SAĞLIK - 10 Ocak 2022 Pazartesi 10:39

Uzmanından Omicron ile üst solunum yolu hastalıkları uyarısı

A
A
A
Uzmanından Omicron ile üst solunum yolu hastalıkları uyarısı

Korona virüs ile diğer virüslerin sebep olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtilerinin benzer olmasına ilişkin konuşan Dr. Rıdvan Karaali; “Hem korona hem de korona dışındaki vaka sayılarında artış var, bu kaçınılmaz bir artış. Semptom olarak ayırma ihtimalimiz çok yok. Toplu taşıma gibi kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilecekse çift maske ya da ventilsiz N95 kullanılması uygun olabilir" dedi.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Rıdvan Karaali de Omicron varyantı ve salgına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Rıdvan Karaali üst solunum yolları enfeksiyonları ve korona virüs semptomlarının büyük benzerlik taşıdığına dikkat çekerken vatandaşları önlemlere uyum noktasında uyardı.

“Semptom olarak ayırma ihtimalimiz çok yok”

Korona virüs ile diğer virüslerin sebep olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtilerinin benzer olmasıyla ilgili konuşan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Rıdvan Karaali; “Geçtiğimiz sene özellikle sokağa çıkma kısıtlamaları ve çok ciddi kişisel önlemlere uyumla birlikte çocuklar okula hiç gitmediği için korona dışındaki solunum yolu hastalıklarını neredeyse hiç görmemiştik. Bu sene koronayla birlikte diğer solunum yolu enfeksiyonlarını da görüyoruz. Okulların açık olması, toplu kullanılan alanların açık olması ve biraz da önlemlere geçen seneye göre riayetin azalmasıyla birlikte hem korona sayılarında hem de korona dışındaki vaka sayılarında artış var. Semptom olarak ayırma ihtimalimiz çok yok. Yoğunlukla vatandaşlar üst solunum yolu semptomlarıyla, burun akıntısı, hapşırma hafif öksürük, boğaz gıcıklanması gibi semptomlarla başvuruyor. Koronanın özellikle omicron varyantında da bu semptomlar birazcık daha ön plana çıkıyor. Bu semptomları gösteren kişinin, semptomlar geçene kadar kendisini izole etmesi, toplumdaki yayılımını önlemek için test yaparak sonucuna göre hareket etmesi daha doğru olacak” dedi.

“2 hafta içerisinde pozitiflik oranı yüzde 15-20’e çıktı”

Omicron varyantına ilişkin yapılan testlerde kişi hasta olsa dahi negatif çıkabildiği iddialarına ilişkin konuşan Dr. Rıdvan Karaali; “Tüm testlerde böyle bir ihtimal mevcut. Testler hastalıkları yüzde yüz göstermeyebilir. Testin yapılma zamanıyla da alakalı olabilir. Endişeye kapılacak kadar yalancı negatiflik yani hastalık var iken negatif çıkma ihtimali yüksek değil. Testin saptayamadığı virüs, taşısak da bulaştırıcılık oranı düşük olabilir. Bu varyantın nereye evrileceğini öngörmek şu aşamada çok doğru değil. Olumlu güzel bir ihtimalde mevcut, umarız o yönde bir ilerleme olur. Önümüzdeki ilkbahar yazdan itibaren koronayı çok daha az konuşuyor oluruz. Bundan bir ay önce yaptığımız testlerdeki pozitiflik oranı yüzde 3-5’lerde iken son 2 hafta içerisinde yaptığımız testlerdeki pozitiflik oranı yüzde 15-20 arasına çıktı. Bu artışı nasıl sınırlandırabiliriz, özellikle hatırlatıcı doz aşıları eksik olanların hatırlatıcı doz aşı yaptırması ve daha önemlisi kişisel koruyucu önlemler. Sadece maske değil, maske, mesafe, kalabalık ortamlarda bulunmamaya Özellikle ocak şubat aylarında çok daha sıkı riayet edersek bunu sınırlandırmış oluruz. Çift maske ya da N-95 maskelerinin katkısı olabilir, öneri ama daha da önemlisi bu ortamlarda çok uzun süre bulunmamak. Toplu taşıma gibi kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilecekse çift maske ya da ventilsiz N95 kullanılması uygun olabilir.

“5-7 günden sonra bulaşma ihtimalinin çok az dolduğunu biliyorduk”

Solunum yolları enfeksiyonlarında başvurulan bitkisel ürünler ve karantina sürecinin azaltmasına ilişkin konuşan Dr. Rıdvan Karaali sözlerini şöyle sürdürdü; “Bitkisel ürünler çaylar, semptomları yavaşlatma için yani bir korona hastası tanısını alsa bile bunları kullanabilir. Bunlar da bir sakınca yok. Önemli olan; bu ürünlerin doğal halinde ulaşmak lazım. Paketlenmiş, çeşitli kimyasal yollarla elde edilmiş olanlar sadece korona döneminde değil, diğer dönemlerde vücudumuza zarar verebilir. Solunum yolu hastalığı semptomu gösteren kişiler ben korona mıyım değil miyim diye test yapmaya gidiyor. Varyantlarla birlikte görünen vaka sayılarıyla karantina süreçleri değişkenlik gösterdi. Omicron’un erken dönemde çok hızlı ve bulaştırıcılığının olması 5-7 günden sonra aslında tüm varyantlarla ilgili bulaşma ihtimalinin çok az dolduğunu biliyorduk ama delta, delta plus varyantının olduğu dönemde hastalığı ağır geçirme ihtimali yüksek olduğu için orada 7-14 gün karantinanın maksimum üst sınırı kullanılmış oldu. Omicron ile ilgili dünya genelinde verilere baktığımızda neredeyse hastaneye yatma oranı yok denecek kadar az. Şikayet ve semptom üzerinden siz koronasınız ya da değilsiniz öyle bir yaklaşım yapmak doğru olmaz. Salgına dair önümüzdeki bir, iki ay özellikle vaka sayılarının vaka sayılarının artacağı yüksek kalacağı bir dönem”

“2-3 hafta sonrası için bir öngörüde bulunmak doğru değil”

Yükselen pozitiflik oranının okullardaki yüz yüze eğitime ara verilmesine neden olup olmayacağıyla ilgili soruya yanıt veren Dr. Karaali; “Mevcut salgının seyri, toplum üzerindeki etkileri tahminimce bunu gerektirecek düzeyde değil. Yine de bugünden 2-3 hafta sonrası için bir öngörüde bulunmak doğru değil. Geçmiş bir ayı dikkate aldığımızda belirli önlemlerle, ciddi bir soruna neden olmadan süreç yürümüş oldu. Çok çok ciddi bir anormallik olmadığı sürece eğitime bu şekilde devam etmek uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

Hasibe Karadağ - Alper Suat Tutaşı
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Karşıyaka Basketbol, ligde kalma mücadelesini sürdürüyor Karşıyaka Basketbol, 28. haftada Erokspor’u 68-67 mağlup ederek galibiyet sayısını 8’e çıkarıp ligde kalma umutlarını sürdürdü. Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Karşıyaka, 28. hafta karşılaşmasında iç sahada Erokspor ile karşı karşıya geldi. İzmir temsilcisi, zorlu mücadeleden 68-67’lik galibiyetle ayrılmayı başardı. Bu sonuçla ligdeki galibiyet sayısını 8’e çıkaran Kaf-Kaf, kümede kalma umutlarını sürdürdü. Üst üste üçüncü galibiyetini alan Karşıyaka Basketbol, 526 gün aradan sonra ilk kez üçte üç yapmayı başardı. "Hak eden taraf bizdik" Karşıyaka Basketbol Başantrenörü Ahmet Kandemir, Erokspor maçına dair önemli açıklamalarda bulundu. Maça planladıkları gibi başladıklarını söyleyen Kandemir, "Rakibimizin yüksek skor potansiyeline sahip bir takım olduğunu biliyorduk ve bu nedenle maçı daha düşük tempoda, kontrollü bir oyunla kazanmamız gerektiğinin farkındaydık. Nitekim karşılaşmanın büyük bölümünde oyunun kontrolü bizdeydi. Ancak maçın son anlarında oyuncularımız üzerinde oluşan baskı, özellikle kritik ribaundlarda yaşadığımız aksaklıklar nedeniyle rakibin yeniden oyuna ortak olmasına yol açtı. 23 maç kazanamayan, uzun süredir galibiyet alamayan bir takım olmanın getirdiği psikolojik yük ve motivasyon eksikliği, bu tür anlarda daha fazla hissediliyor ve toparlanmayı zorlaştırıyor. Son pozisyonda şansın da bizim yanımızda olduğunu söyleyebilirim. Bununla birlikte, maçın genelinde ortaya koyduğumuz mücadele ve oyun disipliniyle galibiyeti hak eden tarafın biz olduğuna inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı.
Ankara 50 eser ilk kez sergileniyor: Türkiye’den 19 müze tek sergide buluştu ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran’da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’de bulunan 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Roma’nın dünyaca ünlü tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran’da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran’da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma’nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran’da ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak. Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (KVGM) ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar süren hazırlık: 6 laboratuvar uluslararası standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, ‘çividen çiviye’ sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Yeni uluslararası sergiler yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.
Bursa Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabildiğini belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına neden olabiliyor" dedi. Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkilediğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi. Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur" diye konuştu. Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması, çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır" dedi. Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.