 metre civarında bir kar yağışı almış olduk. Bereketli bir kış sezonu diyebiliriz o anlamda. Yoğun kar yağışı olduğu bir dönem ve zannedersem Türkiye’deki en fazla kar yağışı olan illerin başında geliyor Bitlis. Bu çerçevede tabii gerek İl Özel İdaresi ekiplerimiz, gerek karayolları ekiplerimiz ve belediye ekiplerimiz ciddi anlamda bir performans sergilediler. Çok şükür kaza bela olmadan karla mücadeleyi artık son dönemlerine gelmiş bulunuyoruz" diye konuştu. Vali Karakaya, kış sezonu boyunca özel idare, karayolları ve belediye ekiplerinin geceli gündüzlü karla mücadele çalışması yürütüldüğünü ifade ederek, "Tabii İl Özel İdaresi olarak yaklaşık 3 Bin 650 kilometre yol ağımız var ve bu yolağını defalarca açarak 26 Bin 500 kilometre civarında karla mücadele yapmış bulunuyoruz. Yaklaşık 600 Bin litre karla mücadelede İl Özel İdaresi olarak akaryakıt kullandık. 7 ilçemizde bulunan 10 şantiyemizde yaklaşık 70’in üzerinde araç, 90’ın üzerinde personelimiz de sürekli karla mücadele gerçekleştirdik. Bugün 12 Nisan 2026 ve hala kar yağışının devam ettiği bir dönemdeyiz. Dediğim gibi berekettir ama bunun getirdiği zorluklar da var. İnşallah bu karla mücadeleyi tamamladıktan sonra planladığımız yol, içme suyu, sulama suyu, parke döşeme gibi diğer köylerimizdeki işlere de var gücümüzde koyulacağız inşallah. Ben karla mücadelede fedakarca görev yapan özel idare ekiplerimizi, Karayolları ekiplerimizi ve belediye ekiplerimizi tebrik ediyorum. Bu zor şartlarda sağlık hizmeti veren Sağlık Müdürlüğü personelimizi tebrik ediyorum. Güvenlik hizmeti veren jandarma, emniyet ekiplerimizi tebrik ediyorum. İnşallah el birliği ile vatandaşımızın hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Biliyorsunuz düsturumuz devlet olarak insanı yaşat ki devlet yaşasın. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümetimizin politikaları doğrultusunda Vatandaşımıza devletimizin elini her alanda ulaştırmak için gayret içerisinde olmaya devam edeceğiz inşallah" dedi. Vali Karakaya’ya köy ziyaretinde İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, Bitlis İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Adem Aydoğdu eşlik etti.
İstanbul Üsküdar’daki inşaat krizinde iki farklı mağduriyet: Evleri yıkılan kat malikleri konuştu Üsküdar’da mahkeme kararlarıyla durdurulan inşaat projesiyle ilgili yaşanan kriz devam ediyor. İnşaatın hukuka aykırı olduğunu savunan mahalle sakinlerinin ardından projeye dahil olan ve evleri yıkılan diğer mülk sahipleri de sessizliğini bozarken hak sahipleri, "Karşı taraf evinde oturuyor, biz kiralarda geziyoruz. Devletin verdiği ruhsata güvenerek yola çıktık, psikolojimiz bozuldu" diyerek yetkililere seslendi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından yürütülen inşaat projesi, bölge halkını ikiye böldü. Bir grup vatandaş, parselasyon ve ruhsat işlemlerinin usulsüz olduğu gerekçesiyle açtıkları davaları kazandıklarını ve yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen çalışmanın sürdüğünü iddia ederken; projeye onay veren mülk sahipleri ise inşaatın durması nedeniyle büyük bir barınma kriziyle karşı karşıya kaldıklarını açıkladı. Kaba inşaatı yüzde 90 oranında tamamlanan projenin durmasıyla birlikte evsiz kaldıklarını belirten vatandaşlar, sorunun bir an önce çözülmesini bekliyor. "Herkes devletin verdiği belgeye güvenerek evlerinden çıktı; şu an sürgündeler" Sürecin başından itibaren yasalara uygun hareket ettiklerini belirten mülk sahiplerinden Ömer Dalgın, yaşadıkları hukuk mücadelesini ve mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Biz yüzde 51 çokluğu sağlasak bile şu an o arkadaşlar evleri zarar görmeden oturabiliyorlar. Yüzde 51 ile biz onların evlerini mi yıktıralım? Biz bu projede kimsenin canına, malına bir zarar gelmesini istemedik. Parselasyon bize mantıklı geldiği için işlemleri onun üzerinden yürüttük. Ki ben bu işe dahil de değilim; belediye ve kadastro yaptı. Benim sınırları belirlemem gibi bir durum yok. 3606 nolu yasayla bu işlem yapıldı ve biz belediyeden, Bakanlıktan görüşerek vekaletimizi verdik. Bize iki kez ruhsat çıktı. Herkes devletin verdiği belgeye güvenerek evlerinden çıktı; şu an sürgündeler. Bizi şikayet edenler ise evlerinde oturup bizim inşaatlarımıza bakıyorlar." "Karşı tarafın mağduriyeti ne? Evleri, arsaları yerinde. Bizim evlerimiz yok, yıkılmış" İnşaatın durmasıyla birlikte ailelerin perişan olduğunu vurgulayan Dalgın, "Encümen kararında tek bir parti yok; onların beraber aldıkları bir karar. Ne bizim ne de müteahhidin bu konuya müdahale etme durumu yok. Ben ruhsatımı aldım mı? Aldım. Ve bu inşaatın devam etmesini istiyorum. Biz maliklerin hepsine haber verdik, onlar haber vermediğimizi söylüyorlar. Mahkemenin durdurmasının ana temeli bence ya yasaların düzgün yapılmamasından kaynaklı yasal boşluklar ya da usulen yapılan ufak tefek hatalar. Karşı tarafın mağduriyeti ne? Evleri, arsaları yerinde. Bizim evlerimiz yok, yıkılmış. Burada asıl mağdur kim? Ben elimde cetvelle bölmedim burayı, devletin kurumu böldü. Devletime güvenmeyeceksem kime güveneceğim?" sözleriyle mağduriyetini dile getirdi. Son olarak yaşanan kriz karşısında belediyenin tutum ve tavrına eleştirilerde bulunan Dalgın, "Belediye ’Bütün süreçleri düzgün bir şekilde ilerletiyorum’ diyor. Bundan sonra ben kime dava açayım? Belediyeye dava açabilirim sen beni mağdur ettin diye" dedi. "Herkes evinde oturuyor, biz kiralarda dolaşıyoruz" İnşaatın durmasıyla birlikte ailelerin perişan olduğunu vurgulayan Mehmet Dalgın ise yaşanan mağduriyeti, "Yuvalarımız dağıldı, kül oldu. Herkes evinde oturuyor, biz kiralarda dolaşıyoruz. Burada bir kişi değil, tam 80 kişi mağdur. Tek çaremiz var o da mağduriyetin giderilmesi. Bir an önce yapılmasını istiyoruz" sözleriyle anlattı. "O adamlar mağdursa devlet onlarınkini de gidersin, biz inşaatımızın devam etmesini istiyoruz" İnşaatın sürekli durup yeniden başlamasının hak sahipleri üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturduğunu ifade eden Mehmet Emin Çetin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na şu sözlerle çağrıda bulundu: "Şu an burada en büyük mağduriyeti yaşayanlardan biriyim. Evim yıkıldı ve bir an evvel yeni yuvama geçmek istiyorum. Ancak inşaatın sürekli durdurulması, sonra tekrar başlaması ve bu belirsizliğin sürmesi gerçekten psikolojimizi bozdu. Artık devlet büyüklerimizin, özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın veya ilgili üst kurumların bu işe bir el atıp sonuçlandırılmasını istiyoruz. Buranın kaba inşaatının yüzde doksanı bitmiş durumda. Bu aşamadan sonra projenin tamamlanıp insanların evlerine kavuşması gerekiyor. Müteahhit bize ilk iki blokun Ocak ayında teslim edileceğine dair söz vermişti. Bir an evvel mağduriyetimizin giderilmesini, inşaatın devam etmesini istiyoruz. Müteahhit söz verdiği iki bloğu Ocak ayında teslim edecekti; biz ona istinaden güvendik ve o güvenimizin devam etmesini istiyoruz. O yüzden devlet büyüklerimiz el atsın, mağduriyetimiz giderilsin. O adamlar mağdursa devlet onlarınkini de gidersin, biz inşaatımızın devam etmesini istiyoruz." Mahallede bir grup vatandaşın "mahkeme kararları uygulanmıyor" diyerek eylem yapmasına karşılık, inşaatın devamını isteyen grup ise belediyenin aldığı yeni encümen kararlarının yasal birer süreç olduğunu savunuyor. İki tarafın da hukuk mücadelesi sürerken, Üsküdar Belediyesi’nden konuya ilişkin kapsamlı ve resmi bir açıklama yapılması bekleniyor.